<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3079 E. , 2025/212 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2024/3079<br>Karar No:2025/212<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Mülkiyeti Hazineye ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ... Başkanlığı hizmet binası içerisindeki 86,00 m²'lik PTT büro yerinin 23/02/2012 ile 12/03/2014 tarihleri arasında sözleşme dışı kullanıldığının tespit edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen 48.309,00-TL kullanım bedelinin ödenmesi gerektiğinin bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ... Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle ödenen 48.309,00-TL'nin ödeme tarihinden (06/05/2014) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; mülkiyeti hazineye ait taşınmazı kullanan kişinin, fuzuli şagil sayılabilmesi, dolayısıyla ecrimisil istenebilmesi için, öncelikle bu taşınmazın kullanılmasına muvafakat verilmemesi gerektiği, idarenin, taşınmazın kullanımına ilişkin muvafakatı olduğunu gösteren bir belgenin varlığı halinde, kullanıcının fuzuli şagil olarak kabul edilerek kullanıcıdan ecrimisil istenilmesine olanak bulunmadığı, uyuşmazlıkta uyuşmazlığa konu yerin ... Başkanlığının muvafakati ile PTT şubesi olarak kullanılmak üzere 22/12/2011 tarihli yazı ile davacının kullanımına verildiği, davacının bu yazılı belgeye dayanarak faaliyette bulunduğu anlaşıldığından, fuzuli şagil sıfatı taşımayan davacı hakkında söz konusu yeri 23/02/2012 ile 12/03/2014 tarihleri arasında fuzulen işgal ettiğinden bahisle 48.309,00-TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı;<br>Diğer taraftan, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından davacı tarafından ihtirazi kayıtla ödenen 48.309,00-TL'nin ödeme tarihi olan 06/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacı tarafından ödenen 48.309,00-TL'nin ödeme tarihi olan 06/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın 12/03/2014 tarihinde 3 yıl süreyle davacıya kiraya verildiği, ancak davacı şirket tarafından söz konusu taşınmazın 23/02/2012 tarihinden itibaren idarelerinin izni olmaksızın ve herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın bedelsiz olarak kullanıldığının tespit edildiği, taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olup ... Başkanlığına hizmet binası olarak kullanılmak üzere tahsis edildiğinden davaya konu kullanımda muvafakat vermesi gereken idarenin Milli Emlak olduğu, tahsisli idarenin muvafaktının geçerli olmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından,... tarih ve ... sayılı ... Başkanlığı yazısı uyarınca ... Başkanlığı bünyesindeki PTT büro yerinin bedelsiz olarak kullanıldığı, ... Başkanlığının yeni hizmet binasına taşınması üzerine 22/12/2011 tarihli yazı ile uyuşmazlığa konu yerin PTT büro yeri olarak kullanılmak üzere taraflarına tahsis edildiği, 12/03/2014 tarihine kadar söz konusu yerde ... Başkanlığının talebiyle faaliyet gösterildiği, 23/02/2012 ile 12/03/2014 tarihleri arasındaki taşınmazı tahsis durumunun anılan idareler arasındaki bir mesele olduğu, taraflarıyla ilgili bir durum bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren ... Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>MADDİ OLAY : <br>... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olup ... Başkanlığına hizmet binası olarak kullanılmak üzere tahsis edilmiştir.<br>... Başkanlığı hizmet binası içerisindeki 86,00 m²'lik yer,... tarih ve ... sayılı ... Genel Sekreterlik yazısıyla davacıya PTT büro yeri olarak kullanılmak üzere tahsis edilmiş, davacı bu işleme istinaden söz konusu taşınmazda faaliyete başlamıştır.<br>Söz konusu taşınmaz, 04/03/2014 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesi uyarınca pazarlık usulüyle gerçekleştirilen ihale neticesinde davacıya ilk yıl kira bedeli 23.250-TL olacak şekilde 3 yıl süreyle kiraya verilmiş, kira başlangıç tarihi 12/03/2014 olarak belirlenmiştir.<br>Akabinde davalı idare tarafından, söz konusu PTT büro yerinin 12/03/2014 tarihinde kiraya verildiği halde söz konusu taşınmazın idarelerinin iznine ve herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın 23/02/2012 tarihinden itibaren bedelsiz olarak kullanıldığının tespit edildiğinden bahisle 23/02/2012-12/03/2014 tarihleri arasındaki dönem için 48.309,00-TL kullanım bedeli tahakkuk ettirilmiştir.<br>... tarih ve ... sayılı ... Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı işlemiyle, tahakkuk ettirilen 48.309,00-TL kullanım bedelinin ödenmesi gerektiği davacıya bildirilmiştir.Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, "İdari dava türleri şunlardır: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar." kuralına yer verilmiş; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasınında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 14. maddenin 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği; (b) bendinde, idari davaya konu işlemin kesin ve yürütülebilir olmaması durumunda davaların reddedileceği kurala bağlanmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>İdari işlemler, idari makamların kamu gücü ve kudreti kullanarak idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran tek yanlı irade açıklamalarıdır.