<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13806 E.  ,  2023/7189 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/13806<br>Karar No : 2023/7189 <br><br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İli ... - ... İlçesi ... Köyü <br> Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği <br>VEKİLİ : Av. S...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı (E-Tebligat)<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Madencilik Enerji İnşaat Taahhüt Nakliye Turizm Yemek Temizlik Güvenlik Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Trabzon ili, Hayrat ilçesi, ... Mahallesinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "... Ruhsat Numaralı A Grubu Andezit-Bazalt Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi"ne ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali talep edilmiştir. <br><br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesinin, Danıştay Altıncı Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2022/2454, K:2022/5056 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 21/03/2023 tarih ve E:2023/1298, K:2023/2926 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu proje kapsamında yapılacak patlatma çalışmalarından, bölgede yaşayan insanların, diğer canlıların, yerleşim yerlerinin ve su kaynaklarının olumsuz etkilenmeyeceği, proje sahasında heyelan veya kütle hareketinin meydana gelmeyeceği, davalı proje alanlarına yaklaşık 7 kilometre mesafede bulunan aktif heyelanların tetiklenmeyeceği, maden sahalarında genel olarak patlatma olgusunda ölçüm zamanları ile ölçüm dışı zamanlarda farklı miktarda patlayıcılar kullanıldığı ifade edilse de, genelde taş ocaklarının patlayıcı deposu bulundurmadığı, patlayıcıların günlük olarak temin edildiği, bu bağlamda patlayıcı temin edilmesine ilişkin sevkiyat fişlerinin satıcı firma ile jandarma kayıtlarında mevcut olduğu ve ÇED raporunda yer verilen taahhütlere uymama bir durumun ortaya çıkabilmesinin olası görülmediği; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında gerekli önlemlerin alınacağının taahhüt edildiği, bu önlemlerin alınmasının tarımsal faaliyet açısından oluşacak olumsuzlukların ortadan kaldırılmasında etkili olacağı, dolayısıyla dava konusu arazide yapılacak olan çalışmaların tarımsal faaliyetler üzerinde kayda değer bir olumsuz etkinin olmayacağı, proje sahasında, üretim faaliyetlerinin belirtilen teknoloji ile gerçekleşmesinin verimli olacağının tahmin edildiği, çalışanların dışında bölgeden alınacak hizmet ve mal bedelleri ile bölge ekonomisine katkıda bulunulacağı, alternatif bir alan ihtiyacına gerek duyulmadığı, malzeme ocağının seçiminde, malzeme alanının yeterli rezerve sahip olması ve malzeme alanına ulaşım kolaylığı, malzeme alanından alınan numunelerin nicelik ve niteliklerinin istenilen standartlara uygun oluşu, malzeme alanının doğa ve kültür koruma bölgeleri ile turistik bölgelere uzak olması, maden mevzuatı açısından ocak işletmeciliğine uygun olması, günümüzde inşaat, altyapı ve yol yapım çalışmalarına hız verilmesi neticesinde hammadde ihtiyacının artması, ocaktan çıkarılacak olan andezit ve bazalt taşlarının birçok sektörde hammadde olarak kullanılacak oluşu, proje alanının yerleşim yerlerinden yeterli uzaklıkta oluşunun, sahanın işletme için uygun saha olduğu fikrini doğurduğu, ayrıca üretim teknolojisinin seçiminde madenin türünün dikkate alınmış olması, ekolojik tahribatın kalıcılığının ise söz konusu alanın ekosistem sağlığının asgari ölçüde korunması ile bertaraf edilebileceğinin değerlendirildiği, belirtilen tedbirlerin eksiksiz olarak alınması ile olası olumsuz etkilerin azaltılabileceği, fakat tamamen ortadan kaldırılamayacağı hususu dikkate alındığında; teknik olarak yeterli ve uygun olduğu değerlendirilen dava konusu işlemde hukuk ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı derneğin projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alan yakınlarında taşınmazının bulunduğu; yörede yaşayan halkın proje kapsamında olumsuz görüşlerinin yeterince dikkate alınmadığı; azami ömrü 30 yıl olarak öngörülen