<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2409 E. , 2025/425 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/2409<br>Karar No : 2025/425 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : <br>1- ... Derneği<br>2- ...<br>...<br>12- ...<br>13- ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Anonim Şirketi <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Mahallesi sınırlarında ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan "..." projesi ile ilgili olarak Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda özetle; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 12/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; Maden Mühendisliği, Çevre Mühendisliği, Şehir ve Bölge Planlama ve Harita Mühendisliği açısından yapılmak istenilen proje için verilen dava konusu 'Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir' kararının uygun olduğu, ancak, Jeoloji/Hidroloji Mühendisliği açısından; proje dosyasında maden sahasının jeolojik ve hidrolojik açıdan yapısına yönelik olarak yeterli bilgi bulunmadığı, yeterli araştırma yapılmaması sebebiyle alandaki kaya birimlerinin özellikleri ve geçirgenlikleri, yörenin hidrojeolojik özellikleri, yer altı suyu derinlikleri, kaynaklar kuyular vb. birçok konu bilinmediği gibi oluşturulabilecek çevresel etkilerin de yeterli düzeyde anlatılmadığı, dava konusu alan ve çevresinde bulunan kireç taşlarının geçirimli ve karstik özellikli olduğu, madencilik faaliyetlerinin yer altı sularını olumsuz etkileme potansiyeli bulunduğunun belirtildiği, Ziraat Mühendisi tarafından; bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik yapısı ile ilgili yeterli bilgi olmadığından, proje faaliyeti sürecinde hatalı yorumların yapılmasına neden olacağı, bu durumda atık suyun yer altı suyuna karışmasına, sızıntı nedeni ile dere yatağı vasıtası ile Fethiye İlçe merkezine ulaşarak bölgenin yer altı suyu havzasını kirleteceği ihtimalinin göz önüne alınmasının gerektiği, buna göre, söz konusu madencilik faaliyeti sebebiyle atıksuların yer altı suyuna karışmasına yol açılıp açılmayacağı, atıksuların alıcı ortama herhangi bir geçişi ve zararı olup olmayacağı, maden pasa depolama aşamasında alıcı ortama geçişi ve çevreye zararı olup olmayacağı hususlarının tam olarak ortaya konulması gerektiği, Orman Mühendisi tarafından ise; proje için yaklaşık 10000 adet ağacın kesileceği, kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin gözardı edildiği, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için tedbir öngörülmediği, alanda faaliyet sonrası tahrip edilecek örtü ve kesilecek ağaçlara uygulanacak rehabilitasyon işlemleri ve dosyadaki bilgi ve metotlarla yeniden geri kazanımının bilimsel olarak mümkün olmadığı, orman yangın riski dar kapsamda ele alınarak bina yangın önlemleri ile bertaraf edilmeye çalışıldığı, tamamı orman alanlarında kalan bu faaliyet alanı için orman yangınları riskinin ve mücadele ilgili planlamanın bulunmaması gibi nedenlerden dolayı ÇED Gerekli Değildir Kararının uygun olmadığı yolunda görüş bildirilmiştir.<br>Bunun üzerine ... tarih ve E:... sayılı ara kararıyla Maden ve Orman Mühendisi bilirkişilerince ek raporun hazırlanarak sunulmasının istenildiği, dosyaya sunulan 09/02/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda Orman Mühendisi tarafından; ...ormanın fonksiyonları ve sağladığı faydalar göz önüne alındığında maddi bir kamu yararı ortaya koymanın mümkün olmamasının yanında kamu yararı kavramının "gerçekleştirildiği takdirde toplumun fayda sağlayacağı durumlar” olarak değerlendirmesi yapılacak olursa kesilecek ağaçlar ve devamında zarar gören orman ekosistemi ile erozyon tehlikesinin varlığı göz önüne alındığında ve orman ekosisteminin sadece ağaçlardan ibaret olmayan bir yaşama birlikteliğini temsil ettiği düşünüldüğünde, dava konusu yerin orman olarak muhafazasında kamu yararı olduğu" yönünde görüş ve kanaat bildirildiği; Maden Mühendisi tarafından sunulan 