<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/2720 E.  ,  2024/3898 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2020/2720<br>Karar No : 2024/3898 <br><br>DAVACI : ... Üniversitesi ... Rektörlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı <br> VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br> 2- ... Kurumu Başkanlığı <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, dış eczaneye reçete edilen yatan hasta tedavilerinde (yatan ve günübirlik tedavi) kullanılan temini zorunlu ilaçlar nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2017, 2018 ve 2019 yıllarında mahsup edilen (2017 yılında 29.704.642,77 TL, 2018 yılında 36.023.432,74 TL ve 2019 yılında 14.752.090,44 TL) toplam 80.480.165,95 TL ilaç kesinti bedelinin iade edilmesi talebiyle ... tarih ve ... sayılı yazıyla yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı işlemi ile anılan başvuruya dayanak teşkil eden 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "..mahsup edilen tutarlar iade edilmez." ibaresinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Sağlık Uygulama Tebliği hükmü gereği Sosyal Güvenlik Kurumuyla sözleşmeli sağlık kuruluşlarında yatarak tedavilerde kullanılan tıbbi malzemelerin sağlık kuruluşu tarafından temin edilmesinin zorunlu olduğu, bu malzemelerin reçete karşılığı hastaya aldırılması durumunda sağlık hizmet sunucusunun Kurumdan olan alacağından mahsup edileceği, reçete edilen ilacın sağlık kurumunca ihale veya doğrudan alım yöntemi ile temin edilemediğinin başhekimlik onayı ile belgelendirilmesi halinde mahsup edilen tutarın sağlık kurumuna iade edileceğinin düzenlendiği, bu durumun 05/08/2015 tarihine kadar bu şekilde uygulandığı, 05/08/2015 tarih ve 29436 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile yapılan değişiklik neticesinde ilacın temin edilememesi halinde mahsup edilen tutarın iade edilmeyeceğinin hükme bağlandığı, anılan değişiklik sonrasında üçüncü basamak olan üniversite hastanelerinin büyük zararlara uğradığı, mahsup edilen tutarın iade edilmesinin Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde bir kamu zararının doğmasına sebebiyet vermediği, hastanın hastane dışındaki eczaneden temin ettiği ilaçların sağlık hizmeti sunucusu tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edilmediği dolayısıyla Kurumca mükerrer bir ödeme yapılmasına neden olunmadığı ileri sürülmektedir.<br> <br>DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından; usul yönünden, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında Kanun’un 63. maddesinde, Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türleri, miktarları, kullanım süreleri ve ödeme usul ve esaslarının Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle belirlenmesinin öngörüldüğü ve aynı Kanun’un 72. maddesinde öngörülen Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun, Bakanlığın temsilcisinin de iştirakiyle sağlık hizmetleri için ödenecek bedellerinin belirlendiği ve Sağlık Uygulama Tebliği’nin sağlanan mutabakat sonucu bu haliyle yürürlüğe girmesinin uygun görüldüğü, ancak söz konusu görüşmelere Sağlık Bakanlığının temsilcisinin katılmasının Bakanlığa husumet tevcihini haklı kılmayacağı, bu nedenle iş bu davada evleviyetle Sağlık Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılması ve davanın münhasıran Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı husumetiyle görülmesi gerektiği; esas yönünden, sağlık tesislerinin, geri ödeme kurumu ile sözleşmesinde, Kurum tarafından belirlenen kriterlere göre hak sahiplerine sağlık hizmeti sunması, yatan hastalar için ihtiyaç duyulan ilaç ve tıbbi malzemelerin sağlık hizmet sunucusu tarafından karşılanması gerektiği, bu kuralın temel amacının, tıbbi ürün ve malzeme konusunda hastaya veya yakınlarına ilave zorluk çıkarılmasının engellenmesi olduğu, böylece hem hastalar için memnuniyetin artması hem de kamu kaynaklarının verimli kullanılmasının hedeflendiği, paket fiyat olarak belirlenen işlemlerde işlem fiyatına dâhil olan ürünlerin tekrar reçete edilmek sureti ile mükerrer ödeme yapılmasının engellendiği, temin edilen bu ürün için mükerrer ödeme yapmamak adına sağlık hizmet sunucusuna ödenmesi gereken tutar hastaya ödenerek sağlık hizmet sunucusunun alacağından mahsup edildiği, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, usul yönünden, davacı