<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/1073 E. , 2025/2361 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T AY ONÜÇÜNCÜ DAİRE <br> Esas No: 2025/1073<br> Karar No: 2025/2361<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVACI) ... A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2. (DAVALI) ... Valiliği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının; davalı idare tarafından vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması, davacı tarafından ise eksik inceleme yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Mersin İl Emniyet Müdürlüğünce, Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Araç, Gereç, Mal ve Malzemelerin Satış, Hibe, Hek ve Hurda Durum ve İşlemleri ile Hizmet Satışına Dair Yönetmeliğin (Yönetmelik) 38. maddesi uyarınca 11/10/2024 tarihinde gerçekleştirileceği ilan edilen HEK ve ekonomik ömrünü doldurmuş 77 adet muhtelif marka ve model taşıtın 13.599.360,00-TL muhammen bedel üzerinden mübadelesine yönelik ihalenin iptal edilerek ihaleye konu taşıtların davacı şirkete devrinin sağlanması talebiyle yapılan 01/10/2024 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin ve anılan ihalenin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; davalı idarenin sunduğu 21/11/2024 tarihli savunma dilekçesinde, davaya konu Hurda/Hek taşıtların üçüncü kişilere satılması yönündeki ihaleye katılımcı firma/kişi bulunmadığından Yönetmeliğin 33. maddesinin (c) bendi uyarınca ihale komisyonu tarafından mübadele ihalesinin iptal edilmesi kararı alındığı, bu kararın harcama yetkilisince 11/10/2024 tarihinde onaylandığının görüldüğü;<br>Bu durumda, davacı şirket tarafından, ihalenin iptal edilerek ihaleye konu taşıtların davacı şirkete devrinin sağlanması talebiyle yapılan 01/10/2024 tarihli başvurunun zımmen reddine ilişkin işlem ile anılan başvuruya konu ihalenin iptali istenilmiş ise de dava konusu başvurunun ihalenin iptali talebine ilişkin olduğu ve dava konusu edilen ihalenin de iptal edildiği anlaşıldığından, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı şirketin hukuki durumunu etkileyen kesin ve yürütülebilir bir işlem bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Diğer taraftan, davaya konu Hurda/Hek taşıtların üçüncü kişilere satılması yönündeki 11/10/2024 tarihli ihalenin iptal edildiği hususunun davalı idarece davacı şirkete bildirilmediği ve davacı şirketin yapmış olduğu başvurunun davalı idarece 30 gün içerisinde cevap verilmeyerek zımnen reddedildiği, dolayısıyla dava konusu ihalenin iptal edildiğinden davacı şirketin haberdar olmadığı, bu nedenle dava konusu işlemlere karşı davacı şirketin dava açmak zorunda bırakıldığı, dolayısıyla davalı idarenin kusuru nedeniyle bakılan davanın açılmasına sebebiyet verildiği anlaşıldığından, yargılama giderlerinin bakılan davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği belirtilmiştir.<br> Belirtilen gerekçelerle, davanın incelenmeksizin reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00-TL tutarındaki vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesince, işbu davanın açıldığı tarih itibarıyla dava konusu ihalenin iptal edilmiş olması nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş ise de uyuşmazlığa konu ihalenin iptal edilerek ihaleye konu taşıt ve hurda malzemenin 7330 sayılı ... Anonim Şirketi Hakkında Kanun ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kendilerine devrinin sağlanmasına yönelik 01/10/2024 tarihli başvurularının zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkin olarak esastan inceleme yapılmadığı, 7330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı idare uhdesindeki ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan mübadele ihalesine konu araç ve malzemelerin kendilerine satışının gerektiği, HEK taşıtların hurda vasfında olduğu, hurda taşıtların 3. kişilere satışının, davalı idarenin tabi olduğu 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 44. maddesine dayanılarak çıkarılan Taşınır Mal Yönetmeliği'ne de aykırılık oluşturduğu, 4645 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Araç, Gereç, Mal ve Malzemenin Satış, Hibe, Hek ve Hurda Durum ve İşlemleri ile Hizmet Satışına Dair Kanun ile hurda/HEK taşıtlar yönünden, 3284 ve 7330 sayılı Kanunlar kapsamında getirilmiş bir muafiyetin mevcut olmadığı, 7330 sayılı Kanun'un 4645 sayılı Kanun'dan daha sonra yürürlüğe girdiği, davalı idarenin hurda vasfındaki mal ve malzemeleri yalnızca ... A.