<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/2076 E.  ,  2024/3383 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/2076<br>Karar No:2024/3383<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...<br><br> 2- ... Barosu Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Turizm Ziraat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU :...İdare Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Tarım ve Orman Bakanlığı 7. Bölge Müdürlüğü'nce, 23/10/2023 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca gerçekleştirileceği ilan edilen Mersin ili sınırları içerisinde bulunan avlaklarda 10 parti hâlinde, 37 adet yaban keçisi kotalarının av turizmi kapsamında avlattırılması ihalelerinin iptali istenilmiştir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacılardan Mersin Barosu ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; dava konusu ihale işleminin iptali isteminde bulunan davacı Baro'nun, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olduğu, Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde sayılan baroların görevleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu ihale işleminin davacı Baro tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerini doğrudan etkilemediği, avukatlık mesleğine yönelik de herhangi bir etkisinin olmadığı; öte yandan, anılan Kanun ile barolara verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise barolara avukatlık mesleği ile ilgili meşru, güncel ve kişisel alâkası bulunmayan konularda da dava açma imkânı vermeyeceği, aksinin kabulü hâlinde baroların başta diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını ilgilendiren konular olmak üzere menfaat alakalarının bulunmadığı her konuda dava açabilmeleri sonucunun doğacağı ve bunun ise idarî yargıda dava açma ehliyetine ilişkin düzenlemenin amacına aykırı olacağı dikkate alındığında, dava konusu ihale işlemi ile Mersin Barosu Başkanlığı'nın menfaat alâkasının bulunmadığı;<br><br>Diğer davacı ... ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; davaya konu ihaleler sonucunda av faaliyetinin gerçekleştirileceği yörede yaşayan davacının, yaban hayvanlarının yaşam hakkının korunması gerektiğini belirterek, kamu menfaati adına dava açmakta kişisel, güncel ve meşru menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki iddiasına itibar edilmediği; dava konusu ihalelerin, Bern Sözleşmesi'nin ilgili maddesine ihtirazi kayıt koyulmuş olması nedeniyle uluslararası sözleşmelere ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, belirlenen kotaların tüm dünyada kabul edilen yöntemlerle yapılan hesaplamalarla örtüştüğü, avlanacak hayvan sayılarının yaban hayvanı popülasyonunun gelişimini engellemeyeceği ve sürdürülebilirliğini tehlikeye atmayacağının bilimsel verilerle ortaya konulduğu, dolayısıyla dava konusu ihalelerin kapsamlı, teknik, somut ve bilimsel verilere dayanarak yapılan analizler sonrasında gerçekleştirildiği, ayrıca Mahkemelerinin 26/10/2023 tarihli ara kararına cevaben davalı idarece, "dava konusu ihalelerdeki yaban keçilerinin 8 yaş ve üzeri erkek bireyler olduğu, ihale sözleşmelerinde ve ihale şartnamelerinde bu hususun düzenlenmiş olduğu, yaban keçilerinin erkek bireylerinin uzun ve kalın boynuzlu olduğu, boynuz üzerindeki her bir boğumun 1 yaşı ifade ettiği, dişilerin ince ve kısa boynuzlu olduğu, erkek bireylerle karıştırılmalarının mümkün olmadığı, hasat öncesinde ve sonrasında gerek davalı idarede bulunan gerekse ihaleyi alan firmalarda bulunan gelişmiş ve teknolojik dürbün ve teleskoplarla yaş tespiti yapıldıktan sonra hasat işleminin yapıldığı, ayrıca av organizasyonunun başından sonuna kadar geçen sürede kıstaslara uymayan hayvanların vurulmasının önlenmesi ve diğer işlemlerin mevzuata uygun yürütülmesi için Bakanlık personelinin eşlik ettiği" hususlarının bildirildiği, dolayısıyla önceden belirlenen hayvanların uygulama esnasında tespitinin sağlanmasının mümkün olduğu ve kıstaslara uymayan hayvanların avlanılmaması hususunda gerekli tedbir ve önlemlerin alındığı görüldüğünden, yaban hayvanlarının sayısına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin davalı idare tarafından somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılarak, gerekli tedbirler de alınmak suretiyle tesis edildiği anlaşılan dava konusu ihale işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun barolara, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak görevi verdiği, bu görevin salt faaliyet alanı ile sınırlanamayacağı, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamanın herkes için anayasal hak olduğu, söz konusu ihalelerle ekosisteme yapılan müdahale karşısında baroların dava açmada ehliyetinin bulunduğu, dava konusu ihalelerin ülkemizin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelere ve evrensel ilkelere aykırı olduğu, Mahkemece, davalı idarenin bilimsel görüş olarak dosyaya sunduğu rapordaki tespitler irdelenmeksizin karara dayanak alınmasına karşın dava dilekçesi ekinde sundukları uzman görüşünün dikkate alınmadığı, insanın doğaya hükmetme ve onu kontrol etmeye çalışmasına bir an önce son verilmesi ve neslinin tükenme tehlikesi bulunan yaban keçilerinin korunması için tedbirler alınması gerektiği, spor ya da turizm adı altında yapılan avlanma ihalelerinde kamu yararının bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu ihalelerin hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacılarnın temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA, <br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine,<br> 5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemleri hâlinde davacılara iadesine,<br> 6. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,<br> 7. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 18/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY :<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.<br> <br> İptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukukî nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.<br> <br> Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. <br> Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilgisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması da gerekmektedir. <br> <br> Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "... kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." kuralı yer almış; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, baroların avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amacıyla kurulmuş meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş iken, 10/05/2001 tarih ve 24398 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4667 sayılı Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde değişiklik yapılarak; barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un Baro Yönetim Kurulu'nun görevlerinin düzenlendiği 95. maddesine yine 4667 sayılı Kanun'la eklenen 21. bentte de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiştir. <br> <br> 1136 sayılı Kanun'un 76 ve 95/21. maddelerinde yapılan ve yukarıda açıklanan kanuni değişiklikten sonra baroların, meslekî bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır.<br> <br> Danıştay kararları ışığında konuya bakıldığında, Avukatlık Kanunu'nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idarî işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlâl edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlandığı görülmektedir.<br> <br> Dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamaz. Davada menfaat ihlâlinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacının iddialarına bakılması gerekmektedir.<br> Davacılar tarafından, uyuşmazlığa konu ihaleye çıkarma kararının hayvanların yaşamının sonlandırılması nedeniyle "hayvan haklarının" ihlâline yönelik bir işlem olduğu, av turizmi ihalelerinin uluslararası sözleşmelere ve mevzuata aykırı olduğu, yaban hayatına müdahalenin ekosistemi olumsuz etkileyeceği iddialarıyla iptali için açılan davanın, uluslararası sözleşmelere ve iç hukukumuzdaki kanuni düzenlemelerle koruma altına alınan hayvan haklarının korunması ile ilgili bulunduğu, davanın özelliği itibarıyla kamu yararı ve hukukun üstünlüğünün korunması amacı taşıdığı, hukukun üstünlüğü kavramının hukuk kurallarının herkese eşit ve adil uygulanmasını, keyfi kullanılmamasını amaçladığı dikkate alındığında, davacı Baronun dava konusu ihaleye çıkarma kararının iptalini istemekte, kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlâli şartının gerçekleştiği, baroların hukukun üstünlüğü ve temel insan haklarının korunması noktasında üstlendiği sorumluluğun göz ardı edilerek dava açma ehliyetinin avukatlık mesleğiyle ilgili konularla sınırlandırılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Diğer