29/03/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda ise; ...atık sahasına deşarj edilecek malzemenin inert malzeme olduğu, faaliyetin hiçbir aşamasında kimyasal madde kullanımı söz konusu olmadığı, jeolojik yapının düşük verimliliğe sahip bir akifer özelliği göstermesi, atıksuların maden pasa depolama aşamasında, kısıtlı olarak (düşük verimliliğe sahip akiferden kaynaklı) alıcı ortama ve yer altı sularının olumsuz etkilenmesine yol açmayacağı, bu nedenle dava konusu madencilik faaliyeti sebebiyle atıksuların yer altı suyuna karışmasının bir risk yaratmadığı, atıksuların alıcı ortama da mevzuatta belirtilen önlemler ile herhangi bir zararı olmayacağı" sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde görüş belirtilmiştir. <br>Olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, işbu dava dosyası kapsamında alınan 12/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporu ile 09/02/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda Jeoloji Mühendisliği, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliğince, projenin çevreye olumsuz etkisinin olacağı ve proje tanıtım dosyasının bir çok eksiklik içerdiği ve yetersiz olarak hazırlandığı, orman yapısına, yüzey ve yeraltı sularına olabilecek etkileri açısından olumsuz olduğu yönünde belirtilen görüş ve kanaatlerin, bilimsel verilerden uzak ve subjektif değerlendirmeler içerdiği görülerek, hükme esas alınmadığı, Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde, 12/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporu ile 29/03/2024 havale tarihli ek bilirkişi raporunda, Maden Mühendisliği, Çevre Mühendisliği, Şehir ve Bölge Planlama ve Harita Mühendisliğince, sahada yürütülecek olan cevher hazırlama ve zenginleştirme prosesleri cevher ve yan kayacın özellikleri temel alındığında maden mühendisliği disiplini açısından uygun olduğu, proses atıklarının depolanması için yapılan planlama, alınacak önlemler ve uyulması taahhüt edilen beyanların da maden mühendisliği disiplini açısından uygun bulunduğu, Çevre Mühendisliği disiplini kapsamında proje etkilerinin yönetmelikler kapsamında uygun olduğu, önlemlerin ve taahhütlerin eksiksiz uygulanması durumunda proje için verilen kararın uygun olacağı, yerseçimi açısından uygun bir yerde bulunduğu, Proje Tanıtım Dosyasında verilen koordinat bilgilerinin doğru olduğu yönünde belirtilen görüş ve kanaatlerin ise iş bu davada hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, buna göre, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ÇED gerekli değildir kararına konu olan projenin Krom Konsantre Tesisi faaliyeti olup söz konusu ruhsat sahasında üretilen tüvenan krom cevheri ile firmanın diğer ruhsatlı ocaklarında üretilen düşük tenörlü tüvenan krom cevheri kırma–eleme, sallantılı masa yöntemi ile zenginleştirilecek ve bunun yanı sıra ocaklardan tenör oranı yüksek olarak gelen ve zenginleştirme işlemine gerek duyulmayan malzeme ise jig (triyaj-ayıklama) tesisinde işleme tabi tutulacağı, atık sahasına deşarj edilecek malzemenin inert malzeme olduğu, faaliyetin hiçbir aşamasında kimyasal madde kullanımı söz konusu olmadığı, jeolojik yapının düşük verimliliğe sahip bir akifer özelliği göstermesi sebebiyle atıksuların maden pasa depolama aşamasında, kısıtlı olarak (düşük verimliliğe sahip akiferden kaynaklı) alıcı ortama ve yer altı sularının olumsuz etkilenmesine yol açmayacağı, dava konusu madencilik faaliyeti sebebiyle atıksuların yer altı suyuna karışmasının bir risk yaratmadığı, atıksuların alıcı ortama da mevzuatta belirtilen önlemler ile herhangi bir zararı olmayacağı, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde bulunduğu, proje özelinde dava konusu işlemin teknik gerekliliklere, bilimsel verilere ve yasal düzenlemelere uygun olduğu, dolayısıyla Maden Mühendisliği, Çevre Mühendisliği, Şehir Planlama Disiplini, Tarımsal Yapı, Arazi Kullanımı ve Ekolojik Doğal Alan bütünlüğü, jeoloji ve flora yapısı açısından uygun olduğu göz önünde