<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3204 E. , 2024/5975 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2024/3204<br>Karar No : 2024/5975 <br><br>DAVACILAR : 1. ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. <br> 2. ... Holding A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVALI : ... Başkanlığı <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU :<br> "Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi"ne ilişkin olarak yapılan masraflar, irat kaydedilen teminat ve kâr beklentisi vd. tüm hususlar nedeniyle faiz, müspet, menfi ve munzam zarar ile her türlü maddi ve manevi zararlar saklı kalmak kaydıyla yargı kararları uyarınca; irat kaydedilen geçici teminat tutarı olan 10.000.000,00 ABD Dolarının, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca irat kaydı tarihi olan 10/12/2015 tarihinden itibaren Devlet bankalarının (hangisi en yüksek ise o Devlet bankasının) ABD Doları cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizinin, 10.800,00-TL vekalet ücreti ve 2.814,40-TL yargılama gideri ile Danıştay Onüçüncü Dairesinin anılan ihaleye ilişkin kararları uyarınca davalı idareye ödenen 10.800,00-TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 24.414,40-TL'nin 06/11/2017 tarihinden itibaren yıllık %9 üzerinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle 09/03/2018 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığına yapılan başvurunun, davalara ilişkin vekalet ücreti, yargılama giderleri ve 10.000.000,00 ABD Dolarının ödenmesine ilişkin işlemlerin gerçekleştirildiği, ancak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında teminatın faiziyle birlikte ödenmesine dair bir ibare bulunmadığından faize yönelik bir ödeme yapılmayacağından bahisle reddine ilişkin 15/03/2018 tarih ve 52082 sayılı işlemin iptali ile 919.184,00 ABD Doları asıl alacağın 22/03/2018 tarihinden itibaren Halkbankın uyguladığı yıllık %4,75 ve değişmesi halinde değişen oranlarda uygulanacak döviz faiziyle birlikte aynen veya ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL'nin taraflarına ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACILARIN İDDİALARI :<br> Davalı idareye yapılan başvurunun şirketleri vekili aracılığıyla yapıldığından idarece verilen cevabi yazının vekile tebliğinin zorunlu olduğu, ancak taraflarına tebligat yapılmadığı, 13/04/2018 tarihinde yapılan araştırmadan 15/03/2018 tarihli dava konusu işlemin tesis edildiğinin öğrenildiği, davanın süresinde açıldığı; teminatın nakde çevrilmesi durumu gözetilerek idarenin banka hesabına 09/12/2015 tarihinde 10.000.000,00 ABD Dolarının gönderilerek teminat mektubunun idareden teslim alındığı, 11/12/2015 tarih ve 1031 sayılı Olur ile de teminatın irat kaydedildiği, davalı idareye 09/03/2018 tarihinde yapılan başvuru üzerine davalı idare tarafından 5.000.629,06 ABD Doları ve 19.353.886,05-TL ödeme yapıldığı, 15/03/2018 tarihinde 1 Dolar efektif satış kurunun 3,9004-TL, 22/03/2018 tarihinde ise 1 Dolar efektif satış kurunun 3,9216-TL olduğu, davalı idarece yapılan ödemelerin neye istinaden yapıldığının belirtilmediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99, 100 ve 131. maddeleri uyarınca ödemelerin yargılama giderleri ve faize mahsup edilmesi ve kalan miktarın ödeme günündeki kurdan dolara çevrilmesi gerektiği, ... Bankasının 1 yıl vadeli dolar mevduat hesabına göre; 10/12/2015-31/12/2015 tarihleri arası 21 gün yıllık %3,25 döviz faizinin 18.958,00 ABD Doları, 01/01/2016-31/12/2016 tarihleri arası 360 gün yıllık %3,50 döviz faizinin 350.000,00 ABD Doları, 01/01/2017-31/12/2017 tarihleri arası 360 gün yıllık %4,00 döviz faizinin 400.000,00 ABD Doları, 01/01/2018-15/03/2018 tarihleri arası 80 gün yıllık %4,75 döviz faizinin 105.555,00 ABD Doları olmak üzere toplam 874.513,00 ABD Doları olduğu, kararların kesinleştiği 06/11/2017 tarihinden ilk kısmi ödemenin yapıldığı 15/03/2018 tarihine kadar 4 ay 9 gün (129 gün) için 24.414,40-TL‘nin %9 faizinin 787,36-TL, 15/03/2018 tarihi itibarıyla toplam alacağın faizleriyle birlikte 10.874.513,00 ABD Doları ve 25.201,76-TL olduğu; 15/03/2018 tarihinde davalı idarece yapılan 19.342.738,05-TL ödemeden 25.201,76-TL'nin çıkarılması sonrasında 9.317.536,29-TL'nin kaldığı, bu rakamın 3,9004 kurundan dolara çevrildiğinde 4.952.706,47 ABD Dolarına tekabül ettiği, 5.000.629,06 ABD Doları ve 4.952.706,47 ABD Doları toplandığında 9.953.335,53 ABD Doları olduğu, ödeme tarihi itibarıyla hesaplanan 10.874.513,00 ABD Dolarından 9.953.335,53 ABD Doları çıkarıldığında kalan miktarın 921.177,00 ABD Doları olduğu, 22/03/2018 tarihine kadar 7 gün geçtiği için 921.177,00 ABD Dolarının %4,75 üzerinden işlemiş faizinin 850,00 ABD Doları olduğu, 22/03/2018 tarihi itibarıyla toplam alacağın 922.027,00 ABD Doları olduğu, idarece ödemenin yapıldığı 22/03/2018 tarihindeki dolar kuru (3,9216-TL) üzerinden 11.148,00-TL'nin 2.842,72 ABD Doları olduğu, 922.027,00 ABD Dolarından 2.842,72 ABD Doları çıkarıldığında kalan miktarın 919.184,00 ABD Doları olduğu bu nedenlerle, dava konusu işlemin iptali ile 919.184,00 ABD Doları asıl alacağın 22/03/2018 tarihinden itibaren yıllık %4,75 ve değişmesi halinde değişen oranlarda uygulanacak döviz faiziyle birlikte aynen veya ödeme günüdeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası'nın davalıdan tahsilinin gerektiği ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI :<br> Öncelikle, usule ilişkin olarak, davacıların 09/03/2018 tarihli başvurularına verilen 15/03/2018 tarihli cevapta Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararında teminatın faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin bir ibare bulunmadığından idarelerince faize yönelik bir ödeme yapılmayacağının bildirildiği, davacıların aşkın zarar (munzam zarar), menfi ve müspet zarar ve eksik ödenen para ile ilgili 26/03/2018 tarihli 4 adet dilekçesine cevaben yargı kararlarında ihalenin iptali nedeniyle davacıya munzam, müspet ve menfi zarar ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığından yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığının da 18/04/2018 tarihli yazı ile davacılara gönderildiği, davanın 18/04/2018 tarihinde açıldığı, yazının ise 17/03/2018 tarihinde davacılara tebliğ edildiği, davanın 30 günlük dava açma süresi içinde açılmadığı; davacılara süre verilerek eksik harç tamamlanmadığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. <br> Esasa ilişkin olarak, davacılara 22/04/2015 tarihli yazı ile lisans sözleşmesinin imzalanması için 13/08/2015 tarihine kadar süre verildiği, davacılar tarafından 22/06/2015 tarihli yazı ile sürenin uzatılmasının talep edildiği, bunun üzerine 23/06/2015 tarihli yazı ile süre 10/12/2015 tarihine kadar uzatılmış ise de anılan sürede sözleşmenin imzalanmadığı, Şans Oyunları Lisansının Verilmesi, Lisansa Konu Faaliyetlerin Düzenlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesinin 9. fıkrasında verilen süre içinde sözleşmenin imzalanmaması halinde teminatın irat kaydedileceğine ilişkin hüküm bulunduğu, geçici teminat mektubunun davacıların Şartname hükümlerine aykırı davranması ve taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle 11/12/2015 tarihli Olur ile irat kaydedilerek ihalenin iptal edildiği, teminatın 14/12/2015 tarihinde 10.000.000,00 ABD Doları karşılığı 29.843.000-TL olarak irat kaydedildiği, yargı kararına istinaden 14/03/2018 tarihinde teminatın ödenmesine ilişkin Olur alındığı, Özelleştirme Fonunun nakit durumu ile Fonun gelir gider durumu göz önünde bulundurularak 15/03/2018 tarihinde 5.000.629,06 ABD Doları, 19.000.000,00-TL ve 331.067,31-TL ödeme yapıldığı, yargı kararında teminatın faizle ödenmesine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı, tahsil edilen vekalet ücretlerinin iade edildiği, yargı kararlarında yer alan yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin de davacılara ödendiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 2. ve 6. fıkraları uyarınca davacılar tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik olarak faiz talep edilemeyeceğinin açık olduğu, söz konusu dilekçe üzerine idarelerince bahse konu tutarların 30 gün içinde banka hesaplarına ödendiği; davacıların teklif ekinde yer alan ve tüm sayfaları imzalanan İdari Şartname'yi kayıtsız şartsız kabul ettikleri, Şartname'nin 19.1.4. maddesi uyarınca teklif sahiplerinin geçici teminatlara ilişkin olarak faiz, kazanç kaybı, sebepsiz zenginleşme, masraf, zarar ve sair isimler altında hiçbir talepte bulunmayacakları, 26.8. maddesi uyarınca da yapılan masrafların ve harcamaların ödenmesini talep edemeyecekleri, faiz dahil herhangi bir talepte bulunamayacaklarının