<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3371 E. , 2025/115 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/3371<br>Karar No:2025/115<br><br>TEMYİZ EDENLER : I. (DAVACILAR)<br> 1- ... 2- ...<br> 3- ... 4- ... 5- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> II. (DAVALI) ... Fonu<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacılar tarafından; davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atandığı ... Mobilya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin %100 oranındaki hisselerinin satışına ilişkin işlemlerin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacıların hissedarı oldukları ... Mobilya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine Fon'un kayyım atandığı, söz konusu şirketteki hisselerin...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla müsadere edildiği, davacılar tarafından, şirket hisselerinin satışına ilişkin işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, ... Mobilya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin satışına ilişkin bütün işlemlerin (satış değerinin tespiti, satış ilanı ve satış kararı dahil) tüm sonuçlarıyla birlikte iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı; davalı Fon'un kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem ve eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği, bu itibarla, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanununda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; <br> I- İdare Mahkemesi kararının, "davanın görev yönünden reddine" ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmadığından yapılan istinaf başvurularının reddi gerektiği;<br> II- İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "görevli yargı yerinde dava açılması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı Tarife'nin A-I maddesi gereğince başvurma harcının görevli mahkemece yeniden alınmayacağının davacılara bildirilmesine" şeklindeki ifadeye ilişkin kısım yönünden; yargı yolu kavramının bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın o hukuk sistemine dâhil yargı kollarından (adli ve idari) hangisinde bakılacağını ifade ettiği, gerek 2577 sayılı Kanun'da gerek 6100 sayılı Kanun sistematiğinde yargı yolu ve görevsizlik hâllerinin farklı düzenlendiği, buna göre görevsizliğin aynı yargı yoluna tabi mahkemeler arasında geçerli olduğu, örneğin dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi hâlinde dosyanın talep hâlinde idare mahkemesine gönderilmesinin mümkün olmadığı, aynı şekilde 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin (1/a) fıkrası uyarınca davanın adli yargının görev alanına girdiğinden bahisle reddine ilişkin karar verilmesi hâlinde de dosyanın ilgili mercie gönderilmesinin söz konusu olmadığı, davacı tarafından görevli yargı yerinde yeni bir davanın açılmasının gerektiği, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) Sayılı Tarife'nin "Yargı Harçları" başlıklı "A-I-Başvurma Harcı" kısmının son paragrafında parantez içinde yer alan cümlesindeki "yetkisizlik veya görevsizlik" kavramlarının aynı yargı kolu içerisindeki görevli mahkemeleri ifade ettiği, anılan yasal düzenlemenin aynı yargı yerinde görülecek davalarda ve aynı yargı kolundaki mahkemeler arasındaki görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında uygulanması gerektiği, bu durumda istinafa konu İdare Mahkemesince verilen "davanın görev yönünden reddine" yönelik kararın davanın farklı yargı düzeni olan adli yargının görev alanına girmesi nedeniyle verilmiş olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, 492 sayılı Kanun'da yer alan yasal düzenlemenin uyuşmazlıkta uygulama imkanının bulunmadığı, ayrıca adli yargı yerinde yeniden dava açılması halinde anılan hüküm uyarınca başvurma harcının yeniden alınıp alınmayacağı yönündeki hukuki değerlendirmenin de adli yargı merciince yapılması gerektiğinden, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "görevli yargı yerinde dava açılması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı Tarife'nin A-I maddesi gereğince başvurma harcının görevli mahkemece yeniden alınmayacağının davacılara bildirilmesine" şeklindeki ifadenin hüküm fıkrasından çıkartılarak kararın düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının yukarıda belirtilen düzeltmeyle reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin İstanbul İdare Mahkemesi olduğu, Fon'un tesis ettiği işlemler bakımından idari yargının görevli olduğu konusunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kesin olarak karar verildiği, anılan işlemlere karşı Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılan davalarda davanın yargı yolu uygun olmadığından bahisle reddine karar verildiği, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğu, şirketin müsaderesine karar verildiği, Maliye Hazinesine devredilen şirketin satış ve tasfiyesine ilişkin