<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3406 E. , 2025/370 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/3406<br>Karar No:2025/370<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret<br> Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- (DAVALI) ... Fonu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...4 tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 22/07/2019 tarih ve 30839 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yapılacak olan Yunus Emre Termik Santrali'nin satışına ilişkin ihalenin iptali istenilmiştir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Dairemizin 22/02/2024 tarih ve E:2020/945, K:2024/910 sayılı bozma kararına uyularak verilen 30/05/2024 tarih ve E:2024/994, K:2024/1051 sayılı kararda; uyuşmazlıkta ... A.Ş. ile dava dışı ... A.G. arasında Yunus Emre Termik Santrali'nin yapımı konusunda bir eser sözleşmesi imzalandığı, sonrasında termik santralin sadece inşaat işlerini kapsayan bir eser sözleşmesinin ... firması ile alt yüklenici olarak davacı şirket arasında imzalandığı, termik santralin yapım süreci devam ederken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğundan bahisle ... A.Ş.'nin de içinde bulunduğu ... Holding ve bağlı 51 şirkete kayyım atanmasına karar verildiği, ... Sulh Ceza Hakimliği'nin... tarih ve ... Değişik İş sayılı kararıyla kayyımın yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca ... Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik Anonim Şirketi ile ... İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tüm mal, hak ve varlıklarının bir araya getirilmesi ile ... Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün oluşturulduğu, davacının alt yüklenici olarak inşaat işlerini yapmayı üstlendiği Yunus Emre Termik Santrali'nin de anılan ticari ve iktisadi bütünlüğün içinde bulunduğu ve ihaleyle satışa çıkarılması üzerine bakılan davanın açıldığı; davalının kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem ve eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin İstanbul İdare Mahkemesi olduğu, Fon'un kayyımı olduğu şirketlerle ilgili tesis ettiği işlemler bakımından idari yargının görevli olduğu konusunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kesin olarak karar verildiği, anılan işlemlere karşı Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılan davalarda davanın yargı yolu uygun olmadığından bahisle reddine karar verildiği, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğu, şirketin genel kurul yetkilerinin Fon'a devredildiği ve bu hususta Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağı, ... tarafından bu davalarda idari yargının görevli olduğu konusunda hukuki mütalaa hazırlandığı, dava konusu işlemin idari işlem niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir. <br> Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir kamu kurumu olan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tesis edildiği, bu işlem gerçekleştirilirken kamu gücünün ayrıcalıklarının kullanıldığı, bakılan davayı açmakta hukuki menfaatlerinin bulunduğu, eser sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken bedelin kendilerine ödenmediği, dava konusu işlemin idari bir işlem olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği, davacının bakılan davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, davada taraf sıfatlarının bulunmadığı, şirket tüzel kişiliğinin devam ettiği, ihale gerçekleşmediğinden davanın konusuz kaldığı, kayyım temsilcilerinin görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek için üstün gayret sarf ettiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br> Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> USUL YÖNÜNDEN:<br> Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. Gerek özel hukuk gerekse kamu hukuku alanında görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasız kabul edilmektedir. Zira, bir davanın görevli mahkemede görülmesi, taraflar açısından güvence oluşturduğu gibi, devletin de bir davanın görevli mahkemede görülmesini sağlamakla meşruiyet kazandığı öğretide kabul edilmektedir. Böylece görev kurallarının, yargıya ve dolayısıyla devlete meşruiyet kazandıran, kamu düzenine ilişkin, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkına işlerlik kazandıran yönlere sahip olduğu söylenebilir. Anayasa’nın 142’nci maddesinde yer alan, “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir” hükmü ile, “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” şeklindeki hüküm, bu ilke ve kabulün yansımasıdır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 01/07/2004 tarih ve E:2004/12, K:2004/33 sayılı kararında, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemelerin görev kurallarını yargılamanın her aşamasında re’sen gözetmesi gerektiği, bu hususta kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağı belirtilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetkinin ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olduğu, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır.<br> 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde, " (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.<br> (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.<br> (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler. ..." kuralı yer almıştır.<br> Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. <br> (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.<br> (3) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.<br> (4) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(...)" kuralı bulunmaktadır.<br> Aynı Kanun'un 20. maddesinde ise, "(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (...) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adlî işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.<br> (2) Şirket varlıklarının ticârî iktisâdî bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.<br> (3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır." kuralına yer verilmiştir. <br> 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu'nun yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.<br> Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde, soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği anlaşılmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden, ... A.Ş. ile dava dışı ... A.G. arasında Yunus Emre Termik Santrali'nin yapımı konusunda bir eser sözleşmesi imzalandığı, sonrasında termik santralin sadece inşaat işlerini kapsayan bir eser sözleşmesinin Vitkovince firması ile alt yüklenici olarak davacı şirket arasında imzalandığı, termik santralin yapım süreci devam ederken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğundan bahisle ... A.Ş.'nin de içinde bulunduğu ... Holding ve bağlı 51 şirkete kayyım atanmasına karar verildiği, ...Sulh Ceza Hakimliği'nin... tarih ve ...Değişik İş sayılı kararıyla kayyımın yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca ... Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik Anonim Şirketi ile ... İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tüm mal, hak ve varlıklarının bir araya getirilmesi ile ... Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün oluşturulduğu, davacının alt yüklenici olarak inşaat işlerini yapmayı üstlendiği Yunus Emre Termik Santrali'nin de anılan ticari ve iktisadi bütünlüğün içinde bulunduğu ve ihaleyle satışa çıkarılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak her ne kadar Dairemizin 22/02/2024 tarih ve E:2020/945, K:2024/910 sayılı kararıyla, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğundan bahisle...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiş ise de benzer bir uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 04/11/2024 tarih ve E:2024/301, K:2024/498 sayılı kararı ile, " ...<br>5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Fon Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle tek taraflı irade beyanıyla ... Çiftliği'ne özgülenmiş varlıkların satışına ilişkin dava konusu kararın idari nitelik taşıdığında kuşku yoktur. Ayrıca davacılar vekilinin dosyada mevcut hem adli hem de idari yargıda açtığı dava dilekçelerinde Fon Kurulu tarafından alınan söz konusu kararın iptalini davaya konu ettiği görülmüştür. Tüm bu sebeplerle Fon Kurulunun idari yetki kullanarak tesisi ettiği 26/11/2022 tarih ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararının iptaline ilişkin davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır...." gerekçesiyle Fon'un kayyım olduğu şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin olarak verdiği kararların idari nitelik taşıdığı ve bu uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verildiğinden, Dairemizce de anılan karar dikkate alınmak suretiyle içtihat değişikliğine gidilmiş olup bakılan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verilmiş, Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olduğundan, Dairemizce evvelce verilen kararın usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek somut uyuşmazlık bakımından da idari yargının görevli olması nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>
ihale