<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/157 E.  ,  2025/600 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/157<br>Karar No : 2025/600 <br><br>TEMYİZ EDENLER: I- (DAVACILAR) <br> 1- ... <br> 2- ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> II- (DAVALI) <br> 1- ... Valiliği <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>III- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Madencilik Nakliye Turizm ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek davalı ve davalı yanında müdahil tarafından esasa yönelik kısmının bozulması, davacılar tarafından ise vekalet ücretine ilişkin kısmının ise düzeltilerek onanması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Kırklareli ili, Vize ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "İR:... No'u Tras Ocağına İlave Kırma-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili 29/07/2022 tarihli, 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Kırklareli Valiliği tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile kök ve ek bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden, proje sahasında yapılacak ilave tesisin rehabilite edilmesine ilişkin detaylı projelere yer verilmediği, yapılacak tesis kapsamında oluşan tozlanmayla birlikte yer altı suyu sızma hatlarında oluşacak zarar nedeniyle, yüzey sularının ve yer altı sularının zarar göreceği ve ince killi malzemelerin hidrolik ağında tıkanmalara neden olacağı, tesis çalışmaları sırasında oluşan ince malzemelerin arazideki karstik bölümlerin kırık ve çatlaklarına yerleşerek tıkayacağı ve bu durumun yüzeyde su birikmelerine ve göllenmelere neden olacağı, ilave tesisin kurulması sonucu nakliye işlemleri nedeniyle daha fazla araç kullanımının gerekeceği, bu durumun ek bir tozlanmaya sebep olarak olumsuz bir etki yaratacağı, arazöz ile sulamanın toz sirkülasyonu sonucu oluşan kirlenmeyi yerin altına sızdırarak yer altı sularının da kirlenmesine neden olacağı, proje sahasına 60 metre uzaklıkta bulunan tarım alanları ile bu alanlarda yetişecek ürünlere etkisine proje tanıtım dosyasında değinilmediği, tozlanma hesaplamasının ocaktan kırma eleme tesisine kadar hesaplandığı, tozlanmaya tedbir olarak spreyleme çalışmasının yapılacağının belirtildiği, ancak günde 2 kez yapılacak spreyleme çalışmasının yeterli bir tedbir mahiyetinde olmadığı, ayrıca kırma eleme tesisinden sonra yapılacak olan taşıma işlemlerinin yapılan tozlanma hesabına dahil edilmediği, yeni bir tesis kurulması nedeniyle mevcut yolların yeterli olmayarak yeni yolların açılmasına sebebiyet verilebileceği, bu durumda ise çevredeki tarım arazisi ya da orman bölgesinin zarar göreceği, proje tanıtım dosyasında hayvansal üretime ve arıcılığa ilişkin konulara değinilmediği, tozuma seviyesinin çeşitli faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda 60 metre mesafedeki tarım arazilerine etkisinin kaçınılmaz olduğu, modellemede kullanılan verilerin Sergen Köyü'ne daha yakın meteoroloji istasyonlarının bulunmasına rağmen, Kırklareli Meteoroloji İstasyonu'ndan alındığı, ilave tesisin kurulacağı bölgede tarım alanları yer alması ve tarımsal üretim yapılmasına karşın, proje tanıtım dosyası hazırlayan kişiler arasında ziraat mühendisinin bulunmadığı, yapılacak tesislerin kuşlara etkisinin tespit edilebilmesi için periyodik gözlemin şart olduğu, proje kapsamında yapılacak patlama, taşıma işlemleri gibi işlemler nedeniyle oluşacak gürültü ve hareketlilikten başta kuş türleri olmak üzere fauna türlerinin de etkilenerek bölgede barınma problemi yaşayabilecekleri, bölgenin kuşlar açısından göç rotası üzerinde kalıp kalmadığı yönünden net bir tespit yapılarak değerlendirmede bulunulması gerektiği, projenin göç yolları üzerinde bulunması durumunda projenin faaliyete geçmesi sonrasında