belirtildiği, ihale süreci ve Şartname hükümleri uyarınca davacıların idareden alacaklarının bulunmadığı, davacıların faiz talep etme hakkının bulunmadığı, ihalenin iptali nedeniyle idarelerinin mal varlığında zenginleşme olmadığı gibi idarelerince ihale sürecinde yapılan giderler nedeniyle zararları olduğu, dava dilekçesinde yapılan hiçbir hesaplamayı, belirtilen rakamları, faiz taleplerini, sunulan belgeleri, faiz oranlarını, idarelerinin temerrüde düşürülmemesi nedeniyle faiz başlangıç tarihlerini kabul etmedikleri, idarelerinin herhangi bir borcunun bulunmadığı, bir işlemin iptal edilmiş olmasının hizmet kusurunun varlığını kabule yeterli olmadığı, hukuki değerlendirme hatasından veya yoruma dayalı bir idari tasarruftan kaynaklanan idari işlemlerin hukuka aykırı bulunarak yargı kararıyla iptal edilmiş olmasının mutlak surette tazminat sorumluluğunu doğuracağı anlamını taşımadığı, tarafın zararlarının karşılanması talebinin reddi işleminin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : <br> Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi nedeniyle irat kaydedilen geçici teminat tutarı olan 10.000.000 ABD Dolarının, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca irat kaydı tarihi olan 10/12/2015 tarihinden itibaren Devlet bankalarının (hangisi en yüksek oranı uyguluyor ise o Devlet bankasının) ABD Doları cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizinin, 10.800,00-TL vekâlet ücreti ve 2.814,40-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 13.614,40 TL’nin, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin anılan ihaleye ilişkin kararları uyarınca davalı idareye ödenen 10.800,00-TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam 24.414,40-TL'nin, 06/11/2017 tarihinden itibaren yıllık %9 üzerinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle 09/03/2018 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığına yapılan başvurunun, davalara ilişkin vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve 10.000.000 ABD Dolarının ödenmesine ilişkin işlemlerin gerçekleştirildiği, ancak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında teminatın faiziyle birlikte ödenmesine dair bir ibare bulunmadığından faize yönelik bir ödeme yapılmayacağından bahisle reddine ilişkin 15/03/2018 tarih ve 52082 sayılı davalı idare işleminin iptali ile 919.184 ABD Doları asıl alacağın 22/03/2018 tarihinden itibaren Halkbank'ın uyguladığı yıllık %4,75 ve değişmesi hâlinde değişen oranlarda uygulanacak döviz faiziyle birlikte aynen veya ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL'nin ödenmesine, yapılan masraflar, irat kaydedilen teminat ve kâr beklentisi ve benzeri zararları nedeniyle faiz, müspet, menfi ve munzam zarar ile her türlü maddi ve manevi zararlar saklı kalmak kaydıyla karar verilmesi istenilmektedir. Dairenin 04/05/2023 tarih ve E:2018/1319, K:2023/2170 sayılı kısmen iptal, kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 27/06/2024 tarihli ve E:2023/2455, K:2024/1442 sayılı kararı ile yeniden bir karar verilmek üzere bozulduğundan, uyuşmazlığın esası incelenmiştir: <br> Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'da belirlenen pazarlık usulüyle 15/07/2014 tarihinde gerçekleştirilen "Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi" Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 2.750.000.000 (ikimilyaryediyüzellimilyon) ABD Doları bedelle en yüksek ikinci teklifi veren davacı ...-... Ortak Girişim Grubu üzerinde bırakılmış, ancak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca verilen süre içinde anılan ortak girişim grubu tarafından sözleşmenin imzalanması için gerekli yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine 10.000.000-USD tutarındaki geçici teminatın idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptaline karar verilmiştir.<br> Bu ihale sürecine ilişkin olarak açılan davalar sonucunda;<br> 1- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairenin 16/03/2017 tarih ve E:2015/6292, K:2017/675 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1920, K:2017/3450 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemlerin iptaline, 521,70-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 2- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin iptali ve geçici teminatın iadesi istemli 02/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairenin 16/03/2017 tarih ve E:2016/109, K:2017/676 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1926, K:2017/3455 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 455,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 3- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin iptali ve geçici teminatın iadesi istemli 24/11/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairenin 16/03/2017 tarih ve E:2016/110, K:2017/677 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1923, K:2017/3453 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 443,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 4- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin 10/12/2015 günü mesai bitiminden önce iptali, bu mümkün değilse Danıştay Onüçüncü Dairesi'nde açılan E:2015/6292 dosya numaralı davanın sonucunun beklenmesi talebiyle yapılan 10/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairenin 16/03/2017 tarih ve E:2016/112, K:2017/679 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1952, K:2017/3451 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 443,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 5- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin 10/12/2015 günü mesai bitiminden önce iptali istemli 09/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairenin 16/03/2017 tarih ve E:2016/111, K:2017/678 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1925, K:2017/3454 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 446,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 6- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısında belirtilen, geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairenin 16/03/2017 tarih ve E:2016/117, K:2017/680 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1724, K:2017/3452 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 515,70-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.<br> Davacılar tarafından, 09/03/2018 tarih ve E.50863 sayılı dilekçeyle, açılan bu davalar sonucunda verilen yargı kararlarının yerine getirilmesi gerektiği, tüm kalemlerden dolayı her türlü faiz, müspet zarar, menfi zarar, munzam zarar ve her türlü diğer maddi ve manevi hak ve zararları saklı kalmak kaydı ve çekincesiyle kesinleşmiş yargı kararları gereğince; a) İrat kaydedilen teminat tutarı olan 10.000.000-USD'nin, b) 3095 sayılı Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca 10.000.000-USD'nin irat kaydı tarihi olan 10/12/2015 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının (hangisi en yüksekse) USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizinin (bu şekilde idarece belirlenip hesaplanacak olan döviz faizinin), c) İdare aleyhine hükmedilen toplam 10.800-TL vekâlet ücreti ile toplam 2.814,40-TL yargılama giderinin Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin Danıştay İdari Dava Daireleri'nce bozulmasına karar verilen kararları uyarınca idareye ödenen toplam 10.800,00-TL vekâlet ücretinin ve d) Toplam 24.414,40-TL'nin 06/11/2017 tarihinden itibaren davalı idarece yıllık %9 üzerinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş; ancak davalı idare tarafından vekâlet ücreti ve yargılama gideri ile teminat mektubu tutarı davacı şirketlere faizsiz bir şekilde ödenmiştir.