<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13359 E. , 2024/185 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/13359<br>Karar No : 2024/185 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı (E-Tebligat)<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br> 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) … Anonim Şirketi<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Muğla İli, Milas İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel ve parselin deniz cephesinde … Madencilik ve Yükleme Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Yük Tahmil ve Tahliye İskelesi ve Dip Tarama" projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen … tarihli, … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanda yalnızca bir limanın mevcut olduğu, karşı kıyıdaki tüm yüklerin nakliye amacıyla mevcut limana taşınması nedeniyle mevcut limanda yoğunluk oluştuğu, yüklerin taşınması sırasında taşıt trafiğinin arttığı, karşı kıyıdaki maden ocaklarından taşınacak kuru yüklerin mevcut limana taşınması sırasında taşıma yolunun uzadığı, toz emisyonunun, egzos emisyonunun ve harcanan akaryakıt miktarının arttığı, dava konusu projenin gerçekleştirilmesiyle söz konusu olumsuzlukların azalacağı, dolayısıyla projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu, projenin işletme aşamasında tozumaya ve gürültüye neden olmayacağı, projenin arkeolojik, hidrobiyolojik ve ekolojik yönlerden mevzuata uygun olduğu, öte yandan, projenin yarıya yakın bölümünün deniz ortamı üzerinde yapılacağı, kara bölümünde toz ve duman çıkaran herhangi bir yapının planlanmadığı, yapılması planlanan idari bina, trafo alanı, park alanı gibi yapıların bulunduğu kara bölümündeki … ada, … parselin arsa vasfında olduğu ve hemen güneyindeki Ege Denizi ile arasında kalan alanın tarıma uygun olmayan hazineye ait kayalık, taşlık alan şeklinde dar kıyı yapısında olduğu, projenin yapılacağı kara alanında ekili-dikili veya 3573 sayılı Kanun kapsamında zeytin dikili alanların bulunmadığı, proje alanının kara bölümünde tarımsal kullanıma uygun dere veya yeraltı su kaynağı bulunmadığı, proje alanı çevresinin taşlık, kayalık, dağlık yapıda olması nedeniyle toprağın işlemeli tarıma uygun olmadığı, sulama ihtiyacı göstermeyen doğal makinin bir elemanı olan aşılı zeytin ağaçları proje alanının çevresinde yoğun olarak bulunmakla birlikte projenin toz ve duman çıkaran bir tesis özelliğinde olmadığı hususları dikkate alındığında projenin 3 km mesafede yoğun olarak bulunduğu belirlenen 3573 sayılı Kanun kapsamındaki zeytin ağaçları ile diğer ekili ve dikili tarım alanlarına ve tarımsal çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağı değerlendirilmiş olmakla birlikte, dava konusu işleme dayanak teşkil eden ÇED raporunda ve eklerinde proje alanının bulunduğu jeolojik birimin yanlış tanımlanması nedeniyle yapılan jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin yeterli olmadığı, deniz dibi tortulları kumlu, siltli ve killi zeminden yapılı olduğundan dip taraması sonucu ortaya çıkacak bulanıklılık yoluyla denizin kirletilmesi ve kirliliğin taşınması konularının proje dosyasında yeterince incelenmediği, maden cevherinin limana taşınması için karstik geçirimli mermerler üzerinde açılacak yol güzergâhı boyunca topoğrafya ve yerin doğal yapısıyla geçirimliliğinin değişmesi söz konusu olduğundan yeraltı suyunun zarar görme potansiyelinin olduğu, proje kapsamında iskele ve dip taraması faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ile proje alanının yakın çevresinde ve orta ölçekte Güllük Körfezinde mevcut akıntı/sirkülasyon ve sediment taşınımı mekanizmasının nasıl etkileneceğinin ve etkilenmesi durumunda ne gibi önlemlerin alınacağının, mevcut yanaşma yapıları ve morfolojik durum göz önüne alındığında proje kapsamında yapılması planlanan yapıların gemi trafiği üzerindeki etkilerinin ÇED raporunda yeterli düzeyde araştırılmadığı dava konusu işlemde belirtilen nedenlerle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davalı idare tarafından, proje ile ilgili olarak halkı bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak amacıyla halkın katılımı toplantısının mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği, projenin yeri, türü ve özellikleri dikkate alınarak oluşturulan İnceleme ve Değerleme Komisyonunda yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri tarafından ÇED süreci takip edilerek kendi kurum ve kuruluşlarının mevzuatı uyarınca değerlendirme yapılarak karar verildiği, ÇED raporu kapsamında hazırlanmış olan jeoloji/hidrojeoloji haritalarının söz konusu haritaları hazırlayan jeoloji mühendisi tarafından yorumlandığı, haritaların hazırlayıcısı tarafından yanlış yorumlanmasının mümkün olmadığı, dip taraması esnasında oluşacak bulanıklık ve sediman dağılımı, projenin yer altı sularına etkisi, proje nedeniyle oluşacak gemi trafiği ile ilgili olarak alınacak önlemlerin ÇED raporunda taahhüt altına alınmış olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. 2-Müdahil (davalı yanında) tarafından, Mahkemece ek bilirkişi raporu alınması hususunda verilen ara karar gereklerinin ek raporda karşılanmadığı, bilirkişi raporunda tespit edilen eksikliklerle ilgili olarak üniversite öğretim üyeleri tarafından hazırlanan ve dosyaya sunulan uzman görüşlerinin Mahkemece dikkate alınmadığı, söz konusu uzman görüşlerinde bilirkişi raporlarında tespit edilen eksikliklerin ÇED raporunu sakatlayacak asli nitelikte eksiklikler olmadığının ortaya konulmuş olduğu, projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının düzeltilerek onanması istenilmektedir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın çözümü amacıyla, dava dilekçesindeki iddialar ve proje alanının özellikleri dikkate alınmak suretiyle oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, davacı yanında davaya müdahale talebinde bulunan … Turizm Yatırımları A.Ş. tarafından aynı işlemin iptali istemiyle ayrı dava açılmış olduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili düzenlemeleri uyarınca, adı geçenin davacı yanında davaya müdahale istemi reddedilerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Muğla İli, Milas İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel ve parselin deniz cephesinde … ve Yükleme Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Yük Tahmil ve Tahliye İskelesi ve Dip Tarama" projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 23/06/2022 tarihli, 6715 sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararı verilmiştir. <br> Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olarak kabul edilmiş; 2. maddesinde, "Çevresel etki değerlendirmesi", "Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmış; 10. maddesinde ise, gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projelerin ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programların ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilmiştir. <br> 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, ''Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları," tanımına; (h) bendinde ise, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" tanımına yer verilmiştir. <br> Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına yer verilmiş; 7. maddesinde ise, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılarak, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler ve kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.