<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13470 E. , 2023/7520 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/13470<br>Karar No : 2023/7520<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı (E-Tebligat)<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … <br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi<br>VEKİLİ : Av. … <br><br>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesinde ER:… , Ruhsat No: … sayılı II-A Grubu maden işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işleme konu projenin gerçekleştirileceği Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesinde söz konusu proje kapsamında mevcut kirlilik yükünün değerlendirilmesine yönelik olarak mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu tarafından yapılan ölçümler sonucunda; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde toz (PM10) parametresi için belirlenen limit (sınır) değerlerin mevcut durumda dahi (davacı şirkete ait işletmenin faaliyete geçmediği durumda dahi) aşıldığının tespit edildiği, söz konusu projenin çevresel etkilerinin çevre ve insan sağlığı üzerinde oluşturacağı risk ve olası etkileri dikkate alındığında dava konusu "ÇED Olumsuz" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle verilen davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 13/12/2022 tarih ve E:2022/8254, K:2022/11198 sayılı kararı ile tarafların iddiaları, projenin nitelikleri ve uygulanacağı yerin özellikleri ile ÇED raporunu hazırlayan uzmanlar dikkate alınmak suretiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 267. maddesiyle bilirkişi sayısı konusundaki sınırlamanın kaldırıldığı gözetilerek, aralarında başta çevre mühendisi, meteoroloji mühendisi, maden mühendisi olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek oluşturulacak bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesi için düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararda; proje alanının tamamının tescil harici hazine arazileri üzerinde bulunduğu, 17,8 hektarlık proje alanının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 3. maddesi (i) bendinde tanımlanan Tarım Dışı Alan (T) olarak tespit edildiği ve 5403 sayılı Kanun kapsamında yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı, 17,8 hektarlık proje alanının 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında mera olarak sınırlandırılan alanlardan olmadığı, proje alanının Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde kalmadığı, proje sahası üzerinde tescilli tabiat varlığı ve doğal sit alanı bulunmadığı, proje alanının sınırlı su kaynaklarına sahip olduğu, geniş bir yüzeysuyu ve yeraltısuyu sisteminin oluşmadığı bu nedenle proje faaliyetlerinin su kaynaklarına etkilerinin yerel ve çok sınırlı kalacağı; çevresel etkileri açısından proje kapsamında yer alan kırma-eleme tesisinin tamamen kapalı ortam içinde olacağı ve pulvarize toz indirgeme sistemi kullanılacağı ve bu nedenle faaliyete bağlı endüstriyel atıksu oluşumu söz konusu olmadığı, faaliyet kapsamında kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı gürültü oluşumu nedeniyle yapılan gürültü dağılım değerlerinin hesaplandığı ve proje alanına en yakın yapı ve evlerde hesaplanan gürültü seviyelerinin sınır değerlerin altında olduğu, faaliyet kapsamında genel olarak bitkisel toprağın alınması çalışmaları, ocak sahasında malzemenin üretimi ve tesis sahasında işlenmesi esnasında ve çevrede faaliyet gösteren diğer ocak ve tesislerden kaynaklı toz oluşumu söz konusu olacağı, bu kapsamda, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Ek12-d’de Tablo 12.6’da verilmiş olan emisyon faktörleri kullanılarak kontrollü ve kontrolsüz durumlarda meydana gelecek toz emisyonu kütlesel debilerinin her bir faaliyet tipi için tek tek hesaplandığı, elde edilen sonuçlar, 03.07.2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” Ek–2 Tablo 2.1’de verilen "Normal işletme şartlarında ve haftalık iş günlerindeki işletme saatleri için kütlesel debiler" değerleri ile karşılaştırıldığında, SKHKKY EK–2 Tablo 2.1. de verilen sınır değerler aşılmadığı için hava kirliliği dağılım modellemesi yapılmadığı, faaliyet kapsamında oluşacak toz emisyonlarının (PM10) modelleme çalışmalarında, en olumsuz şartlar göz önüne alındığı ve bütün çalışmaların aynı anda yapıldığı düşünüldüğü, aynı zamanda, tesis inceleme alanında toz