<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/2938 E. , 2025/619 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/2938<br>Karar No : 2025/619 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ... ve ...'a velayeten<br> 1- ... 2- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Malatya ili, Arguvan ilçesi, ..., ... Mezrası'nda ... tarihinde meydana gelen sel felaketinde davacılar yakını ...'ın sel sularına kapılarak hayatını kaybetmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle oluşan zararlara karşılık anne ... için 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, baba ... için 1.000.00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, ölenin kardeşlerinden ... için 75.000,00-TL, ... için 75.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 2.000,00-TL maddi ve 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların tazminat istemini idarece boğulma olayının meydana geldiği dere üzerine köprü inşa etmemesi nedenine dayandırdığı göz önüne alındığında, davacılar yakını ...'ın derenin karşısına geçerken veya geçmek isterken değil, dere kenarında bulunmakta iken dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu ayağının kayarak dereye düşmesi nedeniyle boğulduğu anlaşılmakla, davacıların yakını ...'ın selde ölmesi olayı ile idarenin faaliyeti (köprü inşası) arasında nedensellik bağı bulunmadığı gibi idarece zararın tazminini gerektirir bir kusursuz sorumluluk halinin de bulunmadığı değerlendirildiğinden, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, murislerinin hayvanların otlatıldığı yerden alınarak eve getirilmesi amacıyla derenin sığ yerinden karşıya geçmeye çalışırken sele kapılarak yaşamını yitirdiği, soruşturma sırasında alınan ifadelerin avukat eşliğinde alınmamış olması nedeniyle geçersiz olduğu ve aleyhe sonuç doğurmasına olanak bulunmadığı, savcılık tarafından olayın yanlış nitelendirildiği, aynı hatanın ilk derece idari yargı yeri ve istinaf dairesi tarafından da yapıldığı, müteveffanın sel olayının yaşandığı zamanda dere kenarına inerek beklemesi ve sele kapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hayvanların suya kapılmasından korktuğu için karşıya geçerek hayvanları almak isteyen murislerinin bu arada gelen ani sel dalgası ile suya kapılarak yaşamını yitirdiği, köprünün bulunması halinde suyun sığ yerinin aranmasına gerek olmayacağı ve bu nedenle ölüm olayı ile idarenin köprü yapmamak suretiyle kamu hizmetini işletmemesi arasında nedensellik bağının bulunduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dere yataklarının ıslahının Devlet Su işleri'nin sorumluluğunda olduğu, belediyenin görevinin bölgenin imara yani yerleşime açılması durumunda olduğu, davacı babanın ifadesine göre müteveffa çocuğun karşıya geçmeye çalışmadığının açık olduğu, davada Ceza Muhakemeleri Kanununun uygulanamayacağı, tazminata konu olayla belediyenin kusur veya kusursuz sorumluluğu yönünden illiyet bağının bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 07/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br>(X)- Dava; Malatya ili, Arguvan ilçesi, ..., ... Mezrası'nda ... tarihinde meydana gelen sel felaketinde davacılar yakını ...'ın sel sularına kapılarak hayatını kaybetmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle oluşan zararlara karşılık anne ... için 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, baba ... için 1.000.00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, ölenin kardeşlerinden ... için 75.000,00-TL, ... için 75.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 2.000,00-TL maddi ve 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her hâlde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin mali sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik, teseyyüp (kayıtsızlık, tembellik, üşengeçlik) gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hâllerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır. Dolayısıyla bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir. Ancak, hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk şartlarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu şartlar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.<br> Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden; davacıların 03/04/2017 tarihli idari başvurularında, davalı idarece boğulma olayının meydana geldiği dere üzerine köprü inşa edilmemesinin tazminat istemlerine dayanak olarak gösterildiği, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı cevabında ise, bahse konu olan köprü inşaatı talebinin incelenerek ilgili yılın yatırım programına dahil edildiği ancak ihale süresinin ve 01/12 ile 01/04 (ölü mevsim) olduğundan köprü yapımı için elverişli şartların oluşmasının beklenildiğinin belirtildiği görülmektedir. <br> Bu durumda, İstinaf Dairesince olayın meydana geldiği yerde köprü yapılmamasının zararı doğuran olaya etkisi ayrıca araştırılarak; davalı idarenin hizmet kusuru ile davacının kusur durumunun birlikte değerlendirilmesi ve gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle tespit edilecek kusur oranları çerçevesinde (müterafik kusur çerçevesinde) bir karar verilmesi gerekmektedir. <br> Yukarıda yer alan hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacıların tazminat istemlerinin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
ihale