<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/3852 E.  ,  2024/1311 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2023/3852<br>Karar No:2024/1311<br><br>TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI) ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br> 2- (DAVALI) ... Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından vekâlet ücreti yönünden temyizen incelenerek düzeltilerek onanması; davacı tarafından ise esas yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... sayılı parselde yer alan taşınmazın, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca kapalı teklif ihale usûlüyle satışına ilişkin 24/05/2023 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istenilmiştir.<br><br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı tarafından, uyuşmazlık konusu ihaleye ilişkin taşınmazın bulunduğu parselin imar planında "sağlık alanı" olarak tahsis edilmesine rağmen satış ilanında parselin imar durumunun "muhtelif" olarak gösterildiği ileri sürülmüş ise de, "Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına Ait Satış İlanı"nda davalı idareye ait dört adet taşınmazın satışına ilişkin ihale bilgilerine yer verildiği, ilanın imar durumu başlığı altında "muhtelif" yazdığının görüldüğü, ancak burada yer verilen muhtelif ibaresinin, dava konusu parselin imar durumunun muhtelif olduğu anlamına gelmediği, bu ifadenin, aynı ilanla satış ihalesine çıkarılan dört ayrı taşınmazın imar durumlarının çeşitli/farklı (sağlık alanı, eğitim alanı vs. gibi) olduğunu açıklamak için kullanıldığı, kaldı ki, dava konusu parselin imar planında "sağlık alanı" olarak ayrıldığı, öte yandan, taşınmazın imar durum belgesinde de, dava konusu parselin imar durumunun "sağlık alanı" olarak belirlendiğinin görüldüğü, parselin imar durumunda herhangi bir değişikliğe gidilmediği anlaşıldığından, davacının bu iddiasının yerinde olmadığı;<br>Diğer taraftan, davacı tarafından, "sağlık alanı" kullanım kararı kapsamında kamuya tahsisli taşınmazın herhangi bir taşınmaz gibi 2886 sayılı Kanun uyarınca satışa çıkarılmasının kamu yararı ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, 2886 sayılı Kanun'a göre, genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanun'da yazılı hükümlere göre yürütüleceği, bu işlere ilişkin ihalelerde, tekliflerin gizli olarak verilmesini sağlayan kapalı teklif usulünün esas olduğu, dava konusu ihalenin de bu kapsamda yapıldığı anlaşıldığından, davacının bu iddiasının da yerinde olmadığı;<br>Bu durumda, ihalenin usulüne uygun bir şekilde ilan edildiği, ihale ilanında "ihale konusu olan işin niteliği, yeri ve miktarının, şartname ve eklerinin nereden ve hangi şartlarla alınacağının, ihalenin nerede, hangi tarihte, saatte ve hangi usulle yapılacağının, tahmin edilen bedel ve geçici teminat miktarının, isteklilerden aranılan belgelerin neler olduğunun ve tekliflerin hangi tarih ve saate kadar nereye verileceğinin" açık bir şekilde belirtildiği, 2886 sayılı Kanun'un 36. maddesinde anılan Kanun'un 1. maddesi kapsamında bulunan ihalelerde kapalı teklif usulünün esas olduğunun açık bir şekilde belirtildiği, dava konusu edilen satış ihalesinin de 1. madde kapsamında olduğunun açık olduğu ve ihale ilanında ihalenin hangi usulle yapılacağının belirtilmesinin mevzuat gereği zorunlu olduğu, dava konusu parselin "sağlık alanı" olarak belirlenenen imar durumunda herhangi bir değişikliğe gidilmediği anlaşıldığından dava konusu ihalede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu kamuya tahsis edilmiş "sağlık alanı" vasfındaki taşınmazın satılmasının kamu yararı ilkesine aykırı olduğu, düzenleme ortaklık payından ayrılmış bir alanın ücret ödeyerek yararlanılabilecek özel sağlık tesisi için kullanılamayacağı, mülkiyeti Çankaya Belediyesi'ne ait olan taşınmazın davalı idarece satılmasında yetki unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br> Davalı idare tarafından, ileride yapılacak muhtemel imar planı değişikliği sonucu taşınmazın tahsis amacına aykırı olarak kullanılacağından bahisle ihalenin kamu yararına aykırı olduğundan bahsedilemeyeceği, davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, sosyal altyapı alanları, "Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isim" olarak tanımlanmıştır.<br> Mekansal Planlar Yönetmeliği'nin eki, EK-2 ile "Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosu" oluşturulmuş ve Tablo Açıklamalarının 8. maddesinde; "İmar planlarında ayrılmış bulunan ve kamu niteliği taşıyan Kreş + Anaokulu, İlköğretim, Ortaöğretim, Sağlık Tesisi, Kültürel Tesis, Sosyal Tesis Alanları; imar planı değişikliği yapılmak suretiyle bu kullanımların başına 'Özel' ibaresi getirilmek, kamu ve özel altyapı oranları ilgili yatırımcı Bakanlık veya kamu kuruluşunca belirlenmek kaydıyla, bu tabloda belirtilen kişi başına asgari standart değerinin içinde yer alır." düzenlemesine yer verilmiştir.