<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2943 E. , 2024/7328 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/2943<br>Karar No : 2024/7328 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Nakliyat Ticaret Limited Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Trabzon ili, Araklı ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan "... Erişim No'lu II-(A) Grubu Patlatmalı Taş (Kalker) Ocağı Projesi" ile ilgili olarak başlatılan çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) sürecinin, 25/11/2024 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 6. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonlandırılmasına ilişkin Trabzon Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2022/5786, K:2022/8735 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/09/2023 tarih ve E:2023/11982, K:2023/5058 sayılı kararıyla bozulması üzerine, dosyada bulunan bilgi ve belgeleri ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacı tarafın ruhsatlı bulunan maden sahası için çevresel etki değerlendirmesi için hazırlanan proje tanıtım dosyasına konu proje sahasının heyelan bölgelerine, yerleşim yerlerine olan mesafesinin mevzuatta öngörülen mesafe şartlarına uygun olduğu, proje tanıtım dosyasında verilen taahhütlere uyulması ve bu taahhütlere uygun faaliyet yapılması durumunda, çevrede ikamet edenlerin kaya yuvarlanması, toz, gürültü ve titreşim gibi çevresel etkilerden etkilenmeyeceği, proje tanıtım dosyasına göre, yapılacak olan faaliyetlerin Araklı - Bayburt Karayolu'ndan görülmemesi ve görüntü kirliliğine sebebiyet verilmemesi için, çalışma alanı olarak dağın diğer tarafının belirlendiği, dolayısıyla, mevzuatta belirtilen usule uygun olarak çevresel etki değerlendirmesine yönelik bir karar verilmesi gerekirken, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının olumsuz görüş belirttiği gerekçesiyle ÇED süreci sonlandırılarak dosyanın iade edilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Proje tanıtım dosyasının incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla oluşturulan Komisyon'da yer alan ilgili kurumların görüşlerinin alındığı, bu kapsamda Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında projenin yapılacağı yerin konumu itibarıyla heyelanlı alana yakın mesafede bulunması, patlatma işlemlerinden kaynaklı olarak çevrede ikamet edenler üzerinde olumsuz etkiler doğuracağı, projenin yapılacağı alanın Araklı - Bayburt Karayolu'ndan görünür vaziyette olması nedeniyle görüntü kirliliğine neden olacağı, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin sorumlulukları"nı düzenleyen 7. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan "sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak..." hükmü kapsamında proje hakkında olumsuz görüş bildirildiği, söz konusu olumsuz kurum görüşüne istinaden (ÇED) sürecinin, 25/11/2024 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 6. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu projenin bir kısmının heyelan sebebi ile afete maruz bölge kapsamında kaldığı, Trabzon Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün bila tarihli, ... sayılı yazısında, uyuşmazlık konusu projenin ruhsat alanının bazı bölümlerinin heyelan nedeniyle afete maruz bölge (yapı ve ikamete yasaklı afet bölgesi) kararı bulunan alan içerisinde kaldığının tespit edildiği, bu bağlamda, ÇED sürecinin sonlandırılmasına yönelik işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının afete davet çıkarabileceği, bilirkişi raporuna taraflarınca yapılan itirazların dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 12/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY : <br> 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "Çevresel etki değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı; aynı fıkranın (ı) bendinde ise "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyonca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle gerçekleştirilmesinde çevre açısından sakınca görüldüğünü belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.'' hükmüne yer verilmiştir. <br> Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmüne; "Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde "(1) Bilgisine başvurulan bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu maddi vakıaların açıklığa kavuşturulması ve tespiti için, uzman kimliği bulunan başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mahkemeye bildirir. (2) Bilirkişi, incelemesini gerçekleştirebilmek için, bazı hususların önceden soruşturulması ve tespiti ile bazı kayıt ve belgelerin getirtilmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunun sağlanması için, bir hafta içinde kendisini görevlendiren mahkemeye bilgi verir ve talepte bulunur." hükmüne; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinde "(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir." hükmüne; "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde ise, "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmüne yer verilmiştir.<br> Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının "davacı tarafın ruhsatlı bulunan maden sahası için çevresel etki değerlendirmesi için hazırlanan proje tanıtım dosyasına konu proje sahasının heyelan bölgelerine, yerleşim yerlerine olan mesafesinin mevzuatta öngörülen mesafe şartlarına uygun olduğu, proje tanıtım dosyasında verilen taahhütlere uyulması ve bu taahhütlere uygun faaliyet yapılması durumunda, çevrede ikamet edenlerin kaya yuvarlanması, toz, gürültü ve titreşim gibi çevresel etkilerden etkilenmeyeceği, proje tanıtım dosyasına göre, yapılacak olan faaliyetlerin Araklı - Bayburt Karayolu'ndan görülmemesi ve görüntü kirliliğine sebebiyet verilmemesi için, çalışma alanı olarak dağın diğer tarafının belirlendiği, dolayısıyla, mevzuatta belirtilen usule uygun olarak çevresel etki değerlendirmesine yönelik bir karar verilmesi gerekirken, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığının olumsuz görüş belirttiği gerekçesiyle ÇED süreci sonlandırılarak dosyanın iade edilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine dayandığı anlaşılmakla birlikte; dava konusu işlemin esas itibarıyla Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı görüşüne dayandığı, davalı idare tarafından 04/01/2023 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe ekinde sunulan ve son olarak temyiz dilekçesinde de belirtilen Trabzon Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün bila tarihli, ... sayılı yazısında ise "ruhsat alanının bazı bölümlerinin heyelan nedeniyle afete maruz bölge ilan edilen alan içerisinde kaldığının belirtildiği, dava konusu projenin çevresine (yerleşim alanlarına, karayollarına, tarım arazilerine, vb.) etkilerini içerecek şekilde üniversitelerce hazırlanacak jeolojik - jeoteknik etüt ve ÇED raporları doğrultusunda projelendirilmesinde idareler açısından sakınca olmadığı"nın bildirildiği; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ruhsat alanının bazı bölümlerinin heyelan nedeniyle afete maruz bölge kararı bulunan alan içerisinde kaldığı yolundaki AFAD görüşüne istinaden alan özelinde jeolojik - jeoteknik raporun hazırlatılması ve/veya taahhüdün verilmesi gerektiği şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir.<br> Bu durumda, görülmekte olan davada, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, ÇED sürecinin dava konusu işlemde bahsi geçen sebeplerle sonlandırılamayacağına ilişkin olduğu, bu kapsamda yukarıda belirtilen jeolojik - jeoteknik etüt raporunun hazırlanması sonrasında elde edilecek verilerin ele alınması suretiyle yapılacak değerlendirme başta olmak üzere, diğer yönlerden davalı idare tarafından değerlendirme yapılmasının önünde bir engel bulunmadığı anlaşılmakta olup; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararının, yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanması gerektiği görüşüyle, söz konusu kararın onanmasına dair Dairemiz çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>
ihale