<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1760 E. , 2024/3732 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/1760<br>Karar No : 2024/3732 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Liman İşletmeleri Anonim Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Kocaeli ili, Körfez ilçesi, ...Mahallesi, ... Mevkinde, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "...Terminali" projesi ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen ve Bakanlık e-çed sisteminde internet ortamında 29/04/2022 tarihinde ilan edilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/05/2023 tarih ve E:2023/1500, K:2023/4854 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yeniden yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan proje ile ilgili olarak, proje alanının, doğal bitki örtüsü alanı, ekili alanlar, hayvancılık alanları, yer altı ve yer üstü su kaynaklarına ilişkin alanlar içerisinde kalmadığından, projenin toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı olumsuz etkilemeyeceği, ÇED raporunda incelenen projenin çevresel etkilerinin yeterli olduğu, verilen taahhütlerle birlikte çevre üzerinde meydana getireceği etkilerin çevre mühendisliği açısından kabul edilebilir seviyelerde olduğu, limanda yapılan kapasite artışı ve dip tarama faaliyetinin deniz trafiğine doğrudan veya dolaylı olarak ilave bir risk oluşturmayacağı, dip tarama ve denize boşaltım projesinin tolere edilebilir düzeyde çevresel etkilerle birlikte proje alanı deniz ekosistemi ve su ürünleri açısından uygun olduğu, faaliyetin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlarının, alınması taahhüt edilen önlemlerle giderilmesinin mümkün olduğu, mevzuat çerçevesinde kabul edilebilir düzeylerde ulaşım ve trafik yükü oluşturacağı, ayrıca proje alanı yakınındaki yerleşim birimlerinin kabul edilebilir düzeyde etkileneceği, gürültü, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açacağı, proje uygulama aşamasında nihai ÇED raporunda belirtilen hususlara uyulduğu takdirde, etki alanındaki denizel fauna ve floraya olumsuz etkilerin olmayacağı, limanda yapılan kapasite artışı ve dip tarama faaliyetinin deniz trafiğine doğrudan veya dolaylı olarak ilave bir risk oluşturmayacağı, limana taşınan araba yükünün tekrar gemi ile başka limanlara taşınmasının anlamlı bir çevresel risk getirmemekle birlikte, bu araçların karayolu ile taşınmasının ilave çevresel yükler getirebileceği dikkate alındığında, davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br> Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğu, proje kapsamında yapılan rampanın imar mevzuatına aykırı biçimde inşa edildiği, söz konusu rampanın inşasının, daha büyük tonajlı gemilerin limana yanaşması sonucunu doğuracağı, bu durumun da trafik yükünde artışa neden olacağı, bilirkişi raporunun jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmeler içeren kısımlarında uyumsuzluklar bulunduğu, kümülatif etki değerlendirmesi ve sağlık koruma bandı uygulamasının gerekliliği konusunda bilirkişi raporunda yeterli inceleme ve değerlendirmelere yer verilmediği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından; temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan temyiz nedenleri kapsamında olmadığından, temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.<br> 2-Davalı yanında müdahil tarafından; davacının bilirkişi raporunun eksik inceleme içerdiğinde ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığı, projenin çevreye olumsuz bir etkisi olmayacağı ve kamu yararına engel teşkil etmeyeceği, projenin yerleşim alanına yakın bulunduğuna ve sağlık koruma bandı bulunmadığına yönelik iddialarının gerçek durumu yansıtmadığı, proje kapsamında jeolojik etütlerin yapıldığı, bölgenin depremsellik durumu bağlamında gerekli önlemlere ÇED raporunda yer verildiği, davacının temyiz isteminin reddi ile bilimsel verilere dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmatadır.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 05/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY : <br> 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br> ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br> Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Çevre Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi, Deniz Ulaştırma Mühendisi, Şehir Plancısı, İnşaat Mühendisi, Kılavuz Kaptan, Ziraat Mühendisi ve Harita Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda proje alanının, doğal bitki örtüsü alanı, ekili alanlar, hayvancılık alanları, yer altı ve yer üstü su kaynaklarına ilişkin alanlar içerisinde kalmadığından, projenin toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı olumsuz etkilemeyeceği, ÇED raporunda incelenen projenin çevresel etkilerinin yeterli olduğu, verilen taahhütlerle birlikte çevre üzerinde meydana getireceği etkilerin çevre mühendisliği açısından kabul edilebilir seviyelerde olduğu, limanda yapılan kapasite artışı ve dip tarama faaliyetinin deniz trafiğine doğrudan veya dolaylı olarak ilave bir risk oluşturmayacağı, dip tarama ve denize boşaltım projesinin tolere edilebilir düzeyde çevresel etkilerle birlikte proje alanı deniz ekosistemi ve su ürünleri açısından uygun olduğu, faaliyetin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlarının, alınması taahhüt edilen önlemlerle giderilmesinin mümkün olduğu, mevzuat çerçevesinde kabul edilebilir düzeylerde ulaşım ve trafik yükü oluşturacağı, ayrıca proje alanı yakınındaki yerleşim birimlerinin kabul edilebilir düzeyde etkileneceği, gürültü, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açacağı, proje uygulama aşamasında nihai ÇED raporunda belirtilen hususlara uyulduğu takdirde, etki alanındaki denizel fauna ve floraya olumsuz etkilerin olmayacağı, limanda yapılan kapasite artışı ve dip tarama faaliyetinin deniz trafiğine doğrudan veya dolaylı olarak ilave bir risk oluşturmayacağı, limana taşınan araba yükünün tekrar gemi ile başka limanlara taşınmasının anlamlı bir çevresel risk getirmemekle birlikte, bu araçların karayolu ile taşınmasının ilave çevresel yükler getirebileceği yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.<br> Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/05/2023 tarih ve E:2023/1500, K:2023/4854 sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği; söz konusu bozma kararının gerekçesinde, aralarında çevre mühendisi, biyolog (deniz biyolojisi alanında uzman), hidrojeoloji mühendisi, kıyı ve liman mühendisliği konusunda uzman inşaat mühendisi ile kılavuz kaptan, deniz ulaştırma işletme mühendisi, gemi inşa mühendisi veya gemi makineleri işletme mühendisi (deniz trafiğine yönelik sayılanlardan yalnızca biri) olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği hususunun belirtildiği; bu kapsamda proje kapsamında gerçekleştirilecek dip tarama ve denize boşaltım faaliyetlerinin deniz ekosistemine etkilerinin esas itibarıyla deniz biyolojisi alanında uzman biyolog tarafından ele alınması gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br> Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunun jeoloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında, ÇED raporunun jeolojik, hidrojeolojik ve jeoteknik adamalar ve tanımlamalarında uyumsuzluklar bulunduğu, raporda bu uyum ve bütünlüğün sağlanmasının gerekli olduğu; ayrıca ÇED raporunda proje alanının değil, Kocaeli ili sınırlarını kapsayan alanların tanımlandığı, proje alanı ve proje etki alanının hidrojeolojik özellikleri ve yer altı su kaynaklarının kullanımının yeterince değerlendirilmediğinin belirtildiği görülmekte olup; belirtilen durumun ÇED raporunu kusurlandırıp kusurlandırmadığına yönelik tereddüte mahal bırakmayacak biçimde bir değerlendirmeye yer verilmediği görüldüğünden belirtilen hususun da açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında çevre mühendisi, biyolog (deniz biyolojisi alanında uzman), hidrojeoloji mühendisi, kıyı ve liman mühendisliği konusunda uzman inşaat mühendisi ile kılavuz kaptan, deniz ulaştırma işletme mühendisi, gemi inşa mühendisi veya gemi makineleri işletme mühendisi (deniz trafiğine yönelik sayılanlardan yalnızca biri) olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden; eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
ihale