Ş. ile mübadele edebileceği, dava konusu işlemin kamu yararına uygun olmadığı ileri sürülmektedir. <br> Davalı idare tarafından, 4645 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, aleyhe hükmedilen vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı ve davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY: <br> Mersin İl Emniyet Müdürlüğünce, Yönetmeliğin 38. maddesi uyarınca HEK ve ekonomik ömrünü doldurmuş 77 adet muhtelif marka ve model taşıtın 13.599.360,00-TL muhammen bedel üzerinden 11/10/2024 tarihinde mübadelesine ilişkin ihale ilanı üzerine davacı tarafından 01/10/2024 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunularak anılan ihalenin iptali ile ihaleye konu taşıt ve malzemelerin ... A.Ş.'ye devrinin sağlanması talep edilmiştir. <br> Söz konusu başvuruya cevap verilmemesi üzerine zımnen redde ilişkin işlem ile 11/10/2024 tarihli ihalenin iptali istemiyle 31/10/2024 tarihinde bakılan dava açılmıştır.<br> Öte yandan, davaya konu ihale, teklif veren istekli bulunmadığından 11/10/2024 tarihli Olur ile iptal edilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Mahkeme kararının, dava konusu ihalenin iptali isteminin incelenmeksizin reddine yönelik kısmına ilişkin olarak taraflarca temyiz isteminde bulunulmadığından, kararın bu kısmı kesinleşmiştir.<br> 1. Temyize konu Mahkeme kararının, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00-TL tutarındaki vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine yönelik kısmı incelendiğinde;<br>Davalı idare tarafından, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden, İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı düzeltilerek vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istenilmektedir.<br>Yargılama giderleri genel olarak, yargılama faaliyetinin başlaması, devamı ve sonuçlanması için ödenmesi lazım gelen harç, masraf ve ücretlerin tamamını ifade etmektedir. Kural olarak yargılama giderlerinin, yargılama sonunda aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına karar verilir. Yargılama giderlerine tarafların talepte bulunmalarına gerek olmaksızın mahkemece re'sen hükmedilir. <br>Vekalet ücreti, vekille takip edilecek davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti ve avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan vekalet ücreti olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin kuralları incelendiğinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama gideri olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretinin hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir. Takdir olunacak vekalet ücreti tutarı ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenmektedir.<br>Görüldüğü üzere yargılama giderleri; harçlar, yargılama sırasında yapılan masraflar ve vekalet ücretinden oluşmaktadır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai kararın "hüküm" olduğu; 297. maddesinde ise yargılama giderlerinin hükmün kapsamı içerisinde yer aldığı ifade edilmiştir. Bu sebeple, yargılama sonunda verilen nihai kararda (hüküm) yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin belirtilmesi gerekmektedir.<br>Davanın konusuz kalması, işin esası incelenerek yargılama sonunda verilecek hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri dışında yargılamayı sona erdiren durumlardan biridir. Davanın açılmasından sonra, davanın konusunun veya davacının dava açmaktaki hukuki yararının ortadan kalkması durumunda dava konusuz kalır. Dava konusuz kaldığında esas hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm kurulmasına gerek kalmaz. Öte yandan, davanın konusuz kalması halinde nasıl bir karar verileceğine ilişkin usul kanunlarımızda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, davanın konusuz kalması durumunda davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir.<br>Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda esas hakkında yargılamaya devam edilerek karar verilmesine gerek kalmamakta ise de yargılama giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında, "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." kuralı yer almaktadır. Davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun nihai olarak ortaya koyulabilmesi ise yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu itibarla, davanın konusuz kalması durumunda mahkemece yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ve bu tespite göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Bu noktada, hüküm aşamasında ortaya çıkan "haklılık durumu" ile davanın açıldığı tarihteki "haklılık durumu" kavramları arasındaki farka değinmek gerekmektedir. Bir davada, hüküm verilebilir aşamaya gelininceye kadar çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunularak tarafların haklılık durumu araştırılmakta, yargılama sonunda verilen hükümle birlikte tarafların haklılık durumu nihai olarak ortaya çıkmaktadır. Esasen, bakılmakta olan bir davada tarafların haklılık durumunun nihai olarak tespit edilebilmesi için öncelikle dosyanın tekemmül etmesi, gerektiğinde de keşif, bilirkişi, ara karar veya duruşma gibi çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunulması gerekmektedir. Davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri bakımından davaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi gerekmekte ise de bu aşamada yapılacak haklılık durumu tespitinin, davanın esası hakkında hüküm verecek düzeyde bir araştırma yapmayı zorunlu kılmayan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre yapılan bir haklılık değerlendirmesini ifade ettiğinin kabulü gerekir. Aksi halde, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davalarda, sadece yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletilmesi gerektiğine karar verilebilmesi amacıyla, adeta davanın esası hakkında bir karar veriyormuşçasına yargılama faaliyetinde bulunulması zorunluluğu doğar ki bu durum ne usul ekonomisi ne de yargılama faaliyetinin amacıyla bağdaşır.<br>Öte yandan, tarafların haklılık durumunun nihai olarak tespiti esasen yargılama sonunda verilen hüküm ile birlikte mümkün olduğundan, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespiti çoğu zaman pek mümkün olamamaktadır. Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda ideal olan yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ise de haklılık durumu tespitinin nihai olarak ortaya koyulabilmesi için uzun bir yargılama faaliyetine ihtiyaç duyulduğundan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilememesi halinde, herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi seçeneği usul ekonomisi ve yargılama faaliyetinin amacına daha uygun düşmektedir. Zira, dosya tekemmül etmeden veya yeterli araştırma yapılmadan bir haklılık değerlendirmesi yapılması ve buna bağlı olarak hükmedilecek yargılama giderleri, taraflar açısından hukuka aykırı sonuçların doğmasına sebep olabilecektir.<br>Uygulamada bazı mahkemeler tarafından, konusu kalmayan davalarda haklılık durumu değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmekle birlikte, toplam yargılama gideri taraflara eşit olarak paylaştırılmaktadır. Oysa, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasında aslolan, tarafların kendi yaptıkları masraf ve giderlere katlanmasıdır.<br> Dosya incelendiğinde, davacı tarafından, Mersin İl Emniyet Müdürlüğünce Yönetmeliğin 38. maddesi uyarınca 11/10/2024 tarihinde gerçekleştirileceği ilan edilen HEK ve ekonomik ömrünü doldurmuş 77 adet muhtelif marka ve model taşıtın 13.599.360,00-TL muhammen bedel üzerinden mübadelesine yönelik ihalenin iptal edilerek ihaleye konu taşıtların taraflarına devrinin sağlanması talebiyle yapılan 01/10/2024 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ve ihalenin iptal istemiyle açılan davada, Mahkemece, ihalenin dava açılmadan önce iptal edilmiş olması nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği ve davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda, ortada incelenecek bir icrai işlem bulunmadığından bahisle davanın esasının incelenmesine gerek bulunmayan davada, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu tespiti yapılamadığından yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. <br>Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının, taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi suretiyle düzeltilerek onanması gerekmektedir. <br> 2. Temyize konu Mahkeme kararı, ihale konusu araç ve malzemelerin davacı şirkete devrinin sağlanmasına yönelik başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem bakımından incelendiğinde; <br> Uyuşmazlıkta, davacı tarafından 01/10/2024 tarihinde davalı idareye başvurularak, ekonomik ömrünü doldurmuş 77 adet muhtelif marka ve model taşıtın mübadelesine ilişkin 11/10/2024 tarihinde gerçekleştirilecek ihalenin iptali ile ihaleye konu taşıtların kendilerine devrinin sağlanmasının talep edildiği, davalı idarece anılan başvuruya cevap verilmediği, bunun üzerine 31/10/2024 tarihli dava dilekçesi ile, 11/10/2024 tarihli ihalenin yanı sıra 01/10/2024 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin de iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.<br> 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi ile idari yargıda başvuru, inceleme ve yargılama usuIüne ilişkin olarak bazı yenilikler getirilmiş, genel yargılama usulüne göre yargılama sürecini hızlandıracak önemli değişiklikler yapılmıştır. Buna göre, temyiz incelemesine ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen özel yargılama usulünde genel kural, temyiz incelemesine konu olan kararda hukuki isabet görülmediğinin temyiz mercii tarafından tespit edilmesi halinde, dosyanın kararı veren mahkeme veya daireye geri gönderilmesi yerine, uyuşmazlığın esasının bizzat çözümlenerek karara bağlanması olup, bozma ile birlikte dosyanın geri gönderilmesi sadece ilk inceleme üzerine verilen kararlarla sınırlı tutulmuştur.