<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/2867 E.  ,  2024/5062 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/2867<br>Karar No:2024/5062<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince davanın kabulü, 890.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 02/10/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete iadesi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlığın maden mevzuatının uygulanmasından kaynaklandığı, dolayısıyla işbu davada verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle, "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarıca temyize tabi kararlardan olduğu değerlendirildiğinden, uyuşmazlığın esastan incelenerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir.<br>2577 sayılı Kanun'un "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin altıncı fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması halinde, kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; ilgili merciin bu kararına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; yedinci fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşılması durumunda, altıncı fıkrada sözü edilen kararın, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır. <br>Anılan Kanun'un 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:<br>(...)<br>b) Konusu yüz bin Türk Lirası'nı aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar. (...)" kuralına yer verilmiştir.<br>Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde, "Bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk Lirası'nı aşmayan kısımları dikkate alınmaz." kuralı yer almıştır.<br>Aktarılan düzenlemeler uyarınca, bölge idare mahkemelerince, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalarda (yüz bin Türk Lirası her takvim yılı başı itibarıyla güncellenmekte olup 2024 yılı itibarıyla söz konusu tutar 920.000,00-TL olarak belirlenmiştir) verilen kararlar temyiz edilebilecek kararlar arasında yer almıştır. Bu kapsamda temyiz başvurusu yapılan bölge idare mahkemesi kararı, konusu para ile ölçülebilen bir davaya ilişkin ise, temyiz merciince her yıl yeniden belirlenen tutarlar üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda kararın temyize tabi olup olmadığı belirlenmektedir.<br> Bununla birlikte, konusu para ile ölçülebilen davalarda verilen kararlar bakımından parasal miktarın hangi tarih itibarıyla esas alınacağı konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığından, Danıştay içtihatları uyarınca söz konusu miktarın tespitinde bölge idare mahkemesinin karar tarihi esas alınmış, davanın konusunu oluşturan parasal tutarın bölge idare mahkemesi kararının verildiği tarih için belirlenen temyiz sınırının altında olup olmadığına göre temyize tabilik incelemesi yapılmıştır. Nitekim Dairemizin içtihadı da bu yönde olmuştur (Dairemizin 27/09/2023 tarih ve E:2023/3033, K:2023/3763 sayılı kararı).<br>Devam eden süreçte anılan maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, "Konusu yüz bin Türk Lirası'nı aşan..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 13/10/2023 tarih ve 32338 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararı ile anılan ibarenin iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (13/07/2024 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.<br>Söz konusu iptal kararı sonrasında 02/08/2024 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, "Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar."; aynı Kanun'un Ek 1. maddesi, "(1) Bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk Lirası'nı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 17'nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davaların belirlenmesinde davanın açıldığı; 45'inci ve 46'ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınır. Ancak nihai karar tarihinden sonra parasal sınırlarda meydana gelen artış, bölge idare mahkemesinin kaldırma veya Danıştayın bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmaz." şeklinde değiştirilmiş, 46. maddenin birinci fıkrasına, "Konusu iki yüz yetmiş bin Türk Lirası'nı aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk Lirası'nı aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar." bendi eklenmiş ve anılan değişiklikler Kanun'un yayımı tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiş, aynı Kanun'un geçici 1. maddesinde, "(1)Bu Kanunla 2577 sayılı Kanunun 46'ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile ek 1 inci maddesinde yapılan değişiklikler, 13/7/2024 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. Bu kararların temyiz süresi; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tebliğ edilenler bakımından maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra tebliğ edilenler bakımından ise tebliğ tarihinden itibaren otuz gündür. (2) Bu Kanunla 2577 sayılı Kanunun 46'ncı maddesinin birinci fıkrasına eklenen (c) bendi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır." kurallarına yer verilmiştir.<br>Böylelikle, konusu para ile ölçülebilen davalarda bölge idare mahkemelerince verilen kararların temyize tabi olup olmadığına ilişkin olarak parasal sınırın hangi tarih itibarıyla dikkate alınacağına yönelik Kanunda yer alan belirsizlik giderilmiş, söz konusu davalar bakımından temyize konu bölge idare mahkemesinin nihai karar tarihindeki parasal sınırın esas alınması yönünde düzenleme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde Danıştay tarafından aynı kıstas esas alınarak değerlendirme yapıldığından, parasal sınır dikkate alınarak temyize tabiliğin değerlendirileceği davalarda önceki ve sonraki yasal düzenlemeler bakımından herhangi bir farklılık oluşmamıştır.<br>Nitekim Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, "Konusu yüz bin Türk Lirası'nı aşan..." ibaresinde yer alan parasal miktar Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak 2024 yılı için 920.000,00-TL olarak belirlenmiş, anılan maddenin güncel halinde de aynı tutara yer verilmiştir.<br>Diğer yandan 7524 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile ek 1. maddesinde yapılan değişikliklerin Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 13/07/2024 tarihi ile 7524 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 02/08/2024 tarihi arasında verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek konuyla ilgili herhangi bir kanuni boşluğun oluşmasının önüne geçilmiş, başka bir anlatımla iptal kararının yürürlüğü girdiği tarihin öncesinde ve yürürlük sonrasında yeni kanuni düzenleme yapılana kadarki dönem bakımından uygulama birliği sağlanmıştır.<br>Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (c) bendi ile konusu iki yüz yetmiş bin Türk Lirası'nı aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk Lirası'nı aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalara (işbu davadaki yargılama sürecinde olduğu gibi) karşı temyiz yolu açılmış ise de, 7524 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilecek kararlar hakkında uygulanacağının açık bir biçimde düzenlendiği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun 46. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (c) bendinin ancak düzenlemenin yürürlüğe girdiği 02/08/2024 tarihinden sonra verilecek bölge idare mahkemesi kararları hakkında uygulanabileceği anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğünün dokuz ay süreyle ertelenmiş olması, iptal edilen yasal düzenlemeyle yeni yasal düzenleme arasında temyize tabiliğin tespiti bakımından esas alınacak parasal miktar ile söz konusu miktarın hangi tarih itibarıyla dikkate alınacağına ilişkin herhangi bir farklılığın mevcut olmaması ve 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (c) bendinin ancak 02/08/2024 tarihinden sonra verilecek bölge idare mahkemesi kararları hakkında uygulanabilecek olması nedeniyle, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, "Konusu yüz bin Türk Lirası'nı aşan..." ibaresinin iptal edilmiş olduğu tarihte (henüz yeni kanuni düzenleme yapılmadan önce) verilen ve işbu davada temyize konu edilen bölge idare mahkemesi kararının temyize tabi olup olmadığının, bölge idare mahkemesi kararının verildiği tarih itibarıyla davanın konusunun 2024 yılı için belirlenen 920.000,00-TL'yi aşıp aşmadığının tespiti suretiyle belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Çanakkale ili hudutlarında bulunan ER:... sayılı IV. Grup maden sahası ihalesi neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı IV. Grup arama ruhsatının yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle söz konusu ihale kapsamında ihale bedeli olarak ödenen 890.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 02/10/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, ihale bedelinden kaynaklanan davanın konusunun temyize konu bölge idare mahkemesi kararının verildiği 2024 yılı için miktar itibarıyla öngörülen temyiz sınırı olan 920.000,00-TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusu üzerine verilen temyize konu kararın kesin olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, istinaf incelemesi üzerine kesinleşen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması hukuken mümkün olmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenemeyeceği kuşkusuzdur.<br> <br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,<br>2. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>3. Dairemiz kararının bir örneği Mahkemece ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesine gönderilmek üzere dosyanın... İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca kesin olarak 27/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>

ihale