yandan, ülkemizin de taraf olduğu Bern Sözleşmesi'nde yabani hayvanların popülasyonlarının taraf ülkelerce ulaştırılacağı düzey olarak hayvanların özellikle çevresel, bilimsel ve kültürel ihtiyaçlarını da karşılayabilecekleri bir seviye belirlenmiş ve sayılarının bu düzeye ulaştırılması veya bu düzeyde devamlılığının sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması öngörülmüştür. Yine, kapalı av mevsimlerini düzenleyen esaslar da, Sözleşme'nin III no'lu eki listede yer alan yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idarî tedbirler kapsamında sayılmıştır. <br> Yaban hayvanlarının, 4915 sayılı Kanun ve Bern Sözleşmesi uyarınca, sayılarının, neslin devamına yetecek düzeye çıkarılması, sayıların yeterli düzeyde bulunması durumunda ise bu durumun sürdürülmesinin temin edilmesi gerektiği açıktır. Bu durumu destekler yönde, davalı idare tarafından hazırlanan, koruma altına alınan hayvanlar listesinde, uyuşmazlık konusu ihalede yer alan yaban hayvanları da yer almaktadır. Her ne kadar davalı idarece, söz konusu yaban hayvanlarının listede "av turizmi hariç" ibaresiyle yer aldığı ve bu nedenle anılan yaban hayvanlarının av kapsamına alınabileceği belirtilmiş ise de, yapılacak uygulamalar ile ortaya çıkacak muhtemel sonuçlar dikkate alındığında, faaliyetin kapsamlı, teknik, somut ve bilimsel verilere dayanılarak yapılan analizler kapsamında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. <br> Davalı idare tarafından, 07/07/2022 tarih ve 6189318 sayılı Bakanlık Olur'u çerçevesinde hazırlanan "Bakanlığımızca Korunan, Ancak Av Turizmi Kapsamında Avına İzin Verilen Türler İçin Yıllık Avlanma Kotası Belirleme Esas ve Usulleri"nde, avlanacak yabani hayvan kotasının belirlenmesi amacına yönelik olarak hazırlanması gereken rapor formlarının da analizlere dayanması gerektiği, söz konusu formların her bir sahanın özelliğine göre ayrıştırıldığı, raporlarda; avlanmanın yapılacağı toplam alanın miktarı, sahada serbestçe otlattırılan çiftlik hayvanlarının sayısı, avlattırılacak tür ile beslenen yırtıcıların yoğunluğu, avlattırılacak türün sahadaki toplam hayvan sayısı, tarım alanları, göl, gölet ve yerleşim alanları gibi avlattırılacak türün kullanmayacağı alanların çıkarılması ile hesaplanan türün saha kullanım toplam alanı, hayvan sayısının yoğunluğu, toplamda erkek, dişi ve yavruların sayısı, genetik deformasyon görülen (evcil hayvanlarla çiftleşme sonucu oluşan melezlerin sayısı), üreme yeteneği düşük hayvanların sayısı gibi bilgilerin belirlenerek yer alması talep edilmektedir.<br> Davalı idare tarafından, savunma kapsamında örnek avlaklara ilişkin somut veriler sunulmuş olmasına rağmen, avlanmanın yapılacağı sahalarda avlanma için bulunması gereken en düşük hayvan yoğunluğu, bu yoğunluk üzerindeki artış miktarı ile sahada olması gereken en düşük ve en uygun sayısal büyüklüklerinin ne olduğu, hangi nitelikte kaç hayvanın avlanması gerektiği ve bu gerekliliğin hangi bilimsel çalışmalar neticesinde belirlendiği, önceden belirlenen bireylerin uygulama esnasında nasıl tespit edileceği ve özellikle tespit edilenlerin avlanmasının nasıl yapılacağına yönelik olarak bilimsel verilere dayalı yeterli açıklama yapılmamıştır.<br> Av turizmi kapsamında avına izin verilen ve rapora konu olan türlerin envanterinin 19/09/2006 tarih ve 145 sayılı Bakanlık Makam Olur'u çerçevesinde yapılmakta olduğu, söz konusu Olur'da yer alan envanter tekniklerinin (Yerden Doğrudan Gözlem Metodu ile Total Sayım (GÖZLEK METODU) ve Örnek Alanlarda Sürek-Bek Metodu ile Doğrudan Sayım Metodunun (SÜREK-BEK METODU) olduğu, bu yöntemlerin Prof. Dr. ...nun yazdığı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan kitapta da mevcut olduğu dikkate alındığında, ihale kararı alınmadan önce belirtildiği şekilde bir tespit yapılmak suretiyle avlanılacak yaban hayvanı sayısının belirlendiğine ilişkin davalı idarece somut bilgi ve belge sunulmamıştır.<br> Bu itibarla, dava konusu ihalelerin niteliği dikkate alındığında, hukukun üstünlüğünü, hayvan haklarını savunmak ve korumak görev ve yükümlülüğü bulunan davacı Baronun dava açma ehliyeti bulunduğu ve yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin davalı idare tarafından bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılmaksızın gerçekleştirilen dava konusu ihalelerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

ihale