<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/897 E. , 2025/210 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2024/897<br>Karar No : 2025/210<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Birliği<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- ... Odası<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 31/10/2023 tarih ve E:2022/379, K:2023/5291 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmı ile vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararının; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ana Yönetmeliği'nin 50. maddesinin birinci cümlesinin; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Serbest Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri Asgari Ücret Yönetmeliği'nin 04.06. maddesi ile 11. maddesinin; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlık-Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücret-Asgari Çizim ve Düzenleme Esasları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin 99/A, 99/B, 99/C maddeleri ile 100. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde yer alan "mesleki denetim gelirleri" ibaresinin; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 1. maddesinde yer alan "mesleki etkinliklerinin ... Elektrik Mühendisleri Odası tarafından denetlenmesi" ibareleri ile 12. maddesinin; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 1. maddesindeki "mesleki denetim" ibaresinin, 2. maddesindeki "mesleki etkinliklerinin denetim kurallarını" ibaresinin, 3. maddesinin tamamının, 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "mühendislik hizmetini odanın denetimine sunmak zorundadır." ibaresinin, 9. maddesinin başlangıcındaki "denetiminde" ibaresinin, aynı maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "hizmetlerin ... denetlenmesi" ibarelerinin, 10. maddesinin tamamının, 11. maddesinde yer alan "mesleki denetim işlemlerinde" ibaresinin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 31/10/2023 tarih ve E:2022/379, K:2023/5291 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>Anayasa'nın 124. ve 135. maddeleri, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 2., 19., 33. ve 39. maddeleri ile dava konusu Yönetmelik maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak,<br>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "ülke ekonomisine ve şartlarına" ibaresi ile (h) bendinde yer alan "ihale bedeli üzerinden" ibaresi yönünden;<br>Dairelerinin 28/11/2018 tarih ve E:2014/6298, K:2018/7524 sayılı kararıyla, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "ülke ekonomisine uygunluğu" ibaresinin ve (h) bendinde yer alan "ihale bedeli üzerinden" ibaresinin iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/10/2020 tarih ve E:2019/2018, K:2020/1789 sayılı kararıyla "ülke ekonomisine uygunluğu" ibaresinin "ülke ekonomisi ve şartlarına" ibaresi yönünden hüküm ifade edeceği belirtilmek suretiyle onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, söz konusu ibareler yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,<br> Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Serbest Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri Asgari Ücret Yönetmeliği'nin 04.06. maddesinde yer alan "asgari ücret" ibaresi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlık Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücret-Asgari Çizim ve Düzenleme Esasları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde yer alan "asgari ücret" ibaresi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına" ibaresi, (c) bendinde yer alan "EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması" ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan "Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş" ibaresi, (e) bendinde yer alan "EMO en az ücretlerine göre" ibaresi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde yer alan "en az ücret" ibaresi, 10. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde yer alan "en az ücret tanımlarına uygun olarak düzenlenmiş" ibaresi, (g) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "kesilen faturanın veya serbest meslek makbuzunun en az ücret tanımlarına uygunluğu" ibaresi yönünden;<br>Dairelerinin 12/11/2021 tarih ve E:2016/7170, K:2021/5291 sayılı kararıyla, bu düzenlemelerin iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/10/2022 tarih ve E:2022/1158, K:2022/3022 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, söz konusu düzenlemeler yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik hükümlerinin diğer kısımları yönünden;<br>Anayasa ve Kanun kuralları uyarınca meslek odalarının; gerek üyelerinin gerekse de soyut olarak mesleğin onurunu ve mesleki disiplini korumak, mesleğin gelişimini sağlamak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları saptamak hususlarında görev ve yetki sahibi olduğu,<br>6235 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (b) fıkrası uyarınca, meslek odalarının, meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin yerel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü birtakım