<br> Olayda, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın 15/03/2018 tarih ve 52082 sayılı işlemiyle, davalara ilişkin vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile irat kaydedilen 10.000.000-USD tutarındaki teminatın ödenmesine ilişkin işlemlerin idarelerince gerçekleştirildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "teminatın faizi ile birlikte ödenmesine" dair bir ibare bulunmadığından, faize yönelik olarak idarelerince herhangi bir ödeme yapılmayacağına ilişkin 15/03/2018 tarih ve 52082 sayılı işbu işlemin iptali ile 919.184-USD asıl alacağın 22/03/2018 tarihinden itibaren Halkbank'ın uyguladığı yıllık %4,75 ve değişmesi hâlinde değişen oranlarda uygulanacak döviz faizi ile birlikte aynen veya ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL'nin davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> Uyuşmazlığın, irat kaydedilen 10.000.000-USD tutarlı geçici teminat yönünden incelenmesi sonucunda;<br> Dosyadaki mevcut belge ve bilgilerden; sözleşmenin imzalanması için davacıların oluşturduğu ortak girişim grubuna verilen sürede yükümlülüklerini yerine getirerek sözleşme imzalanmadığından ... tarih ve ... sayılı işlem ile anılan ortak girişim grubu tarafından davalı idare hesabına yatırılan (teminat mektubu iade alınmak suretiyle nakdi olarak) 10.000.000-USD geçici teminatın idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptaline karar verildiği, davacılar tarafından geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairenin 16/03/2017 tarih ve E:2016/117, K:2017/680 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1724, K:2017/3452 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline kesin olarak karar verilmesi üzerine davacıların 09/03/2018 tarihli başvurusu kapsamında geçici teminat tutarına ilişkin olarak davalı idarece 15/03/2018 tarihinde 19.000.000,00-TL (3,8667-TL satış kuru üzerinden 4.913.750,74-USD), 331.067,61-TL (3,8667-TL satış kuru üzerinden 85.620,20-USD) ve 5.000.629,06-USD olmak üzere toplam 10.000.000-USD ödeme yapıldığı anlaşıldığından, davanın konusuz kalan bu kısmı itibariyle karar verilmesine yer bulunmamaktadır. <br> Öte yandan, ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemde, irat kaydedilen 10.000.000-USD tutarındaki teminatın, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin ödenmesine ilişkin işlemlerin idarelerince gerçekleştirildiği, ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında teminatın faizi ile birlikte ödenmesine dair bir ibare bulunmaması sebebiyle faize ilişkin olarak bir ödeme yapılamayacağı belirtilmiştir. <br> İdarî yargı yerlerince verilen idarî işlemin iptali kararları, idarî davaya konu edilen idarî işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idarî işlemden önceki hukukî durumun geri gelmesini sağlar. Kamu idarelerinin, hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorundadırlar.<br> Faiz, hukuki niteliği itibarıyla asıl alacağı genişleten fer'i bir hak olan, alacaklının alacak olarak talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre mahrum kalması nedeniyle, mahrum kaldığı zaman içinde meydana gelen zararına karşılık kendisine ödenmesi gereken ve asıl alacağa bağlı fer'i bir haktır. Talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgilinin, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olmakla birlikte, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması da kural olarak aranmaz.<br> Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi hakların karşılanmasının zaman içinde gecikmesi ve bu gecikmeden doğan zararın karşılanması için 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin faiz konusundaki kararlarında da, konunun genel olarak mülkiyet hakkı çerçevesinde ele alındığı görülmektedir. <br> Bu itibarla, uyuşmazlığa konu olan ihale süreci aşamasında teklifler alındıktan sonra, tâbi olduğu hukuki rejimi tamamen değişen ve ilgililerin teklife esas iradelerini olumsuz etkileyen ve idarenin hatalı işlemleri sonucu belirsiz bir lisans ve faaliyet sürecine yol açarak hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ortaya konulan Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi ile bu ihaleye ait ihale komisyonu kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca iptal edildiği, iptal kararlarının idarî davaya konu edilen idarî işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idarî işlemden önceki hukukî durumun yeniden tesisini gerektirdiği ve idarelerin açıkça hatalı ve kusurlu olarak tesis ettiği yargı kararı ile ortaya konulan idari işlemleri sonucunda, davacıların uğradıkları veya yoksun kaldıkları maddi hakların telafisinin de hukuk devleti ve hukuk güvenliği açısından zorunlu olduğu dikkate alındığında, irat kaydedilen tutarın yasal faiziyle birlikte davacılara iadesi gerektiği açıktır.<br> Uyuşmazlıkta, davacı şirketlerin teminatın irat kaydı işlemine ilişkin olarak açılan davalarda, teminatın irat kaydı işleminin hukuka aykırı olduğuna karar verildiği, hukuka aykırı işlem nedeniyle 11/12/2015 tarihinde irat kaydedilen 10.000.000-USD'nin ise anılan yargı kararının yerine getirilmesini teminen 15/03/2018 tarihinde davacılara iade edildiği, öte yandan geçici teminat tutarının davacılar tarafından davalı idare hesabına nakit 10.000.000-USD olarak yatırıldığı anlaşıldığından, 10.000.000-USD'nin irat kaydedildiği 11/12/2015 tarihi başlangıç alınarak davacılara teminat bedelinden mahrum kalındığı süre için 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" başlıklı 4/a maddesi uyarınca, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle faiz ödemesi yapılması gerektiği kuralı çerçevesinde ödeme yapılması gerektiğinden, faiz talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. <br> Özetle, davacı şirketlerin zararının, yargı kararıyla hukuka aykırı bulunan irat kaydı işlemi nedeniyle geçici teminat bedelinin irat kaydedildiği 11/12/2015 tarihi ile davalı idarece ödemenin yapıldığı 15/03/2018 tarihleri arasında kullanılamamasından kaynaklandığı, davacı şirketler açısından idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğu, hesaplanan zarar miktarı üzerinden faiz yürütülmesine de engel bir durum bulunmadığı ortadadır. Çünkü davacı şirketlerin döviz cinsinden uğradıkları zararın doğmasına, idarenin ihale sürecini hukuka aykırı şekilde yürütmesi neden olmuş ve bu süreçte tesis edilen idari işlemlerin hukuka aykırılığı da yargı kararları ile ortaya konulmuştur. <br> İdarelerin kamu hizmetlerini yürütürken hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden doğan zararı, Anayasa’nın 125. maddesi gereğince ödemekle yükümlüdür. Hukuka aykırı işlem nedeniyle maddi hakların iadesinin gecikmesinden doğan zararın karşılanması için 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz işletilmesi gerektiği açık olup, uğranılan ekonomik zararın da doğrudan mülkiyet hakkını ilgilendirdiği Anayasa Mahkemesi kararları ile kabul edilmiştir. Dolayısıyla geçici teminatın, davacıların sözleşmeyi süresinde imzalamadığı için irat kaydedildiği ya da döviz cinsinden meydana gelen faiz zararının da, davacıların teminat mektubunu iade alarak 10.000.000 Amerikan Doları tutarındaki dövizin idarenin hesabına havale edilmesini talep ettiği için davacıların kendi tercihinden kaynaklandığı, özetle, zararın doğmasına; idarenin hukuka aykırı olarak ihale sürecini yürütmüş olmasından ziyade davacıların tercihlerinin sebep olduğu ileri sürülerek iptal kararları gereklerinin yerine getirilmesini teminen uğradıkları faiz karşılığı zararların ödenmemesi sonucunu doğurmayacaktır. Zira idarenin hukuki sorumluluğu, yargı yerleri tarafından verilen iptal kararları ile ortaya konulduğundan, aksi bir yorum, idarelerin açıkça hatalı ve kusurlu olarak tesis ettiği ve yargı kararları ile iptaline karar verilmiş ihale sürecindeki idari işlemlerin, yeniden tartışılmasını gerektirir ki, bu da idare hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz. <br> Bu nedenle, davalı idare tarafından, 10.000.000-USD tutarındaki teminatın irat kaydedildiği 11/12/2015 tarihinden anılan tutarın davacılara ödendiği 15/03/2018 tarihine kadar "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca dava dilekçesinde belirtilen "919.184-USD'ye yıllık %4,75 ve değişmesi hâlinde değişen oranlarda" talebi aşılmayacak şekilde 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak yabancı para faizinin (zararın), yine dava dilekçesinde belirtilen "22/03/2018 tarihinden itibaren yıllık %4,75 ve değişmesi hâlinde değişen oranlarda" talebi de aşılmayacak şekilde 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Dava konusu işlemin vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden incelenmesinden;<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." kuralı yer almıştır.<br> 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir."; 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur."; 4/a maddesinde, "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." hükmü bulunmaktadır.<br> Görüleceği üzere, bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgilinin, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olduğu için kararda hükmedilmiş olan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine de muaccel hâle geldiği karar tarihinden itibaren faiz istenebileceği açıktır. Mahkemenin tutanağa bağlayarak nihai kararını verdiği tarihten, kararın imzalanarak onaylı bir örneğinin davacıya veya vekiline tebliğ edildiği tarihe kadar geçen sürenin vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsilini geciktirdiği ve davacının da bu miktar parayı, hukuka aykırılığın tespit edildiği, yargı kararının verildiği tarih itibariyle kullanmaktan mahrum kaldığı dikkate alındığında, davacının geciken tahsilat nedeniyle faiz kaybına uğradığı anlaşıldığından, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerini gecikmeli olarak ödeyen ve ödeme tarihine kadar vekâlet ücreti ve yargılama giderleri uhdesinde kullanan davalı idarenin, karar tarihinden, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ödendiği tarihe kadar geçen sürede davacının uğradığı faiz kaybını tazminen karşılaması gerekmektedir.