<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/1788 E. , 2025/392 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2021/1788<br>Karar No:2025/392<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1-... İletim A.Ş. <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br> 2- ... Elektrik Dağıtım A.Ş. (...) <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Üretim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. ...)<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...1 tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Şanlıurfa ili, Viranşehir ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde "1MW gücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)" kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle Dicle EDAŞ'a yapılan başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin ... İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek söz konusu kararın uygulanması istemiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'ye (TEİAŞ) yapılan 09/08/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirket tarafından, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 7. maddesinde sayılan belgeler de eklenerek lisanssız güneş enerjisi santrali kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle 30/11/2015 tarihli dilekçeler ile başvuruda bulunulduğu, ancak, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Yönetmelik ve Tebliğ hükümleri uyarınca, başvuruların belirtilen süreler içerisinde (takvim ayı içinde alınan başvuruların takip eden ayın ilk yirmi günü içinde toplu olarak değerlendirileceği ve sonuçlandırılacağı hükmü gereğince, 2015 yılının Aralık ayının ilk yirmi günü içinde) teknik ve hukuki açıdan değerlendirilerek müspet yahut menfi olarak sonuçlandırılması gerektiği halde, davalı idareler tarafından sonuçlandırılmadığının anlaşıldığı; bu durumda,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... iptal kararı da göz önüne alındığında davacı tarafından yapılan başvuruların, ön değerlendirme (kabul edilebilirlik) ile teknik ve hukuki değerlendirme süreçlerinden geçirildikten sonra yerinde olup olmadığı hususunda bir karar verilerek sonuçlandırılması gerekirken, cevap verilmeyerek zımnen reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından, dava konusu işlemin muhatabının EDAŞ olduğu, ... İdare Mahkemesinde görülen davada idarelerinin taraf olmadığı, iptal kararının 30/11/2015 tarihli başvurunun EDAŞ tarafından değerlendirilmesi ile ilgili olduğu, 2015 yılında tesis edilen işlemlerin 12/05/2019 tarihi öncesi yürürlükte olan Yönetmelik dahilinde yapıldığı, 23/03/2016 tarihli Yönetmelik değişikliği sonrasında sadece ilan edilen kapasitelerin tahsis edileceği ve ilave kapasite talep edilemeyeceği, bağlanabilir kapasite tahsisi haricinde bir işlemlerinin olmadığı, tahsis edilen kapasitenin hangi başvuru sahibine verileceğinin Dicle EDAŞ'ın sorumluluğunda olduğu, ülke genelini kapsayacak şekilde belirlenen kapasiteyi aşacak şekilde bağlantıya zorlanmasının elektrik sisteminde ciddi ve telafisi mümkün olmayan aksamalara neden olacağı, dolayısıyla kapasitelere ilişkin Mahkemelerce verilecek kararın yerindelik denetimi olacağı, enerji iletim sisteminin arz güvenliğinin sağlanması görevinin olumsuz etkileneceği, Dicle EDAŞ'ın taraf olduğu davada verilen kararının doğrudan kapasite tahsis edilmesi sonucunu doğurmayacağı, ulusal ölçekte kamu yararı amacıyla çalışan idarelerinin yargı kararı ile kapasite tahsisine zorlanamayacağı; Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından, usul yönünden işbu davada görevli yargı yerinin adli yargı olduğu, şirket merkezinin bulunduğu Diyarbakır ilindeki Mahkemelerin yetkili olduğu, süresinde verilen savunma dilekçesinin dikkate alınmadığı, savunmaya cevap yazısının gönderilmediği, aynı konuda davacı ile daha önce husumet yaşandığı ve kesin hüküm bulunduğu, davacının bilerek davada taraf göstermediği ve taraf değişikliği yapılmaması gerektiği, esas yönünden ise kapasite belirleme yetkisinin olmadığı, yeterli kapasite olmadığı için başvurunun reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USUL YÖNÜNDEN:<br>Davacı şirket tarafından, Şanlıurfa ili, Viranşehir ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde "1MW gücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)" kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle ... tarih ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı dilekçelerle Dicle EDAŞ'a başvuruda bulunulduğu, bu başvuruların zımnen reddi işlemine açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla, "dava konusu işlemin; ... tarih ve ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı başvurulara yönelik kısmının iptaline, ..., ...... ..., ... sayılı başvurulara yönelik kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, bu karara yönelik istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği, kesinleşen iptal kararının gereğinin Dicle EDAŞ tarafından, kapasite tahsisine yetkili olan TEİAŞ tarafından kapasite tahsis edilmediği için yerine getirilemediği belirtildiğinden mahkeme kararının uygulanabilmesi için kapasite tahsis edilerek dağıtım şirketine bildirilmesi talebiyle 09/08/2019 tarihinde TEİAŞ Genel Müdürlüğüne hitaben yazılmış dilekçe ile başvuru yapıldığı, bu başvurunun zımnen reddedildiğinden bahisle bakılan dava açılmıştır. <br>Davalı Dicle EDAŞ'ın 08/06/2020 tarihinde İdare Mahkemesi kayıtlarına giren savunma dilekçesinde, davanın öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği itirazında bulunulmuş, istinaf ve temyiz başvurularında da süresinde savunma verdiği ve bu itirazın dikkate alınmadığı ileri sürülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinde, dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya tebliğ olunacağı, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği; tarafların, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebileceği kurala bağlanmıştır.