<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13673 E. , 2024/178 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/13673<br>Karar No : 2024/178<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) <br> … Bakanlığı <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br><br> 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) <br> S.S. … Plastik Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi<br>VEKİLİ : Av. …<br><br> 3- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Tekirdağ ili, Ergene ilçesi, … Mevkii, … ada, … parsel, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlar üzerinde S.S. … Plastik Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından yapılması planlanan "PAKOP Plastik İhtisas OSB Yatırım Projesi" ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce tesis edilen … tarihli ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; aynı işlemin iptali istemiyle açılan ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu alanın I. sınıf mutlak tarım arazisi olduğu, 13/03/2017 tarih ve 2017/10001 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilen Tekirdağ ili, Saray Ovası büyük ova koruma alanı içerisinde bulunduğu, dava konusu alanın … Plastik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması için alternatifi olmayan zaruri bir yer kapsamında olmadığı gerekçesiyle taşınmazların tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun görülmesine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: … sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, ayrıca nihai ÇED raporunun içeriğinde inşaat ve işletme aşamasında fosseptik ve/veya arıtma tesisi hesaplamaları ile planların ve detay çizimlerin bulunmadığı, arıtma tesisinden çıkan atıksuların nereye deşarj edileceği veya nerede kullanılacağı belirtilmediği, arıtma çamurlarının bertarafı ile ilgili bilgi verilmediği, kanalizasyon sisteminin nihai deşarjı ile ilgili bilginin bulunmadığı; dolayısıyla sıvı atıkların bertaraf yöntemleri ve deşarj edileceği ortamlar ile ilgili eksik işlem yapıldığından yeraltı sularına olumsuz bir etkisi olacağı, toz sınır değeri 1,44 kg/saat˃1kg/saat aşıldığı için hava kirliliği dağılım modellemesi yapılırken iş makinelerinden kaynaklı meydana gelen toz emisyonunun da toz modellemesine (hava kalitesi dağılım modellemesine) dahil edilmesi gerektiği, taşınmazların I. sınıf mutlak tarım arazisi olması, toprak özellikleri, topoğrafya koşulları, iklim özellikleri, tarımsal bütünlük, biyo-çeşitlilik açısından taşınmazların tarım toprağı olarak kullanılması gerektiği, tarım dışına çıkarılabilecek hiçbir kötü özelliğinin bulunmadığı, plastik gibi kirleticiliği olan bir sanayinin bu bölge topraklarına kurulmasının toprağa, havaya, suya, denizlere, çevreye ve insana zararları olacağı ve doğal dengeyi bozacağının bilirkişi raporları ile tespit edildiği anlaşıldığından, dava konusu ÇED Olumlu kararında bu hususlar yönünden hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı tarafından; proje alanının zirai özellikleri konusunda hazırlatılan raporda, proje alanının mevcut kullanım durumları ve kapsadıkları bitki örtüsü ile tarım arazisi niteliğinde olmadığı, anılan arazinin tarımsal niteliğini kaybettiği tespitine yer verildiği; tarım dışı kullanım izninin iptali istemiyle açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verilmesinin işbu davada iptal kararı verilmesine gerekçe yapılamayacağı; toz emisyonu ve hava kalitesi modellemesi konusunda nihai ÇED raporunda yer verilen bilgi ve taahhütlerin yeterli olduğu ileri sürülmektedir.<br><br> 2- Davalı yanında müdahillerden S.S. … Plastik Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinin bazı üyelerinin, İdare Mahkemesinin içinde bulunduğu İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu listelerinde yer almadığı; tarım dışı kullanım izninin iptali istemiyle açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verilmesinin işbu davada iptal kararı verilmesine gerekçe yapılamayacağı, bilirkişi heyetinde yer alan diğer bilirkişilerin tespitleri ile ziraat mühendisi bilirkişinin tespitleri arasında çelişkiler olduğu ileri sürülmektedir.<br><br> 3- Davalı yanında müdahillerden … Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi tarafından; dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinin bazı üyelerinin, İdare Mahkemesinin içinde bulunduğu İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu listelerinde yer almadığı; tarım dışı kullanım izninin iptali istemiyle açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verilmesinin işbu davada iptal kararı verilmesine gerekçe yapılamayacağı, dava konusu projede kamu yararı bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksiklik olduğu ileri sürülen işlemin iptali sonucunu doğurmayacak nitelikte olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin Üye … 'in, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinin tamamının 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilmesi gerekirken, bilirkişilerden bir kısmının liste dışında seçilmesini gerektiren bir sebebin bulunmadığı halde seçilmesi nedeniyle, İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun belirtilen nedenle usulen hükme esas alınamayacağı, öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca keşif ve bilirkişi incelemesinin Dairemizce yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada Dairemizce işin esası hakkında nihai karar verilemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:<br><br> MADDİ OLAY : <br> Tekirdağ ili, Ergene ilçesi, … Mevkii, … ada, … parsel, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlar üzerinde S.S. … Plastik Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından yapılması planlanan "… Plastik İhtisas OSB Yatırım Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmiştir.<br> Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT <br> 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. <br> 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanun'un "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br> Uyuşmazlığın çözümü için … İdare Mahkemesinin E: … sayılı Çevre Mühendisi …, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. …, Kimya Mühendisi Prof. Dr. …, Ziraat Mühendisi Prof. Dr. …, Biyolog Dr. Öğretim Üyesi …, Meteoroloji Mühendisi … ve Harita ve Kadastro Mühendisi Öğr. Gör. … 'ten oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, görülmekte olan davada hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında özetle;<br> - Projenin çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; bitkisel toprak ile nihai ÇED raporunda yapılan hesaplamalarda hata bulunduğu, bu nedenle bitkisel toprak sıyırmadan kaynaklı toz emisyonlarında yapılan hatalı hesaplama ile bağlantılı olarak hava modellemesi raporunun da yeniden düzenlenmesinin gerekli olduğu; hafriyat işleminden kaynaklanan toz emisyon değerlerinin ise doğru hesaplandığı; nihai ÇED raporu Şekil 83'te yer alan vaziyet planında arıtma tesisinin konumuna yer verilmesine karşın, nihai ÇED raporu içeriğinde fosseptik ve/veya arıtma tesisi hesaplamalarının yapılmadığı, arıtma tesisinden çıkan atıksuların nereye deşarj edileceği veya nerede kullanılacağının belirtilmediği, arıtma çamurlarının bertarafı ile ilgili bilgi verilmediği, kanalizasyon sisteminin nihai deşarjı ile bilginin de bulunmadığı; gerekli izinlerin alınmadığı, izin belgelerinin nihai ÇED raporuna eklenmediği, dolayısıyla sıvı atıkların bertaraf yöntemleri ve deşarj edileceği ortamlar ile ilgili eksiklikler bulunduğu; bu durumun yeraltı sularına olumsuz etkileri olacağı; nihai ÇED raporunda eksikliklerin bulunduğu, bu eksikliklerin giderilmesi durumunda çevre açısından sakınca olmayacağı, ancak mevcut haliyle ÇED raporunun çevre açısından sakıncalı olacağı; <br> - Projenin meteoroloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; inşa aşamasında rüzgarın ve yağışların etkisiyle oluşabilecek kirliliklerin önlenmesi için mevcut ÇED raporunda belirtilen önlemlerin alınması ve takibinin yapılmasının gerekli olduğu; proje kapsamında ÇED raporunda yer alan önlemlerin alınması durumunda kümülatif bir etkinin olmayacağı;<br> - Projenin jeoloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; dava dosyasında mevcut jeolojik jeoteknik etüt raporuna göre, açılmış olan 30 adet zemin araştırma sondaj kuyularında, maksimum sondaj derinliği olan 15 metreye kadar yeraltı suyu seviyesine rastlanılmadığının belirtildiği; parsel alanındaki zeminlerin yargı geçirimli ve yarı geçirimsiz özellikte olduğu, çoğunlukla yarı geçirimsiz bir tane boyu dağılımına sahip olduğu, parsel alanlarına düşen yağı sularından ve kurulacak sanayi tesisinden kontrolsüz atılabilecek kirli sulardan yeraltı suyunun besleniminin orta ve düşük seviye arasında olduğu; bölgede meydana gelecek depremler sırasında sıvılaşma riskinin olmadığı, dava konusu parsel alanlarının düşük eğimli olması nedeniyle herhangi bir kütle hareketi oluşma olasılığının bulunmadığı; <br> - Projenin ziraat mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; kumlu-killi-tınlı toprak yapısına sahip, orta derecede su tutma kapasitesine sahip, makineli tarıma elverişli, kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazın %0 ila %1 meyilli olduğu; keşif günü yapılan incelemede taşınmazın birkaç yıldız tarımsal amaçlı kullanılmadığı, ancak önceki yıllara ait buğday anızlarının gözlemlendiği, toprakta tarım yapılmayarak kendi haline terk edilmesi durumunda, toprağın tarımsal niteliğini kaybetmeyeceği; bölgede kuru tarım yapılmasına karşın, sulanabilir arazilerle verim olarak aynı nitelikte olduğu, Trakya Bölgesinin özel bir tarımsal alan teşkil etmesinden dolayı korunmasının gerektiği; dava konusu taşınmazların etrafında yer alan taşınmazların tarımsal amaçla kullanıldığının anlaşıldığı; keşif günü dava konusu taşınmazın iki farklı noktasından toprak örneği alınarak Kırklareli Atatürk Araştırma Enstitüsüne analiz için teslim edildiği, analiz sonuçlarına göre, ağır metaller kurşun, nikel, krom, kobalt, kadmiyum, çinko, mangan ve demirin ilgili mevzuat uyarınca sınır değerlerde bulunduğu; ayrıca ağır metallerin fitoremediasyon yöntemi