bulundurulduğunda dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından; Mahkeme tarafından Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Orman Mühendisi tarafından yapılan değerlendirmelerin hükme esas kabul edilmediği, ancak, hükme esas olarak kabul edilmeme nedenlerinin tam olarak ortaya koyulmadığı, dava konusu işleme dayanak oluşturan proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğu husususun bilirkişi görüşleri ile ortaya koyulmasına rağmen, hukuka aykırı bir şekilde verilen davanın reddine dair temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından; usul ve hukuka uygun olan Mahkeme kararına karşı yapılan temyiz isteminin reddine karar verilerek, Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br>Muğla İli, Fethiye İlçesi, Üzümlü Mahallesi sınırlarında ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan "..." projesi ile ilgili olarak Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" işleminin tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına, 15. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-3 bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları, Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi, tarihi çevreler ve sit bölgelerini etkileyecek su tabanı değişiklikleri (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri, Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Projenin iklim üzerindeki etkisi (sera gazı emisyonlarının niteliği ve büyüklüğü) ve projenin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği, iklim değişikliğine bağlı projeyle ilgili afet ve kaza riski, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, Bölüm VII: Notlar, Kaynaklar ve Ekler; Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, proje için seçilen yerin koordinatları, proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri... şeklinde düzenlemeler yer almıştır. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır, hükmü yer almaktadır. <br> 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, Mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği, Mahkemenin, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği, hüküm altına alınmıştır. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılmaktadır. <br>Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.<br>Uyuşmazlığın çözümü için mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 12/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; çevre mühendisliği, maden mühendisliği, harita mühendisliği ile şehir ve bölge planlama açısından davaya konu tesisin yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı, dava konusu işlemin yerinde olduğu yönünde tespitlerde bulunulmuş ise de, orman mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede; proje için yaklaşık 10.000 adet ağacın kesileceği, kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edildiği, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için tedbir öngörülmediği, alanda faaliyet sonrası tahrip edilecek örtü ve kesilecek ağaçlara uygulanacak rehabilitasyon işlemleri ve dosyadaki bilgi ve metotlarla yeniden geri kazanımının bilimsel olarak mümkün olmadığı, orman yangın riski dar kapsamda ele alınarak bina yangın önlemleri ile bertaraf edilmeye çalışıldığı, tamamı orman alanlarında kalan bu faaliyet alanı için orman yangınları riskinin ve mücadele ilgili planlamanın bulunmaması proje tanıtım dosyası açısından majör bir eksiklik olduğu, orman yangınlarıyla mücadele kapsamında ilgili proje alanı incelendiğinde orman sınırları içerisinde olması, orman yangını riski bulunan ve yangına 1. derecede hassas bir alanda yer alması söz konusu iken, orman yangınlarıyla mücadele eylem planının olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, sıyrılacak bitkisel toprağın yağmur sularıyla yıkanmasına ve sürüklenip gitmesine engel olacak şekilde yaklaşık % 3 eğim verilerek düzenlenmesi, çok yağışlı dönemlerde gerek görülürse bitkisel toprağın üzeri örtülerek saklanması, 