<br> Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, " (1) Bu Yönetmelikte geçen;a) (Değişik:RG-22/1/2022-31727) Bakanlık: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını, b) Bentik bölge: Kıyışeridinden başlayarak en derin çukura kadar olan tüm deniz dibini içeren bölgeyi, c) Bertaraf: Dip tarama malzemesinin, 2/4/2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği ve 26/3/2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümleri doğrultusunda düzenli depolanmasını, ç) Boşaltım: Dip tarama malzemesinin deniz ortamına boşaltılmasını, d) Boşaltım alanı: Bu Yönetmelikte yer alan kriterlere uygun olarak belirlenen, İdarece izin verilen dip tarama malzemesinin boşaltılacağı deniz alanını, e) Dip tarama: Herhangi bir nedenle deniz ve kıyı tabanı ile nehir ağızlarında gerçekleştirilen kazı faaliyetini, f) Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı: Dip tarama faaliyeti kapsamında ortaya çıkan malzemeler ile bu malzemelerin alınacağı, boşaltılacağı deniz alanlarının çevresel yönetimi, bertaraf ve faydalı kullanımına ilişkin hususları içeren planı, g) Dip tarama malzemesi: Dip tarama faaliyetisonucunda ortaya çıkan malzemeyi, ğ) EC50: Dip tarama malzemesinin toksik etkilerinin belirlenmesi amacıyla, laboratuvar koşulları altında, belirlenen organizmanın %50’sinin etkilendiği konsantrasyonu, h) Ekolojik rapor: Dip tarama veya boşaltım alanının bentik bölgesinde bulunan makro flora ve fauna tür kompozisyonlarının tespit edilerek biyolojik çeşitlilik indeksleri ile değerlendirildiği ve deniz çayırı gibi özel habitatların etkilenme durumunun araştırıldığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun veya üniversitelerin deniz bilimleri konusunda uzman birimlerince hazırlanan raporu, ı) Ekotoksikolojik analiz: Denize boşaltımı planlanan dip tarama malzemesinin deniz canlıları üzerindeki toksik etkilerinin detaylı olarak araştırılması amacıyla Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak olan analizleri, i) Faydalı kullanım: Dip tarama malzemesinin inşaat, karayolu, peyzaj, rekreasyonel alanlarının iyileştirilmesi, sahilin beslenmesi, ömrünü<br>tamamlamış taş/maden ocaklarının rehabilitasyonu gibi faydalıamaçlar için kullanımı, j) İdare: 50.000 m 3 ve üzerinde olan dip tarama faaliyetleri için Bakanlığı, 50.000 m3 ’ün altında olan dip tarama faaliyetleri için ise taramanın gerçekleştirileceği ilde bulunan ilmüdürlüklerini, k) (Değişik:RG-22/1/2022-31727) İlmüdürlüğü: Çevre, şehircilik ve iklim değişikliği ilmüdürlüklerini, l) Ön işlem: Ayırma işlemi dâhil olmak üzere dip tarama malzemesinin hacmini veya tehlikelilik özelliğiniazaltmak, yönetimini kolaylaştırmak veya faydalı kullanım olanaklarını arttırmak amacıyla dip tarama malzemesine uygulanan ısıl, fiziksel, kimyasal veya biyolojik işlemlerden bir veya birkaçını, m) Tarama yetki belgesi: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen, tarama faaliyeti yapabilme yetkisine sahip olunduğunu gösteren belgeyi, ifade eder.<br>" hükmüne, "Genel esaslar" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Deniz ve kıyı suları ile nehir ağızlarının korunması ve kirlenmesinin önlenmesi amacıyla tarama ve boşaltım alanlarında her türlü tedbirin alınması esastır. (2) Dip tarama malzemesinin boşaltımı sonucunda oluşabilecek bulanıklık ve bentik bölgedeki birikimin deniz suyunda ve deniz dibinde ortaya çıkabilecek olumsuzçevreseletkilerinin kontrolü amacıyla boşaltım faaliyetlerinin uygun deniz alanlarında gerçekleştirilmesi esastır. (3) Dip tarama faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan malzemenin kullanılmasında öncelikle karada faydalı kullanım yöntemlerinin değerlendirilmesi esastır. (4) Dip tarama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan ve boşaltım kriterlerine uygun olmayan malzeme Çevre Kanununun 8 inci maddesi gereğince denize boşaltılamaz. (5) Dip tarama malzemesinin bu Yönetmelikle belirlenen kriterlere uygun olmayan deniz alanlarına boşaltılması yasaktır. (6) Dip tarama malzemesinin; özel çevre koruma bölgelerine, diğer koruma statüsü bulunan biyolojik çeşitliliğin zengin olduğu yaşam alanlarına, doğal, kentsel, tarihi ve arkeolojik sit alanlarına, dalışa yasak alanlara, taşınmaz kültür varlıklarının koruma alanlarına ve atıksu deşarj hatları ile boru hatlarının bulunduğu deniz alanlarına boşaltılması yasaktır. (7) Boşaltım faaliyetinin deniz çevresine olan etkilerinin tespit edilmesi amacıyla boşaltım alanında izleme çalışmalarının yapılması esastır. (8) Dip tarama ve boşaltım faaliyetlerinde biyolojik çeşitliliğe zarar verilmemesi esastır. (9) Dip tarama ve boşaltım faaliyetinden önce, faaliyetin çevreselaçıdan uygunluğunun değerlendirilmesi amacıyla Ek-2’de yer alan Dip Tarama Çevresel Yönetim Planının hazırlanması esastır. (10) Dip tarama ve boşaltım faaliyetleri sırasında meydana gelebilecek kirliliğin önlenmesi veya azaltılması amacıyla 9/8/2016 tarihli ve 29796 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deniz ve İçsular Tarama Yönetmeliği kapsamındaki gerekli ön iznin alınması ve Tarama Yetki Belgesinde yer alan ekipmanın, uygun teknolojinin ve metodun kullanılması esastır.<br>" hükmüne, "Dip tarama faaliyeti" başlıklı 7. maddesinde," (1) Dip tarama yapılacak olan alanın, faaliyet öncesinde batimetrik ölçümleri yapılıp en az 1/1000 ölçekli batimetri haritası hazırlanarak İdareye sunulur. (2) Dip tarama yapılacak olan alanın faaliyet öncesinde oluşturulan batimetri haritası kullanılarak taranacak malzeme miktarı ve alanın konumu belirlenir. (3) Dip tarama yapılacak olan alanda bulunan katıatıklar ayrı olarak toplanır ve ilgilimevzuat kapsamında bertaraf edilir. (4) Dip tarama faaliyetlerinin olumsuz çevreseletkilerinin önlenmesi veya en aza indirilmesiamacıyla uygun ekipman kullanılır ve tarama zamanı belirlenir. (5) Yeni liman inşaatları ile liman dışı deniz dibi inşaat faaliyetleri kapsamında dip tarama faaliyetlerinin yapılacağı deniz alanının makro flora ve fauna türlerinin belirlenmesine yönelik olarak ekolojik rapor hazırlanarak Dip Tarama Çevresel Yönetim Planına ilave edilir.