<br><br> Aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, "sağlık alanı" olarak belirlenen alanın mevzuata uygun olarak "özel sağlık alanı" olarak değiştirilmesi hâlinde, salt bu hususun kamu yararına aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği, bu aşamada uyuşmazlık konusu taşınmazın plan esaslarına aykırı kullanımından bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır. <br> Uyuşmazlıkta, ihaleye katılan sayısı ile taşınmazın tahmini bedelin üzerinde satış bedeliyle ihale edildiği göz önüne alındığında alanın "sağlık alanı" olarak belirlenmiş olmasının ihalede gerekli rekabet ortamının oluşmasına engel teşkil etmediği, ihale uhdesinde kalan kişi tarafından taşınmazın imar durumunun bilindiği gözetildiğinde bu hususa ilişkin sonuçların ilgilisince kabul edildiği, diğer taraftan, davacı tarafından iddia edildiği doğrultuda ileride taşınmazın tahsis amacına aykırı kullanımı sonucu doğurabilecek bir idari işleme (imar planı değişikliği vb.) karşı açılacak davada "kamu yararına ve şehircilik ilkelerine aykırılık" iddialarının dinlenilebileceği sonucuna varılmıştır.<br> Öte yandan, davalı idare vekilinin dava dosyasında hukuki yardımının bulunmasına karşın İdare Mahkemesi kararında vekâlet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.<br> Belirtilen gerekçelerle, temyize konu İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin (ğ) bendinde, "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği belirtilmiştir.<br>136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 21/09/2023 tarih ve 32316 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde, idare mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşmasız ise 10.500,00-TL avukatlık ücretine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki esasa ilişkin kısmının incelenmesi: <br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen kararın, davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>İdare Mahkemesi kararının, vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: <br>2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği açıktır.<br>İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin hükümlerine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, vekâlet ücretinin tutarı ve hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir.<br>Avukatın hukukî yardımının karşılığı olan vekâlet ücretinin tutarı ise, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle tespit edilmelidir.<br> Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesi'nce, hasım mevkinde "Ankara Valiliği" gösterilerek verilen 24/05/2023 tarihli "yürütmenin durdurulması isteminin, davalı idarenin birinci savunması alındıktan ve ara kararı cevabı geldikten sonra incelenmesi" kararı ile dava dilekçesinin 30/05/2023 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmiş sayıldığı, Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vekili Av. ... tarafından verilen 06/06/2023 tarihinde müdahale dilekçesiyle hasım itirazında bulunularak ara kararı ile istenilen bilgi ve belgelerin sunulduğu, bunun üzerine İdare Mahkemesi'nce alınan 23/06/2023 tarihli kararla hasım mevkine "Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı" alınarak dava dilekçesinin tekrar savunmaya çıkarıldığı, bu kez davalı idare tarafından, verilen süre içerisinde savunma verilmemiş ise de İdare Mahkemesi'nce alınan 17/08/2023 tarihli "yürütmenin durdurulması isteminin, ara kararı cevabı geldikten sonra incelenmesi" yönündeki kararına davalı idare vekili Av. ...tarafından 07/09/2023 tarihinde cevap verilerek istenilen bilgi ve belgelerin sunulduğu, ancak, İdare Mahkemesi'nin 21/09/2023 tarihli davanın reddi yolundaki kararında davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.<br> Bu durumda, davada vekil tarafından temsil edilen, ayrıca ara kararlarının gereğini yerine getirmek ve dava dilekçesine karşı savunma süresi içerisinde müdahale dilekçesi sunmak suretiyle hukuki yardım sağlayan davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekâlet ücretine hükmedilmemesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.<br> Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 10.500,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının hüküm fıkrasına "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, <br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,<br> 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,<br> 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 18/03/2024 tarihinde esasta oybirliğiyle, düzeltilerek onanması yönünden oyçokluğuyla karar verildi. <br> <br>(X) KARŞI OY :<br> Temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının aynen onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>

ihale