18/03/2004 tarih ve 25406 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nde verilen standartlara göre çalışma içerisinde eğimi % 5'ten fazla olmayan bir yerde geçici olarak depolanması ve tesis faaliyete kapandıktan sonra arazi tesviyesinde en üst tabaka olarak kullanılması gerekmekte olduğu bilimsel bir gerçeklik olmasına rağmen, proje tanıtım dosyasında bitkisel toprağın sıyrılması ve depolanması hususuna yer verilmediği, tahrip edilmiş ve yapılacak faaliyet sonrasında orman ekosistemi zarar görmüş alanların yeniden nasıl ağaçlandırılacağı ile ilgili hususun proje tanıtım dosyasında bulunmadığı, orman yangınlarıyla mücadelede etkin bir planlama söz konusu olmamasından bahisle, söz konusu izni talep edilen alanın ve hazırlanan projenin ormancılık disiplini açısından telafisi mümkün olmayan eksikleri barındırdığından orman yönünden proje için verilen ÇED gerekli değildir kararının orman mühendisliği açısından uygun olmadığı yönünde görüş bildirildiği, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede; proje tanıtım dosyasında ifade edilen jeolojik yapısı gereği peridoditler, serpantin, diyabaz, radyolarit, dünit, harzburgit gibi gözeneklilik ve geçirimliliği düşük kayaçları içerdiği, birimin yağıştan beslenimi ve yeraltısuyunu ilermesi ancak kırık ve çatlaklar aracılığı ile olduğu, formasyon genel olarak geçirimsiz karekterde ise de, kırık ve çatlakların yoğunlaştığı bölgelerde düşük verimliliğe sahip bir akifer özelliği gösterdiği, su kaynaklarının bindirme sınırlarına yakın konumda olması, bozulma zonlarından ve kırıklar/çatlaklar aracılığı ile beslendiğini gösterdiği, çevrede herhangi bir yer altı suyu varlığı, kaynak, çeşme, kuyu, vb. bulunmaması ile birlikte bölgenin yüksek topoğrafyası, bölge zemin yapısının jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri ve akaçlama ağı dikkate alındığında, yer altı suyu ile karşılaşma ihtimali bulunduğu, bölge yüksek topografyası itibari ile yer altı suları için beslenme alanı özelliğinde olduğu, proje tanıtım dosyasında saha içerisinde bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik yapısının tespitine yönelik herhangi bir çalışmanın yapılmadığı, yer altı suyu gözlem kuyusunun bulunmadığı, bu nedenle bölge hakkında yeterli bilginin (sayısal değerler) edinilmediği, bölgenin jeolojik ve hidrojeolojik yapısı ile ilgili yetersiz bilginin bulunması, proje faaliyeti sürecinde hatalı yorumların yapılmasına neden olacağı, bu durumda atık suyun yer altı suyuna karışmasına, sızıntı nedeni ile dere yatağı vasıtası ile Fethiye İlçe merkezine ulaşarak bölgenin yer altı suyu havzasını kirleteceği ihtimali göz önüne alınmasının gerektiği, proje tanıtım dosyasında maden sahasının jeolojik ve hidrojeolojik yapısına yönelik yeterli bilgi bulunmadığı, proje kapsamında bölgede yapılacak jeolojik ve hidrojeolojik çalışmalarla bölgenin yeraltı suyu seviyesinin belirlenmesi amacıyla gözlem kuyuları açılması gerektiği, ancak açılarak bir değerlendirmenin yapılmadığı, yer altı su seviyesi hakkında sayısal değerlerin ve bölgenin hidrojeolojik yapısının tespit edilmesi gerektiği, aksi durumda yer altı su seviyesinin belirlenmesinde hatalı yorumların yapılacağı, hatalı uygulamalar neticesinde faaliyetin yer altı suyunu kirleteceği, bölgenin su kaynaklarını olumsuz yönde etkileyeceği kanaatine varılarak, dava konusu işlemin hidrojeolojik yönden uygun olmadığı şeklinde görüş belirtildiği, Ziraat Mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede ise; yüzey ve yeraltı sularının tesisin işletilmesi süresince etkilenebileceği, bu etkininde sulama suyu ile tarım alanlarındaki toprakları olumsuz etkilemesinin mümkün olduğu, bu konu ile ilgili değerlendirme bilirkişi raporunun “jeoloji ve hidrojeoloji açısından inceleme” bölümünde verildiğinden bu konuya “ziraat mühendisliği açısından inceleme” bölümünde değinilmediği, tesisin su kaynaklarına olan etkisi tesisin tarım alanlarına uzak olsada yerüstü ve yeraltı suyunu kirletme