<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13914 E.  ,  2024/795 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/13914<br>Karar No : 2024/795 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Maddeler ve Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Çankırı il, Orta ilçesi, Büğdüz Köyünde yapılması planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada Diatomit Ocağı Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen 13/06/2022 tarih ve 6700 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; yürütülen madencilik faaliyetinin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan yüzey sularına ve yer altı sularına herhangi bir kirletici etkisinin olmadığı, suyun kalitesini değiştirmediği, maden sahasının Devrez Çayı'nın beslenme havzasının membasında kalmamasından dolayı suyun yatağına ve debisine herhangi bir etkisinin bulunmadığı, söz konusu faaliyetin inşaat ve işletme aşamasında meydana gelebilecek etkilerin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerin bilimsel temellere uygun olduğu, alınacak önlemler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerin en aza indirileceği, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin hazırlanan modellemeler ile tespit edildiği, ilgili mevzuat, teknik veriler ve bilimsel esaslara göre alınacak önlemler ile tüm çevresel verilerin kabul edilebilir düzeylerde olduğu, projenin gerçekleşmesinde havaya, suya ve toprağa verilen emisyonların mevzuatlarda belirlenen sınır değerlerinin altında olması nedeniyle çevre ve insan sağlığı açısından sakınca olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunun, nihai ÇED raporunda yer verilen bilgilerin aynen aktarılması suretiyle hazırlandığı, diatomit madeninin yapısına ilişkin yapıldığı belirtilen jeokimyasal analizin yeterli olmadığı, keşif esnasında numune alınarak XRD analizi yapılması gerektiği, maden ocağında yer alan tozların solunmasının halk sağlığı üzerinde uzun dönem etkilerinin araştırılması gerektiği; toprak koruma projesinin hazırlanmasının zorunlu olduğu, proje ile yer altı sularına verilmesi muhtemel zararların tespit edilmesi gerektiği, projenin yer üstü su kaynaklarına olumsuz etkilerinin olacağı; proje kapsamında ilgili kurum görüşlerinde yer verilen gerekliliklerin yerine getirilmediği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından; davacının temyiz dilekçesindeki iddialarının, taraflarınca sunulan cevap dilekçesi ile temyize konu İdare Mahkemesi kararında açıklanan maddi ve hukuki sebepler dikkate alındığında, temyize konu kararın bozulmasını gerektiren herhangi bir husus ihtiva etmediği savunulmaktadır.<br> 2- Davalı yanında müdahil tarafından; davacının iddia ettiğinin aksine, diatomit madeninin, halk sağlığı üzerinde olumsuz etkilerinin bulunmadığı, projenin su kaynakları üzerinde olumsuz etkileri olmayacağı, davacı tarafça bu kapsamda ileri sürülen iddiaların mesnetsiz olduğu, nihai ÇED raporunda yer verilen bilgilerin bilimsel açıdan yeterli olduğu, tarım dışı kullanım izninin, dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra alınacağı hususunun ilgili mevzuatta açık olarak öngörüldüğü, belirtilen nedenlerle davacının temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 08/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY : <br> 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br> ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br> Uyuşmazlığın çözümü için, İdare Mahkemesince, Çevre Yüksek Mühendisi ..., Maden Mühendisi ..., Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. ..., Jeoloji Yüksek Mühendisi (Hidrojeoloji Uzmanı) ... ve Harita Mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yaptırılan keşif sonucu hazırlanan ve görülmekte olan davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunda yer verilen taahhüt ve bilgilerin yeterliliğinin, nihai ÇED raporunun ilgili kısımlarında yer alan ifadelerin aynen aktarılması suretiyle değerlendirildiği; öte yandan, proje alanında bulunan diatomit madeninin yapısının halk sağlığına ciddi etkileri bulunduğuna yönelik davacı iddiaları kapsamında tatmin edici bir değerlendirme yapılmadığı, bu bağlamda davacı tarafından iddia olunduğu üzere, uyuşmazlık konusu maden sahasındaki diatomit madeninin yapısının nihai ÇED raporunda sunulan kimyasal analiz raporu ile değerlendirilmesinin tek başına yeterli olup olmadığı konusunda bilirkişi heyetince değerlendirme yapılarak görüş bildirilmesi gerektiği, şayet bu yöntem tek başına yeterli değilse, keşif esnasında rastgele birkaç noktadan numune alınarak davacının temyiz dilekçesinde belirttiği X-Işını difraksiyonu yöntemi (XRD) analizi de dahil olmak üzere, çeşitli yöntemlerle madenin analizinin yapılmasının değerlendirilmesi gerektiği; bu bağlamda, proje kapsamında çıkartılması planlanan diatomit madeninin proje alanına yakın mesafede bulunan yerleşim yerlerinde yaşayan kişilerin sağlığı üzerinde uzun dönemde olumsuz etkilerinin bulunup bulunmayacağı ve projenin yer altı ve yer üstü su kaynakları üzerindeki etkileri başta olmak üzere, davacı tarafça ileri sürülen iddiaların bilirkişi heyeti tarafından, nihai ÇED raporunun tekrarı mahiyetinde olmayacak ve tarafları tatmin edecek biçimde değerlendirilmesi gerekmekte olup; eksik incelemeye dayalı olarak ve hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının; yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla mümkünse üniversite öğretim üyelerinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetiyle yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bunun sonucunda hazırlanacak bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması gerektiği sonucuna varıldığından, temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz. <br><br></font></p></body></html>

ihale