tarafından mahsup edilen alacağın iadesine ilişkin Kurumlarına yapılmış bir başvurunun bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir zımni ret işleminin söz konusu olamayacağı, bununla birlikte düzenleyici işlem ile bireysel işlem birlikte dava konusu edilmiş ise de bireysel işlemin Danıştay'ın görev alanına girmemesi nedeniyle bu kısım yönünden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "..Mahsup edilen tutarlar iade edilmez." ibaresinin 21/04/2015 tarih ve 29333 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile ana Tebliğe eklendiğinden bu kısım açısından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esas yönünden, Kurumları ile İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Rektörlüğü arasında 2017, 2018 ve 2019 yılları için götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti alım sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşmenin 7. maddesinin (ç) bendi gereğince; yatarak ve günü birlik tedavilerde kullanılan ilaçların sağlık hizmeti sunucusunca temini zorunlu olması nedeniyle söz konusu ilaçların temin edilemeyerek serbest eczanelerce karşılanıp ve Kurumlarınca eczanelere bu ilaçlar için ödenen tutarların aylık yapılan götürü bedel ödemesi tutarlarından mahsup edildiği, yatarak tedavilerde hastaların ve/veya yakınlarının ilaç temini için eczanelere gitmek zorunda kalmamaları ve mağduriyet yaşamamaları açısından tedavi esnasında kullanılması gereken ilaçların hastane tarafından temin edilmesinin zorunlu kılındığı, aksi durumda yürütülecek işlemlerin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında düzenlendiği, dava konusu ibarenin de 21/04/2015 tarih ve 29333 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile ana Tebliğe eklendiğin, Kurum ile 2017 yılından itibaren Götürü Bedel Üzerinden Sağlık Hizmeti Alım Sözleşmesi ve Usul Esasları imzalayan davacı tarafından da bu durumun bilindiği, davacı ile götürü bedel sözleşmesi imzalandıktan sonra ilgili hükümde değişiklik olmadığı, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından ... tarih ve ... sayılı yazıyla yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı işlemi yönünden davanın görev yönünden reddine; 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "..Mahsup edilen tutarlar iade edilmez." ibaresinin iptali istemi yönünden ise davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava; dış eczaneye reçete edilen yatan hasta tedavilerinde (yatan ve günübirlik tedavi) kullanılan temini zorunlu ilaçlar nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2017, 2018 ve 2019 yıllarında mahsup edilen (2017 yılında 29.704.642,77 TL, 2018 yılında 36.023.432,74 TL ve 2019 yılında 14.752.090,44 TL) toplam 80.480.165,95 TL ilaç kesinti bedelinin iade edilmesi talebiyle ... tarih ve ... sayılı yazıyla yapılan başvurunun 60 gün içerisinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı işleminin ve anılan başvuruya dayanak teşkil eden Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "..Mahsup edilen tutarlar iade edilmez." hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin, kural olarak, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren 60 gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde bu sürenin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 11. maddesinde de, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği; bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, 60 gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvuru tarihine kadar geçen sürenin de hesaba katılacağı kurala bağlanmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacı Üniversite tarafından, dış eczaneye reçete edilen yatan hasta tedavilerinde (yatan ve günübirlik tedavi) kullanılan temini zorunlu ilaçlar nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2017, 2018 ve 2019 yıllarında mahsup edilen (2017 yılında 29.704.642,77 TL, 2018 yılında 36.023.432,74 TL ve 2019 yılında 14.752.090,44 TL) toplam 80.480.165,95 TL ilaç kesinti bedelinin iade edilmesi talebiyle ... tarih ve ... sayılı yazıyla yapılan başvurunun 60 gün içerisinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine 20.05.2020 tarihinde kayda giren dilekçe ile, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının zımni ret işlemi ile anılan işlemin dayanağı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan hükmün, ilk olarak 05.08.2015 tarih ve 29436 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Tebliğ ile değiştirildiği belirtilerek, davalı idareye başvurduğu tarihte ki metnine dilekçede yer verilerek "(3) Kurumla sözleşmeli/protokollü sağlık kurum ve kuruluşları tarafından temin edilemeyip sözleşmeli eczaneler tarafından karşılanan reçetelerde yer alan ilaç bedelleri, SUT hükümleri doğrultusunda 5 günlük dozu (ancak, sağlık kurum ve kuruluşlarında uzun süre yatarak tedavi gören tüberküloz hastalarına, kullanım dozu belgelenmek kaydıyla l aylık miktarda tüberküloz ilaçları (Ek:RG-09/09/2017- 30175/ 14 md. Yürürlük: 23/09/2017), kür protokolü uygulanan ilaçlarda ise 1 küre yetecek miktarda kemoterapi ilaçları reçete edilebilir) (Yurtdışı İlaçlar ve ara ödemede olan ilaçlar hariç) aşmamak kaydıyla sözleşmeli eczaneye ödenir, ilgili sağlık kurum ve kuruluşlarının alacağından mahsup edilir ve mahsup edilen tutarlar iade edilmez. (Ek: RG- 18/01/2016- 29597/ 9 md. Yürürlük: 01/12/2015) Ancak Hastanelerce Temini Zorunlu Kemoterapi İlaçları Listesi (EK-4/H)’nde tanımlı ilaç/ilaçların yatarak tedavilerde, Kurumla protokollü üçüncü basamak resmi sağlık kurumu (Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık hizmeti sunucuları ile götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti alım sözleşmesi imzalanan sağlık hizmeti sunucuları hariç olmak üzere) tarafından temin edilemediğinin başhekimlik onayı ile belgelendirilmesi halinde mahsup edilen tutar, 15/6/2015 tarihli ve 2015/7752 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Kararın ilgili maddesinde yer alan eczacı kârı düşülerek ilgili sağlık kurumuna iade edilir. Tedavinin devam ettiği durumlarda “doz” bitiminde yeniden reçete yazılması mümkündür." maddesinde geçen "..Mahsup edilen tutarlar iade edilmez." hükmünün iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Aktarılan mevzuat hükümlerine göre; halen kurumla sözleşmesi olduğu anlaşılan davacının, her yıl yeniden doğan ödeme/ mahsup ilişkisinin süreklilik arz ettiği anlaşılmakta ise de, davacı tarafından, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında mahsup edilen (2017 yılında 29.704.642,77 TL, 2018 yılında 36.023.432,74 TL ve 2019 yılında 14.752.090,44 TL) toplam 80.480.165,95 TL ilaç kesinti bedelinin iade edilmesi talebiyle ... tarih ve ... sayılı yazıyla yapılan başvurunun 60 gün içerisinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesine ilişkin işleme (04.02.2020 tarihli işlem) karşı, 2577 sayılı Yasanın 7. ve 11. maddeleri uyarınca (06/04/2020) tarihinde dava açılması gerekirken 20.05.2020 tarihinde açıldığı anlaşılan bu davada dava açma süresinin geçtiği anlaşılmakta olup davanın esasının süreaşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dava dosyası 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) ve (e) bentleri yönünden incelenerek gereği görüşüldü: <br><br> MADDİ OLAY :<br> Davacı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Rektörlüğü ile davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu arasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca 2017 yılı, 2018 yılı ve 2019 yılında götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti alım sözleşmesi imzalanmıştır.<br>Davacı tarafından, dava dilekçesi ekinde bir örneği sunulmuş olan ... tarih ve ... sayılı yazıyla; dış eczaneye reçete edilen yatan hasta tedavilerinde (yatan ve günübirlik tedavi) kullanılan temini zorunlu ilaçlar nedeniyle (2017 yılının Ocak - Aralık, 2018 yılının Ocak-Aralık, 2019 yılının Ocak-Temmuz aylarında) mahsup edilen toplam 80.480.165,95 TL ilaç kesinti bedelinin iade edilmesi talep edilmiş, anılan başvurunun cevap verilememek suretiyle reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USUL YÖNÜNDEN:<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde,<br>"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. ...<br> 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne;<br>Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki haliyle "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise,<br> "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. <br>2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.