<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2018/2777 E.  ,  2024/250 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2018/2777<br>Karar No:2024/250<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Ofisi A.Ş.<br> (Eski unvan: … Ofisi A.Ş.)<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacının yapmış olduğu dikey anlaşma ve çeşitli uygulamalar yolu ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ni (2002/2 sayılı Tebliğ) ihlâl ettiği iddiasıyla yapılan başvuru üzerine alınan … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının ve bu karara karşı davacı tarafından yapılan itiraz üzerine alınan … tarih ve … sayılı Kurul kararlarının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; mülkiyeti Tuzla Belediyesi'ne ait İstanbul ili, Tuzla ilçesi, … köyünde kain … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı lehine 15 yıl süre ile 07/06/2006 tarihinde intifa hakkı tesis edildiği, taşınmaz üzerinde davacı şirketçe akaryakıt ve LPG satış ve servis istasyonu ile müştemilatı inşa edildiği, Tuzla Petrol İnşaat Turizm Ticaret Ltd. Şti. (... Petrol) ile davacı arasında 15/03/2007 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşmenin 12/03/2012 tarihinde 5 yıl süre ile yenilendiği, anılan taşınmazın 20/01/2015 tarihinde Tuzla Belediyesi'nce ihale usulü ile satışa çıkarıldığı, taşınmazın ... Petrol’ün %72,5 hissesine sahip ortağı dava dışı ...'nin %45 hissedarı olduğu ... Petrol Ticaret Ltd. Şti. (...) tarafından 20/01/2015 tarihinde ihaleyi kazanmak suretiyle satın alındığı, ihalenin kesinleşmesi kararının 30/01/2015 tarihinde ...’a tebliğ edildiği, mülkiyetin ise 18/02/2015 tarihinde şirkete devredildiği, Tuzla Belediyesi ve ... tarafından 06/03/2015 tarihli ihtarname ile intifa bedellerinin ...’a ödenmesi gerektiğinin bildirildiği, ... ve ... Petrol tarafından davacıya gönderilen 10/04/2015 tarihli ihtarname ile davacı ile ... Petrol arasında imzalanan bayilik sözleşmesiyle 4054 sayılı Kanun ve 2002/2 sayılı Tebliğ'in ihlâl edildiğinden bahisle intifa hakkının terkini gerektiğinin bildirildiği, aynı iddiayla Rekabet Kurumu'na şikâyette bulunulması üzerine dava konusu karar ile dosya konusu dikey anlaşmanın alıcı (...) ile malik (... Petrol) arasında bağlantının kurulduğu 30/01/2015 tarihine (ihalenin kesinleşmesi kararının tebliği) kadar istisna hükmü kapsamında olduğu ve bu tarihten itibaren 5 yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen grup muafiyetinden yararlanma imkânı bulunduğunun belirtildiği, kararın bu kısmına yapılan itirazın da reddi üzerine bu işlemlerin iptali istemiyle davanın açıldığı;<br> Dava konusu olayda, davacı lehine intifa hakkı tanınan taşınmazın, ... Petrol’ün ortağı olan A. Ç.'nin %45 hissedar olduğu ... tarafından satın alınmasıyla mevzuatta düzenlendiği şekilde bir bağlantının ortaya çıktığı, bağlantının ortaya çıkması nedeniyle dikey anlaşmanın alıcı (... Petrol) ile malik (...) arasında bağlantının kurulduğu 30/01/2015 tarihine kadar istisna hükmü kapsamında olduğu ve bu tarihten itibaren 5 yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen grup muafiyetinden yararlanma imkanı bulunduğuna dair dava konusu kurul kararı ile bu kararın ilgili kısmına yapılan itirazın reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından bağlantının ortaya çıktığı tarih olarak mülkiyetin devrolunduğu 18/02/2015 tarihinin kabulü gerektiği ileri sürülmüş ise de 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenen "bağlantı" ifadesinden malik ile bayi arasındaki hukuki ve iktisadi bir bağlantının kastedildiği, bu haliyle ihalenin kesinleşmesine dair kararın tebliği ile rekabet hukuku anlamında iktisadi bir bağlantının oluştuğu anlaşıldığından bu iddiaya itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, mevzuatın hatalı yorumlandığı, uyuşmazlığa konu olayda dikey ilişkinin alıcı ile sağlayıcı arasında bağlantı nedeniyle istisna kapsamı dışında olduğu kabul edilmişse de mevzuatın amacının doğru yorumlanmadığı, uyuşmazlıkta herhangi bir süre olmaksızın dikey ilişkinin intifa hakkı süresince istisna kapsamında kaldığının kabul edilmesi gerektiği, hakkın kötüye kullanılması çerçevesinde uyuşmazlığın ele alınması gerektiği, dikey ilişkinin en baştan istisna kapsamına uygun olarak kurulduğu, ancak daha sonra gerçekleştirilen ihalenin bu ilişkiyi Tebliğ ile tanınan istisnanın kapsamı dışına çıkarmayacağı, ihaleye katılmış olması nedeniyle ...'dan