<br>" hükmüne, "Denizlerde boşaltım esasları" başlıklı 9. maddesinde, "(1) İdarece, yapılan analizsonucunda Ek-1’de yer alan Tablo 2’de belirtilen; a) Sınır değerleriaşmayan dip tarama malzemesinin uygun denizalanlarına boşaltımına izin verilebilir. b) Parametrelerden herhangi birinin üst sınır değeri aşması durumunda dip tarama malzemelerinin deniz ortamına boşaltılmasına izin verilmez. c) Parametrelerden herhangi birinin sınır değeri aşıp üst sınır değeri aşmaması durumunda, boşaltım faaliyetinin deniz çevresine olabilecek etkilerinin detaylı olarak araştırılması amacıyla ekotoksikolojik analizler yapılarak sonuçları Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı ekinde İdareye sunulur. Ekotoksikolojik analizler sonucunda EC50 değerinin sağlandığı konsantrasyon seviyesi, dip tarama malzemesinde ölçülen konsantrasyonun % 40 ve üzerinde olduğu durumlarda, yani toksik nitelik taşımaması halinde dip tarama malzemesinin uygun deniz alanlarına boşaltımına izin verilebilir. (2) Ek-1’de yer alan Tablo 2’de belirtilen kriterlere göre denize boşaltımı uygun olmayan dip tarama malzemesinin bulunduğu alanın yatay ve dikey yöndeki sınırlarının belirlenmesi amacıyla, ilave olarak alınacak yüzey sedimanı ve sondaj numunelerinde gerekli analizler yapılır. Sınırları belirlenen bu alan tarama planından çıkarılır veya dip tarama yapılacak ise oluşacak malzeme karada bertaraf edilir. (3) Akıntı rejiminin olumsuz etkilenmemesi için dip tarama malzemesi boşaltım alanına eşit ve homojen şekilde dağıtılır. (4) Dip tarama malzemesinin boşaltılacağı deniz alanının faaliyet öncesinde ve sonrasında batimetrik ölçümleri yapılıp en az 1/1000 ölçekli batimetri haritası hazırlanarak İdareye sunulur. (5) Boşaltım faaliyetlerinin deniz suyuna ve bentik bölgeye oluşturabileceği olumsuz çevresel etkilerinin önlenmesi veya en aza indirilmesi amacıyla Türkiye’nin tüm denizleri için uygun boşaltım dönemi ve yöntemi ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak, Bakanlıkça belirlenir. Ayrıca, Marmara Denizi için dip tarama malzemesinin kompozisyonu dikkate alınarak Bakanlıkça ek tedbirler uygulanabilir. (6) Bakanlık tarafından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile diğer ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak uygun boşaltım alanları belirlenir ve ilan edilir. Bakanlıkça boşaltım alanının belirlenmediği bölgelerde, Marmara Denizi hariç olmak üzere, faaliyet sahibi tarafından Ek-1’de yer alan Tablo 4’te belirtilen kriterleri sağlayan ve ilgili kurum ve kuruluşlarca uygun görülen denizalanı boşaltım alanı olarak önerilebilir. (7) Dip tarama malzemesinin boşaltılacağı deniz alanı, heyelan veya kaymaların oluşmayacağı eğime sahip olmalıdır. (8) Bakanlık tarafından belirlenip ilan edilen veya faaliyet sahibince önerilerek İdarece boşaltım izni verilen alanlar; seyir haritalarına işlenmek ve denizcilere duyurulmak üzere İdarece Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığına bildirilir. (9) İdare, Bakanlıkça boşaltım alanlarının belirlendiği denizlerde, deniz alanının genel kirlilik durumu, akıntı rejimi ve diğer oşinografik özelliklerini dikkate alarak belirlenen denizalanlarının dışında boşaltıma sınırlama getirebilir. (10) Dip tarama malzemesinin; deniz çayırı, diğer korunan türler, deşarj ve boru hatları ile bu alanları etkileyebilecek deniz alanlarına, kentsel, tarihi ve arkeolojik sit alanlarına, dalışa yasak alanlara, taşınmaz kültür varlıklarının koruma alanlarına boşaltılması yasaktır. (11) Boşaltım faaliyeti sonucunda deniz ortamında oluşabilecek bulanıklığın en aza indirilmesi ve bentik bölgedeki birikimin öngörülen sınırlar içerisinde kalmasının sağlanması amacıyla akıntı hızı da dikkate alınarak boşaltım esnasında gemi hızı 0,3-0,7 mil/saat aralığında tutulur. (12) İdare, gerekli gördüğü takdirde boşaltım yöntemini, tekniğini ve boşaltım alanlarını değiştirebilir veya çevresel açıdan oluşabilecek olumsuz etkileri dikkate alarak boşaltım faaliyetini durdurabilir. (13) Dip tarama malzemesinin Bakanlıkça belirlenen alanlar dışına boşaltılmasının öngörülmesi durumunda deniz alanının ekolojik raporu hazırlanarak Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı ekinde İdareye sunulur." hükmüne, "Dip tarama çevresel yönetim planının hazırlanması, başvuru ve onay" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Dip tarama ve boşaltım faaliyetinde bulunacak faaliyet sahipleri bu Yönetmelik kapsamında dip tarama faaliyetine, boşaltım alanına ve uygun ekipman, teknoloji ve metodun kullanımına ilişkin hususları içeren Dip Tarama Çevresel Yönetim Planını İdareye sunarlar. (2) Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı 30/7/2019 tarihli ve 30847 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmiş, dip tarama ve boşaltım konularında Bakanlıkça düzenlenecek eğitimi almış personel bulunduran çevre danışmanlık firmaları tarafından hazırlanır. (3) İdare, Dip Tarama ÇevreselYönetim Planını 30 iş günü içerisinde inceler ve gerekli görmesi durumunda faaliyet sahibinden ilave bilgi, belge ve araştırma isteyebilir. (4) İdare, Dip Tarama Çevresel Yönetim Planlarında yer alan hususları inceler ve uygun bulunanları onaylayarak Uygunluk Belgesi verir.<br>.." hükmüne yer verilmiştir.<br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog, Hidrobiyolog, İnşaat Mühendisi, Arkeolog ve Çevre Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 04/04/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi ve Biyolog bilirkişiler tarafından "uygun olmadığı", diğer bilirkişiler tarafından ise "uygun olduğu" yolunda görüş bildirildiği, Mahkemece 12/05/2023 tarihli ara kararla; ÇED raporuna ilişkin olarak söz konusu bilirkişi raporunda tespit edilen eksik hususların asli ya da tali (genel olarak ÇED sürecini sakatlamayacak düzeyde) nitelikte olup olmadıklarına ilişkin gerekçeli/ayrıntılı bir değerlendirmenin yapılmamış olduğu, ayrıca bilirkişi raporunun sonuç kısmında her bir disiplin yönünden projenin uygun olup olmadığına ilişkin ayrı ayrı değerlendirme yapıldığı ancak dava konusu projeye ilişkin nihai ve bütüncül bir değerlendirme yapılmadığı, projenin amacı ve kapsamı dikkate alınarak projenin olası çevresel etkilerinin koruma-kullanma dengesi çerçevesinde göz ardı edilebilecek nitelikte olup olmadığı hususunun projenin faaliyete geçmesiyle elde edilecek kamu yararı ile kıyaslanarak yeterli biçimde değerlendirilmediği, ayrıca bilirkişi raporunun birbiri ile çelişen kısımlarının bulunduğu gerekçesiyle raporda belirtilen hususlara taraflarca yapılan itirazlar da dikkate alınmak suretiyle belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bu ara kararı üzerine hazırlanan 19/07/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporunda; bilirkişiler tarafından kök bilirkişi raporundaki kanaatlerin aynen geçerli olduğu yolunda kendi uzmanlık alanlarına ilişkin olarak ayrı ayrı görüş bildirildiği, Mahkemece kök ve ek bilirkişi raporları esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. <br> A) BİLİRKİŞİ RAPORLARININ İNCELENMESİ <br> 04/04/2023 havale tarihli kök bilirkişi raporu ile 19/07/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; <br> Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi tarafından kök raporda; ÇED raporu kapsamında Hidrografik ve Oşinografik Rapor ile Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu bulunduğu, ÇED raporu kapsamında sunulan dava konusu alan ve çevresinin jeolojik haritasının saha gerçekleriyle uyumlu olduğu ancak ÇED raporu ve eklerinde proje alanının bulunduğu jeolojik birimin yanlış tanımlandığı, çörtlü mermer (veya çörtlü kireçtaşı) olması gereken birimin Kayaköy dolomiti veya