ornitolojik açıdan telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkabileceği; bu nedenle, dava konusu ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının hukuka ve mevzuata uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacılar tarafından; temyize konu İdare Mahkemesi kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, buna karşın, davacıların avukat olan vekil aracılığıyla temsil edilmesine karşın, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediği; bu nedenle İdar Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>2- Davalı tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda maden mühendisi, çevre mühendisi, orman mühendisi ile şehir plancısı tarafından proje tanıtım dosyasının yeterli ve uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği, ziraat mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmelerin orman mühendisi ve şehir plancısının değerlendirmeleri ile çelişki arz ettiği, öte yandan ornitolog bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerin bilimsel temelinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br>3- Davalı yanında müdahil tarafından; bilirkişi ek raporunun doğrudan davalı yanında müdahil şirkete tebliğ edildiği, vekil ile temsil edilen müdahil şirket vekili avukata tebligatın yapılmadığı; bilirkişi kök raporu ile bu rapora taraflarınca yapılan itirazlar üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda bilimsel tespitlere yer verilmediği, dava konusu işleme esas tesisin kırma-eleme tesisi olduğu, kapasite artırımının söz konusu olmadığı, bilirkişi raporunun jeoloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında belirtilenin aksine, çevre düzeni planında içme ve kullanma kaynaklarının mutlak ve kısa mesafeli koruma kuşaklarında madencilik faaliyetlerine izin verilemeyeceği, ancak orta mesafelerde bu yönde bir yasak bulunmadığı gibi, bilirkişi raporunda atıf yapılan DSİ görüşünün de işbu projeye ilişkin olmadığı, dava konusu proje öncesinde alınan maden ocağı faaliyetine ilişkin olduğu, bilirkişi raporunu düzenleyen heyetin görevlerini etkin, zamanında ve verimli biçimde yapmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca keşif ve bilirkişi incelemesinin Dairemizce yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> Kırklareli ili, Vize ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "İR:... No'lu Tras Ocağına İlave Kırma-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili 29/07/2022 tarihli, 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Kırklareli Valiliği tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.<br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. <br> 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı, "Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı"; aynı maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde, Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı, "Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmış; 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne; 7. maddesinde; "1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." kuralına; 16. maddesinde, "(1) 15 inci maddede tanımlanmış projelerin çevresel etkilerinin incelenmesi amacıyla, proje sahibi tarafından vekâleten yetkilendirilen ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş olan kurum/kuruluşlar tarafından; Ek-4’te yer alan formata göre proje tanıtım dosyası hazırlanır. Hazırlanan proje tanıtım dosyası, proje tanıtım dosyasında ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelerin doğru olduğunu belirtir proje sahibince onaylı taahhüt yazısı ile başvuru bedelinin ödendiğine dair dekontla birlikte Bakanlığa sunulur. (2) Bakanlık, proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasını Ek-4’te yer alan format çerçevesinde 5 iş