tehlikesi varsa ve tarım alanlarının da yeraltı suyundan artezyen şeklinde sulamasının yapıldığı düşünüldüğünde çok uzaktaki tarım alanlarını etkileyebilecek olması açısından öneminin büyük olduğu, her ne kadar toz oluşumu açısından yapılması planlanan tesisin tarım alanlarına bir zararının olmayacağı düşünülsede yamaç eğimde kurulması planlanan tesisin düşük kottaki batı sınırından geçen kuru derenin bulunması ve bu derenin yağışlı dönemlerde, özellikle pasa alanlarından yüzey akışla krom içeriğinin dereye ve dere ile de Fethiye merkezine kadar taşınabileceği, bu konu hakkında yeterli açıklama, önlem vb bilgilerin proje tanıtım dosyasında bulunmadığı, tesisin su kaynaklarına olan etkisi konusunda jeoloji ve hidrojeoloji açısından inceleme bölümünde yapılan açıklamalar esastır ve tarımsal açıdan bu açıklamalara tamamen katılındığı belirtilerek, ÇED Gerekli Değildir kararının ziraat mühendisliği açısından uygun olmadığı şeklinde görüş belirtilmiştir.<br>Öte yandan, Çevre Mühendisi tarafından; proje tanıtım dosyasında (dava konusu) İ.R. ... ruhsat nolu sahada üretilen tüvenan krom cevheri ile firmanın diğer ruhsatlı ocaklarında üretilen düşük tenörlü tüvenan krom cevherlerinin işleme tabi tutulacağı belirtilmiş, proje tanıtım dosyasının diğer bir bölümünde ise ... A.Ş. 'nin sahip olduğu ruhsat sahasında bulunan Sulu ocak Krom Ocağı, Sazlı Krom Ocağı, hazırlık aşamasında olan Gökyar Krom Ocağı ve Yemişli Krom Ocağı gibi 4 farklı ocaktan krom cevheri temin edileceğinin belirtildiği, ... ruhsat numaralı alanda madencilik faaliyeti olacağı konusunda proje tanıtım dosyasında başka bilgi verilmediği, hava kalitesi modelleme çalışmasında da ocak madenciliğinin neden olacağı emisyon yükü kümülatif olarak dahil edilmediği, proje tanıtım dosyasında ve bu rapordaki değerlendirmeler sadece krom zenginleştirme tesisi yapılması üzerine hazırlandığı, ocak madenciliği yapılması durumunda bu hesaplamaların gerçeği yansıtmayacağından dolayı, proje tanıtım dosyasının projenin etkilerini yansıtmayacağı, şeklinde tespitte bulunulmuştur. <br>Davacılar vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; orman mühendisi, jeoloji mühendisi ve ziraat mühendisi tarafından yapılan değerlendirmelerin yerinde olduğu, bununla birlikte bölgede arıcılığın önemli bir geçim kaynağı olduğu, Muğla Arısı ıslah çalışmaları için kendi köylerinin izole alan seçildiği, konuyla ilgili proje tanıtım dosyasında hiçbir bilgi bulunmadığı itirazlarında bulunulmuş, davalı idare tarafından ise; tesise gelecek malzemenin uzak yerlerden getirilecek olması nedeniyle tozlanma açısından kümülatif bir değerlendirme yapılmadığı, yine tesiste bir ocak çalışması yapılmayacağı ve işletme sırasında kimyasal bir madde kullanılmayacağı için yer altı su seviyesinin ölçülmesine gerek duyulmadığı, yine ÇED Gerekli Değildir kararına müteakip orman idaresinden gerekli izinler alınarak çalışmalara devam edileceği belirtilmek suretiyle rapordaki aleyhe olan görüşlere itiraz edilmiş, müdahil tarafından verilen dilekçede ise; projenin açık ocak ya da yer altı madenciliği şeklinde çalışmayacağından hidrojeolojik açıdan çevreye bir zararının olmayacağı, ayrıca ÇED kararının nihai bir karar olmadığı, işletme aşamasında ve sonrası su kaynaklarıyla ilgili gerekli izin ve denetimlerin DSİ tarafından gerçekleştirileceği, bununla birlikte projeden kaynaklı herhangi bir atık suyun alıcı ortama deşarjının söz konusu olmadığı, orman yangınları ile ilgili gerekli tedbirlerin ise proje tanıtım dosyasında anlatıldığı belirtilerek, bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir.<br>Yukarıda özetlenen bilirkişi (kök) raporu üzerine Mahkemesince bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmesi sonucu, dosyaya sunulan 05/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda Orman Mühendisi tarafından özetle; orman fonksiyonları ve sağladığı faydalar göz önüne alındığında maddi bir kamu yararı ortaya koymanın mümkün olmamasının yanında kamu yararı kavramının ”gerçekleştirildiği takdirde toplumun fayda sağlayacağı durumlar” olarak değerlendirmesi yapılacak olursa, kesilecek ağaçlar ve devamında zarar gören orman ekosistemi ile erozyon tehlikesinin varlığı göz önüne alındığında ve orman ekosisteminin sadece ağaçlardan ibaret olmayan bir yaşama birlikteliğini temsil ettiği düşünüldüğünde, dava konusu yerin orman olarak muhafazasında kamu yararı olduğu görüşüne yer verildiği, 29/03/2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda Maden Mühendisi tarafından özetle; atık sahasına deşarj edilecek malzemenin inert malzeme olduğu, faaliyetin hiçbir aşamasında kimyasal madde kullanımı söz konusu olmadığı, jeolojik yapının düşük verimliliğe sahip bir akifer özelliği göstermesi, atık suların maden pasa depolama aşamasında, kısıtlı olarak (düşük verimliliğe sahip akiferden kaynaklı) alıcı ortama ve yer altı sularının olumsuz etkilenmesine yol açmayacağı, yukarıda belirtilen sonuçlara bağlı olarak dava konusu madencilik faaliyeti sebebiyle atık suların yer altı suyuna karışmasının bir risk yaratmadığı, atıksuların alıcı ortama da mevzuatta belirtilen önlemler ile herhangi bir zararı olmayacağı, yönünde görüş bildirilmiştir.<br>Bütün bu değerlendirmeler sonucunda ise temyize konu kararda yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Yargılama sırasında Mahkemesince; çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebileceği, bilirkişi raporlarında görülen eksiklik, tutarsızlık ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması hallerinde mahkemece raporu veren bilirkişilerden ek rapor alınabileceği gibi, yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. <br>Uyuşmazlıkta ise; Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi ve Ziraat Mühendisi tarafından, işletme sırasında ortaya çıkacak atık suların yer altı suyuna karışma ihtimalinden söz edilerek, kendi uzmanlık alanları ile ilgili çeşitli sakıncalardan bahsedildiği, buna karşılık alınan ek raporda Maden Mühendisi tarafından ise; Jeoloji/Hidrojeoloji ve Ziraat Mühendisinin görüşünün aksine madencilik faaliyeti sebebiyle atık suların yer altı suyuna karışmasının bir risk yaratmadığı, atıksuların alıcı ortama da mevzuatta belirtilen önlemler ile herhangi bir zararı olmayacağı yönünden görüş belirtildiği, Orman Mühendisi tarafından ise çeşitli sebeplerle dava konusu işlemin uygun olmadığı tespitinde bulunulduğu, ayrıca Çevre Mühendisi tarafından da; hava kalitesi modelleme çalışmasının ocak madenciliğinin neden olacağı emisyon yükü kümülatif olarak dahil edilmediği, proje tanıtım dosyasında ve bilirkişi rapordaki değerlendirmeler sadece krom zenginleştirme tesisi yapılması üzerine hazırlandığı, ocak madenciliği yapılması durumunda bu hesaplamaların gerçeği yansıtmayacağından dolayı, proje tanıtım dosyasının projenin etkilerini yansıtmayacağı, şeklinde tespitte bulunulduğu görüldüğünden, bilirkişi raporundaki uzman görüşlerinin tutarsızlık gösterdiği, raporun tarafların itiraz ve savunmalarını karşılayacak doyuruculuğa sahip olmadığı anlaşılmıştır.<br> Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile tarafların itiraz ve savunmaları da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek, dava konusu tesise getirilecek madenin çıkarılacağı ocakların mesafeleri ve varsa etrafta başka işletmeler göz önüne alınarak tozlanma açısından kümülatif bir değerlendirmeye gerek olup olmadığının, bu konuda proje tanıtım dosyasında bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının, projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bilirkişilerden kendi uzmanlık alanlarından görüş alınması suretiyle hazırlanacak rapor ile yeniden karar verilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin kabulüne,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 15/01/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, karar verildi. <br><br><br>(X) KARŞI OY :<br>Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>
ihale