Milas formasyonu gibi yanlış adlarla tanımlanmış olması nedeniyle, yapılan jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin söz konusu etkinliği temsil etmede yeterli olmadığı, deniz dibi tortulları kumlu, siltli ve killi zeminden oluştuğu için dip taraması sonucu ortaya çıkacak bulanıklık nedeniyle denizin kirletilmesi ve akıntılar yoluyla bu kirliliğin taşınması tehlikesinin söz konusu olduğu ancak ÇED raporunda bu hususun incelenmediği, proje sahasında akıntı ve rüzgar durumları dikkate alınarak tortul taşınım modellemesi yapılması gerektiği, proje sahasında yapılmış olan 5 günlük akıntı ölçümünün yeterli olmadığı, iskele alanına ulaşımın proje alanının kuzeyinden geçen 17,95 km uzunluğundaki, yarısı mevcut diğer yarısı açılacak, orman yolu ile sağlanacağı düşünüldüğünde, faaliyetin yeraltı sularına zarar verme potansiyelinin bulunduğu tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Jeoloji Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda ise, kök raporda jeoloji disiplini yönünden belirtilen eksiklikliklerin genel olarak ÇED sürecini sakatlamayacak düzeyde tali eksiklikler olduğu, gerekli düzeltmeler yapılarak eksikliklerin giderilmesi halinde yeniden başvuru yapılmasında sakınca bulunmadığı değerlendirmesine yer verilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, İnşaat Mühendisi tarafından kök raporda; proje kapsamında gemi yanaşma kapasitesine bağlı olarak uygun draft (su çekim) derinliğinin sağlanabilmesi amacıyla -12 m ve -14 m kotlarına kadar, 64627,34 m² alanda ve 233382,24 m³ hacminde dip tarama faaliyeti yapılmasının planlandığı, tarama işleminin, tarama gemisi ile yapılacağı, alınacak tarama malzemesinin dökü gemisi ile Güllük dökü alanına boşaltılacağı, ÇED raporunda inşaat faaliyetleriyle ilgili değerlendirmelerin genel hatları ile gerçekleştirildiği ancak iki hususta eksikliklerin mevcut olduğu, bunlardan ilkinin dava konusu iskele ve dip taraması faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ile proje yakın çevresinde ve orta ölçekte Güllük Körfezinde mevcut akıntı/sirkülasyon ve sediment taşınımı mekanizmasının nasıl etkileneceğinin ve etkilenmesi durumunda ne gibi önlemlerin alınacağının belirsiz olması, diğerinin ise Güllük Körfezinde hâlihazırda bulunan ve planlanan tüm yanaşma yapıları ve bunları kullanan/kullanacak gemilerin özellikleri ve ayrıca körfezin morfolojik yapısı dikkate alınarak, planlanan yeni iskelenin körfez gemi trafiği üzerindeki etkilerinin değerlendirilmemesi olduğu hususlarına yer verilerek dava konusu işlemin İnşaat Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Fauna Uzmanı Biyolog tarafından kök raporda; ÇED raporunda, projeden kaynaklı çevresel etkilerin doğal çevreyi (karasal ekosistemi) nasıl etkileyeceği ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin belirtilmediği, projenin karasal hayvanlara olan etkilerinin tam olarak ortaya konulmadığı, omurgasız hayvan faunasının belirlenmediği ve önlemlerin alınmadığı, arazi çalışmasının tüm mevsimleri kapsayacak şekilde yapılmaması nedeniyle ÇED raporu kapsamında yer alan tablolarda (Tablo 42-46) verilen türlerde bazı hayvan gruplarının bulunmadığı ve bazı tabloların tamamen literatür verilerine göre oluşturulduğu, yaklaşık 2 km uzaklıkta bulunan Güllük Deltasının su kuşları tarafından sık olarak kullanıldığı, ÇED raporunda su kuşlarının türlerinin belirlenmediği ve dolayısıyla su kuşlarının bu projeden etkilenme durumlarının ve beslenme alanlarına etkisinin olup olmayacağının belirtilmediği, tablolarında verilen bazı taksonların IUCN kriterleri ‘zarar görebilir’ kategorisinde bulunmasına karşılık ‘düşük risk’ kategorisinde verildiği, tüm bu verilere dayanarak, faaliyetin kalıcı çevresel etkilere, tür ve habitat kayıplarına neden olup olmayacağını belirlenememesi ve türlerin korunması için yeterli önlemlere yer verilmemiş olduğu, açılması planlanan 6,7 km'lik yolun orman ekosistemine vereceği zararlara ÇED raporunda yer verilmemiş olduğu değerlendirmelerine yer verilerek dava konusu işlemin fauna yönünden eksiklikler içermesi nedeniyle uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Arkeolog tarafından kök raporda; arşiv taraması ve kazı sonuç raporlarının incelenmesi ve keşif anında yapılan yüzey incelemesi sonucunda, proje alanında herhangi bir kültür varlığının olmadığının görüldüğü, 1960 yılından günümüze kadar yapılan bilimsel kazı çalışmalarında proje alanında herhangi bir taşınır-taşınmaz kültür varlığından bahsedilmediği, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müze Müdürlüğü ve Milas Müze Müdürlüğü uzmanlarınca hem karada hem de denizde yapılan çalışmalar neticesinde “Yük Tahmil ve Tahliye İskele Projesinin” bulunduğu alanda herhangi kültür varlığına dair veri elde edilemediğinin rapor edildiği, keşif sırasında yapılan incelemelerde 394 ada, 649 sayılı parsel ve çevresinde herhangi bir arkeolojik kalıntının veya bulgunun gözlenmediği, İasos antik kentinin proje alanının doğusunda ve proje alanına kuş uçuşu olarak 690 metre uzaklıkta olduğu, arada doğal eşik özelliğindeki koy ve denizel yapının bulunduğu, yapılması planlanan projenin arkeolojik alanı etkilemeyeceği değerlendirmelerine yer verilerek dava konusu işlemin arkeolojik açıdan uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Hidrobiyolog tarafından kök raporda; projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanın Güllük Limanına 3,2 km mesafede ve limanın karşısında olduğu, akdeniz fokunun (monachus monachus) ve deniz kaplumbağası caretta carettanın proje alanında bulunmadığının tespit edilmiş olduğu, ÇED raporunda projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı bölgede bulunduğu belirtilen deniz eriştesi posidonia oceanica, cymodocea nodosa (Ucria) asch ve bodur denizotu zostera noltei isimli bitkilerden yalnızca posidonia oceanica'nın endemik olduğu, dip taraması sırasında deniz bitkilerinin olumsuz etkilenmesini önlemek için tarama faaliyetlerinin, denizdeki biyolojik aktivitenin en yüksek olduğu Mart-Mayıs ayları arasındaki dönemde yapılmayacağının, deniz akıntılarının proje alanında bazı yerlere girememesi sebebiyle oluşacak dipte madde birikimi ve oksijen seviyelerindeki düşüşün, biyotopların etkilenmemesi için sürekli izleneceğinin, proje inşaat faaliyetleri çalışmaları sırasında denizdeki canlıların geçici olarak bölgeden uzaklaşacağının, inşaat sonrası dolgu ve kazıklar üzerinde bir primer barınma ve beslenme alanının oluşacağının, yerleşecek algleri ve omurgasızları daha büyük canlıların izleyeceğinin, bu şekilde sucul sistemin tekrar dinamik bir şekilde zenginleşeceğinin ÇED raporunda belirtilmiş olduğu, proje alanının korunması gereken alanlara, körfezin karşı kıyısındaki Güllük Deltası, Metruk Tuzlası ve Sırtlandağı Halepçamı Tabiat koruma alanına oldukça uzakta olduğu, tarama alanında ve tarama sonrası çıkan deniz dibi tarama malzemesinde, malzemenin döküleceği körfez içindeki deniz alanında deniz suyunu ve içindeki makro ve mikro florayı olumsuz etkileyecek maddelerin bulunmadığının veya yasal sınırların altında