malik olarak söz edilemeyeceği, dava konusu Kurul kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> ESAS YÖNÜNDEN:<br> MADDİ OLAY : <br> Mülkiyeti Tuzla Belediyesi'ne ait İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... köyünde kain … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine 15 yıl süre ile 07/06/2006 tarihinde intifa hakkı tesis edilmiş, akabinde taşınmaz üzerinde davacı şirket tarafından akaryakıt ve LPG satış ve servis istasyonu ile müştemilatı inşa edilmiş ve ... Petrol ile davacı arasında 15/03/2007 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalanmış, sözleşme daha sonra 12/03/2012 tarihinde 5 yıl süre ile yenilenmiştir. Bu arada 06/05/2010 tarihinde A.Ç. şirket hisse devri ile ... Petrol'ün ortağı olmuştur.<br> Uyuşmazlığa konu akaryakıt istasyonunun üzerinde kurulu olduğu taşınmaz 20/01/2015 tarihinde Tuzla Belediyesi'nce 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre satışa çıkarılmış, satış ihalesi ... Petrol’ün %72,5 hissesine sahip ortağı dava dışı A. Ç.'nin %45 hissedarı olduğu ...'ın uhdesinde kalmış ve kesinleşen ihale kararı 30/01/2015 tarihinde ...’a tebliğ edilmiş, 18/02/2015 tarihinde de tapuda devir işlemleri yapılarak taşınmaz ... adına tescil edilmiştir. <br> Tuzla Belediyesi ve ... tarafından 06/03/2015 tarihli davacıya gönderilen ihtarname ile intifa bedellerinin ...’a ödenmesi gerektiği bildirilmiş, ... ve ... Petrol tarafından davacıya gönderilen 10/04/2015 tarihli ihtarname ile davacı ile de ... Petrol arasında imzalanan bayilik sözleşmesiyle 4054 sayılı Kanun ve 2002/2 sayılı Tebliğ'in ihlâl edildiğinden bahisle intifa hakkının terkini gerektiği bildirilmiştir. Akabinde aynı iddiayla Rekabet Kurumu'na da şikâyette bulunulmuştur. <br> Dava konusu … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla özetle, davacı, ... Petrol, ... ve Tuzla Belediyesi arasındaki 07/06/2006 tarihli intifa sözleşmesi, 01/08/2006 ve 12/03/2012 tarihli bayilik sözleşmelerinden oluşan dikey anlaşmanın Tuzla Belediyesi’nce gerçekleştirilen ihale kararının kesinleştiği 30/01/2015 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen istisna hükmü kapsamında bulunduğuna, 30/01/2015 tarihinden itibaren ise söz konusu dikey anlaşmanın 5 yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığına, bu nedenle şikâyetin reddine, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.<br> Davacı tarafından 16/11/2015 tarihinde davalı idareye başvurularak, … tarih ve … sayılı Kurul kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi çerçevesinde yeniden değerlendirilerek geri alınması talep edilmişse de … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla özetle, 30/01/2015 tarihli “İhale Tebliği” yazısının davacı tarafından itiraza konu edilmediği edilseydi dahi bunun kabulünün mümkün olmadığı, çünkü 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “bağlantı” kavramının malik ve bayi arasındaki hukuki ve iktisadi bağlantıyı ifade ettiği, bayi ve malik arasındaki kira sözleşmelerinin, akrabalık ilişkilerinin, kefalet ve garanti sözleşmelerinin dahi bağlantı kabul edilebileceği, bu nedenle, bağlantının kurulduğu anın değerlendirilmesinde işleticinin hukuken malik sıfatını kazandığı anın değil de taraflar arasında hukuki ve iktisadi bağlantıyı gösteren “İhale Tebliği” tarihinin esas alınmasının mevzuata uygun olduğu, bu nedenle … tarih ve … sayılı Kurul kararının kaldırılmasına, geri alınmasına, değiştirilmesine veya yeni bir işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar" başlıklı 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan doğruya veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtilerek, bu hâllere örnekler verilmiş; (dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan haliyle) "Muafiyet" başlıklı 5. maddesinde ise, "Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı hâlinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4'üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir:<br> a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,<br> b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,<br> c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,<br> d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olanlardan fazla sınırlanmaması.<br> Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir.<br> Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi hâlinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir." kuralına yer verilmiştir.