<br> Bununla birlikte, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan "Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünde geçen "nihai kararlar”dan anlaşılması gereken, davaya konu edilen işlemlerin ilk derece yargı yeri olarak hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve bu konularda verilmiş nihai bir kararın varlığı olduğundan, ilk derece yargı yerince davanın konusunun yanlış nitelendirilerek uyuşmazlık ile ilgili hukuka uygunluk denetimi yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı durumlarda, ilk derecede uyuşmazlıkla ilgili verilmiş nihai bir karardan söz edilmesi mümkün olmayıp temyiz aşamasında Danıştayca, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm kurulmayan işlemle ilgili olarak uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulması halinde Kanun'un öngördüğü iki aşamalı yargısal denetimin gerçekleşmeyeceği açıktır. <br> 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde, ilk derece mahkemelerince, uyuşmazlığa konu edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapılmamış olması halinde, üst derece mahkemesince ne yönde bir karar verileceği hususunda açık bir kural öngörülmemiş ise de bu konunun kanun koyucu tarafından önceden öngörülmesinin mümkün olmaması ve hukuka uygun olanın, uyuşmazlığın tüm boyutuyla ele alınıp, bu çerçevede bir hüküm kurulması olduğundan, bu istisnai durumun ayrıca yasal metinlerde düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.<br> Sonuç olarak, dava konusu uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında ivedi yargılama usulüne tabi "ilk derece" ve "temyiz" olmak üzere iki aşamalı olarak incelenmek zorunda olunması nedeniyle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlıkla ilgili hüküm kurulmayan bir konuda, temyiz mercii tarafından dava konusu işlemin esasına ilişkin doğrudan yargılama yapılarak bir hüküm kurulmaması gerekir.<br> Bu durumda, her ne kadar Mahkeme tarafından, dava konusu ihalenin dava açılmadan önce iptal edilmiş olması nedeniyle idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir idari işlemin bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş ise de bakılan davada istemin sadece 11/10/2024 tarihli ihalenin iptaline yönelik olmadığı, aynı zamanda ihale konusu taşıtların ... A.Ş.'ye devrinin sağlanmasına yönelik başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin de iptalinin istenildiği, bu kısma ilişkin idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir idari işlemin bulunmadığının kabul edilemeyeceği dikkate alındığında, Mahkeme tarafından davanın bu kısmı hakkında inceleme yapılıp hüküm kurulması gerekirken, davanın incelenmeksizin reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.<br> Bu itibarla, Mahkemece, dava konusu işlemin, ihaleye konu taşıtların davacı şirkete devredilmesi talebinin zımnen reddine ilişkin kısmı hakkında hukuka uygunluk denetimi yapılmadığı anlaşıldığından, iki aşamalı olması gereken yargısal denetimin ilk aşaması olan ilk derece yargısal denetiminin gerçekleştirilmesi için bu kısım hakkında bir hüküm kurulmak üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Davanın incelenmeksizin reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararının bu kısmında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne,<br> 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00-TL tutarındaki avukatlık ücretinin vekalet davalı idare tarafından davacı şirkete ödenmesine" ibaresinin, "taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA oyçokluğuyla; <br> 3. Davacının temyiz isteminin kabulüne,<br> 4. Temyize konu Mahkeme kararınında, ihale konusu taşıtların davacıya devredilmesine yönelik 01/10/2024 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden hüküm kurulmadığından, kararın bu kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA oybirliğiyle,<br> 5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br> 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere) 18/06/2025 tarihinde karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY : <br> Temyize konu kararın hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00-TL tutarındaki avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı şirkete ödenmesine" ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olduğu görüldüğünden, Mahkeme kararının bu kısmının onanması gerekmekle birlikte, davacının temyiz istemi kabul edilerek Mahkeme kararının hüküm kurulmayan kısmının bozulmasına karar verildiğinden, bozma kararı nedeniyle yapılacak inceleme üzerine Mahkemece verilecek kararın sonucuna göre avukatlık ücreti konusunda da yeniden değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere, kararın bu kısmının da bozulması gerektiği oyuyla, Dairemizin "taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine" şeklinde düzeltilerek onanmasına yönelik kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
ihale