olduğunun tespit edilmiş olduğu, ayrıca tarama işleminin inşaat faaliyetleri ve dip taramasından kaynaklı deniz suyunda bulanıklığın artması, çözünmüş oksijen seviyesinin azalmasına karşı; dip tarama çalışmalarının, sucul flora ve fauna açısından daha uygun dönem olan kış aylarında yapılması, deniz suyunda askıda katı madde artışına karşı; yayılmayı minimuma indirgemek için fırtına veya benzer koşullarda tarama işlerinin yapılmayacağının ÇED raporunda belirtilmiş olduğu, dip taramasının deniz içindeki canlı yaşamına olası etkilerinin farklı canlı türleri açısından ÇED raporunda değerlendirildiği, bu kapsamda iskele alanı ve çevresindeki alanlarda deniz çayırları, akdeniz foku ve deniz kaplumbağası ile ilgili mevcut durum çalışmasının yapılmış olduğu, yapılan çalışmaların bilimsel ve tekniğine uygun olarak gerçekleştirildiğinin hazırlanan rapordan anlaşılmakta olduğu, deniz çayırları ile ilgili yapılan dalışlar neticesinde elde edilen verilerin değerlendirildiği, yapılan detaylı çalışma ile iskele alanı ve çevresindeki alanlardaki 1-4 metre derinliklerindeki yapının çok seyrek olduğunun, daha derinlerde ise bu türlere rastlanmadığının belirtildiği, bu nedenle, iskelenin doğu ve batısındaki tarama alanlarında deniz çayırları miktarının seyrek öbekler şeklinde olduğu ve bunların tarama işlemi öncesinde taşınarak korunabileceklerinin açıklandığı, akdeniz fokları ve deniz kaplumbağaları açısından da saha çalışmasının ve dalışların yapılmış olduğu yapılan bilimsel çalışma ve gözlemler sonucunda sonuç ve önerilerin açıklandığı, projenin deniz ortamına olası etkilerinin incelenmesi amacıyla Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri bölümünce saha çalışmalarının yapılmış olduğu, yapılan bu çalışma sonucu elde edilen verilere dayanılarak yapılan önerilerin ÇED raporunda dikkate alındığının, dip taramasının söz konusu önerilere uygun olarak planlandığının görüldüğü, ÇED raporu kapsamında yer alan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sualtı Uygulama Ve Araştırma Merkezi Su Ürünleri İstihsal Sahası ve Güllük Dalyanı Üzerindeki Etkisinin Tespiti Raporunda, projenin Güllük Dalyanı üzerindeki etkilerinin detaylı olarak incelendiği ve önerilerde bulunulduğu, bu öneriler ve yöntemlere uyulduğu takdirde, tortu, katı madde ve bulanıklığının deniz ekosistemine kalıcı bir etkisinin olmayacağı, dip tarama işleminin en az kayıpla yapılabileceği, alınan önlemler ve proje alanındaki deniz çayırlarının uygun alanlara taşınması ile deniz ekosisteminin tekrar kendini yenileyebileceği görüşüne ulaşıldığı, sonuç olarak, projenin çevresel etkilerinin hidrobiyolojik ve ekolojik açıdan ÇED raporunda detaylı olarak değerlendirilmiş olduğu ve gerekli tüm açıklama ve önlemlerin hidrobiyoloji açısından ayrıntılı olarak verilmiş olduğu, bu öneri ve önlemlere uyulması ve ilgili bakanlıkça projenin her aşamasında kontrol edilmesi şartı ile dava konusu projenin hidrobiyolojik ve ekolojik açılardan uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Çevre Mühendisi tarafından kök raporda; Deniz Suyunun Genel Kalite Kriterleri için gerekli analizlerin, hava kalitesine ve gürültüye yönelik ölçümlerin gerçekleştirilmiş olduğu, faaliyetten kaynaklı olarak oluşacak toz emisyonunun ilgili yönetmelik sınır değerlerinin altında kalacağı, inşaat ve işletme aşamasında oluşacak gürültüye ilişkin hesaplamalara ÇED raporunda yer verildiği, hesaplama sonuçlarına göre inşaat ve işletme döneminde beklenen en yakın konuttaki gürültü düzeyinin yönetmelik sınır değerini sağlamasının beklendiği, planlanan faaliyetin inşaat aşaması ve işletme aşamasında oluşabilecek evsel atıksu, sıvı atıkların ve gemilerden kaynaklı yağlı atıksuların arıtılması için arıtma sistemlerinin kullanılacağının ÇED raporunda belirtildiği, atıkların depolanması ve bertarafına ilişkin olarak yönetmelik hükümlerine uygun hareket edilmesi durumunda bu atıkların bölgede çevresel bir etki gösterme riskinin düşük olduğu, dip tarama malzemesinin tehlikelilik sınıfının belirlenmesi amacıyla yapılan analiz ve metal konsantrasyonlarına göre “Tehlikesiz Atık” sınıfında yer aldığının görüldüğü, faaliyetin gerçekleşmesi ile etki alanı içinde çevresel etkiler beklenmekle beraber toz emisyonu, gürültü düzeyi, atıkların depolanması, yönetimi ve bertarafı hususları ilgili yönetmelikler doğrultusunda değerlendirildiğinde, gerçekleştirilmesi planlanan projenin Çevre Mühendisliği disiplini yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Ziraat Mühendisi tarafından kök raporda; projenin yapılacağı kara tarafındaki 9.414,11 m² yüzölçümündeki 394 ada, 649 sayılı parselin arsa vasfında olduğu ve tarımsal kullanım özellikleri içermediği, parselin yerleşim yerlerine yakın olduğu ve bu nedenle çok seyrek ve insan etkisine bağlı olarak bozulmuş maki örtüsüne sahip olduğu ve maki örtüsünün doğal ekolojik bütünlük oluşturmaktan uzak olduğu, doğal hayatın içinde yaşam bulacağı fauna (hayvan) yapısı için üreme, yuva ve beslenme ortamı özelliği yani habitat özelliği içermediği, söz konusu parsel ile deniz ile arasında kalan, hazineye ait olan ve proje kapsamında kullanılması planlanan kara alanının da tarımsal vasfının bulunmadığı ve söz konusu alanlar içinde verimli bir zeytinlik alanın veya ekili tarım arazisi şeklinde bölümün olmadığı, projenin yapılmasının planlandığı kara bölümünde yeralan parsel ve güneyindeki arazinin doğal flora bitki örtüsünün Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsü olan çok seyrek maki ve otsu bitki örtüsü olduğu, ÇED raporunda, flora ve fauna yapısının belirlenmesi için 2021 yılı Ekim ayı içinde arazi çalışmasının yapıldığı, bu çalışmanın farklı mevsimleri de içerecek şekilde 1 yıllık süreçte yapılması gerektiği, diğer aylara ilişkin flora ve fauna çalışmasının daha önce farklı zamanlarda yapılmış olan flora ve fauna çalışmalarından faydalanıldığı hususlarının belirtildiği, bu açıklamalardan fauna ve floraya ilişkin arazi çalışmasının kısa dönemde olmadığının, daha önce alanda farklı dönemlerde yapılan çalışmalardan elde edilen bulgularla uzun bir zaman sürecinde yapıldığının anlaşıldığı, bilimsel çalışmalarda daha önce yapılan çalışmalar ve literatür bilgilerinin referans alınmasının doğal ve uygun bir yaklaşım olduğu, projenin yarıya yakın bölümünün deniz ortamı üzerinde yapılacağı, kara bölümünde işletme şeklinde toz ve duman çıkaran herhangi bir yapının olmadığı, idari bina, trafo alanı, park alanı gibi yapıların bulunduğu kara bölümündeki 394 ada, 649 parselin arsa vasfında olduğu, parselin güneyindeki Ege denizi ile arasındaki alanın tarıma uygun olmayan hazineye ait kayalık, taşlık alan şeklinde dar kıyı yapısında olduğu, projenin yapılacağı yaklaşık 13 dekarlık kara alanında keşif tarihi itibarı ile herhangi bir ekili-dikili veya 3573 sayılı Kanun kapsamındaki zeytin dikili alanın bulunmadığı, proje alanının kara bölümünde tarımsal kullanıma uygun dere veya yeraltı su kaynağı şeklindeki herhangi bir su kaynağının bulunmadığı, alanın kayalık dağlık yapısına bağlı olarak toprak işlemeli tarıma uygun olmadığı, sulama ihtiyacı göstermeyen doğal makinin bir elemanı olan deliceye aşılı zeytin ağaçlarının proje alanının çevresinde yoğun olarak bulunduğu ancak projenin toz ve duman çıkaran bir tesis özelliğinde olmadığı dikkate alındığında, projenin 3 km uzaklık içinde yoğun olarak bulunduğu belirlenen 3573 sayılı Kanun kapsamındaki zeytin ağaçlarına, ekili ve dikili tarım alanlarına, tarımsal çevre ile su kaynaklarına olumsuz bir etkisinin olmayacağı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Mahkemece, bilirkişi ve ek bilirkişi raporunda Jeoloji Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği ve Biyoloji (Fauna) disiplinleri yönünden dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda bildirilen kanaatlerin dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmek suretiyle hükme esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.