kuralları koyabileceği,<br>Elektrik mühendisi unvan ve yetkisi ile mesleki faaliyette bulunulurken, mesleki davranış ilkelerine ve meslek etiğine uygun sürecin işletilmesi, kurumsal işleyişin ve bütünselliğin sağlanması gerekliliği nedeniyle Elektrik Mühendisleri Odasının, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olmasından kaynaklanan mesleki faaliyetin içeriğine ilişkin olmamak koşulu ile üyeleri üzerinde mesleki denetim görev ve yetkisinin bulunduğu,<br>Ancak, meslek odasınca meslek mensuplarına yönelik mesleki denetim yetkisinin sınırlarının belirlenmesi gerektiği, Oda tarafından yapılacak denetimin meslek mensubunun sunduğu hizmetin içeriğinin denetlenmesi yahut meslek mensubunun yeterliliğinin denetlenmesi niteliğinde olmaması, meslek mensubunca bulundurulması gerekli bazı belge ve bilgilerin bulundurulup bulundurulmadığı, meslek mensubunun Oda üyelik kaydının bulunup bulunmadığı, kısıtlılığının olup olmadığı, bürosunun tescilini yaptırıp yaptırmadığı gibi mesleki disiplini sağlamaya yönelik şekli bir denetim niteliğinde olması gerektiği,<br>Bu bağlamda, meslek odasının üyeleri üzerinde sahip olduğu mesleki denetim görev ve yetkisi mesleki disiplini sağlamaya yönelik olduğundan, serbest meslek faaliyetinin özünü zedeleyecek vize veya onay niteliği taşımaması gerektiği,<br>Belirtilen açıklamalar kapsamında, Odaların şekli anlamda mesleki denetim yetkisi bulunduğu ve bu denetim yetkisi kapsamında 6235 sayılı Kanun'un 32. maddesinin (c) bendi uyarınca gelir elde edebileceği hususunda kuşku bulunmadığı,<br>Bu durumda, dava konusu Yönetmelik maddeleri ile getirilen denetimin içerik denetimi olmayıp, şekli nitelikte bir denetim olduğu anlaşıldığından, iş bu Yönetmelik maddelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararı yönünden;<br>Dava konusu 9 numaralı Yönetim Kurulu kararının, "2021 (2022 iken sehven 2021 olarak yazılmıştır) yılı mesleki denetim bedelinin 135 TL olarak belirlenmesine, "Elektrik ile İlgili Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik" yetki sınırındaki ve 50 kW altı projeler/hizmetler için mesleki denetim bedelinin 30 TL olarak uygulanmasına" şeklinde olduğu,<br>Meslek Odası tarafından belirlenecek ücretin miktarına yönelik iddiaların, ancak bu ücretin belirlendiği düzenleyici işlemlere karşı açılacak davalarda ileri sürülmesi halinde yargı yerince değerlendirilebileceği, bu uyuşmazlıkta, davacı tarafından, mesleki denetim bedelinin belirlenmesine ilişkin Yönetim Kurulu kararının iptalinin istenildiği, iddia olarak da Oda tarafından hiçbir şekilde mesleki denetim ücreti alınmaması gerektiğinin ileri sürüldüğü,<br>Mesleki denetimin içerik incelemesi olmayıp şekli bir denetim olması karşısında, peşin ve nisbi ödemenin, kazanılmış bir ücreti ve yürütülen işlerin muhtevasının ve niceliğinin saptanmasını gerekli kıldığı, benimsenen denetimin ise, proje ücretine hak kazanılmadan yapılan mesleki bir incelemeyle sınırlı olduğundan ve peşin alındığından, işin niteliği gereği maktu alınması gerektiği, mesleki denetimin gerekleri ve sınırları göz önünde tutulmadan peşin ödeme yapılmak üzere nisbi ücret belirlenmesinin hukuka aykırılık oluşturacağının Daireleri kararları ile ortaya koyulduğu,<br> 6235 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında mesleki denetim ücreti tahsil etme yetkisi bulunan davalı Oda tarafından, dava konusu kararla 2022 yılı mesleki denetim bedelinin 135,00-TL, "Elektrik ile İlgili Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik" yetki sınırlarındaki ve 50 Kw altı projeler/hizmetler için mesleki denetim bedelinin ise 30,00-TL olarak belirlenmesine karar verildiği görülmekte olup, şekli nitelikte olması gereken mesleki denetimin niteliğine uygun olarak maktu nitelikte ve makul oranda belirlenen denetim bedelinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,<br> Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Serbest Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri Asgari Ücret Yönetmeliği'nin 04.06. maddesinde yer alan "asgari ücret" ibaresi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlık Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücret-Asgari Çizim ve Düzenleme Esasları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde yer alan "asgari ücret" ibaresi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "ve EMO tarafından belirlenmiş en az ücret tanımlarına" ibaresi, (c) bendinde yer alan "EMO tarafından belirlenen mühendislik hizmetleri en az ücretlerinin uygulanması" ibaresi, (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan "Oda tarafından belirlenen en az ücret tanımlamaları üzerinden düzenlenmiş" ibaresi, (e) bendinde yer alan "EMO en az ücretlerine göre" ibaresi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde yer alan "en az ücret" ibaresi, 10. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde yer alan "en az ücret tanımlarına uygun olarak düzenlenmiş" ibaresi, (g) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "kesilen faturanın veya serbest meslek makbuzunun en az ücret tanımlarına uygunluğu" ibaresi, (ğ) bendinde yer alan "ülke ekonomisine ve şartlarına" ibaresi, (h) bendinde yer alan "ihale bedeli üzerinden" ibaresi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu diğer düzenlemeler ile Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mühendislik hizmetlerinin mesleki denetimden geçirilmesi ve mesleki denetim bedeli alınması yönündeki dava konusu düzenlemelerin kanuni dayanağının bulunmadığı, ayrıca söz konusu düzenlemelerin, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine 12/07/2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesi ile eklenen (ı) bendinde yer alan, harita, plan, etüt ve projelerin; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamayacağı yolundaki kurala da aykırı olduğu, Daire kararının aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, diğer davalı TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Daire kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br>Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararında, 2021 (2022 iken sehven 2021 olarak yazılmıştır) yılı mesleki denetim bedelinin 135,00-TL olarak belirlenmesine, "Elektrik ile İlgili Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik" yetki sınırındaki ve 50 kW altı projeler/hizmetler için mesleki denetim bedelinin 30 TL olarak uygulanmasına karar verilmiştir.<br>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Anayasa'nın 152. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır."; 3. fıkrasında, "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır."; 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Kanun Hükmünde Kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; 4. fıkrasında, "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; 5. fıkrasında ise, "İptal kararları geriye yürümez." hükümleri yer almaktadır.<br>6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26. maddesinde, "Odalara kayıtlı meslek mensuplarından bu kanuna aykırı hareketleri görülenlerle, meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği mukavalelere riayet etmiyen veyahut meslek şeref ve haysiyetini muhil durumları tesbit olunanlara kayıtlı bulundukları oda haysiyet divanınca aşağıda yazılı inzibati cezalar verilir:<br>a) Yazılı ihtar;<br>b) (25) liradan (100) liraya kadar para cezası;<br>c) (100) liradan (1 000) liraya kadar para cezası;<br>ç) 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından men'i;<br>d) Odadan ihraç.<br>Bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmez. Ancak sebep teşkil eden hadisenin mahiyet ve neticelerine göre bu cezalardan biri tatbik olunur." hükmü yer almıştır.<br>10/07/2002 tarih ve 24811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin "Para Cezaları" başlıklı 8. maddesinde, "Para cezalarında uygulanacak cezanın tutarı olayın doğurduğu sonuçlara göre belirlenir. <br>Para cezası aşağıdaki durumlarda verilir:<br>...<br> (c) Mesleki denetim uygulamasına aykırı davranmak,<br>..." hükmüne yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Daire kararının Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi dışındaki dava konusu düzenlemeler ve Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ile davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden;<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Sekizinci Dairesi kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi dışındaki dava konusu diğer düzenlemeler ve Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ile davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Daire kararının Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına gelince;<br>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26. maddesinin itiraz yoluyla iptali talebi ile yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 04/05/2023 tarih ve 32180 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/03/2023 tarih ve E:2023/53, K:2023/49 sayılı kararıyla;<br>"4. İtiraz konusu kuralla Türk mühendis ve mimarları odaları haysiyet divanının 6235 sayılı Kanun’a aykırı hareketleri görülenlerle, meslekle alakalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği sözleşmelere uymayan veyahut meslek şeref ve haysiyetini ihlal eden durumları tespit olunan meslek mensupları (yüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarlar) hakkında fiil ve hareketlerinin niteliğine göre yazılı ihtar, (25) liradan (100) liraya kadar para cezası, (100) liradan (1.000) liraya kadar para cezası, 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından meni ve odadan ihraç şeklinde düzenlenen disiplin cezalarından birinin uygulanacağı, bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmeyeceği ancak sebep teşkil eden hadisenin nitelik ve neticelerine göre bu cezalardan birinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.<br>5. Anayasa Mahkemesi 22/9/2021 tarihli ve E.2021/16, K.2021/62 sayılı kararında 25/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun eczacı odaları haysiyet divanının görev ve yetkilerini düzenleyen 30. maddesinin ilgili kısmını incelemiş ve söz konusu kuralın eczacı odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı gerekçesiyle kuralı Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir.<br>6. Anılan kararda ilk olarak kuralda eczacılar hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları sayılmakla birlikte söz konusu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde sayılan hâllerde hangi disiplin cezasının uygulanacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 17).<br>7. Bu kapsamda haysiyet divanının kendisine intikal eden bir dosyada yer alan eylemin söz konusu kuralda sayılan hâllerden birisinin kapsamına girdiği kanaatine varması durumunda yine maddenin birinci fıkrasında sayılan disiplin cezalarından herhangi birisine hükmedebileceği, haysiyet divanının, hangi fiile hangi cezayı uygulayacağı konusunda herhangi bir kayıt ve şartla bağlı olmayıp tamamen serbest bırakıldığı, kuralda eczacılar hakkında disiplin cezası uygulanabilecek hâller sayılmakla ve disiplin cezaları da gösterilmekle birlikte maddede sayılan disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulamadığı, bu çerçevede disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda fiil ve hareketin niteliğine göre disiplin cezalarının verilebileceği öngörülmekle birlikte bu ölçütün disiplin cezasının muhatapları açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı belirtilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 18).<br>8. Öte yandan kuralda “Haysiyet divanı bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkını haizdir.” denilmek suretiyle disiplin cezasının belirlenmesi konusunda haysiyet divanına sınırsız bir takdir yetkisinin tanındığı, bu bağlamda kuralın haysiyet divanına disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda kuralda yer alan disiplin cezalarından istediğini uygulayabilme yetkisini tanımakta olduğu, haysiyet divanının bu yaptırımı uygularken anılan Kanun’da öngörülen sırayı gözetme zorunluluğuna da tabi tutulmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 19).<br>9. Bu tespitlerden hareketle kuralla haysiyet divanına tanınan yetkinin somut olayın özelliklerine, eylemin ağırlığına, oluşan zararın büyüklüğüne göre kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını sağlamanın yanında işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini sağlayacak gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmadığı, bu nedenle kural kapsamında verilecek disiplin cezaları bakımından keyfî yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 20).<br>10. Bakılmakta olan itiraz başvurusunda Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen kural bakımından yapılacak anayasallık denetiminin konusunu da benzer şekilde, Türk mühendis ve mimarları odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanınıp tanınmadığı hususu oluşturmaktadır.<br>11. Bu kapsamda itiraz konusu kural bakımından da Anayasa Mahkemesinin anılan 22/9/2021 tarihli ve E.2021/16 ve K.2021/62 sayılı kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığından 6643 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ilgili kısmının Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.<br>12. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir." gerekçesiyle iptaline ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. <br>Bu süreç itibarıyla öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 152. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır."; 2. fıkrasında, "Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır." ve 3. fıkrasında da, "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." hükmüne yer verilmiş, 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralı düzenlenmiştir.<br> Anayasa'nın itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması konusunu düzenleyen 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup, Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ya da bunların hükümlerinin Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Diğer yandan hukuk devleti olmanın gereklerinin doğal bir sonucu olarak Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı olduğu kuşkusuzdur.<br>Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksinin kabulü halinde iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır.<br>Öte yandan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup, gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Zira, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrasında da; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmek suretiyle bu konuya verilen öneme dikkat çekilmiştir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince hukuka aykırılığı saptanan yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimi açısından da önem arz etmektedir.<br>Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda belirtilen kurallar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı gibi emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir.<br>Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin dayanağı olan 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 26. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin yukarıda özetine yer verilen kararıyla; Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin yasal dayanağının kalmadığı anlaşılmaktadır. <br>Diğer yandan, anılan iptal kararının yürürlüğe girmesi için öngörülen sürenin dolmuş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenlemenin halen yapılmadığı görülmektedir. <br>Bu durum karşısında; yasal dayanağı kalmayan Yönetmelik hükmüne yönelik herhangi bir yasal düzenlemenin hali hazırda olmaması nedeniyle, Kurulumuzca uyuşmazlık yönünden bir irdeleme yapılmasına da olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla yasal dayanağı kalmayan Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde hukuka uyarlık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,<br>2. Danıştay Sekizinci Dairesinin 31/10/2023 tarih ve E:2022/379, K:2023/5291 sayılı kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi dışındaki dava konusu diğer düzenlemeler ve Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ile davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>3. Anılan Daire kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 05/02/2025 tarihinde, Elektrik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde yer alan "Mesleki denetim gelirleri" ibaresi ve Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "ülke ekonomisine ve şartlarına" ibaresi ile (h) bendinde yer alan "ihale bedeli üzerinden" ibaresi dışında kalan kısımları yönünden oyçokluğu, dava konusu diğer düzenlemeler ile Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun 16/11/2021 tarih ve 47/59 sayılı oturumunda alınan 9 numaralı kararı yönünden oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY<br>X- 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinin (b) fıkrasında; "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak; mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak" birliğin görevleri arasında sayılmış olup, anılan Kanun hükmü uyarınca, Birliğin, serbest meslek icra eden meslek mensupları üzerinde mesleki denetim yetkisi bulunduğu açıktır.<br>Dava konusu Elektrik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde ise; mesleki denetim geliri adı altında bir gelir kalemine yer verilmiş, Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde "Oda Yönetim Kurulu'nun belirlediği tanımlama üzerinden, mesleki denetim hizmetinin karşılığı olarak önceden belirlenmiş maktu bir mesleki denetim bedeli alınır."; (g) bendinin (2) numaralı alt bendinde de "Mesleki denetim bedeline ait Oda gelir makbuzu düzenlenerek mühendise verilir..." hükümleri yer almıştır.<br>Mesleki denetim görevi, 6235 sayılı Kanun kapsamında bir "görev" niteliğinde olup, kanunla verilen görevin yerine getirilmesinin karşılığı olarak herhangi bir ücret alınabilmesi, bir başka ifadeyle, muhataplarına mali yükümlülük getirilebilmesi için açık bir yasal dayanağın da bulunması zorunludur.<br>Ancak, anılan Yönetmelik'lerin dayanağı olan 6235 sayılı Kanun'un 32. maddesinde sayılan "Odaların gelirleri" arasında, mesleki denetime yer verilmediği gibi, idareler tarafından, ücret karşılığı verilen hizmetlerden farklı olarak, kanunlarda "görev" olarak tanımlanan idari faaliyetler nedeniyle ücret alınması, "görev" niteliğiyle de bağdaşmamaktadır.<br>Bu durumda, dava konusu Elektrik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde yer alan "Mesleki denetim gelirleri" ibaresi ile Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin ve (g) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "Mesleki denetim bedeline ait Oda gelir makbuzu düzenlenerek mühendise verilir." ibaresinin yasal dayanağı bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının anılan düzenlemeler yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br><br><br>KARŞI OY<br>XX- 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinin (b) fıkrası uyarınca, meslek odaları, meslek mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü birtakım kurallar koyabilir.<br>Bu bağlamda, meslek odasınca meslek mensuplarına yönelik mesleki denetim yapılabilmesi mümkün ise de, bu denetimin, meslek mensubunun sunduğu hizmetin içeriğinin denetlenmesi, yahut meslek mensubunun yeterliliğinin denetlenmesi niteliğinde olmayıp, meslek mensubunca bulundurulması gerekli bazı belge ve bilgilerin bulundurulup bulundurulmadığı, meslek mensubunun Oda üyelik kaydının bulunup bulunmadığı, kısıtlılığının olup olmadığı, bürosunun tescilini yaptırıp yaptırmadığı gibi mesleki disiplini sağlamaya yönelik şekli bir denetim olarak anlaşılması gerekeceği açıktır.<br>Dava konusu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin "Uygulama esasları" başlıklı 10. maddesinde yer alan hükümlere bakıldığında, söz konusu hükümlerin mesleki disiplini sağlamaya yönelik şekli bir denetim niteliğinde olmadığı, meslek mensubunun yeterliliğinin ve meslek mensubunun sunduğu hizmetin içeriğinin denetlenmesi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "ülke ekonomisine ve şartlarına" ibaresi ile (h) bendinde yer alan "ihale bedeli üzerinden" ibaresi dışında kalan kısımları yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
ihale