<br>3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir. <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Dilekçeler üzerine ilk inceleme' başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 'İlk inceleme üzerine verilecek karar' başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, görev yönünden, (b) bendinde, süre aşımı yönünden yapılan incelemede Kanuna aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceği hususları hüküm altına alınmıştır.<br>Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun, ''Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi'' başlıklı 73. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır." hükmüne; 8. fıkrasında ise, ''Kurum, bu Kanunun birinci fıkrasında belirtilen yöntemler dışında, kamu idarelerince verilecek sağlık hizmetlerini götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesiyle de sağlamaya yetkilidir. Kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları, sözleşmede belirtilen götürü bedel karşılığında genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sözleşme kapsamında verilmesi gereken her türlü sağlık hizmetini sunmakla yükümlüdür ve sözleşmede belirtilen götürü bedel dışında Kurumdan veya genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden Kanunda belirtilen ilave ücretler ve katılım payları dışında ayrıca bir bedel talep edemez. Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesiyle temin edilen hizmetler için Kuruma ayrıca fatura ve dayanağı belge gönderilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ile müştereken belirlenir.'' hükmüne yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>A) 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "..Mahsup edilen tutarlar iade edilmez." ibaresinin incelenmesi:<br>05/08/2015 tarih ve 29436 sayıl Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 10. maddesiyle esas Tebliğin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrası "Kurumla sözleşmeli/protokollü sağlık kurum ve kuruluşları tarafından temin edilemeyip sözleşmeli eczaneler tarafından karşılanan reçetelerde yer alan ilaç bedelleri, SUT hükümleri doğrultusunda 5 günlük dozu (ancak, sağlık kurum ve kuruluşlarında uzun süre yatarak tedavi gören tüberküloz hastalarına, kullanım dozu belgelenmek kaydıyla 1 aylık miktarda tüberküloz ilaçları reçete edilebilir) (Yurtdışı İlaçlar ve ara ödemede olan ilaçlar hariç) aşmamak kaydıyla sözleşmeli eczaneye ödenir, ilgili sağlık kurum ve kuruluşlarının alacağından mahsup edilir ve mahsup edilen tutarlar iade edilmez. Tedavinin devam ettiği durumlarda “doz” bitiminde yeniden reçete yazılması mümkündür." şeklinde değiştirilmiştir.<br>Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir.<br>Davacı tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2017 yılının Ocak - Aralık, 2018 yılının Ocak - Aralık, 2019 yılının Ocak-Temmuz aylarına ilişkin alacağından mahsup edilen ilaç kesinti bedellerinin tarafına iade edilmemesinin dayanağı olan ve yukarıda anılan Tebliğ hükmünde yer alan "mahsup edilen tutarlar iade edilmez" ibaresinin iptali istenilmektedir.<br>Somut olayda, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Rektörlüğü ile davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu arasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca 2017 yılı, 2018 yılı ve 2019 yılı için götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti alım sözleşmesi imzalanarak belirlenen takvim doğrultusunda her ay sözleşmede belirtilen tutarların (dış eczaneye reçete edilen yatan hasta tedavilerinde yatan ve günübirlik tedavi kullanılan temini zorunlu ilaçlar nedeniyle ilaç bedeli kesintisi yapılmak suretiyle) Sosyal Güvenlik Kurumunca ödendiği, davacı Üniversite tarafından dava konusu başvuruya konu edilen ve iadesi istenen son kesintinin 2019 yılının Temmuz ayına ilişkin olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Müdürlüğü Sağlıkta Kaynak Yönetimi Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile 2019 yılının Temmuz ayına ilişkin yapılan ödemenin (kesinti yapılan tutar da açıkça gösterilmek suretiyle) davacı Üniversiteye bildirildiği, bu işlemin bildirilmesi üzerine en geç altmış gün içinde dayanağı olarak gösterilen Tebliğ hükmüne dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 20/05/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, uygulama işlem olarak kabul edilebilecek işlemler üzerine süresinde dava açılmamış olmakla birlikte, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasının dava konusu başvuruya dayanak olan kısmının, 05/08/2015 tarih ve 29436 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, sonrasında ise herhangi bir değişikliğe de uğramadığı görüldüğünden, düzenleyici işlemlerin yayım ve ilan tarihlerini izleyen günden itibaren başlayan altmış günlük dava açma süresinin de geçirildiği görülmektedir.