<br> B) BİLİRKİŞİ TESPİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br> Bilirkişi raporlarının, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde;<br> Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, öncelikle Jeoloji Mühendisi bilirkişi tarafından kök bilirkişi raporunda ÇED raporunda eksiklik olarak nitelendirilen tespitlerin genel olarak ÇED sürecini sakatlamayacak düzeyde tali eksiklikler olduğunun ek bilirkişi raporunda belirtilmiş olduğu görülmektedir.<br> Bilirkişi tarafından, kök bilirkişi raporunda, ÇED raporu kapsamında sunulan dava konusu alan ve çevresinin jeolojik haritasının saha gerçekleriyle uyumlu olduğu ancak rapor ve eklerinde proje alanının bulunduğu jeolojik birimin yanlış tanımlandığı, çörtlü mermer (veya çörtlü kireçtaşı) olması gereken birimin Kayaköy dolomiti veya Milas formasyonu gibi yanlış adlarla tanımlanmış olması nedeniyle, yapılan jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin söz konusu etkinliği temsil etmede yeterli olmadığı yolunda görüş bildirilmiş ancak projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı sahanın mevcut zemin yapısının proje kapsamındaki yapıların inşasına ve sonrasında faaliyetin gerçekleştirilmesine uygun olmadığına dair değerlendirmede bulunulmadığı gibi söz konusu hatalı nitelendirmenin dava konusu projenin inşa ve işletme aşamalarında sebep olabileceği herhangi bir olumsuz durum da bildirilmemiştir. <br> Diğer taraftan, proje sahasında mevcut zemin yapısının proje kapsamında planlanan yapıların inşası için elverişli olmadığı yolunda inşaat mühendisi bilirkişi tarafından da herhangi bir tespite yer verilmemiştir.<br> Bu nedenlerle, alandaki jeolojik birimin yanlış tanımlanmış olması, dava konusu işlemin iptalini gerektirecek bir eksiklik olarak değerlendirilmemiştir. <br><br> Bilirkişi tarafından, deniz dibi tortulları kumlu, siltli ve killi zeminden oluştuğu için dip taraması sonucu ortaya çıkacak bulanıklık nedeniyle denizin kirletilmesi ve akıntılar yoluyla bu kirliliğin taşınması tehlikesinin söz konusu olduğu ancak ÇED raporunda bu hususun incelenmemiş olduğu belirtilmiştir. <br> ÇED raporunda (syf.186), dip tarama faaliyetinin Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliğinde belirtilen esaslara uygun olarak yapılacağı ve Yönetmelik esaslarına göre dip tarama malzemesinin bertarafının sağlanacağı taahhüt edilmiş olup anılan Yönetmeliğin yukarıda yer verilen hükümlerinde, dip taramasında kullanılacak ekipman, yöntem ve zamanlama, dip tarama malzemesinin boşaltımının mümkün olması için taşıması gereken kimyasal özellikler, dip tarama malzemesinin boşaltılabileceği deniz alanlarının taşıması gereken özellikler vb. hususların, dip tarama faaliyetinin biyolojik çeşitliliğe zarar vermemesi, dip tarama malzemesinin boşaltımı sonucunda oluşabilecek bulanıklık ve bentik bölgedeki birikimin deniz suyunda ve deniz dibinde olumsuz çevresel etkilerinin kontrol edilmesi gerektiği yönündeki genel esaslar çerçevesinde ve ayrıntılı olarak düzenlendiği; dip tarama faaliyetinin anılan hükümlere uygun olarak ve idarenin denetiminde gerçekleştirilebildiği görülmektedir.<br> ÇED raporunun "Deniz ve Kıyı Alanlarında Yapılacak İnşaat Faaliyetleri Sonucunda Deniz Ortamında Gerçekleşecek Hidrodinamik Değişiklikler, Su Sirkülasyonunun Ne Şekilde Değişeceği ve Meydana Gelecek Değişikliklerin Ekolojik Etkileri" başlığı altında, iskele inşaatı ve dip tarama faaliyeti sırasında, deniz ekosisteminin az da olsa olumsuz etkilenebileceği ancak bu etkinin, kısa süreli ve belirli küçük bir alanda olacağı tespitine ve değerlendirmesine yer verildikten sonra inşaat faaliyetleri ve dip taramasından kaynaklı deniz suyunda bulanıklığın artmasının, çözünmüş oksijen seviyesinin azalmasının önlenmesi amacıyla, dip tarama çalışmalarının sucul flora ve fauna açısından daha uygun dönem olan kış döneminde yapılacağı, bu dönem dışında yapılması planlandığında gerekli izinlerin alınacağı, deniz suyunda askıda maddelerin yayılmasını minimuma indirmek için fırtına veya benzer koşullar altında tarama ve inşaat işlemlerine ara verileceği taahhüt edilmiştir.<br> Öte yandan, bilirkişi tarafından zemin yapısı nedeniyle dip taraması sonucu oluşacağı belirtilen bulanıklığın yaratacağı etkilerin, projenin dar ve sınırlı bir alanda yapılacağı ve dip tarama faaliyetinin tamamlanmasından sonra devam etmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda geçici nitelikte olacağı değerlendirilmiştir.<br> Hidrobiyolog bilirkişi tarafından da ÇED raporu kapsamında yer alan Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlanan rapor ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sualtı Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan raporda yer verilen öneri ve yöntemlere uyulduğu takdirde tortu, katı madde ve bulanıklığın deniz ekosistemine kalıcı bir etkisinin olmayacağı değerlendirmesine yer verilmiş olduğu görülmektedir.<br> Belirtilen nedenlerle, Jeoloji Mühendisi bilirkişisi tarafından eksiklik olarak ileri sürülen hususların, ÇED raporunu sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır. <br> Bilirkişi tarafından, yol yapımı sırasında gerçekleştirilecek çalışmalar (ağaçların kesilmesi, araziden malzeme alınması, kazılması, tesviye edilmesi, delme, patlatma vb.) nedeniyle karstik özellikteki çörtlü mermerler üzerinde bulunan yol güzergahı boyunca topografyanın ve doğal jeolojik yapının değiştirilmesinin söz konusu olması nedeniyle zemin geçirgenliğinin ve yeraltı suyunun beslenmesinin olumsuz yönde etkileneceği, yol açıldıktan sonra yapılacak taşımacılık sırasında oluşabilecek kazaların, maden cevherinin sahaya dökülmesi vb.durumlar sonucu oluşabilecek yağış sularıyla süzülme sonucu yeraltı suyunun kirlenmesine neden olabileceği dolayısıyla faaliyetin yeraltı sularına zarar verme potansiyeli bulunduğu belirtilmiştir. <br> ÇED raporunda, proje alanına ulaşımın; Orman Bölge Müdürlüğü tarafından planlanmış, 17.950 m uzunluğunda, %60’ı mevcut, %40’ı açılacak orman yolu ile sağlanacağı, bu ulaşım yolu ile Kıyıkışlacık Mahalle merkezine girmeden, proje alanının kuzey yönünde orman yolu ve sonrasında ara yollar kullanılarak D330 ve D525 Karayoluna bağlanılacağı, söz konusu orman yolunun karayoluna bağlantısının mevcut olduğu açıklamalarına yer verildiği, faaliyet sırasında, nakliyede kullanılacak olan araçlarda, “Karayolu Taşıma Kanunu ile Yönetmeliği”nde belirtilen esaslara uyulacağının, tehlikeli madde sınıfına giren malzemelerin taşınması esnasında “Tehlikeli Maddelerin Karayolu İle Taşınması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine uyulacağının taahhüt edildiği görülmektedir.