<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/2437 E.  ,  2024/4738 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/2437<br>Karar No:2024/4738<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediyesi <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: İzmir ili, Çeşme ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parselde bulunan mülkiyeti davalı idareye ait 2.283,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulüyle satışına ilişkin 17/11/2022 tarihli ihalenin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen kararda; ... tarih ve ...sayılı Çeşme Belediye Meclisi kararıyla, mülkiyeti idarelerine ait olan uyuşmazlığa konu taşınmazın 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18/e maddesi uyarınca satışına karar verildiği, 02/08/2022 tarihli Kıymet Takdir Komisyonu kararıyla taşınmazın satış bedelinin 120.000.000,00-TL olarak belirlendiği, ... tarih ve... sayılı Çeşme Belediye Encümeni kararıyla taşınmazın 2886 sayılı Kanun'un 35/a maddesi uyarınca 120.000.000,00-TL bedelle ihaleye çıkarılmasına karar verildiği, 13/10/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihaleye katılım olmadığından ihalenin yapılamadığı, bunun üzerine ... tarih ve ... sayılı Çeşme Belediye Encümeni kararıyla, bahse konu taşınmazın tapu kütüğüne düşülen "... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve ... esas sayılı Mahkeme müzekkeresi numaralı dosyasında davalıdır" beyanın göz önünde bulundurularak 2886 sayılı Kanun'un 35/a maddesi gereğince kapalı teklif usulü ile 120.000.00,00-TL bedelle ihaleye çıkarılmasına karar verildiği, ihale ilanının... tarih ve ... sayılı ile 08/11/2022 tarih ve 32007 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, ihalenin aynı zamanda belediye ve kaymakamlık ilan tahtalarında ilan edildiği, 17/11/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihaleye 4 istekli katıldığı, ... tarih ve ... sayılı Çeşme Beldiye Encümeni kararıyla ihalenin en yüksek teklifi veren (136.500.000,00-TL) isteklinin üzerinde bırakıldığı ve ihale dosyasının ita amirinin onayına sunulduğu, ihalenin onaylanması ve ihale bedelinin ödenmesinin ardından ...tarih ve ... sayılı Çeşme Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğü yazısıyla, Çeşme Tapu Müdürlüğünden taşınmazın anılan istekli adına tecilinin sağlanmasının istenildiği ve taşınmazın söz konusu istekli adına tescil edildiği; <br> Davacı tarafından uyuşmazlığa konusu taşınmazın kıyıda kaldığından bahisle satılamayacağı iddiasıyla işbu dava açılmış ise de söz konusu taşınmaza ilişkin imar durum belgesi incelendiğinde, taşınmazın 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı'nda "Turistik Tesis Alanı"nda kaldığı ve "Ayrık Nizam, E:0,90, 5 kat" yapılaşma koşullarına sahip olduğu, 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca davalı idarenin mülkiyetinde bulunan taşınmazları satmaya yetkili olduğu, davalı idarece söz konusu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığına ilişkin somut herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davaya konu taşınmazın kıyıda yer aldığı, Anayasa ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca kıyıların devamı olan ve onu çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada kamu yararının gözetilmesi gerektiği, ihale neticesinde anılan taşınmaz üzerinde rezidans yapılmaya başlandığı, söz konusu yapının anılan mevzuata ve uygulama imar planındaki kullanım amacına aykırı olduğu, bu yapı nedeniyle kıyıdan yararlanamayacakları, mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,<br> 5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br> 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 13/11/2024 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 2. fıkrasının (a) bendinde, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu kurala bağlanmıştır.<br> 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirimin” esas alınması gerektiği, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idari davalarda ise, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlaması gerektiği öngörülmüştür.