günü içinde inceler. Formata uygun hazırlanmadığı tespit edilen proje tanıtım dosyası, tamamlanmak üzere iade edilir. Eksiklikleri tamamlanan dosya 15 takvim günü içinde yeniden Bakanlığa sunulur. Sunulmaması durumunda ÇED süreci sonlandırılır. Formata uygun hazırlandığı tespit edilen proje tanıtım dosyasına konu proje ile ilgili ÇED inceleme değerlendirme süreci başlatılır. (3) Formata uygun hazırlandığı tespit edilen ve ÇED inceleme ve değerlendirme süreci başlatılan projelerde; a) Kurum/kuruluş görüşü alınmasına ve toplantı düzenlenmesine gerek duyulmaması, hazırlanan dosyanın yeterli bulunması ve benzeri durumlarda, Bakanlık tarafından 15 iş günü içinde ÇED inceleme ve değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilir. b) Bakanlık tarafından gerekli görülmesi halinde, dosyadaki bilgiler dikkate alınarak ilgili kurum/kuruluşlardan yazılı görüş istenebilir veya ilgili kurum/kuruluşlarla toplantı düzenlenebilir. Yazılı görüş istenilmesi halinde görüş talep yazı tarihinden itibaren, toplantı düzenlenmesi halinde ise toplantı tarihinden itibaren 30 takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. Görüş bildirmek için ilave süreye ihtiyaç duyulması halinde talep ilgili komisyon üyesi tarafından yazılı olarak Bakanlığa iletilir. Kurum/kuruluşların ilave süre talepleri Bakanlık tarafından dikkate alınır. c) Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesi, araç gereç sağlaması, analiz, deney ve ölçümler yapması veya yaptırması istenebilir. (4) Bakanlıkça; dosyada tespit edilen eksiklikler veya yer alması gereken bilgi/belgeler ile alınmış olan kurum/kuruluş görüşleri, yeterlik verilmiş kurum/kuruluşa yazılı olarak iletilir. Bakanlıkça iletilen görüşler doğrultusunda yeterlik sahibi kurum/kuruluş tarafından hazırlanan proje tanıtım dosyası 6 ay içinde Bakanlığa sunulur. Bu süre içerisinde proje tanıtım dosyası sunulmazsa ÇED süreci sonlandırılır. (5) Eksiklik bildirimi Bakanlık tarafından en çok 3 kez yapılabilir. İade edilen proje tanıtım dosyası süresi içerisinde sunulmaz veya yapılan düzeltme yeterli görülmezse ÇED süreci sonlandırılır. Eksiklik bildirilen proje tanıtım dosyasının tamamlanması için verilen 6 aylık süre yetkili müşavir firmaların kullanacağı toplam süreyi ifade eder. (6) Proje tanıtım dosyasının, belirtilen süre içinde sunulması ve bilgi/belgelerin yeterli bulunması halinde karar aşamasına geçilir." kuralına; 17. maddesinde ise, "Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (2) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (3) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir. (4) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekmektedir. Ancak, “ÇED Gereklidir” kararına esas şartların değişmesi halinde, 15 inci madde hükümlerine göre yeniden başvuru yapılabilir." kuralına yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanun'un "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br> Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Çevre Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Maden Mühendisi, Ornitolog ve Şehir Plancısından oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporlarında çevre mühendisliği, orman mühendisliği, maden mühendisliği ve şehir-planlama açısından uygun olduğu; ziraat mühendisliği, jeoloji - hidrojeoljoi mühendisliği ve ornitoloji açısından ise uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.