<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/2925 E.  ,  2023/6258 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2023/2925<br>Karar No:2023/6258<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ..., 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı (E- Tebligat)<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİLLER<br>(DAVALI YANINDA) : 1- ... 2- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br> 3- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Bartın ili, Amasra ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi üzerinde bulunan ... Taksi Durağı'ndaki mevcut ticari taksi sayısına 4 (dört) adet yeni taksi plakası eklenmesine ilişkin Amasra Belediye Meclisi'nin... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karar uyarınca eklenen taksi plakalarının ihaleye çıkarılmasına ilişkin Amasra Belediye Meclisi'nin .. tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br><br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; dava dilekçesinde, dava konusu işlemlerin davacılar tarafından tebellüğ tarihi olarak 30/12/2022 tarihinin belirtildiği; Mahkeme'nin 02/03/2023 tarihli ara kararı ile davalı idareden, "Dava konusu Bartın İli, Amasra İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi üzerinde bulunan ... Taksi Durağına eklenen 4 adet yeni ticari taksinin, ihale işlemlerinin bitimini müteakiben anılan durakta fiilen çalıştırılıp çalıştırılmadığı; şayet fiilen çalıştırılıyor ise fiilen hangi tarihte çalışmaya başladığı/başladıkları" sorularak bahse konu yeni ticari taksilerden çalışmaya başlayanların ... Taksi Durağı'nda çalışmaya başladığı/başladıkları tarihi tevsik edici tüm bilgi ve belgelerin (durak sefer defteri, vergi beyannameleri, kazanç bildirimi, kamera kaydı vesair belgeler) Mahkeme'nin dosyasına gönderilmesinin istenildiği; davalı idare tarafından verilen cevapta, dava konusu 27/04/2022 tarihli ihalenin bitimi ile hak sahibi olan ticari taksi plaka sahipleri tarafından gerçekleştirilen kayıt ve tescil işlemlerini müteakiben fiilen çalışmaya başladıklarının belirtildiği; hak sahiplerinin ihaleden sonra gerekli işlemleri muhtelif fakat birbirine çok yakın günlerde tamamlayarak (araç tescili, vergi mükellefliği, esnaf odasına kayıt vs.) fiilen çalışmaya başladığı; dava dosyasında yer alan bu belgeler arasında, Amasra Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından müdahillerden ... adına düzenlenen 26/05/2022 tarihli Mesleki Faaliyet Belgesinin bulunduğu; anılan belgede, ...'in 26/05/2022 tarihi itibariyle ... Taksi Durağı isimli iş yerinde taksicilik faaliyetini sürdürdüğünün belirtildiği; ayrıca, davalı idare tarafından, "davacılardan ...'ın bizzat ihalenin yapıldığı günde salonda hazır bulunmak suretiyle katılım sağladığı" yönünde beyanda bulunulduğu ve buna ilişkin görüntünün dava dosyasına eklendiği anlaşıldığından; bu durumda, gerek 2577 sayılı Kanun hükümleri gerekse Anayasa'nın 125. maddesi dikkate alındığında, kişilerin, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı dava açabilmesinin Anayasal bir hak olarak tanındığı, bu davaların, yine mevzuatla belirlenen süreler içinde açılması gerektiği, aksi takdirde idarelerin sürekli dava tehdidi altında bulunması nedeniyle idari istikrar ilkesinin ve buna bağlı olarak kamu düzeninin sarsılmasına neden olacağı, somut olayda, ihale üzerinde kalarak davaya konu ticari taksi plakalarında hak sahipliği kazanan kişilerin, ihalenin hemen sonrasında gerekli yasal işlemleri gerçekleştirerek davacılar ile aynı durakta fiilen çalışmaya başladığı hususu dikkate alındığında, davacıların, dava konusu ihaleden en geç fiilen çalışmaya başlanılan 26/05/2022 tarihinde haberdar olduklarının kabulünün gerektiği; aksinin kabulünün ise, hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacağı; bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca özel dava açma süresi öngörülen ve aynı Kanun'un 11. maddesi hükmünün de uygulanma olanağı bulunmayan ihale işlemlerine karşı dava konusu ihalenin öğrenildiği 26/05/2022 tarihinden itibaren otuz günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekmekte iken, bu süre geçirildikten sonra 31/12/2022 tarihinde açılan iş bu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemlerin meclis kararları olduğu, bu kararların herhangi bir şekilde ilan edilmediği, davacının 28/12/2022 tarihinde davalı idareye yaptığı başvuruya verilen cevap ile söz konusu meclis kararlarının kendisine tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden hemen sonra açılan davanın süresi içinde olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.<br> Davalı yanında müdahillerden ... ve Erdem Yalçın tarafından, İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacıların temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,<br> 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,<br> 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 26/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br><br><br><br><br>(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :<br> Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.<br> 20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.<br> Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.<br> Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir. <br> Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.<br> Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.<br> Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde, dava konusu işlemlerin davacılar tarafından tebellüğ tarihi olarak 30/12/2022 tarihinin belirtildiği; davalı idare tarafından, "davacılardan ...'ın bizzat ihalenin yapıldığı günde salonda hazır bulunmak suretiyle katılım sağladığı" yönünde beyanda bulunulduğu ve buna ilişkin görüntünün dava dosyasına eklendiği anlaşıldığından; bu durumda, davacıların, dava konusu ihaleden ihale tarihi olan 27/04/2022 tarihinde haberdar olduklarının kabulünün gerektiği; işbu davanın ise 31/12/2023 tarihinde açıldığı görülmektedir. <br> Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının, ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir.<br> Bu bağlamda, ihalenin öğrenildiği tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra, 31/12/2023 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.<br> Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyoruz.<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

ihale