<br> Diğer yandan, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmesi için, davacının veya vekilinin banka hesap numarasını davalı idareye bildirmek zorunda olması ve davalı idareye de bu bildirim tarihinden itibaren otuz günlük ödeme süresi verilmesi, kararın infazı ile ilgili bir husus olup, bu süreyi yargı kararının verildiği tarih itibariyle muaccel hale gelmiş borcun vadesine ilişkin bir süre olarak nitelendirmek mümkün değildir. <br> Bu itibarla, davacı şirketlerin 09/03/2018 tarihli dilekçesiyle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında hükmedilen toplam 10.800,00-TL vekâlet ücretinin, 2.814,40-TL yargılama giderlerinin ve Dairenin bozulan ilamlarında hükmedilen toplam 10.800,00-TL vekâlet ücretinin 06/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi davalı idareden istenilmiş olmasına rağmen, davalı idare tarafından vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin 15/03/2018 ve 22/03/2018 tarihinde davacı şirketlere faizsiz bir şekilde ödendiği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalı idarece belirtilen süre içinde sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin bir ödeme yapıldığı, faize ilişkin ise bir ödeme yapılmadığı dikkate alındığında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri alacağının kararların verildiği 06/11/2017 tarihinden ödemenin yapıldığı 15/03/2018 tarihine kadar, Dairenin bozulan kararları uyarınca davalı idareye ödenen 10.800,00-TL vekâlet ücretinin ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarının verildiği 06/11/2017 tarihinden, davalı idarece geri ödemenin yapıldığı 22/03/2018 tarihine kadar faiz işletilmesi ve hesaplanacak yasal faiz alacağının da taleple bağlılık ilkesi uyarınca 22/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirketlere ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin geçici teminat tutarına 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı ile yargılama gideri ve vekâlet ücretine faiz işletilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden iptaline, davalı idare tarafından, 10.000.000-USD tutarındaki teminatın irat kaydedildiği 11/12/2015 tarihinden anılan tutarın davacılara ödendiği 15/03/2018 tarihine kadar "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca dava dilekçesinde belirtilen "919.184-USD'ye yıllık %4,75 ve değişmesi hâlinde değişen oranlarda" talebi aşılmayacak şekilde 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak yabancı para faizinin (zararın), yine dava dilekçesinde belirtilen "22/03/2018 tarihinden itibaren yıllık %4,75 ve değişmesi hâlinde değişen oranlarda" talebi de aşılmayacak şekilde 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri alacağının kararların verildiği 06/11/2017 tarihinden ödemenin yapıldığı 15/03/2018 tarihine kadar, Dairenin bozulan kararları uyarınca davalı idareye ödenen 10.800,00-TL vekâlet ücretinin ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarının verildiği 06/11/2017 tarihinden davalı idarece geri ödemenin yapıldığı 22/03/2018 tarihine kadar faiz işletilmesi ve hesaplanacak yasal faiz alacağının da taleple bağlılık ilkesi uyarınca 22/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirketlere ödenmesine, İrat kaydedilen teminat tutarı itibariyle ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Dairemizin 04/05/2023 tarih ve E:2018/1319, K:2023/2170 sayılı kısmen iptal, kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki kararına karşı taraflarca yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2023/2455, K:2024/1442 sayılı kararıyla Dairemiz kararının bozulması üzerine, yeniden gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'da belirlenen pazarlık usulüyle 15/07/2014 tarihinde gerçekleştirilen "Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi"nde Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, "... 2.755.000.000 (ikimilyaryediyüzellibeşmilyon) ABD Doları bedelle en yüksek teklifi veren ...-... Ortak Girişim Grubu'na ihale şartnamesi çerçevesinde lisansın 10 yıllık süre ile verilmesine, ...-... Ortak Girişim Grubu'nun Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca verilen süre içinde istenilen kesin teminatları vermemesi, diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi veya lisans sözleşmesini imzalamaması durumunda, alınan geçici teminatların Özelleştirme Fonuna gelir kaydedilmesine, 2.750.000.000 (ikimilyaryediyüzellimilyon) ABD Doları bedelle en yüksek teklifi veren ...-... Ortak Girişim Grubu'na ihale şartnamesi çerçevesinde lisansın 10 yıllık süre ile verilmesine, ...-... Ortak Girişim Grubu'nun Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca verilen süre içinde istenilen kesin teminatları vermemesi, diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi veya lisans sözleşmesini imzalamaması durumunda, alınan geçici teminatların Özelleştirme Fonuna gelir kaydedilmesine ve ihalenin iptaline" şeklinde alınan Değerleme ve İhale Komisyonu kararının onaylanmasına karar verilmiştir. <br> Davalı idarece, ...-... Ortak Girişim Grubu tarafından sözleşmenin imzalanması için gerekli yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine, 10.000.000,00 ABD Doları tutarındaki geçici teminatın idareleri lehine irat kaydedilmesi ve ihalede ikinci teklifi veren ...-... Ortak Girişim Grubu'na çağrıda bulunulmasına 16/04/2015 tarih ve 328 sayılı Başkan Olur'u ile karar verilmiştir. <br> Davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısıyla davacı şirketlerin oluşturduğu ortak girişim grubunun sözleşme imzalamaya davet edildiği, davalı idarece sözleşmenin imzalanması için 13/08/2015 tarihine kadar verilen sürenin davacılar tarafından uzatılmasının istenilmesi üzerine 10/12/2015 tarihine kadar süre verildiği, ancak anılan ortak girişim grubu tarafından da yükümlülükler yerine getirilerek sözleşme imzalanmadığından ... tarih ve ... sayılı davalı idare işlemi ile davacıların oluşturduğu ortak girişim grubu tarafından anılan ihale için verilen 10.000.000,00 ABD Doları tutarındaki geçici teminatın idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptaline karar verilmiştir. <br> Bu süreçte davacılar tarafından; <br> 1- İdari Şartname'nin 16.2. maddesi uyarınca ödeme tercihlerinin tutanak altına alınmak üzere gerekli hazırlıkların yapılması ve tutanağın imzalanması için yapılan başvurunun reddine dair Özelleştirme İdaresi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına ve vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin Dairemizin 28/04/2016 tarih ve E:2015/5847, K:2016/1366 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/10/2016 tarih ve E:2016/3548, K:2016/2734 sayılı kararıyla onanmasına;<br> 2- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2015/6292, K:2017/675 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1920, K:2017/3450 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemlerin iptaline, 521,70-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine;<br> 3- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin iptali ve geçici teminatın iadesi istemli 02/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/109, K:2017/676 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1926, K:2017/3455 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 455,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 4- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin iptali ve geçici teminatın iadesi istemli 24/11/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/110, K:2017/677 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1923, K:2017/3453 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 443,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 5- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin 10/12/2015 günü mesai bitiminden önce iptali, bu mümkün değilse Danıştay Onüçüncü Dairesinde açılan E:2015/6292 sayılı davanın sonucunun beklenmesi istemli 10/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/112, K:2017/679 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1952, K:2017/3451 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 443,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 6- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin 10/12/2015 günü mesai bitiminden önce iptali istemli 09/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/111, K:2017/678 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1925, K:2017/3454 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 446,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine; <br> 7- Özelleştirme İdaresi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında belirtilen, geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/117, K:2017/680 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1724, K:2017/3452 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 515,70-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1920, K:2017/3450 sayılı kararında, "... Somut olayda lisans sözleşmesinin uyuşmazlık konusu ihalenin esaslı bir unsuru olduğunda herhangi bir şüphe bulunmamakta olup, idarenin teklifler alındıktan sonra ihale süreci içinde ihalenin hukuki niteliğini imtiyaz sözleşmesinden özel hukuk sözleşmesine dönüştürmeye çalıştığı görülmektedir. <br> Bu itibarla, ihale sürecinin esaslı unsuru olan lisans sözleşmesine ilişkin olarak teklifler alındıktan sonra ortaya çıkan ve davalı idarece de anlaşılan bu farklılığın teklifler alındıktan sonra düzeltilemeyecek, ve ihalenin iptalini gerektirecek ağırlıkta olduğu ve davalı idarece ihale işlemlerinin daha en baştan 320 sayılı KHK'nin Ek-2. maddesine uygun olarak yürütülmediği açıktır. Başka bir deyişle 320 sayılı KHK'nin Ek-2. maddesindeki düzenlemeye göre ihale sürecindeki tüm işlemlerinin lisans sözleşmesinin 'özel hukuk sözleşmesi' olacağından hareketle tesis edilmesi ve yürütülmesi gerekirken, ihale sürecinin 'imtiyaz verme' üzerine kurulduğu ve süreç içinde 'özel hukuk sözleşmesi'ne dönüldüğü, bu durumun, isteklileri yanıltıcı ve teklife esas iradelerini amaçladıkları kamu güvencesi ortadan kalktığı için doğrudan etkiler nitelikte olduğu; öte yandan sözleşmenin ancak Danıştayın düşüncesi alınarak değiştirilebileceği yönündeki hüküm dikkate alındığında ise, mevcut haliyle sözleşme imzalanmış olsa bile, faaliyetin yürütülmesi sırasında gündeme gelebilecek sözleşme değişikliklerinin ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda tereddütler yaşanacağı ve bu nedenlerle tabi olduğu hukuki rejimi tamamen değişen ihalenin bu şekilde yapılması ve sonuçlandırılması hukuka aykırılık teşkil etmektedir. <br> Bu durumda, teklifler alındıktan sonra tabi olduğu hukuki rejimi tamamen değişen ve isteklilerin teklife esas iradelerini olumsuz etkilemek suretiyle onları yanıltacak nitelikte olan, idarenin hatası nedeniyle ilgilileri belirsiz bir lisans ve faaliyet süreci ile karşı karşıya bırakan ve bu hâliyle hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil eden şans oyunlarının lisans verilmesi suretiyle özelleştirilmesi ihalesinde ve ihale komisyonu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı..." gerekçesine yer verilerek anılan işlemlerin iptaline karar verilmiştir.<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1724, K:2017/3452 sayılı kararında ise, "Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 16/03/2017 günlü, E:2015/6292, K:2017/675 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 günlü, E:2017/1920, K:2017/3450 sayılı kararıyla bozularak, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.<br> Bu durumda, davacıların, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının ... günlü, ... sayılı yazısında belirtilen, geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin dayanağını oluşturan, ihalenin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak anılan işlemlerin iptaline karar verilmesi nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamıştır." gerekçesine yer verilerek davacı şirketlerin geçici teminatının irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür. <br> Davacı şirketlerin ... tarih ve ... sayı ile idare kaydına alınan dilekçesiyle, şirketleri tarafından açılan davalarda verilen yargı kararlarının gereklerinin yerine getirilmesi gerektiği, tüm kalemlerden dolayı her türlü faiz, her türlü müspet zarar, her türlü menfi zarar, her türlü munzam zarar ve her türlü diğer maddi ve manevi hak ve zararları saklı kalmak kaydı ve çekincesiyle kesin nitelikteki anılan yargı kararları gereğince; <br> a) İrat kaydedilen teminat tutarı olan 10.000.000,00 ABD Dolarının,<br> b) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca 10.000.000,00 ABD Dolarının irat kaydı tarihi olan 10/12/2015 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının (hangisi en yüksekse) ABD Doları cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizinin (bu şekilde idarece belirlenip hesaplanacak olan döviz faizinin),<br> c) İdare aleyhine hükmedilen toplam 10.800-TL vekalet ücreti ile toplam 2.814,40-TL yargılama giderinin Danıştay Onüçüncü Dairesinin Danıştay İdari Dava Dairelerince bozulmasına karar verilen kararları uyarınca idareye ödenen toplam 10.800,00-TL vekalet ücretinin ve <br> d) Toplam 24.414,40-TL'nin 06/11/2017 tarihinden itibaren davalı idarece yıllık %9 üzerinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiş; Özelleştirme İdaresi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, davalara ilişkin vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile irat kaydedilen 10.000.000,00 ABD Doları tutarındaki teminatın ödenmesine ilişkin işlemlerin idarelerince gerçekleştirildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun anılan kararında "teminatın faizi ile birlikte ödenmesine" dair bir ibare bulunmadığından, faize yönelik olarak idarelerince herhangi bir ödeme yapılmayacağına karar verilmesi üzerine, işbu işlemin iptali ile 919.184,00 ABD Doları asıl alacağın 22/03/2018 tarihinden itibaren Halkbankın uyguladığı yıllık %4,75 ve değişmesi halinde değişen oranlarda uygulanacak döviz faizi ile birlikte aynen veya ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL'nin davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle 16/04/2018 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına alınan dilekçeyle bakılan dava açılmıştır.<br> Dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden;<br> Danıştay İdari Dava Dairelerinin yukarıda belirtilen kararlarıyla bozulmasına karar verilen Dairemiz kararları uyarınca davacılar tarafından davalı idareye altı dava için toplam 11.148,00-TL (1.858,00-TLx6) vekalet ücreti ödemesinin yapıldığı; <br> Davalı idare tarafından davacılara ise; 15/03/2018 tarihinde 5.000.629,06 ABD Doları, 19.000.000,00-TL ve 331.067,61-TL; yine aynı tarihte 11.670,44-TL; 22/03/2018 tarihinde ise "vekalet ücretleri" açıklaması yapılarak 6.131.40-TL, 4.459,20-TL ve 557,40-TL olmak üzere toplam 11.148,00-TL ödemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. <br> Dairemizin 09/02/2022 tarih ve E:2018/1319 sayılı ara kararıyla davacı şirketlerden ve davalı idareden;<br>"1- Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'ne ilişkin olarak davacı şirketler tarafından 10.000.000 ABD Doları (ABD Doları) tutarlı geçici teminatın davalı idareye ödenmesine ilişkin dekont/teminat mektubunun onaylı bir örneğinin Dairemize gönderilmesinin istenilmesine, <br>2- Anılan ihalede davacı şirketlerce verilen geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin onaylı bir örneğinin Dairemize gönderilmesinin istenilmesine,<br>3- İdare tarafından teminatın irat kaydedilmesi üzerine, teminat bedelinin idare hesaplarına hangi ülke para birimi üzerinden ödendiğinin sorulmasına, buna ilişkin dekont/ların onaylı örneklerinin Dairemize gönderilmesinin istenilmesine, <br>4- İdarece geçici teminat bedeli için davacılara yapılan ödemelere ait dekont/ların (her bir dekontun hangi ödemeye ilişkin olduğuna ilişkin açıklamayı da içerir bir şekilde) onaylı birer örneğinin Dairemize gönderilmesinin istenilmesine,<br>5- Davacı şirketler tarafından idarece yapılan ödemeleri gösteren dekontların dava dosyasına sunulduğu görülmüş olup, idarece yapılan her bir ödemenin davacı şirketlerce uyuşmazlığa konu başvuruda talep edilen hangi kalemlere ilişkin olduğunun liste hâlinde (hangi dekontta hangi kaleme ve/veya kalemlere ilişkin ödemenin yapıldığını gösterir) sunulmak suretiyle söz konusu dekontların onaylı birer örneğinin Dairemize gönderilmesinin istenilmesine" karar verilmiştir. <br>Davacı şirketlerin ara kararına cevabi yazısında, teminatın nakde çevrilmesi durumu gözetilerek idarenin banka hesabına 09/12/2015 tarihinde 10.000.000,00 ABD Dolarının gönderildiği, teminat mektubu aslı teslim alınmak suretiyle banka teminat mektubu şeklindeki teminatın nakit teminata dönüştürüldüğü belirtilmiştir. <br>Davalı idarenin ara kararına cevabi yazısında, teminatın 14/12/2015 tarihinde 10.000.000,00 ABD Doları karşılığı 29.843.000,00-TL olarak irat kaydedildiği, yargı kararına istinaden 14/03/2018 tarihinde teminatın ödenmesine ilişkin Olur alındığı, Özelleştirme Fonunun nakit durumu ile fonun gelir gider durumu gözönünde bulundurularak 5.000.629,06 ABD Doları, 19.000.000,00-TL ve 331.067,31-TL olarak (o tarihteki 1 Amerikan Doları 3,8667-TL) toplam 10.000.000,00 ABD Dolarına karşılık gelen tutarın davacılardan ... A.