<br> - Projenin çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; proje kapsamında uyulması taahhüt edilen ilgili mevzuat hakkında bilgilere yer verilmiş, proje kapsamında atık yönetimi ile tozumanın ve emisyonların sınır değerlerde tutulması için alınması planlanan önlemlerden bahsedilmiş, sonuç olarak kırma-eleme tesisinde toz modellemesi, gürültü hesaplaması gibi çevresel etkilerle ilgili hesaplamaların yapıldığı ve önlemlerin alındığı, maden ocağında üretim faaliyeti, taş ocağında taşıma faaliyetinin devam ettiği, davaya konu projenin daha önce madencilik yapılan alanda madenin kırılması ve elenmesini içeren aynı ruhsat alanı içinde planlanan kırma-eleme tesisi olduğu, bu nedenle dava konusu projenin çevre mühendisliği açısından uygun olduğu; <br> - Projenin jeoloji - hidrojeoloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; DSİ Genel Müdürlüğü 11. Bölge Müdürlüğünün 24/07/2015 tarihli görüş yazısında 20 metre batıda Kanlıdere, 40 metre doğuda Sürmeli Dere'nin bulunduğunun belirtildiği; DSİ 11. Bölge Müdürlüğünün 24/07/2015 tarihli görüş yazısında ise, "İçme ve kullanma suyu amaçlı Ahmetbey Göleti'ne su derive edecek Soğucak Dere Regülatörü'nün uzun mesafeli koruma alanında kaldığı", "faaliyet sırasında pasa ve geçici depolama amacıyla kullanılacak alanlarda gerekli drenaj tedbirleri ve depolanan malzemenin yağmur suları ve diğer etkenler ile harekete geçerek yüzey ve yer altı sularına karışmasını engelleyecek her türlü önlemin alınması gerektiği" ve "işletme sahasındaki çukurluk alanlarda oluşabilecek göllenmelerin engellenmesi ve malzeme alımı yapılan yerlerin eski haline dönüştürülmesi için hazırlanan rehabilitasyon projesinin hemen uygulanması gerektiği"nin belirtildiği, belirtilen bu hususlar ile ilgili detaylı çalışmaların proje tanıtım dosyasında yapılmadığı, ayrıca hali hazırda su birikintilerinin sahada gözlenmekte olduğu, proje alanının civarda yer alan içme suyu temini amaçlı barajların uzun mesafeli koruma alanında kaldığı, sadece yüzeysel akış sularını değil, aynı zamanda yer altına sızan ve süzülen suların hidrodinamiğinin de dikkate alınması gerektiği, kırma eleme tesisinin kapasite artırımı ile kırma eleme işleminde yüzey suları ve yer altı sularını ne kadar etkileyeceği, doğaya ne tür bir kirlilik geri vereceği, yer altı su rezervlerinin beslenme alanı içinde bulunan bir alanda toz sirkülasyonunu arazöz ile sulama yoluyla azaltacağı, bu tozlanmayı engellemek için verilen suyun yerin altına kirletilerek sızacağı, tozlu ve ince taneli malzemenin yer altı su yollarını etkileyerek beslenme sorunu oluşturacağının aşikar olduğu, ayrıca arazideki yer yer yer altına sızamayan yüzey su birikintilerinin oluştuğu ve oluşmasının beklendiği, bu bağlamda kapasitesi artırılmış kırma eleme tesisinin daha fazla nakliye araçlarının kullanımını gerektirdiği, bu durumun ek bir tozlanmaya yol açacağı ve zemin ile yer altı suyuna beslenmenin dolaylı olarak olumsuz etkisini artıracağı, bu bağlamda çevre düzeni planı hükümlerinde belirtildiği üzere yer altı suyunun bulunduğu alanda madencilik faaliyetinin yapılmaması gerektiği, bu nedenle dava konusu projenin jeoloji - hidrojeoloji mühendisliği disiplini açısından uygun olmadığı;<br> - Projenin şehir plancılığı disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu İR:... No'lu Tras ilave kırma-eleme tesisine ilişkin olarak yürürlükte bulunan Çevre Düzeni Planı'nda hâkim fonksiyon olarak "orman alanları" fonksiyonunda kalması ve plan notunda bu tür alanlarda maden ocağı işletmesi kurulumu taleplerinde "Birlik ve Su Yönetim Birliği görüşleri de alınarak Orman Kanunu'nun ilgili hükümlerine uyulur" hükmünün bulunmasından dolayı, dava konusu işlemde çevre düzeni planı açısından sakınca bulunmadığı; <br> - Projenin orman mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu kırma eleme tesisinin mevcut maden işletme izin sahasının içinde planlandığı, tesisin, orman örtüsü zaten tahrip edilmiş bir alanda kurulmak istendiği, dolayısıyla yeni bir orman tahribinin söz konusu olmadığı, orman mühendisliği açısından söz konusu alan için şu aşamada maden işletmesinin bitmesinin beklenmesi ve sonrasında rehabilitasyon