<br> 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesindeki hükme dayanılarak 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği 14/07/2002 tarih ve 24815 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Tebliğ’in 3. maddesinde, rekabet etmeme yükümlülüğü, alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Tebliğ’in 5/(a) maddesinde, Tebliğ ile tanınan muafiyetin anlaşmalarda alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğüne uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır.<br> 2002/2 sayılı Tebliğ'in açıklanması amacıyla çıkarılan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'un 39. paragrafında, "Alıcıya en fazla beş yıllık süre için rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebileceğine ilişkin düzenlemenin bir istisnası bulunmaktadır: Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesis tümüyle sağlayıcıya ait ise sağlayıcının kendisine ait olan bir tesiste kendi izni olmadan rakip malların satılmasına izin vermemesinin mantıklı bir sınırlama olduğu görüşünden hareketle, alıcıya getirilecek rekabet etmeme yükümlülüğü herhangi bir şekilde süre sınırlamasına tâbi tutulmamıştır. Buna göre, söz konusu tesisi kullandığı süre boyunca alıcıya rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebilmektedir. Ancak, hâlihazırda zaten alıcıya ait olan bir tesisin sağlayıcıya kiralanması veya intifa hakkı tanınması ve sağlayıcının da bu tesisi tekrar asıl sahibi olan alıcıya kullandırtması durumunda, bu istisnadan yararlanmak mümkün değildir. Bir başka deyişle, sağlayıcı tesisin mülkiyetini alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir ayni veya şahsi hak (kira, ariyet, üst ve intifa gibi) çerçevesinde elinde bulunduruyor ise ancak o zaman beş yıldan daha uzun bir süre için alıcıya rekabet etmeme yükümlülüğü getirebilir. Bu istisnanın dışında rekabet etmeme yükümlülüğünü Tebliğ’de izin verilen süre sınırını aşacak şekilde genişleten doğrudan ya da dolaylı her türlü sözleşme ve/veya uygulama Tebliğ’e aykırı olacaktır. Tebliğ’in 5. maddesi ile getirilen bu istisna, “öncelikle ve özellikle” ilişkinin başlangıcından itibaren üçüncü şahıslardan ayni ya da şahsi haklar kapsamında taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkının alınması ve bunu müteakiben tesisin bizzat sağlayıcı tarafından işletilmesi ya da kullanma/yararlanma hakkı veren ile hiçbir bağlantısı olmayan şahıslarla bayilik ilişkisinin kurulması ile sınırlıdır. Muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre dolmadan; faaliyetlerin sona erdirilmesi, devralma vb. yollarla dikey anlaşmanın taraflarında değişiklik ortaya çıkması hâlinde muafiyetten yararlanılabilecek sürenin uzaması söz konusu değildir." şeklinde açıklama yer almıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Bir dikey ilişkide, satıcı tarafından alıcıya rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmesinin, kural olarak, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında yasak olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, Kanun'un 5. maddesinde, Kurul'a, belirli koşulları taşıyan anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve söz konusu koşulları belirleyen tebliğler çıkarma yetkisi verilmiş, bu çerçevede, 2002/2 sayılı Tebliğ yürürlüğe konulmuştur. <br> 2002/2 sayılı Tebliğ'in 5. maddesinde (a) bendinde; kural olarak, alıcıya en fazla beş yıllık süre için rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebileceği düzenlenmiş, ancak anılan maddede bir istisnaya da yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan düzenlemelere göre, bahse konu istisnadan yararlanma, öncelikle iki şarttan birinin varlığına bağlıdır. Buna göre alıcı (bayi) anlaşmaya dayalı faaliyetini; ya doğrudan veya alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya (dağıtıcıya) ait tesis (akaryakıt istasyonu) üzerinde ya da bizzat sağlayıcı tarafından alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde edilen bir aynî veya şahsî kullanım hakkına konu bir tesiste sürdürmelidir. Bunun yanı sıra Kılavuzun açık hükümleri çerçevesinde, taraflar arasındaki dikey ilişkinin istisna hükmünden yararlanabilmesi için söz konusu ilişkinin en baştan itibaren belirtilen şartlara uygun olarak kurulması gerekmektedir. Nitekim Kılavuz’un 39. paragrafında, Tebliğ’in 5. maddesinde dikey anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine yönelik olarak düzenlenen