<br> Diğer taraftan, ziraat mühandisi bilirkişi tarafından projenin tarımsal faaliyetlere etkisi bağlamında yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına ilişkin olarak yapılan değerlendirme kapsamında, ulaşımın sağlanacağı orman yolunun mevcut olduğu yalnızca 6,7' km'lik bir kısımda yeni yol açılmasının söz konusu olacağı, yolun yapılmasının planlandığı güzergahta birbirinden kopuk orman yollarının mevcut olduğu, bu yolların birleştirilmesi rehabilite edilmesi halinde açılacak yolun 3-4 km mesafeye düşebileceği, güzergahta devamlı ya da mevsimsel akışlı bir dere yatağının bulunmadığı, ayrıca yol yapım çalışmalarında maden ocaklarında olduğu gibi yoğun patlatma ve kazı yapılmadığı için titreşim ve anlık şiddetli etkilerin olmamasından dolayı yeni açılacak 6,7 km'lik yolun yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına bir etkisinin olmayacağı belirtilmiştir.<br> Jeoloji Mühendisi bilirkişi tarafından, proje kapsamında mevcut orman yoluna ilaveten yapılması planlanan yaklaşık 7 km uzunluğundaki orman yolu güzergahında bulunan herhangi bir yerüstü su kaynağına (çeşme, dere vs.) zarar verileceğine dair somut tespite yer verilmediği, yolun yapılacağı arazinin kotu, yeraltı suyunun akış istikameti itibarıyla yeraltı suyunun beslenmesinin yol çalışmalarından etkileneceğinin teknik ve bilimsel verilerle ortaya konulmadığı, bilirkişi kanaatinin esasen bilimsel, somut ve teknik tespitlerle dayanmadığı anlaşılmakta olup söz konusu bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar etmek mümkün olmamıştır. İnşaat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi tarafından, ÇED raporunda inşaat faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerin genel hatları ile gerçekleştirilmiş olduğu belirtildikten sonra, bölgedeki batimetrik şartlar da göz önünde bulundurularak körfez için bütüncül bir akıntı/sirkülasyon ve sediment taşınımı modellemesi gerçekleştirilerek denizel inşaat faaliyetlerinin bu mekanizmaya olası etkilerinin ortaya çıkarılması gerektiği belirtilmiştir. <br> Öncelikle, ÇED raporunda, proje alanının deniz tabanı yüzey sediment yapısını ve dağılımını tespit etmek amacıyla 20.11.2019 tarihinde, deniz tabanı yüzeyinden karelaj yapmak suretiyle 5 adet sediment numunesi alındığı, laboratuvarda tane boyutu ve granülometrik açılardan elek ve hidrometre analizlerine tabi tutulduğu, elde edilen verilerin, proje sahasına ait batimetrik verilerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda, inceleme alanının tane boyutuna göre sediment dağılım haritası hazırlandığı belirtilmektedir.<br> Bilirkişi tarafından ÇED raporunda sediment dağılımına ilişkin yapıldığı belirtilen çalışmanın yetersiz olarak kabul edilmesinin nedenlerinin, yapılmadığı tespitine yer verilen modelleme ve değerlendirmenin yapılmamış olmasının sonuçlarının, projenin gerçekleştirilmesi planlanan alana /koya olası çevresel etkilerinin bilimsel verilere dayalı açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmadığı görülmektedir. <br> Öte yandan, hidrobiyolog bilirkişi tarafından ÇED raporu içinde hidrobiyolojik olarak detaylı incelemelerin yapılmış olduğu, mevcut durumun dalışlar ile belirlenmiş olduğu, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanın uygun özellikler içerdiği, ÇED raporunda belirtilen ve taahhüt edilen kurallara uyulduğunda projenin deniz ekosistemine olumsuz etkisinin minimum düzeyde ve geri dönüşü olacak şekilde gerçekleşeceğinin, doğal ekosistemin zaman içinde kendisini onarabileceğinin anlaşıldığı tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.<br> Bu durumda, proje kapsamında denizel alanda yapılacak inşaat faaliyetlerinin körfezin oldukça dar ve sınırlı bir kısmında yapılacağı da göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi tarafından eksiklik olarak nitelendirilen söz konusu hususun, dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Bilirkişi tarafından, Güllük Körfezinde hâlihazırda bulunan ve planlanan tüm yanaşma yapıları ve bunları kullanan/kullanacak gemilerin özellikleri ve ayrıca körfezin morfolojik yapısı dikkate alınarak, planlanan yeni iskelenin körfez gemi trafiği üzerindeki etkilerinin değerlendirilmemiş olması nedeniyle dava konusu ÇED raporunun İnşaat Mühendisliği açısından uygun olmadığı belirtilmiştir.<br> Öncelikle, planlanan yeni iskelenin körfez gemi trafiği üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmenin esasen Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği uzmanlık alanına dahil olduğu belirtilmelidir.<br> ÇED raporu ile bilirkişi raporundan, planlanan projenin içerisinde yer aldığı Güllük Körfezinde halihazırda faaliyet gösteren tek yük limanının Güllük Limanı olduğu ve anılan limanın, yapılması planlanan proje sahasının karşı kıyısında 3,2 km mesafede yer aldığı anlaşılmaktadır.<br> ÇED raporunda, Projenin Mevcut Deniz Trafiğine Olabilecek Etkileri ile İnşaat ve İşletme Aşamalarında Denizde Seyir, Can, Mal ve Çevre Güvenliğinin Sağlanmasına Yönelik Olarak Alınacak Tedbirler başlığı altında konu ile ilgili değerlendirmelere yer verildiği, yük tahmil ve tahliye iskelesi için manevra ve seyir emniyeti ile ilgili simülasyon raporunun ilerleyen süreçte hazırlatılacağı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün 02.11.2021 tarih ve 70066 sayılı yazısında, kazıklı yük iskelesi ile ilgili olarak bu aşamada sayısal modelleme çalışması talep edilmediği belirtilmiş ve söz konusu yazı Ek-4k olarak sunulmuştur.<br> Diğer taraftan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünün 05/05/2023 tarih ve 1137639 sayılı yazısında, Güllük Körfezinde bulunduğu belirtilen Güllük Mandalya Limanı ile dava konusu "Yük Tahmil ve Tahliye İskelesi"nin faaliyetlerinin körfezin gemi trafiği yönünden uygun olup olmadığının değerlendirilmesinin müdahil firma tarafından istendiği, her iki tesise yönelik olarak 06/07/2011 tarih ve 27986 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Yapı ve Tesislerinde Planlama ve Uygulama Sürecine Dair Tebliğin 7. maddesinin (b) fıkrasının 5. bendinde belirtildiği üzere seyir emniyeti, deniz trafiği ve deniz güvenliği ile teknik kriterler yönünden gerekli değerlendirmeler yapılarak uygun görüş verildiği belirtilmiştir.<br> Bu durumda, projenin faaliyete geçmesiyle birlikte körfezdeki gemi trafiğinde yönetilemeyecek boyutta bir düzensizlik meydana geleceği yönünde herhangi bir tespitin bulunmadığı, yetkili idare tarafından projenin seyir emniyeti ve deniz trafiği yönünden incelenmiş olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda, inşaat mühendisi bilirkişinin söz konusu tespiti dava konusu işlemi sakatlar mahiyette görülmemiştir.