aşamasının söz konusu olacağı, kırma eleme tesisi ile meydana gelecek ek tozuma ve gürültünün mevcut maden ocağının tozumasını ve gürültüsünü artıracağı, tozumaya karşı sulama ile önlem alınacağının belirtildiği, ancak gürültünün özellikle yaban hayatına olumsuz katkısı olacağı, sonuç olarak projenin orman mühendisliği açısından uygun olduğu;<br> - Projenin maden mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu projenin bir maden sahasına ait işletme veya maden üretimi projesi olmadığı, bu nedenle maden sahasında olabilecek delme, patlatma, patlatmadan oluşabilecek taş savrulması tehlikesi, yakın binalarda oluşacak olumsuz etkilerden bahsedilmeyeceği kırma eleme tesisinin, proje tanıtım dosyasında da belirtildiği gibi bir zaruretten, yani çıkarılacak madenin belirli bir boyuta indirilerek kırılması ve küçültülmesi için gerekli olduğu, kırma eleme tesislerinin de elbette çevreye olumsuz etkilerinin olduğu, ancak PTD'nda görüldüğü gibi işletmeci tarafından toz intişarı ve gürültünün kabul edilebilir düzeye indirilmesi ve çevreye ve yerleşim yerlerine oluşturabileceği tehlikeyi ve kirliliği engellemek için gerekli önlemlerin alınacağına dair taahhüt verildiği, kurulacak kırma eleme tesisinin, bakir yani daha önce maden işletmesi yapılmamış bir alanda değil, daha önce maden işletmeciliği yapılmış ÇED Gerekli Değildir kararı alınmış bir maden sahasına ilave tesis yapılmak suretiyle kurulacağı, bu kararla ilgili ÇED Gerekli Değildir kararı sonrası ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarından izin alındığı, proje alanında tras madeninin işletilmesi ile boyutlandırılabilmesi için kurulması planlanan kırma eleme tesisi birlikte ele alındığında, bölge için istihdam yaratacağı mutlak olan, yer altındaki madenin ekonomiye kazandırılacağı bir proje olduğu, ayrıca, ilgili firmanın verdiği taahhütler doğrultusunda maden rezervi bittiğinde ve saha terk edilirken maden üretimi yapılan alan tekrar ağaçlandırılarak tekrar orman alanı haline getirileceği, yer altı zenginliğimiz olan madenlerin işletilmemesi halinde atıl olarak kalacağı, bu nedenle madenin işletilmesinde kamu yararının daha fazla olduğu düşüncesiyle, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının maden mühendisliği açısından uygun olduğu;<br> - Projenin ziraat mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; proje tanıtım dosyasında da belirtildiği üzere, projenin idari sınırları içinde yer aldığı Sergen Köyü'nün en büyük ekonomik kaynağının tarım ve hayvancılıktan oluştuğu, proje sahasına 60 metre mesafedeki tarım alanlarında yetişen ürünler ile hayvancılığa projenin etkisine ililşkin proje tanıtım dosyasında değinilmediği, bitkisel üretim için spreyleme dışında hiçbir koruma önleminin belirtilmediği, spreylemenin yetersiz kalacağı, ayrıca su teminine yönelik yazıda suyun miktarı, hangi sıklıkla alınacağı, ne kadar süreyle kullanılacağı ve nasıl taşınacağına yönelik bilgilere yer verilmediği, bu durumun tozumayı önlemek için spreyleme işleminin pratiğe aktarılabilirliği konusunda gerçekçiliğini yitirdiği; öte yandan, kırma-eleme tesisinin kurulması ve hammadde haline getirilen cevherin taşınması aşamasında mevcut yolların yeterli olmayıp yeni yollar açılması veya mevcut yolların genişletilmesiyle çevredeki orman ve/veya tarım arazilerinin kaybına neden olunacağı, bölgenin tarımsal ve hayvansal üretimi ile ilgili alınacak önlemlerden bahsedilmediği, arıcılık konusuna hiç değinilmediği; sonuç olarak ormanlık alanda yer alan faaliyetin tarım alanları, ormanlık alanlar, mera alanları ve bunlardan elde edilecek tarımsal ürünler ve burada yaşayan canlıların birbirinden ayrı düşünülemeyeceği, faaliyetin yapılması durumunda tarımsal üretimin zarar göreceği ve bu durumdan bölge halkının olumsuz etkileneceği; bu