Ş.'ye ait hesaplara 15/03/2018 tarihinde yatırıldığı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında yer alan yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacılara ödendiği, tahsil edilen vekalet ücretlerinin ise iade edildiği, öte yandan, yargı kararında geçici teminatın faizle ödenmesine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı belirtilmiştir. <br>Davalı idarece davacıların ara kararına cevabi yazısına ilişkin olarak verilen beyan dilekçesi ekinde ise, 4.459,20-TL, 557,40-TL, 6.131,40-TL olmak üzere toplam 11.148,00-TL'nin 22/03/2018 tarihinde ... A.Ş.'nin ... A.Ş.'deki hesabına gönderildiğine ilişkin "bozma kararı sonrası iade edilen vekalet ücretleri" açıklamasıyla idarelerine ait Ziraat Bankası Müşteri Hesap Ekstresi; "Yasal kesintiler sonrası ödenen vekalet ücretleri" açıklamasıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun "2017/1724", "2017/1920", "2017/1923", "2017/1925", "2017/1926", "2017/1952" esas sayılı dosyalarına ilişkin olarak ... A.Ş.'ye 15/03/2018 tarihinde 11.670,44-TL tutarında ödeme yapılmasına dair ... tarih ve ... sayılı "Yargılama giderleri ve vekalet ücreti ödemesi" konulu yazı sunulmuştur. <br> Bu kapsamda, dava dosyası incelendiğinde, dava dilekçesi ekinde sunulan dekontlar ile davalı idarece ara kararına verilen cevabi yazıda belirtilen hususların ve beyan dilekçesi ekinde sunulan belgelerin birbiriyle uyumlu olduğu görülmüştür. <br>Davacılar tarafından, davalı idarece geçici teminatın irat kaydı işleminin yargı kararıyla iptali üzerine geçici teminata ve yargı kararlarında idareleri aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderine ilişkin olarak yapılan ödemeler borçlar hukuku çerçevesinde akdi ilişkiye dayalı yapılmış bir ödeme gibi değerlendirilmek suretiyle dava dilekçesinde birtakım hesaplamalar yapılarak geçici teminat yönünden ödenmeyen 919.184,00 ABD Doları asıl alacağın davalı idareden tahsiline karar verilmesi istenilmiş ise de, davalı idarece yapılan ödemelerin idari yargı kararlarında hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile geçici teminatın irat kaydı işleminin iptali nedeniyle ilamın infazı kapsamında yapıldığı açıktır. Bu bağlamda, her ne kadar dava dilekçesinde talep konusu geçici teminata ilişkin "asıl alacak" şeklinde nitelendirilmiş ise de davalı idarece yapılan ödemelerin ilamın infazı kapsamında bir ödeme olduğu anlaşıldığından, davacı şirketlerce tazmini istenilen tutarın geçici teminatın, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin faizine ilişkin olduğu sonucuna varılmıştır. <br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> 1- Dairemizin 04/05/2023 tarih ve E:2018/1319, K:2023/2170 sayılı kararıyla, dava konusu işlemin geçici teminat tutarına 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine isteminin reddine ilişkin kısmının iptaline, dava konusu işlemin yargılama gideri ve vekalet ücretine faiz işletilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, dava konusu işlemin davacının diğer istemlerine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2023/2455, K:2024/1442 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden Dairemiz kararının;<br> "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında; 'İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.' hükmüne yer verilmiştir. <br> Doktrinde idarenin hukuki sorumluluğu, kamu hizmetlerinden doğan zararların karşılanıp giderilmesini amaçlayan hukuki bir kurum olarak tanımlanmaktadır. (Sarıca, Ragıp (1949) Hizmet Kusuru ve Karakterleri, Journal of Istanbul University Law Faculty, C:15, S:4, s. 858 vd.)<br> İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunması ve bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle, zararla idari faaliyet arasında bir illiyet bağı bulunması gerekir. Ayrıca, ilgilinin zarara uğramasına neden olan idari işlem veya eylem, hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde bir hizmet kusuru oluşturmalı ya da kusursuz sorumluluk esasının uygulanmasına elverişli olmalıdır.<br> Başka bir anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.<br> Ancak, ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zararın zarar gören kişinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, zararın mücbir sebeplerden kaynaklanması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması gibi durumlarda idarenin tazmin yükümlülüğü ortadan kalkar.<br> Öte yandan, Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde, 'Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür' kuralı yer almaktadır. Bu düzenlemeden yola çıkılarak, doktrin ve yargı kararlarında, haksız fiilin; kusur, hukuka aykırı bir fiil, illiyet bağı ve zarar şeklinde dört temel unsuru olduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla özel hukuka göre hukuka aykırılık ile kusur birbirinden ayrı karaktere sahip unsurlardır. Hukuka aykırılık, fiilin hukuk düzeni tarafından kabul edilmediğini ifade eden objektif bir durumken, kusur ise işlediği eylem nedeniyle failin kınanabilir olmasını ifade eden sübjektif bir durumdur. (Nomer, Haluk Nami (2015) Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, s. 151 vd.; Oğuzman, M. Kemal/Öz, M. Turgut (2012) Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 2, İstanbul 2012, s. 14.; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, 11.1.2016 tarih ve E:2015/570, K. 2016/171 sayılı kararı.)<br> Ancak özel hukuk öğretisinde, kusur ve zarar unsurlarından ayrı bir unsur olarak belirtilen 'hukuka aykırılık' unsurunun nasıl yorumlanması gerektiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.<br> Türk öğretisinde genel olarak kabul edilen görüş olan 'objektif hukuka aykırılık teorisi' uyarınca, mutlak hakların (mülkiyet hakkı, kişilik hakkı, yaşama hakkı vb.) ihlali ile diğer zararlar (örneğin: salt ekonomik zararlar) arasında bir ayrıma gidilmektedir. Bu görüşe göre, mutlak hakların ihlali tek başına hukuka aykırılık unsurunun kurulması için yeterli görülse de; diğer menfaatlerin zarar görmesi halinde, ayrıca bir hukuk normunun da ihlal edilmiş olması aranmaktadır. (Tercier, Pierre/ Pichonnaz, Pascal / Develioğlu, H. Murat (2016) Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul s. 571; Kurtulan, Gökçe (2017) Haksız Fiilde Hukuka Aykırılık Unsuru, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C:23, S:1, s.469.)<br> Fransız hukukunda da hukuka aykırılık bazen başlı başına bir sorumluluk sebebi olarak kabul edilmekte iken, Conseil d’Etat zaman zaman salt hukuka aykırılığı tazminat sebebi olarak kabul etmemiştir. (Chapus, Rene (1957) Responsabilite Publıque et Responsabilite Privee, Paris, Librairie Generale de Droit et de Jurisprudence. s.165)<br> Salt ekonomik zararlar olarak ifade edilen zararlar ise, kişinin üzerinde mutlak bir hakka sahip olduğu malvarlığı değerindeki eksilmeyi içermemektedir. Bu zararlar, maddi bir zarar kalemi olup 'diğer zarar' kategorisi altında değerlendirilmektedir. Başka bir ifadeyle salt ekonomik zararlar, kişinin hayatına, sağlığına ya da malına gelen zararlar dışındaki 'kâr kaybı' gibi ekonomik menfaatlerini etkileyen zararlardır. (Sanlı, Kerem Cem (2007) Haksız Fiil Hukukunun Ekonomik Analizi, İstanbul, s.333.)<br> Uyuşmazlıkta, davacının davalı idare tarafından tazmin edilmesini talep ettiği zararların, davacının davalı idare nezdinde gerçekleştirilen bir ihalede sözleşmeyi süresinde imzalamamış olması neticesinde irat kaydedilen 10.000.000 Amerikan Doları tutarındaki teminatının, ihale sürecinin hukuka aykırı şekilde yürütüldüğü gerekçesiyle ihalenin ve devamındaki işlemlerin iptali yönündeki kesinleşen yargı kararları uyarınca kendisine iade edildiği tarihe kadar geçen sürede söz konusu paradan mahrum kalması neticesinde uğradığını ileri sürdüğü faiz alacağına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretine faiz hükmedilmemesine dayandığı görülmektedir.