<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/2295 E. , 2024/251 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2018/2295<br>Karar No:2024/251<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Elektronik Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ... <br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurumu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: ...Otomotiv Ticaret Ltd. Şti'nin (...) navigasyon multimedya sistemleri pazarında alımlarını tek bir firmadan yaptığı, bayilerini o marka navigasyon sistemi satmaya zorladığı, bu durumda ...’in "...marka otomobillerin navigasyon sistemleri pazarındaki" hakim durumunu dikey anlaşmalar yoluyla kötüye kullandığı iddialarıyla yapılan şikâyetin reddi ile soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına ilişkin ...tarih ve ...sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesi'nce verilen ...gün ve E:..., K:...sayılı kararda; davacı şirketin iddialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirlenmesi amacıyla yapılan önaraştırma sürecinde, şikâyete konu iddiaların net olarak araştırıldığı anlaşıldığından, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yeterli gerekçeden yoksun olduğu, ilk derece aşamasında verilen İdare Mahkemesi kararında da davanın reddinin gerekçesine yer verilmediği, davanın herhangi bir aşamasında iddialarının incelenmediği, dava konusu Kurul kararının eksik inceleme neticesinde tesis edildiği, ...'in, bir aksesuar satıcısıyla (Tez Elektronik) münhasır sözleşme imzaladığı, hakim durumda olduğu ... marka otomobil bayilerine baskı ya da yönlendirmeler yaparak veya bayilerin kendisine bağımlılığını kötüye kullanarak rekabeti haksız olarak engellediği, ilgili ürün pazarının “... cihazlara uygun multimedya sistemleri pazarı” olarak belirlenmesi gerektiği, bu çerçevede gerekli incelemeler yapılmadan tesis edilen Kurul kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacı tarafından 07/11/2012 tarihinde Rekabet Kurumu’na yapılan başvuruda özetle, “...’in navigasyon multimedya sistemleri pazarında alımlarını tek bir firmadan yaptığı, bayilerini o marka navigasyon sistemini satmaya zorladığı, bu suretle kendilerinin faaliyet gösterdiği navigasyon multimedya sistemleri pazarında faaliyetlerini zorlaştırdığı ve ‘... marka otomobillerin navigasyon sistemleri pazarı’ndaki hakim durumunu dikey anlaşmalar yoluyla kötüye kullanarak pazarı kapattığı” iddialarına yer verilmiştir.<br> Şikâyet konuları hakkında yürütülen önaraştırma neticesinde, dava konusu Kurul kararıyla davacı tarafından yapılan şikâyetin reddi ile soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”<br>; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.<br> 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olduğu belirtilmiş; "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar" başlıklı 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan doğruya veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtilmiş; Kanun'un hâkim durumun kötüye kullanılmasını yasaklayan 6. maddesinde bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hâlinin hukuka aykırı ve yasak olduğu kurala bağlanmış, anılan maddede bu hallerin neler olduğu örnek olarak sayılmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahip olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde ise herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir. <br> Gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı açısından yapılması gerekmektedir.<br> Anayasa Mahkemesi'nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, âdil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddî olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, bu sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini mâkûl bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve mâkûl bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde âdil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemeyeceği; mâkûl gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukukî düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usûlüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir.<br> Davacı tarafından dava ve temyiz dilekçelerinde ileri sürülen ve hükme esas teşkil eden gerekçelerin ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Nitekim davacının iddiaları hakkında hem İdare Mahkemesi hem de Bölge İdare Mahkemesi kararında yeterli açıklık bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br> Davacı tarafından gerek davalı idareye sunulan şikâyet dilekçesinde gerekse yargılama aşamasında özetle, "...’nin navigasyon multimedya sistemleri pazarında alımlarını tek bir firmadan yaptığı, bayilerini o marka navigasyon sistemi satmaya zorladığı, bu suretle kendilerinin de faaliyet gösterdiği navigasyon multimedya sistemleri pazarında teşebbüslerin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve “... marka otomobillerin navigasyon sistemleri pazarı”ndaki hakim durumunu dikey anlaşmalar yoluyla kötüye kullanarak pazarı kapatarak rekabet ihlâlinde bulunduğu" ileri sürülmüştür.<br> Davacının bahsi geçen iddialarının incelenmesi amacıyla yürütülen önaraştırma aşamasında ... bayi ...Otomotiv’de Rekabet Kurumu uzmanlarınca incelemelerde bulunulmuş, ... ile ...Elektronik arasında 09/05/2011 tarihinde bir yıl süreyle geçerli olmak üzere imzalanan ...marka navigasyon cihazlarının alımına ilişkin sözleşme de değerlendirilmiştir.<br> Her ne kadar davacı tarafından, "...’nin navigasyon multimedya sistemleri pazarında alımlarını tek bir firmadan yaptığı, bayilerini o marka navigasyon sistemi satmaya zorladığı" ileri sürülmüşse de yapılan yerinde incelemelerde ...’nin uygulamada bayilerine tek bir firmadan navigasyon multimedya sistemleri alınması yönünde bir baskı yaptığının tespit edilemediği, bu yönde herhangi bir delile ulaşılamadığı, davacının da aksini ortaya koyacak herhangi bir bilgi, belge yada emare de sunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, ...’in 09/05/2011 tarihinde bir yıl süreyle geçerli olmak üzere ...Elektronik ile ...marka navigasyon cihazlarının alımına ilişkin imzaladığı sözleşmede münhasır alım şartının da bulunmadığı, aksine hem ...’in hem de bayilerinin aynı veya benzer ürünleri üçüncü kişilerden alabileceğinin açıkça düzenlendiği anlaşıldığından, davacı tarafından başvuruda ileri sürüldüğü gibi ...’nin navigasyon sistemleri pazarında alımlarını tek bir firmadan yaptığı, bayilerini o marka navigasyon sistemi satmaya zorladığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir. <br> Davacı tarafından ilgili ürün pazarının “... marka otomobillerin navigasyon sistemleri pazarı” olarak tanımlanması gerektiği, bu nedenle bu ürün pazarında ...'nin hakim durumunu dikey anlaşmalar yoluyla kötüye kullandığı ileri sürülmüştür. Dava konusu Kurul kararında varsayımsal olarak davacının iddia ettiği gibi pazar tanımlansaydı dahi rekabet ihlâli oluşmayacağı sonucuna varılmıştır. Nitekim, ...’nin yeni binek otomobiller pazarındaki pazar payının çok sınırlı kaldığı, kaldı ki ...'nin söz konusu hizmet için ihale açtığı ve ihaleye davacının da katılımı ile teklif sunmasının sağlandığı, ...’in ihaleye katılan firmaları ve bu firmaların ürünlerini değerlendirmesi sonucunda ... Elektronik ile 1 yıl süreli sözleşme akdettiği, sözleşmede münhasırlık şartının da öngörülmediği, ayrıca davacının da dahil olmak üzere araç navigasyon sistemleri pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin aynı dönemde başka otomotiv firmalarına ait araçlar için de satış yapabildiği dikkate alındığında ilgili ürün pazarının “... marka otomobillerin navigasyon sistemleri pazarı” olarak daraltılmasının dayanaksız olduğu sonucuna varılmaktadır.<br> Bu durumda; dava konusu Kurul kararıyla davacının iddialarına ilişkin olarak, 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerine aykırılık teşkil edecek bir husus tespit edilmediğinden soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,<br> 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,<br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 17/01/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>
ihale