<br> B) ... tarih ve ... sayılı başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin<br>işlemin incelenmesi:<br> İdare hukukunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanını oluşturmaktadır. İdare hukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tesis edilen idari işlemler ile aynı amaçla gerçekleştirilen idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü, idari yargının görev alanına girmektedir.<br> İdari makamların, idari faaliyetin görülmesi sırasında kullandıkları kamu gücü ise, söz konusu makamlara, bireyler ile girdikleri ilişkilerde, onların iradesinden bağımsız bir şekilde, hatta karşıt iradelerine rağmen, tek yanlı olarak hukuki sonuçlar ve etkiler yaratabilecek işlemler yapabilme yetki ve yeteneği tanıdığından, kamu gücünün kullanılmasından doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır.<br> Bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, taraflardan birinin idare olması ve kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması zorunludur. Kamu tüzel kişiliğini haiz ve genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ilaç ve diğer sağlık hizmetlerini karşılamakla yükümlü olan Sosyal Güvenlik Kurumu ile davacı Üniversite arasında sağlık hizmetinin teminine ilişkin usul ve esasları belirledikleri sözleşme idari bir sözleşme olup, gerek doktrin gerekse yerleşik Danıştay içtihatlarına göre de, idari sözleşmelerin imzalanması aşamasına kadarki süreçte oluşan uyuşmazlıkların idari yargıda, sözleşmenin imzalanmasından sonra sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargıda görülmesi ve çözülmesi kabul görmektedir.<br> Olayda, davacı ile davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu arasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca 2017 yılı, 2018 yılı ve 2019 yılı için ayrı ayrı "Sosyal Güvenlik Kurumu ile İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Arasında Götürü Bedel Üzerinden Sağlık Hizmeti Alım Sözleşmesi ve Usul Esasları"nın imzalandığı, sözleşme kapsamında sağlık hizmetlerine ilişkin ödemelerin sözleşme ekinde yer alan ödeme planı çerçevesinde davalı Kurum tarafından davacı Üniversiteye yapılacağı, anılan sözleşmenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, "...Bu hizmetlerin SHS tarafından temin edilememesi nedeniyle kişilerce karşılanması durumunda bu hizmetlere ilişkin fatura bedeli Kurum tarafından SUT hükümleri doğrultusunda ilgiliye ödenir ve ödenen bu tutar SHS'ye yapılan götürü bedel ödemesinden düşülür." kuralının yer aldığı, davacı tarafından iadesi istenen kesintilerin de anılan sözleşmede yer alan kural uyarınca yapıldığı anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, davacı ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan ve bir idari sözleşme niteliğinde olan sağlık hizmetinin teminine ilişkin sözleşme metninin imzalanmasından sonra sözleşme hükmünün uygulanması üzerine tesis edilen işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı mercilerinin görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.<br> Bu itibarla, davacı tarafından dış eczaneye reçete edilen yatan hasta tedavilerinde (yatan ve günübirlik tedavi) kullanılan temini zorunlu ilaçlar nedeniyle (2017 yılının Ocak - Aralık, 2018 yılının Ocak-Aralık, 2019 yılının Ocak-Temmuz aylarında) mahsup edilen toplam 80.480.165,95 TL ilaç kesinti bedelinin iade edilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4.1.2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "mahsup edilen tutarlar iade edilmez." ibaresinin iptali istemi yönünden DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,<br>2. Davacının ... tarih ve ... sayılı başvurusunun zımnen reddedilmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, <br>3. Sonuç itibarıyla dava kısmen görev ret, kısmen süre ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, resmi olarak karşılanan ... TL posta giderinin davacıdan tahsili için ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>

ihale