<br> Kurulumuzun ihalenin ve ihale komisyonu kararının iptaline yönelik 06/11/2017 tarih ve E:2017/1920, K:2017/3450 sayılı kararında, '... Somut olayda lisans sözleşmesinin uyuşmazlık konusu ihalenin esaslı bir unsuru olduğunda herhangi bir şüphe bulunmamakta olup, idarenin teklifler alındıktan sonra ihale süreci içinde ihalenin hukuki niteliğini imtiyaz sözleşmesinden özel hukuk sözleşmesine dönüştürmeye çalıştığı görülmektedir. <br> Bu itibarla, ihale sürecinin esaslı unsuru olan lisans sözleşmesine ilişkin olarak teklifler alındıktan sonra ortaya çıkan ve davalı idarece de anlaşılan bu farklılığın teklifler alındıktan sonra düzeltilemeyecek, ve ihalenin iptalini gerektirecek ağırlıkta olduğu ve davalı idarece ihale işlemlerinin daha en baştan 320 sayılı KHK'nin Ek-2. maddesine uygun olarak yürütülmediği açıktır. Başka bir deyişle 320 sayılı KHK'nin Ek-2. maddesindeki düzenlemeye göre ihale sürecindeki tüm işlemlerinin lisans sözleşmesinin "özel hukuk sözleşmesi" olacağından hareketle tesis edilmesi ve yürütülmesi gerekirken, ihale sürecinin "imtiyaz verme" üzerine kurulduğu ve süreç içinde "özel hukuk sözleşmesi"ne dönüldüğü, bu durumun, isteklileri yanıltıcı ve teklife esas iradelerini amaçladıkları kamu güvencesi ortadan kalktığı için doğrudan etkiler nitelikte olduğu; öte yandan sözleşmenin ancak Danıştay'ın düşüncesi alınarak değiştirilebileceği yönündeki hüküm dikkate alındığında ise, mevcut hâliyle sözleşme imzalanmış olsa bile, faaliyetin yürütülmesi sırasında gündeme gelebilecek sözleşme değişikliklerinin ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda tereddütler yaşanacağı ve bu nedenlerle tâbi olduğu hukuki rejimi tamamen değişen ihalenin bu şekilde yapılması ve sonuçlandırılması hukuka aykırılık teşkil etmektedir. <br> Bu durumda, teklifler alındıktan sonra tâbi olduğu hukuki rejimi tamamen değişen ve isteklilerin teklife esas iradelerini olumsuz etkilemek suretiyle onları yanıltacak nitelikte olan, idarenin hatası nedeniyle ilgilileri belirsiz bir lisans ve faaliyet süreci ile karşı karşıya bırakan ve bu hâliyle hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil eden şans oyunlarının lisans verilmesi suretiyle özelleştirilmesi ihalesinde ve ihale komisyonu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı...' gerekçesine yer verilerek anılan işlemlerin iptaline karar verilmiştir.<br> Kurulumuzun davacının geçici teminatının iadesi sonucunu doğuran 06/11/2017 tarih ve E:2017/1724, K:2017/3452 sayılı kararında ise, 'Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesinin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 16/03/2017 günlü, E:2015/6292, K:2017/675 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2017 günlü, E:2017/1920, K:2017/3450 sayılı kararıyla bozularak, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.<br> Bu durumda, davacıların, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının ... günlü, ... sayılı yazısında belirtilen, geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin dayanağını oluşturan, ihalenin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak anılan işlemlerin iptaline karar verilmesi nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamıştır.' gerekçesine yer verilerek davacı şirketlerin geçici teminatının irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür. <br> Aktarılan yargı kararları ile davacı tarafından açılan diğer davalar neticesinde, davalı idare tarafından davacılara; 15/03/2018 tarihinde 5.000.629,06-USD, 19.000.000,00-TL ve 331.067,61-TL; yine aynı tarihte 11.670,44-TL; 22/03/2018 tarihinde ise 'vekâlet ücretleri' açıklaması yapılarak 6.131.40-TL, 4.459,20-TL ve 557,40-TL olmak üzere toplam 11.148,00-TL ödemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. <br> Yapılan ödemeler dikkate alındığında, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ödemelerin İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde belirlenen süre içerisinde eksiksiz olarak yapıldığı ve davacının davalı idare nezdinde bulunan 10.000.000 Amerikan Doları tutarındaki teminatının bir kısmının döviz olarak bir kısmının ise ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı ödenmek suretiyle gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. <br> Davacı ise, yapılan ödemelere faiz işletilmemiş olması sebebiyle, zarara uğradığını ileri sürerek zararının giderilmesini istemektedir. <br> Bu noktada, davacıların irat kaydedilen dolar cinsinden teminatının, irat kaydedildiği tarihte 29.509.000-TL'ye tekabül ettiği, bu tutara idarenin teminatı elinde bulundurduğu toplam süre olan 2 yıl 3 ay 5 günlük yasal faiz uygulandığında ödenecek toplam tutarın, 35.519.134,41-TL'ye karşılık geldiği, davacılara teminatın iade edildiği tarihte ise Türk Lirası karşılığı olarak yaklaşık 38.800.000-TL ödeme yapıldığı, bu yönüyle davacıların Türk Lirası cinsinden bir kaybı olmamasına rağmen döviz cinsinden teminatın nakit olarak idarenin hesabına yatırılmış olması sebebiyle zarara uğradığını ileri sürdüğü açıkça anlaşılmaktadır.<br> O halde, davacıların döviz cinsinden uğradığını ileri sürdüğü faiz zararı ile idarenin hukuka aykırı olduğu yargı kararlarıyla sabit olan idari işlemleri arasında illiyet bağının var olup olmadığını ve doğduğu iddia edilen zararın hukuksal niteliğinin ortaya konulması zorunludur.<br> Davaya konu ihalede en avantajlı ikinci teklif sahibi konumunda olan davacılar, 22/04/2015 tarihli yazı ile 13/08/2015 tarihine kadar sözleşme imzalamaya davet edilmiş, davacılar tarafından 22/06/2015 tarihli yazı ile süre uzatımı talep edilmesi üzerine bu süre 10/12/2015 tarihine kadar uzatılmış, bu aşamada davacılar tarafından 09/12/2015 tarihinde yapılan başvuru ile geçici teminat mektubunun iade edilerek, teminat olarak 10.000.000 Amerikan Doları tutarında dövizin idarenin hesabına havale edilmesi talep edilmiş, bu talepleri idarece kabul edilerek gerekli işlemler tesis edilmiş ve sözleşmenin verilen ek sürenin sonunda imzalanmaması üzerine teminat irat kaydedilmiştir. <br> Tüm bu süreç dikkate alındığında, teminatın irat kaydedilmesinin asıl sebebi, davacıların sözleşmeyi süresinde imzalamamış olmasıdır. Öte yandan, davacılar tarafından idareye sunulup da iadesi talep edilen teminat mektubu incelendiğinde, teminatın talep halinde tazmininin Türk Lirası cinsinden yapılabileceği görülmekte olup davalı idarenin de dosya kapsamında sunduğu 14/12/2015 tarihli muhasebe fişinden döviz olarak idareye sunulan teminatın idarenin hesaplarına Türk Lirası olarak kaydedildiği görülmüştür. Bu durumda teminat mektubu davacılar tarafından iade alınmamış olsaydı bankanın teminatı Türk Lirası cinsinden tazmin edeceği ve davacıların bankaya ödemesi gereken kredi miktarını ödeme tarihindeki döviz kuru karşılığı olan Türk Lirası üzerinden bankaya ödeyeceği açıktır. Bu noktadan hareketle, döviz cinsinden meydana gelen faiz zararının asıl nedeninin yine davacıların teminat mektubunu iade alarak nakit yatırmayı tercih etmesi olduğu anlaşılmaktadır. Zira davacılar sözleşmenin imzalanması için verilen son günden bir gün önce geçici teminat mektubunu idareden iade alarak nakdi teminat yatırmayı kendileri tercih etmiştir. <br> Bu durumda, davacıların döviz cinsi varlık üzerinden uğramış olduklarını ileri sürdükleri salt ekonomik zararın, mutlak bir hak niteliğinde olmadığı, zararın doğmasına, idarenin hukuka aykırı olarak ihale sürecini yürütmüş olmasının değil, davacıların bu süreçteki tercih ve kararlarının sebebiyet verdiği, idarenin ihale sürecine ilişkin verilen yargı kararlarının gereğini de yerine getirdiği dikkate alındığında, davalı idarenin davacılar tarafından gerçekleştiği ileri sürülen zararı tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br> Bu itibarla, temyize konu kararın, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.<br> Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması halinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin geçici teminat tutarına 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. <br><br>2- Dairemiz kararının dava konusu işlemin yargılama gideri ve vekalet ücretine faiz işletilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi, dava konusu işlemin davacının diğer istemlerine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki kısmının da "...işbu kararda belirtilen hususlar ile davacıların dava dilekçesindeki talepleri ile temyiz dilekçesindeki iddiaları bir arada değerlendirildiğinde; hukuki nitelendirmenin sağlıklı yapılabilmesi adına temyize konu kararın dava konusu işlemin yargılama gideri ve vekâlet ücretine faiz işletilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi ile dava konusu işlemin davacının diğer istemlerine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının da bozulması"na karar verilmiştir. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış; 11. maddesinin işlem tarihindeki halinde,<br> "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. <br> 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. <br> 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır."; 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralları yer almıştır. <br> Aynı Kanun'un "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinde,<br> "1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez... Ancak disiplin hükümleri saklıdır. <br> 2. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.<br> ...<br> 6. Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 48'inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez." kuralına yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Dava konusu işlemin vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden incelenmesinden; <br> Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile anılan ihale sürecinde davacılar tarafından davalı idareye karşı açılan davalarda verilen kararların birlikte incelenmesinden, Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin ve ihale komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2015/6292, K:2017/675 sayılı kararında 1.800,00-TL; Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin iptali ve geçici teminatın iadesi istemli 02/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/109, K:2017/676 sayılı kararında 1.800,00-TL; Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin iptali ve geçici teminatın iadesi istemli 24/11/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/110, K:2017/677 sayılı kararında 1.800,00-TL; Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin 10/12/2015 günü mesai bitiminden önce iptali, bu mümkün değilse Danıştay Onüçüncü Dairesinde açılan E:2015/6292 sayılı davanın sonucunun beklenmesi istemli 10/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/112, K:2017/679 sayılı kararında 1.800,00-TL; Şans Oyunlarının Lisans Verilmesi Suretiyle Özelleştirilmesi İhalesi'nin 10/12/2015 günü mesai bitiminden önce iptali istemli 09/12/2015 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/111, K:2017/678 sayılı kararında 1.800,00-TL ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 17/12/2015 tarih ve 86673822-101-02-99-V045/8215 sayılı yazısında belirtilen, geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/117, K:2017/680 sayılı kararında 1.800,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmesi üzerine davacılar tarafından davalı idareye her bir dosya için 1.858,00-TL olmak üzere toplam 11.148,00-TL vekalet ücreti ödemesinin yapıldığı, anılan kararların Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu kararlarıyla bozulması üzerine ise davalı idarece toplam 11.148,00-TL'nin davacılara iade edildiği anlaşılmaktadır. <br> Dairemizin anılan kararlarının temyizen incelenerek bozulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (sırasıyla) 06/11/2017 tarih ve E:2017/1920, K:2017/3450 sayılı kararında 521,70-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin; 06/11/2017 tarih ve E:2017/1926, K:2017/3455 sayılı kararında 455,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin; 06/11/2017 tarih ve E:2017/1923, K:2017/3453 sayılı kararında 443,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin; 06/11/2017 tarih ve E:2017/1952, K:2017/3451 sayılı kararında 443,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin; 06/11/2017 tarih ve E:2017/1925, K:2017/3454 sayılı kararında 446,00-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin; 06/11/2017 tarih ve E:2017/1724, K:2017/3452 sayılı kararında 515,70-TL yargılama gideri ile 1.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı şirketler tarafından 09/03/2018 tarihli dilekçeyle yargı kararlarında lehe hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücretinin yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenmesinin davalı idareden istenildiği, bu kapsamda davalı idarece 15/03/2018 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirlenen 30 günlük ödeme süresi içinde yasal mevzuat uyarınca yapılması gerekli kesintiler sonrasında yargılama gideri ve vekalet ücretinin toplam 11.670,44-TL olarak ödendiği görülmüştür.<br> Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtilen süre içinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı idarece ödendiği, bununla birlikte anılan maddede yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin ödemenin belirtilen süre içinde ödeme yapılması halinde ayrıca bir faiz ödenmesi gerektiğine ilişkin bir kurala yer verilmediği, nitekim aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan davalı idareler tarafından faiz ödenmesi gerektiğine ilişkin kuralın ise sadece tazminat ve vergi davalarına yönelik olduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtilen süre içinde ödenen yargılama gideri ve vekalet ücreti ile bu kalemlere ilişkin faiz istemi yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Dava konusu işlemin irat kaydedilen 10.000.000,00 ABD Doları tutarlı geçici teminat yönünden incelenmesinden;<br> Davalı idarece sözleşmenin imzalanması için davacıların oluşturduğu ortak girişim grubuna verilen sürede yükümlülükler yerine getirilerek sözleşme imzalanmadığından 11/12/2015 tarih ve 1031 sayılı işlem ile anılan ortak girişim grubu tarafından davalı idare hesabına yatırılan (teminat mektubu iade alınmak suretiyle nakdi olarak) 10.000.000,00 ABD Doları geçici teminatın idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptaline karar verildiği, davacılar tarafından geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Dairemizin 16/03/2017 tarih ve E:2016/117, K:2017/680 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2017 tarih ve E:2017/1724, K:2017/3452 sayılı kararıyla bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline kesin olarak karar verilmesi üzerine davacıların 09/03/2018 tarihli başvurusu kapsamında geçici teminat tutarına ilişkin olarak davalı idarece 15/03/2018 tarihinde 19.000.000,00-TL (3,8667-TL satış kuru üzerinden 4.913.750,74 ABD Doları), 331.067,61-TL (3,8667-TL satış kuru üzerinden 85.620,20 ABD Doları) ve 5.000.629,06 ABD Doları olmak üzere toplam 10.000.000,00 ABD Doları ödeme yapıldığı, dava konusu işlemde de irat kaydedilen 10.000.000,00 ABD Doları tutarındaki teminatın ödendiği belirtilmek suretiyle başvurunun reddedildiği anlaşıldığından, işlemde bu kısmı yönünden de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br> 919.184,00 ABD Doları asıl alacağın 22/03/2018 tarihinden itibaren Halkbankın uyguladığı yıllık %4,75 ve değişmesi halinde değişen oranlarda uygulanacak döviz faizi ile birlikte aynen veya ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL'nin davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemi yönünden incelenmesinden;<br> Davacılar tarafından, davalı idarece geçici teminatın irat kaydı işleminin yargı kararıyla iptali üzerine geçici teminata ve yargı kararlarında idareleri aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderine ilişkin olarak yapılan ödemeler borçlar hukuku çerçevesinde akdi ilişkiye dayalı yapılmış bir ödeme gibi değerlendirilmek suretiyle dava dilekçesinde birtakım hesaplamalar yapılarak geçici teminat yönünden ödenmeyen 919.184-ABD Doları asıl alacağın davalı idareden tahsiline karar verilmesi istenilmiş ise de, davalı idarece yapılan ödemelerin idari yargı kararlarında hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile geçici teminatın irat kaydı işleminin iptali nedeniyle ilamın infazı kapsamında yapıldığı açıktır. Bu bağlamda, her ne kadar dava dilekçesinde talep konusu geçici teminata ilişkin "asıl alacak" şeklinde nitelendirilmiş ise de davalı idarece yapılan ödemelerin ilamın infazı kapsamında bir ödeme olduğu anlaşıldığından, davacı şirketlerce tazmini istenilen tutarın geçici teminatın, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin faizine ilişkin olduğu sonucuna varılmıştır.<br> Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2023/2455, K:2024/1442 sayılı bozma kararındaki gerekçeler ile işbu kararımızda belirtilen gerekçelerle davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına karar verildiğinden, davacıların işbu tazmin isteminin de reddi gerekmektedir. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Dava ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen davacılar tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br> 3. Davalı idare tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 4. İstemleri halinde maktu harcın mahsubu sonucu kalan ...-TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,<br> 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br> 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
ihale