<br>İdari işlemlerin belli başlı üç özelliği vardır: "icrailik", "re'sen icra edilebilirlik" ve "hukuka uygunluk karinesinden yararlanma". <br>Kamu hukukunda idare, bir idari kararı almak için ilgili kişinin rızasını temin etmek zorunda değildir. Zira idari karar, idarenin tek yanlı irade açıklamasıyla oluşur ve tamamlanır. İdare, belli bir konuda iradesini açıklar ve bu irade, ilgili kişi tarafından kabul edilmesine gerek olmaksızın hukuk düzeninde değişikliğe yol açar; yani hukuki sonuçlar doğurur. İşte idarenin tek yanlı olarak açıkladığı irade ile hukuki sonuçlar doğurmasına idari kararın "icrailik özelliği" denir. İdari kararın icrailik özelliği, idareye özel kişiler karşısında önemli üstünlükler sağlar. İdare, kendi iradesini ilgili kişilere empoze etme imkanına kavuşur. İdari kararların icrailiğinin altında idarenin "kamu gücü"ne sahip olması yatar. <br>Ancak idarenin icrai nitelikte olmayan işlemleri de vardır. İşte idarenin böyle işlemlerine "icrai olmayan işlemler" denir. İcrai olmayan kararlar idareden çıkmakla birlikte herhangi bir hukuki sonuç doğurmayan, yani hukuk düzeninde bir değişikliğe yol açmayan işlemlerdir. Hazırlık işlemleri, teyit edici işlemler, iç düzen işlemleri, enformel idari işlemler icrai nitelikte değildir; ilgililerin hakları ve yükümlülükleri üzerinde etkide bulunmazlar. Dolayısıyla bunlara karşı iptal davası açılamaz. <br>Bir idari kararın hukuk aleminde ortaya çıkan sonuçlarının maddi aleme doğrudan doğruya idare tarafından aktarılmasına o kararın "re'sen icra" edilmesi denir. İdare, re'sen icra yetkisine kural olarak sahiptir. İdare kendi aldığı kararı yine bizzat kendisi icra edebilir; yani bu kararın hukuk aleminde doğurduğu değişiklikleri maddi aleme aktarabilir (GÖZLER Kemal, İdare Hukuku, C.I, Ekin Basım Yayın Dağıtım, Bursa Mayıs 2019, s.776, 777, 778, 779).<br>Ülkemizde kamu hukukundan doğan idareye ait alacakların tahsil usulü, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Bu Kanun'a tabi kamu alacaklarının tahsilinde, idare tarafından tahakkuk ettirilen kamu alacağının tahsil edilmesinde cebri icra usulleri herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç olmaksızın doğrudan idare tarafından uygulanmaktadır. Oysa bilindiği üzere, özel hukuka tabi alacakların tahsilinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen ilamlı icra yoluna başvurulabilmesi için öncelikle adli yargı yerine açılacak bir alacak davası sonunda alacağın hükme bağlanmış olması ya da ilamsız icra yoluyla yapılan takiplere karşı alacaklı tarafından genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptali davası açılması gerekmektedir (İİK md. 67). Öte yandan, anılan Kanun'un 62. maddesinde, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağı kurala bağlanmıştır. Ayrıca bu durumlarda, cebri takip (usul) işlemleri doğrudan idare tarafından değil, icra-iflas daireleri tarafından tesis edilmekte ve uygulanmaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, davalı idare tarafından 04/08/2014 tarihinde Mahkeme kaydına giren savunma dilekçesinde, iptali istenilen yazının ecrimisil ihbarnamesi niteliğinde olmadığı, sözleşme dışı kullanım süresi için hesaplanan kullanım bedelinin bildirilmesinden ve rızaen ödenmesinin talep edilmesinden ibaret olduğu, bu yazı üzerine ödeme yapılmaması durumunda idarenin kendiliğinden söz konusu kullanım bedelini tahsil etmesinin mümkün olmadığı, adli yargıda dava ve/veya icra takibi yoluna başvurulacağının beyan edildiği görülmüştür. (Nitekim 6183 sayılı Kanun'un 1. maddesinde de "haksız iktisaptan doğan" kamu alacakları, Kanun'un kapsamı dışında tutulmuştur.)<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ... Başkanlığı hizmet binası içerisindeki 86,00 m²'lik PTT büro yerinin 23/02/2012 ile 12/03/2014 tarihleri arasında sözleşme dışı kullanıldığının tespit edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen 48.309,00-TL kullanım bedelinin ödenmesi gerektiğinin bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca tespit ve takdir edilen ecrimisil niteliğinde olmadığı, söz konusu kullanım bedelinin rızaen ödenmesini, aksi takdirde adli yargıda dava ve/veya icra yoluyla tahsil edileceği bilgisini içeren rızaen ödemeye davet niteliğinde olduğu, dolayısıyla söz konusu işlemin başkaca bir işlemin varlığına gerek olmaksızın tek başına davacı hakkında hüküm ve sonuç doğuracak mahiyette ve dolayısıyla iptal davasına konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından bu işlem yönünden işbu davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, 48.309,00-TL'nin ödeme tarihinden (06/05/2014) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi de talep edilmiş ise de, söz konusu tutarın iptal davasına konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir nitelikte olmadığı anlaşılan 04/04/2014 tarihli işleme istinaden ödendiği anlaşıldığından, anılan tutarın iadesi için adli yargıda dava ve/veya icra yoluna başvurulması gerektiği açıktır.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;<br>2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:...sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/01/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
ihale