ile topraktan uzaklaştırılmasının mümkün olduğu; 1. sınıf mutlak tarım toıprağı niteliğindeki taşınmazın tarım dışı kullanılmasının uygun olmadığı; ağır metal değerlerinin tarım topraklarının sınıflandırılmasında kullanılan bir kriter olmadığı; Trakya'nın tarım toprağı, yağış, sıcaklık, yeraltı su kaynakları, yerüstü su kaynakları, ormanlık alanlar, biyo-çeşitlilik ve iç içe yaşayan ekosistemler açısından çok özel yaratılmış bir bölge niteliğinde olduğu, doğal ekosistem içindeki flora, fauna ve tarım haricinde hiçbir şeye izin verilmemesi gerektiği, kaldı ki Trakya'da yer alan Organize Sanayi Bölgelerinin doluluk oranının %30-%70 arasında değiştiği dikkate alındığında, verimli mutlak tarım topraklarının amacı dışında kullanılması yerine, diğer organize sanayi bölgelerinin kullanılmasının daha uygun olacağı; bu itibarla, toprak özellikleri, topoğrafya koşulları, iklim özellikleri, biyo-çeşitlilik açısından taşınmazların tarım toprağı olarak kullanılması gerektiği, tarım dışına çıkarılabilecek hiçbir kötü özelliğinin bulunmadığı, plastik gibi kirleticiliği olan bir sanayinin bu bölge topraklarına kurulmasının toprağa, suya, havaya, denizlere, çevreye ve insan sağlığına zararları olacağı ve doğal dengeyi bozacağı için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının ziraat mühendisliği disiplini açısından uygun olmadığı;<br> - Projenin flora - fauna disiplinleri açısından değerlendirilmesi sonucunda; nihai ÇED raporunda, flora ve faunaya ilişkin elemanlara ait envantere yer verildiği, biyolojik izleme, dönemsel izleme, fotokapan gibi gerekli yasal ve idari önlemlerin neler olduğu ve nasıl uygulanacağı hususlarına yer verilmediği; buna karşın hali hazırdaki proje alanı dahil olmak üzere projenin bulunduğu çevre dikkate alındığında, ortamın ruderal (yol kenarları, atık alanları gibi genelde insanlar tarafından, bitki yaşamına elverişsiz hale getirilmiş, dengesizleştirilmiş alanlarda koloniler halinde yetişen bitki türleri) bir özellik gösterdiği; bu kapsamda tesisin faaliyet süresinde mevcut flora ve fauna elemanlarında major bir değişikliğe sebep olmayacağı, mevcut vejetasyon durumunun benzer şekilde ortamda varlığını sürdüreceği yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.<br> Dosyanın incelenmesinden; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, keşif günü dava konusu taşınmazın iki farklı noktasından toprak örneği alınarak Kırklareli Atatürk Araştırma Enstitüsüne analiz için teslim edildiği, analiz sonuçlarına göre, ağır metal niteliğindeki kurşun, nikel, krom, kobalt, kadmiyum, çinko, mangan ve demirin ilgili mevzuat uyarınca sınır değerlerde bulunduğu; ayrıca ağır metallerin fitoremediasyon yöntemi ile topraktan uzaklaştırılmasının mümkün olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmekle birlikte; toplam büyüklüğü yaklaşık 27,36 hektar olan Tekirdağ ili, Ergene ilçesi, … Mevkii, … ada, … parsel, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlarda, nihai ÇED raporunda belirtildiği üzere yüklü miktarda nikel ve krom kirliliği bulunup bulunmadığı, bu nedenle arazinin tarımsal niteliğini kaybettiği iddiası kapsamında; yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmekte olup; keşif esnasında naip hakim gözetiminde bilirkişiler tarafından rastgele belirlenecek ve alanı temsil kabiliyetini haiz en az 10 farklı noktadan toprak örneği alınarak analiz yaptırılması ve bunun sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak ve ilgili mevzuat uyarınca ağır metallere ilişkin sınır değerler bilirkişi raporunda açıkça belirtilmeden değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Öte yandan, analiz sonuçlarına göre, alanda büyük ölçüde ağır metal kirliliğinin bulunduğu sonucuna varılır ise, bu durumda bilirkişi raporunda sözü verilen fitoremediasyon yöntemi ile ağır metallerin topraktan uzaklaştırılmasının ve dava konusu taşınmazın tarıma yeniden elverişli hale getirilmesinin olanaklı olup olmadığının, söz konusu yöntemin maliyet unsuru da göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, biyolog, harita ve kadastro mühendisi olmak üzere, gerekirse başka dallardan uzmanların da bulunduğu mümkünse öğretim üyelerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.<br> Öte yandan, dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; Mahkemece, hükme esas alınan ve aynı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun bir örneği taraflara tebliğ edilmeden esas hakkında karar verildiği görülmekte olup; İdare Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeden ve taraflara rapora itiraz hakkı tanınmadan, dolayısıyla hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine ve adil yargılanma hakkına uygunluk görülmediğinden; temyize konu İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br> Bu itibarla, yukarıda niteliği belirtilen bilirkişi raporuna dayanılarak ve usul hükümlerine aykırı biçimde dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin kabulüne,<br> 2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 11/01/2024 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
ihale