projenin, yakında bulunan su kaynaklarına olumsuz etkileri olacağı, nihai ÇED raporunda dere yatağına atık ve malzeme atılmaması ve dere yatağından malzeme alınmamasına yönelik taahhütlere aykırı biçimde davranıldığı, nitekim bu kapsamda davalı yanında müdahil şirket adına 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca idari para cezası uygulandığı; ÇED raporunda, nakliye kamyonlarına ilişkin bilgilerde birtakım eksiklikler bulunduğu; proje sahasına çok yakın mesafedeki yapıların dinamit patlatmalarından görebileceği zarara yeterince değinilmediği; ocak sahasının karşısında yer alan çay bahçelerinin tozumanın etkisiyle uğrayabileceği zararın hesaplanmadığı; bilirkişi raporunun muhtelif kısımlarında yer verilen görüşlerin, ÇED raporundan aynen alındığı; bilirkişi raporunun ziraat mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısımda yer verilen görüşlerin soyut ve yoruma dayalı olduğu; bilirkişi raporunun orman mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısmında çalışma dönem ve süresinin kesin olarak belirtilmesinin, ekolojik yapının etkilerinin değerlendirilmesi bakımından bir gereklilik olduğuna vurgu yapıldığı; davanın sonucunu esastan etkileyecek talep ve iddialarının karşılanmadığı, dava konusu işlem ile gerçekleştirilmesi planlanan projenin, mülkiyet ve sağlıklı bir çevrede yaşama haklarına ihlal oluşturduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı ve davalı yanında müdahil tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile, Dairemiz kararının karşı oyunda yer verilen gerekçe doğrultusunda, temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br><br>(X) KARŞI OY : <br><br> 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br> ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br> Uyuşmazlığın çözümü için, İdare Mahkemesince, Tarımsal Bilimler Uzmanı Prof. Dr. ..., Orman Yüksek Mühendisi Doç. Dr...., Jeoloji Mühendisi Dr. Öğretim Üyesi ..., Maden Mühendisi Arş. Gör. Dr. ... ve Çevre Mühendisi ...'dan oluşan bilirkişi heyeti ile; Dairemiz bozma kararına uyularak mahallinde yeniden yaptırılan keşif sonucu hazırlanan ve görülmekte olan davada hükme esas alınan bilirkişi raporunun jeoloji mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısmında, nihai ÇED raporunda yer verilen taahhüt ve bilgilere aynen yer verilmekle yetinildiği, bu bağlamda, yapılması planlanan projenin özellikle su kaynaklarına olumsuz etkilerine yönelik nihai ÇED raporunda yer verilen bilgiler ile bu kapsamda alınacak önlem ve taahhütlerin bilimsel açıdan yeterliliği bağlamında özgün bir değerlendirme yapılmaksızın, nihai ÇED raporunda yer verilen ifadelerin aynen aktarılmakta yetinildiği; orman mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısımda ise, projenin yapım ve işletme süreçlerinde büyüme ve gelişme evresinde olan proje etki alanındaki ağaçların ve diğer fauna elemanlarının nasıl etkileneceği hususunda, tereddüte mahal vermeyecek açıklıkta bir görüşe yer verilmediği, bu kapsamda projenin etkilerinin ne boyutta olacağının tahmin edilebilir bir süreç olmadığı, bu konuda değerlendirme yapılabilmesinin çalışma dönemleri ve sürelerinin kesin olarak belirtilmesine bağlı olduğu yolunda görüş bildirildiği; dolayısıyla yukarıda yer verilen hususa yönelik olarak nihai ÇED raporunun ilgili kısımlarında herhangi bir bilgiye yer verilip verilmediği, verilmişse bu bilgilerin yeterliliği konusunda, tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta görüşün, orman mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısımda bildirilmediği görüldüğünden; söz konusu bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Bu bağlamda; eksik incelemeye dayalı olarak ve hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının; yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla unvanlı Üniversite öğretim üyelerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyeti marifetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bunun sonucunda hazırlanacak bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum. <br><br><br><br></font></p></body></html>

ihale