tüm işlemlerin Fon Kurulu kararıyla gerçekleştirildiği, davacıların şirket üzerindeki hissedarlıkları sona erdiğinden dava açma ehliyetlerinin de bulunmadığı, ... tarafından bu davalarda idari yargının görevli olduğu konusunda hukuki mütalaa hazırlandığı, dava konusu işlemin idari işlem niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir. <br> Davacılar tarafından, dava konusu şirketin bir kamu tüzel kişiliği olan TMSF tarafından satışa çıkarıldığı, söz konusu satıştan elde edilen gelirin idarenin uhdesinde kalacağı, satış işleminin ticari nitelikte olmadığı, temyize konu karar ile hak arama hürriyetlerinin kısıtlandığı, davaya konu satış işleminin TMSF Kontrolündeki Şirketlerin Tasfiyesine Dair Yönetmelik hükümlerine göre yapıldığı ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.<br> Davalı idare tarafından, şirket hakkında alınan satış kararının hukuka uygun olduğu, müsadere kararı verilen şirketlerin satış ve tasfiye işlemlerinin TMSF tarafından yapılacağının 7076 sayılı Kanun ile düzenlendiği, Fon'un bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığı, Fon tarafından yapılan satış ve tasfiye işlemleri sonucunda tasfiye bakiyesinin Hazineye irat kaydedileceğinin Kanun'da düzenlendiği, mülkiyet hakkı ihlalinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> USUL YÖNÜNDEN:<br> Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. Gerek özel hukuk gerekse kamu hukuku alanında görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasız kabul edilmektedir. Zira, bir davanın görevli mahkemede görülmesi, taraflar açısından güvence oluşturduğu gibi, devletin de bir davanın görevli mahkemede görülmesini sağlamakla meşruiyet kazandığı öğretide kabul edilmektedir. Böylece görev kurallarının, yargıya ve dolayısıyla devlete meşruiyet kazandıran, kamu düzenine ilişkin, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkına işlerlik kazandıran yönlere sahip olduğu söylenebilir. Anayasa’nın 142’nci maddesinde yer alan, “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir” hükmü ile, “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” şeklindeki hüküm, bu ilke ve kabulün yansımasıdır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 01/07/2004 tarih ve E:2004/12, K:2004/33 sayılı kararında, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemelerin görev kurallarını yargılamanın her aşamasında re’sen gözetmesi gerektiği, bu hususta kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağı belirtilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetkinin ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olduğu, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır.<br> 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde, " (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.<br> (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.<br> (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler. ... " kuralı yer almıştır.<br> 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.<br> (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.<br> (3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin veya hakkında şahıs kayyımlık kararı bulunmasa dahi anılan şirket ve/veya malvarlığı değerlerinde payları bulunup aleyhlerinde mahkemece kaçak kararı verilen kişilerin bu paylarının kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Satılan şirketlerin kayyımlık kararı, hisselerinin devrini müteakip Fonun talebi üzerine ilgili mahkeme veya hakimliklerce kaldırılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Fon Kurulu tarafından belirlenir..." hükmü yer almıştır. <br> Aynı Kanun'un 20. maddesinde ise, "19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan banka/şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Yönetim ve denetimi veya kayyımlık yetkisi Fona devredilen veya Fonun kayyım olarak atandığı banka/şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma, kovuşturma veya iflas ve tasfiye süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar, görevlendirilenler veya atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar, görevlendirilenler veya atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci maddesi uygulanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da ortaklık paylarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutardan, Fonun satış, dava veya avukatlık masrafları düşüldükten sonra kalan tutar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır. Şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar ise, 5411 sayılı Kanunun 134 üncü maddesi uyarınca oluşturulan sıra cetveline göre dağıtılır. Sıra cetveline göre dağıtım yapıldıktan sonraki bakiye, bu Kanunun 19 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan işlemlerin tesisi için şirket hesaplarına aktarılır. Ortaklık paylarının satışında, satışa ilişkin masraflar ile dava veya avukatlık masrafları, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı bulunmayan hissedarların payından düşülmez..." kuralına yer verilmiştir.