<br>2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma" başlıklı 10. maddesinde, "Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli ve idari bir yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesidir. Yetkili Başsavcı veya Başkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesinden istekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukuk mahkemelerinde en geç birinci oturumda, idari yargı yerlerinde de dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevli olduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. ..."; "Yargı merciince yapılacak işlemler" başlıklı 12. maddesinde, "Görev itirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddine ilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açık bulunan ceza davalarında ise ret kararının kesinleştiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde, uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii, dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi gün içinde cevabını bildirmesi için diğer tarafa tebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde bu yargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermekten vazgeçmiş sayılır. Yargı mercii, itiraz dilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararını kaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkili makama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınan cevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkin kararını, dava dosyası muhtevasının onaylı örnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlık çıkarılması için yalnız bir kez başvurulabilir." kurallarına yer verilmiştir.<br> 26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren, ...30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır." kuralı getirilmiştir.<br> Diğer taraftan, 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/04/2020 tarih ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe konulan "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar"ın 1. maddesinde, "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuatında öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır." kuralına yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, adli veya idari yargı mercilerinde açılan davalarda, görev itirazında bulunulması halinde, başkaca bir usuli işlem yapılmadan ve dosyanın esasına girilmeden, görev itirazı hakkında bir karar verilmesi ve itirazın reddedilmesi halinde bu kararın tebliğ edilerek görev itirazında bulunan kişi veya makama görev uyuşmazlığı çıkarma imkanı tanınması gerektiği açıktır.<br>Bakılan uyuşmazlıkta, karşılanması gereken bir görev itirazı olup olmadığının incelenebilmesi için öncelikle davalı Dicle EDAŞ'ın savunma dilekçesinin süresinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. <br> 7226 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca Covid-19 salgını nedeniyle yargı alanındaki hak kayıplarını önlemek amacıyla 2577 sayılı Kanun da dahil olmak üzere usul hükmü içeren ve taraflar bakımından belirlenen sürelerin 13/03/2020 tarihinden 30/04/2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 29/04/2020 tarih ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile söz konusu durma sürelerinin 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatıldığı görülmüştür. <br>Bu kapsamda, Dicle EDAŞ'a dava dilekçesi, hasım düzeltme ve YD savunma ara kararının 12/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebliğ üzerine 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca başlayan 30 günlük savunma süresinin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasındaki sürelerin durma dönemine denk geldiği dikkate alındığında, bu süreler daha dolmadan 08/06/2020 tarihinde Mahkeme kaydına giren savunma dilekçesinin süresinde olduğunda şüphe yoktur.<br>Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesi ve YD savunma ara kararı 12/03/2020 tarihinde tebliğ edildikten sonra 08/06/2020 tarihinde süresinde verildiği ortaya konulan Dicle EDAŞ'a ait savunma dilekçesinde adli yargının görevli olduğu iddia edilerek görev itirazında bulunulduğu, İdare Mahkemesince başkaca bir usul işlemi yapılmadan görev itirazı hakkında bir karar verilmeden dosyanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; görev itirazında bulunulması halinde öncelikle 2247 sayılı Kanun hükümleri gereğince görev itirazının karara bağlanması, uyuşmazlığın görüşülüp çözümlenmesinde idari yargı yerinin görevli olduğu kanaatine varılıyorsa öncelikle İdare Mahkemesince "görevlilik kararı" verilmesi, görevlilik kararının tebliği üzerine ilgilinin başvurusu üzerine yetkili makamca görev uyuşmazlığı çıkarılması halinde görev uyuşmazlığının sonucu beklenerek ya da uyuşmazlık çıkarılması için tanınan 15 günlük süre içinde uyuşmazlık çıkarılması için başvurulmaması halinde, anılan süre geçtikten sonra, uyuşmazlığın esasının görüşülmesi gerektiğinden ve davalı Dicle EDAŞ tarafından verilen savunma dilekçesinde görev itirazında bulunulduğu görüldüğünden, görev itirazı üzerine 2247 sayılı Kanun'da öngörülen süreç işletilmeden verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalıların temyiz istemlerinin kabulüne;<br>2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>
ihale