nedenle dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının ziraat mühendisliği açısından uygun olmadığı; <br> - Projenin ornitoloji disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; proje tanıtım dosyası ekinde yer alan "Ornitoloji Raporu"nun ornitolojik araştırma yöntemleri kullanılarak hazırlanmasının gerektiği, ancak anılan raporun literatür bilgilerinin eksik olduğu, proje sahasının ornifauansının tam olarak yansıtılmadığı, proje sahasının Avrupa - Asya kuş ana göç yolları üzerinde bulunduğu, proje sahasındaki mevcut ornitofauna elemanlarının ve bu elemanların proje işletmesinden etkilenip etkilenmeyeceklerinin açıklığa kavuşturulması gerektiği, proje alanının doğal ekosistemin tam ortasında yer aldığı ve ormanlı kaplı olması nedeniyle kuşlar ve diğer flora ve fauna elemanları açısından habitat kaybına yol açacağı, başta kuşlar olmak üzere diğer omurgalı fauna elemanlarının üreme, barınma, beslenme ve korunması için yaşam ortamlarının kısıtlanacağı; bu nedenle projenin flora, fauna ve özellikle ortinoloji açısından uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.<br> Bu durumda, İdare Mahkemesince yukarıda özetlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun ziraat mühendisliği, jeoloji mühendisliği ve ornitoloji disiplinleri açısından değerlendirmeler içeren kısımlarında yer alan görüşler dikkate alınarak "proje sahasında yapılacak ilave tesisin rehabilite edilmesine ilişkin detaylı projelere yer verilmediği, yapılacak tesis kapsamında oluşan tozlanmayla birlikte yer altı suyu sızma hatlarında oluşacak zarar nedeniyle, yüzey sularının ve yer altı sularının zarar göreceği ve ince killi malzemelerin hidrolik ağında tıkanmalara neden olacağı, tesis çalışmaları sırasında oluşan ince malzemelerin arazideki karstik bölümlerin kırık ve çatlaklarına yerleşerek tıkayacağı ve bu durumun yüzeyde su birikmelerine ve göllenmelere neden olacağı, ilave tesisin kurulması sonucu nakliye işlemleri nedeniyle daha fazla araç kullanımı gerekeceği, bu durumun ek bir tozlanmaya sebep olarak olumsuz bir etki yaratacağı, arazöz ile sulamanın toz sirkülasyonu sonucu oluşan kirlenmeyi yerin altına sızdırarak yer altı sularının da kirlenmesine neden olacağı, proje tanıtım dosyasında proje sahasına 60 metre uzaklıkta bulunan tarım alanlarına, bu alanlarda yetişecek ürünlere etkisine değinilmediği, tozlanma hesaplamasının ocaktan kırma eleme tesisine kadar hesaplandığı, tozlanmaya tedbir olarak spreyleme çalışmasının yapılacağının belirtildiği, ancak günde 2 kez yapılacak spreyleme çalışmasının da yeterli bir tedbir mahiyetinde olmadığı, ayrıca kırma eleme tesisinden sonra yapılacak olan taşıma işlemlerinin yapılan tozlanma hesabına dahil edilmediği, yeni bir tesis kurulması nedeniyle mevcut yolların yeterli olmayarak yeni yolların açılmasına sebebiyet verilebileceği, bu durumda ise çevredeki tarım arazisi ya da orman bölgesinin zarar göreceği, proje tanıtım dosyasında hayvansal üretime ve arıcılığa ilişkin konulara değinilmediği, tozuma seviyesinin çeşitli faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda 60 metre mesafedeki tarım arazilerine etkisinin kaçınılmaz olduğu, modellemede kullanılan verilerin Sergen Köyü'ne daha yakın meteoroloji istasyonlarının bulunmasına rağmen Kırklareli Meteoroloji İstasyonu'ndan alındığı, ilave tesisin kurulacağı bölgede tarım alanları yer alması ve tarımsal üretim yapılmasına karşın, proje tanıtım dosyası hazırlayan kişiler arasında ziraat mühendisinin bulunmadığı, yapılacak tesislerin kuşlara etkisinin tespit edilebilmesi için periyodik gözlemin şart olduğu, proje kapsamında yapılacak patlama, taşıma işlemleri gibi işlemler nedeniyle oluşacak gürültü ve hareketlilikten başta kuş türleri olmak üzere fauna türlerinin de etkilenerek bölgede