<br> 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu'nun yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.<br> 7076 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinde, "(1) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve malvarlığı değerlerinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; bu şirket, ortaklık payları ve malvarlığı değerlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve/veya şirket yönetim/müdürler kurulu/malvarlığı değerleri kayyım temsilciliği tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığının onayı ile satış veya tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Satış veya tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları veya malvarlığı değerlerinin yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edilir. Müsadere kararı verilen şirket, ortaklık payları veya malvarlığı değerlerinin satış veya ticari ve iktisadi bütünlük satışları 6758 sayılı Kanunun 19 uncu ve 20 nci maddelerindeki esaslar çerçevesinde yapılır. Tasfiye komisyonlarınca tasfiye tamamlanır. Tasfiye bakiyesi Hazineye irat kaydedilir.<br> (2) Şirketin yüzde ellinin altındaki ortaklık paylarının müsadere edilmesine karar verilmesi halinde, müsadereye konu bu paylar Fon tarafından satışa çıkarılır. En az iki kez satışa çıkarılmış olmasına rağmen satışın gerçekleşmemesi halinde ortaklık payları ilgili şirkete bedeli mukabilinde devredilebilir ve payların bedeli şirket tarafından Hazineye ödenir. Müsadere kararından sonra sermaye artırımına karar verilmesi halinde bu artırım Hazine ve Maliye Bakanlığının onayına tabidir." kuralı yer almıştır.<br> Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde, soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği, şirketlerin 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde Hazine ve Maliye Bakanlığının onayı ile şirketlerin satış veya tasfiye edilmesi suretiyle müsadere kararının yerine getirileceği anlaşılmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden, davacıların hissedarı oldukları ... Mobilya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca Fon'un kayyım olarak atandığı, ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla anılan şirketin müsaderesine karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla düzeltilerek onandığı ve müsadere kararının kesinleştiği, 7076 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında, müsadere kararı kesinleşen ... Mobilya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin satışına ve tasfiyesine onay verilmesinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan talep edildiği, şirketin satış ve tasfiyesine onay verilmesi sonrasında ... Mobilya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin %100 oranındaki hissesinin 1.200.000.000,00-TL muhammen bedel ile satışına karar verildiği, satışa ilişkin ilanın 10/05/2024 tarih ve 32542 sayılı Resmî Gazete'de ve Fon'un internet sitesinde yayımlanması üzerine satışa ilişkin bütün işlemlerin (satış değerinin tespiti, satış ilanı ve satış kararı dahil) tüm sonuçlarıyla birlikte iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak her ne kadar İdare Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ise de emsal nitelikteki bir başka uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 04/11/2024 tarih ve E:2024/301, K:2024/498 sayılı kararı ile, "...5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Fon Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle tek taraflı irade beyanıyla ...'ne özgülenmiş varlıkların satışına ilişkin dava konusu kararın idari nitelik taşıdığında kuşku yoktur. Ayrıca davacılar vekilinin dosyada mevcut hem adli hem de idari yargıda açtığı dava dilekçelerinde Fon Kurulu tarafından alınan söz konusu kararın iptalini davaya konu ettiği görülmüştür. Tüm bu sebeplerle Fon Kurulunun idari yetki kullanarak tesis ettiği 26/11/2022 tarih ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararının iptaline ilişkin davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır...." gerekçesiyle Fon'un kayyım olduğu şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin olarak verdiği kararların idari nitelik taşıdığı ve bu uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verildiğinden Dairemizce de anılan karar dikkate alınmak suretiyle içtihat değişikliğine gidilmiş olup bakılan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verilmiş, Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olduğundan, somut uyuşmazlık bakımından da idari yargının görevli olması nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmışmış. <br> Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Tarafların temyiz istemlerinin kabulüne;<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
ihale