istisna hükmünün, öncelikle ve özellikle ilişkinin başlangıcından itibaren sağlanması gerektiği, muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre dolmadan, faaliyetlerin sona erdirilmesi, devralma ve benzeri yollarla dikey anlaşmanın taraflarında değişiklik ortaya çıkması hâlinde muafiyetten yararlanılabilecek sürenin uzamasının söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. <br> Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı lehine (15 yıl süre ile 07/06/2006 tarihinde kurulan) malik Tuzla Belediyesi tarafından intifa hakkı tanınan taşınmazda kurulu olan akaryakıt istasyonunun, dağıtıcıyla bağlantısı olmayan ... Petrol tarafından işletildiği, bu arada 06/05/2010 tarihinde A.Ç.'nin şirket hisse devri ile ... Petrol'ün ortağı olduğu anlaşılmaktadır. Tuzla Belediyesi tarafından akaryakıt istasyonunun kurulu olduğu taşınmazın ihale yoluyla A. Ç.'nin %45 hissedar olduğu ... tarafından satın alınmasıyla mevzuatta düzenlendiği şekilde bir bağlantının ortaya çıktığı, bağlantının ortaya çıkması nedeniyle dikey anlaşmanın alıcı (... Petrol) ile malik (...) arasında bağlantının kurulduğu tarihten itibaren Tebliğ’in 5. maddesi ile getirilen istisnadan faydalanamayacağı açıktır.<br> Bununla birlikte, uyuşmazlığa konu akaryakıt istasyonunun üzerinde kurulu olduğu taşınmazın Tuzla Belediyesi tarafından 2886 sayılı Kanuna göre satışı için gerçekleştirilen ihaleye ...'ın katılmış olması veya ihale kararının ...'a tebliğ edilmiş olmasının istisnadan yararlanmanın koşulu olarak öngörülen Kılavuzun 39. paragrafındaki "bağlantı" kavramı çerçevesinde kabul edilip edilemeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir. Nitekim, gerek davacı tarafından ileri sürülmesi gerekse … tarih ve … sayılı Kurul kararında değerlendirilmiş olması nedeniyle bu konu açıklığa kavuşturulmalıdır. <br> 2886 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; ihale, bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla, işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemler; istekli, ihaleye katılan gerçek veya tüzelkişi veya kişiler olarak; müşteri ise artırma sonunda kendisine ihale yapılan istekli veya istekliler olarak tanımlanmıştır. Ayrıca anılan Kanun'un 31. maddesi ile, itâ âmirlerine 15 gün içinde ihaleyi onaylama ya da onaylamayarak iptal etme konusunda takdir yetkisi tanınmıştır. Şayet ita amiri tarafından ihale kararının onaylanmasına karar verilse dahi bu işleme karşı da yargı yolunun açık olduğunda herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. <br> Bu itibarla, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan istisnadan yararlanmanın koşulu olarak sağlayıcının yani dağıtıcının üçüncü şahıslardan ayni ya da şahsi haklar kapsamında taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkının alınması ve bunu müteakiben tesisin bizzat sağlayıcı tarafından işletilmesi ya da kullanma/yararlanma hakkı veren ile hiçbir bağlantısı olmayan şahıslarla bayilik ilişkisinin kurulması gerektiği, ancak sadece taşınmazın satışına ilişkin ihaleye katılmış olmanın Tebliğ’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “bağlantı” kavramı çerçevesinde malik (...) ve bayi (... Petrol) arasındaki hukuki ve iktisadi bağlantı kurulduğu anlamına gelmeyeceği açıktır. Çünkü ihaleye katılmış olması veya kendisine ihale kararının tebliğ edilmiş olmasıyla ...'ın taşınmaz üzerinde hukuken tasarrufta bulunabileceği hukuki durumun henüz bu aşamada oluşmadığı, somut olay bakımından ancak taşınmazın tapuda ... adına tesciliyle bahsi geçen durumun oluşabileceği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla ihaleye katılmış olması veya ihale kararının tebliğ edilmiş olmasının, ...'ın ayni ya da şahsi haklar kapsamında taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkını sağlayıcıya (dava konusu olayda dağıtıcıya) veren sıfatını kazanmasına neden olmayacağı sonucuna varılmaktadır. <br> Bu çerçevede, dava konusu Kurul kararının; davacı, ... Petrol, ... ve Tuzla Belediyesi arasındaki 07/06/2006 tarihli intifa sözleşmesi, 01/08/2006 ve 12/03/2012 tarihli bayilik sözleşmelerinden oluşan dikey anlaşmanın Tuzla Belediyesi’nce gerçekleştirilen ihale kararının kesinleştiği 30/01/2015 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen istisna hükmü kapsamında bulunduğuna ilişkin kısmı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 17/01/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>

ihale