barınma problemi yaşayabilecekleri, bölgenin kuşlar açısından göç rotası üzerinde kalıp kalmadığı yönünden net bir tespit yapılarak değerlendirmede bulunulması gerektiği, projenin göç yolları üzerinde bulunması durumunda projenin faaliyete geçmesi sonrasında ornitolojik açıdan telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkabileceği" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; anılan bilirkişi raporunun özellikle çevre mühendisliği ve orman mühendisliği disiplinleri açısından değerlendirmeler içeren kısımlarında yapılan değerlendirmeler ile ziraat mühendisliği ve jeoloji mühendisliği disiplinleri açısından değerlendirmeler içeren kısımlarında, projenin tozlanmadan kaynaklı etkileri başta olmak üzere tarım ve hayvancılık üzerine etkileri ile yer altı su kaynaklarına etkileri konusunda bildirilen görüşler arasında ciddi çelişkiler bulunduğu; öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ornitoloji disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında ise, projenin flora, fauna ve özellikle ortinoloji açısından uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmekle birlikte, bilirkişi raporunda proje tanıtım dosyasına ithafen tespit edilen eksikliklerin, projenin mahiyeti de gözetilerek raporu nasıl kusurlandırdığı hususunun somut olarak ortaya konulamadığı, bu bağlamda, projenin flora ve fauna üzerindeki etkileri değerlendirilirken, projenin mahiyetinin de dikkate alınması gerektiği değerlendirilmekte olup; yukarıda özetlenen bilirkişi raporunun belirtilen nedenlerle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Bu itibarla; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi için yukarıda yer verilen hususlar ile tarafların iddiaları, projenin yeri, nitelikleri ve proje tanıtım dosyasını hazırlayanların uzmanlık alanları da dikkate alınarak, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararına konu faaliyetin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının (planlanan projenin "İlave Kırma - Eleme Tesisi" olduğu hususu da gözetilerek) araştırılması amacıyla, aralarında çevre mühendisi, maden mühendisi, ziraat mühendisi, (hidrojeoloji alanında uzman) jeoloji mühendisi, orman mühendisi, ornitolog olmak üzere, gerekirse başka dallardan uzmanlara da yer verilmek suretiyle, projenin bulunduğu çevrenin özelliği ile tarafların iddialarına göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak ve mümkünse üniversite öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda yukarıda yer verilen değerlendirmeler ile tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından; hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır. <br> Öte yandan; her ne kadar davacılar vekili tarafından, İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı hakkında da temyiz isteminde bulunulmuş ise de; söz konusu karar esas bakımından bozulduğundan, bu hususta ayrıca bir karar verilmesine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır. <br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak 29/01/2025 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY : <br>... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup; davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının esasa ilişkin kısmının onanması; davacılar tarafından yapılan temyiz isteminin ise kabul edilerek, görülmekte olan davada avukat olan vekil aracılığıyla temsil edildiği sabit olan davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının, "kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 10,500,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacılara ödenmesine" ibaresi eklemek suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği görüşüyle; temyize konu kararın bozulmasına ilişkin Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

ihale