<br> Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idari işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu itibarla, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilan veya ihale tarihinden itibaren başlatılmaması, yazılı bildirim yapılan hallerde bildirim tarihinde, yazılı bildirim yapılmayan hallerde ise işlemin öğrenildiği tarihi izleyen günden itibaren başlatılması gerekmektedir.<br> Ancak, işlemin öğrenme tarihinin belirlenmesi her zaman mümkün olmadığı gibi işlem, çok uzun süre sonra da öğrenilmiş olabilir veya daha önce öğrenildiği halde aksi ispat edilemeyeceği için hakkın kötüye kullanılması suretiyle yeni öğrenildiği beyan edilerek dava açılabilir. Oysa ki dava açma süresi, kamu düzenine ilişkin bir konu olup sürenin başlangıcının kişilerin takdirine bırakılması mümkün değildir.<br> İdari işlemin tarafı olmayan ve kendisine bildirim yapılmayan kişiler tarafından, işlemin yeni öğrenildiği beyan edilerek işlemin tesis edildiği tarihten uzunca bir zaman geçtikten sonra dava açılması halinde, idari işlemler ve dolayısıyla işlem neticesi elde edilen haklar devamlı olarak iptal edilme riskine maruz kalacaktır. Bu risk nedeniyle de idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali sonucu doğacak ve bu durum, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı için de kamu düzeni bozulacaktır.<br><br> Bu nedenle hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanması ile kişilerin mahkemeye erişim haklarının korunması arasında adilane dengenin kurulması gerekmekte olup bu denge her bir somut uyuşmazlığın özelliğine göre yargı mercilerince makul bir dava açma süresi belirlenmesiyle sağlanabilir.<br> Nitekim Fransız Danıştayı 13/07/2016 tarihli M.A.B. kararında dava açma süresine ilişkin olarak, Fransız İdari Yargı Kanunu'ndaki düzenlemelerden hareketle, başvuru yolları, başvuru ve dava süreleri konusunda bilgi verme zorunluluğuna uyulmaması veya idarenin bu bilgileri ilgiliye verdiğine dair kanıt bulunmaması hallerinde, ilgili kişiye İdari Yargı Kanunu'nda yer alan genel dava açma sürelerinin uygulanmayacağını ve kişilerin dava açma süreleri geçmiş olsa bile dava açabilecekleri, ancak "hukuki güvenlik” ilkesinin kişilerin süresiz olarak, her istedikleri zaman dava açamamalarını gerektirdiği, bununla birlikte dava yollarına makul süreler içerisinde başvurulabileceği yönünde karar vermiştir (Conseil d'Etat, Asambleé, 13/07/2016, No:387763) (Erişim: https://www.conseil-etat.fr/arianeweb - Ariane Web Arama Motoru) (Kararın çevirisi için bkz. AYDIN, M. A., Başvuru Yolu ve Süresi Gösterilmeyen Tebligatın Dava Açma Süresine Etkisi, Fransız Danıştayı'nın Eski Polis Komiseri M.A.B. Kararı, Terazi Hukuk Dergisi, C. 12, S. 134, Ekim 2017, s. 86-89).<br> Anılan kararda makul sürenin belirlenmesindeki amaçlardan biri ise “dava açma süresinin makul süre ile sınırlandırılması, muhtemel davalı idarelerin aşırı gecikmeli açılan davalar sonucu çıkabilecek iptal kararlarına maruz kalmalarını önleyecek, adaletin daha iyi işlemesini sağlayacak ve hukuki durumların güvenliğe ve sabitliğe kavuşmasını sağlayacaktır." şeklinde belirtilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden, İzmir ili, Çeşme ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, ... parselde bulunan 2.283,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 2577 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulüyle 17/11/2022 tarihinde satışına ilişkin ihalenin iptali istemiyle 16/02/2024 tarihinde, yani ihale tarihinden yaklaşık 15 ay sonra dava açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu ihale işlemleri açısından, makul süre olarak belirli bir süre öngörmek güç olmakla birlikte, işlemin niteliği dikkate alındığında, ihale tarihinden yaklaşık 15 ay sonra açılan davanın süresinde olmadığının kabulü hakkaniyete uygun olacağından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.<br> Açıklanan nedenle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek verilen davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığından, anılan kararın belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile, gerekçe yönünden karara katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>

ihale