<br>Biyoloji (fauna) disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi tarafından özetle, ÇED raporunda, karasal omurgasız hayvan türlerinin ve sucul kuş türlerinin belirlenmediği dolayısıyla bunların projeden etkilenme durumlarının ve alınacak önlemlerin belirlenmemiş olduğu, arazi çalışmasının dört mevsimi kapsayacak şekilde yapılmamış olması nedeniyle ÇED raporunda bazı hayvan türlerinin yer almadığı, ÇED raporu kapsamında yer alan bazı tabloların tamamen literatür verilerine göre oluşturulduğu, tablolarda verilen bazı taksonların IUCN kriterleri ‘zarar görebilir’ kategorisinde bulunmasına karşılık ‘düşük risk’ kategorisinde verildiği, açılması planlanan 6,7 km'lik yolun orman ekosistemine vereceği zararlara ÇED raporunda yer verilmemiş olduğu belirtilmiştir.<br>ÇED raporu ile bilirkişi raporunun incelenmesinden; proje alanının, kara alanında 394 ada, 649 sayılı parsel ile parselin önündeki alan ve iskelenin yapılacağı deniz alanından oluştuğu, proje alanına ulaşımın Orman Bölge Müdürlüğü tarafından planlanmış, 17.950 m uzunluğunda, %60’ı mevcut, %40’ı açılacak orman yolu ile sağlanacağı anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan, Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından, anılan parsel ve deniz ile arada kalan kara alanının tarımsal vasfının bulunmadığının, parselin yerleşim yerlerine yakın olduğunun ve bu nedenle, çok seyrek ve insan etkisine bağlı olarak bozulmuş maki örtüsüne sahip olduğunun ve maki örtüsünün doğal ekolojik bütünlük oluşturmaktan uzak olduğunun, doğal hayatın içinde yaşam bulacağı fauna (hayvan) yapısı için üreme, yuva ve beslenme ortamı özelliği yani HABİTAT özelliğini içermediğinin keşif sırasında görüldüğü, fauna ve flora belirlemelerinde arazi çalışmasının kısa dönemde olmadığının, daha önce alanda farklı dönemlerde yapılan çalışmalardan elde edilen bulgularla uzun bir zaman sürecinde yapıldığının anlaşıldığı, bilimsel çalışmalarda daha önce yapılan çalışmaların ve literatür bilgilerinin referans alınmasının doğal ve uygun bir yaklaşım olduğu, ÇED raporu incelendiğinde, deniz ve kara bölümündeki alanlara ve çevresindeki tür yapısına ait oldukça detaylı tür tabloların verilmiş olduğu tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.<br>Diğer taraftan, Hidrobiyolog bilirkişi tarafından, yapılması planlanan projenin hayata geçmesi ile projenin liman projesi ve deniz taşımacılığı olacağı düşünüldüğünde, asıl etkilenmenin deniz ortamında olacağı, kara bölümündeki etkilenmenin, kara bölümündeki trafo, idari bina, park ve depo alanı gibi yaklaşık 13 dekarlık alan sınırları içinde olacağı, bu etkinin de kara bölümündeki proje sınırları ile sınırlı kalacağı, kara bölümündeki karasal fauna etkilenmesinin kara bölümündeki küçük alan içinde ve mevcut ile açılması planlanan bir bölüm orman yolunda olacağı, 17950 metre uzunluğundaki ulaşım yolunun mevcut durumda yaklaşık 11 km’sinin bulunduğu ve kullanıldığı, etkinin yapılması planlanan 6 km’lik orman sınırları içinde geçen yolda olabileceği, ancak yapılması planlanan bu yolun bir bölümünde mevcut olan orman yollarının rehabilte edilerek kullanılabileceği nedeni ile alan bütünlüğü bağlamında karasal fauna yapısına etkisinin sınırlı olacağı kanaatinin bildirildiği görülmektedir.<br>Bu durumda; gerek arazi çalışmaları gerekse literatür çalışmaları neticesinde ÇED raporunda alanın faunası ile ilgili olarak endemizm durumu ve risk sınıflarının ayrı ayrı değerlendirilmiş olması, fauna uzmanı biyolog tarafından da alanda bulunan veya bulunması muhtemel türlerin yaygın olarak görülen türler olup olmadığının, endemik, nadir ve nesli tehlike altında olan fauna türlerinden hangilerine ÇED raporunda yer verilmediğinin somut olarak ortaya konulamaması, projenin kara tarafında dar ve sınırlı bir alanda gerçekleştirilecek olması, açılması planlanan yaklaşık 7 km uzunluğundaki orman yolunun mevcut türlere ve yaşam alanlarına etkisine ilişkin somut ve bilimsel verilere dayanan herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının, Ziraat Mühendisi ve Hidrobiyolog bilirkişilerin yukarıda aktarılan tespitleri karşısında, fauna uzmanı Biyolog bilirkişinin söz konusu tespiti dava konusu işlemi sakatlar mahiyette görülmemiştir.<br> Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren jeolog, inşaat mühendisi ve fauna uzmanı biyolog bilirkişilerin görüşlerine yukarıda belirtilen nedenlerle itibar edilmemiş ve projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararı ile bilirkişi heyetinde yer alan diğer (ziraat mühendisi, çevre mühendisi, hidrobiyolog, arkeolog) bilirkişilerin, ÇED raporu ve dava konusu işlemin uygun olduğu yönünde kanaat bildirdikleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işleme dayanak ÇED raporunda, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle, alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br><br> Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare ile davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,<br> 3. Davacı tarafından yapılan …-TL<br> yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Davalı idare tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,<br> 5. Kullanılmayan …-TL temyiz harcının davacı yanında müdahale talebi reddedilen … Turizm Yatırımları A.Ş.'ye iadesine, <br> 6. Keşif avansından artan …-TL'nin davacıya, varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, <br> 7. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br> 8. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br> 9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 11/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY :<br>Dosyanın Dairemizin E:2023/13856, E:2023/13513, E:2023/13574, E:2023/13575, E:2023/13713, E:2023/13689, E:2023/13530, E:2023/13579 sayılı dosyalarıyla birlikte incelenmesinden, söz konusu dosyalarda başka davacılar tarafından da işbu dosyada iptali istenilen aynı işlemin iptalinin istendiği, Mahkemelerce, dava konusu işlemin işbu dosyada verilen Mahkeme kararı ile iptal edilerek hukuk aleminde varlığını ve etkilerini yitirmiş olduğu, davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, ancak işbu dosyada Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun söz konusu diğer dosyalarda taraflara tebliğ edilmediği ve duruşma istemi olmasına rağmen duruşma yapılmadığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, bakılan dosya ile söz konusu dosyaların temyiz incelemesinin birlikte gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu ve söz konusu dosyalarda belirtilen usuli eksikliklerin mevcudiyeti birlikte değerlendirildiğinde, anılan dosyaların da belirtilen usuli eksikliklerin Mahkemesince tamamlanmasının sağlanması amacıyla bozularak geri gönderilmesi, bakılan dosyada ise söz konusu dosyalarda belirtilen usuli eksikliklerin tamamlanarak yeniden karar verilip temyiz incelemesi için dosyaların Dairemize gönderilmesinden sonra birlikte karar verilmek üzere bekletme kararı verilmesi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.</font></p></body></html>
ihale