emisyonuna katkı yapabilecek sanayi tesisleri ile ısınmadan kaynaklı toz emisyonlarının kümülatif etki olarak modellemeye dahil edildiği, belirtilen kapsamda 3 farklı senaryo için model çalıştırıldığı, yapılan modelleme çalışması ve kümülatif etki değerlendirmeleri göz önüne alındığında en yakın alıcılarda bütün noktalarda faaliyetin kontrollü çalışma şartlarını belirten Senaryo 1, Senaryo 2 ve Senaryo 3’te PM10 ve Çöken Toz parametresi için SKHKKY’de belirtilen sınır değerleri sağladığının anlaşıldığı, dava konusu projenin ÇED Olumsuz kararı verilmesine neden olan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Sonuçlarının arazide mevcut diğer taş ocakları ve asfalt plant tesisi etki alanını kapsamakta olup, dava konusu projenin etki alanını temsil etmediği; Kırma-eleme tesisinde boyutlandırılan ürünlerin kamyonlara yüklenerek ihtiyaç bölgelerine nakledileceği, proje sahasından mevcut tali yola bağlantı yapılabilmesi için yaklaşık 2,6 km ulaşım yolu yapılması planlandığı, planlanan yol için daha uygun bir alternatif bulunmadığının anlaşıldığı, Meteoroloji Mühendisi bilirkişi tarafından, hâlihazırda yapılan ya da yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinde ocaktaki patlamaların etkisiyle önlem ve tedbirler alınmadığı takdirde; patlama sonrası oluşacak toz parçacıklarının kitlesel ve boyutsal olarak artması, heyelan ve çökmelerin meydana gelmesi, bölgede uzun yıllar ölçülmüş mevcut meteorolojik parametreler ve hakim iklim yapısı ile beraber değerlendirildiğinde (aşırı yağışlar, sel, fırtına, ani sıcaklık ve basınç değişimleri, nem oranları), canlı hayatını (gerek insan ve hayvan gerekse bitki) ve yaşamını olumsuz yönde etkileyebilecek unsurların oluşabileceği yönünde görüş bildirilmiş ise de, gerekli önlem ve denetimin alınmaması şartının idarenin başka faaliyetleriyle ilgili olduğu, ÇED raporunun konusunu oluşturan Kalker Ocağının işleyişine ilişkin olmadığı, idarenin proje kapsamındaki faaliyetlerini gereği gibi yapmaması durumunda oluşabilecek duruma ilişkin olduğu, benzer şekilde İnşaat Mühendisi (Ulaşım) bilirkişisinin de dava konusu proje kapsamındaki yollara ilişkin inceleme ve değerlendirmede bulunmayarak bölgedeki ağır taşıt trafiği güzergahlarının yeterince denetlenmediği bunun da hem yol alt/üst yapısına hem de çevre sakinlerine zarar verdiği bu durum düzeltilmeden yeni bir Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin açılmasının uygun olmayacağı şeklinde genel ifadelere yer verdiği, bölgede ağır taşıt trafiği güzergahının yeterince denetlenmemesinin idarenin başka faaliyetleriyle ilgili olduğu, ÇED raporunun konusunu oluşturan Kalker Ocağının işleyişine ilişkin olmadığı, ayrıca maden mühendisi bilirkişi tarafından proje kapsamında yapılan değerlendirmede, kırma-eleme tesisinde boyutlandırılan ürünlerin kamyonlara yüklenerek ihtiyaç bölgelerine nakledileceği ve proje sahasından mevcut tali yola bağlantı yapılabilmesi için yaklaşık 2,6 km ulaşım yolu yapılması planlandığı planlanan yol için daha uygun bir alternatif bulunmadığının ortaya konulduğunun görüldüğü, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ihtilaf konusu ve yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesinin tescil harici hazine arazileri üzerinde, tarım dışı alanda olması, alanda geniş bir yüzey suyu ve yer altı suyu sisteminin oluşmamış olması ve projenin su kaynaklarına etkilerinin yerel ve çok sınırlı kalacak olması, faaliyet kapsamında kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı gürültü ve toz oluşumu nedeniyle yapılan gürültü ve toz dağılım değerlerinin hesaplandığı ve proje alanına en yakın yapı ve evlerde hesaplanan gürültü ve toz seviyelerinin sınır değerlerin altında olması, projenin gerçekleşmesi halinde tarımsal üretime, su kaynaklarına, ulaşıma, yerleşim yerlerine, çevreye olan etkileri ile insan sağlığına olan etkileri göz önüne alındığında ilgili mevzuatta öngörülen sınır değerlerin üzerinde olumsuz çevresel etkilerinin olmayacağının, yukarıda belirtilen dava konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesinden kaynaklı toz ve gürültü değerlerinin mevzuatta öngörülen eşik değerleri aşmadığının anlaşıldığı, dava konusu "ÇED Olumsuz" kararında hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Bakanlık merkez birimleri ve Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü'nün ortak çalışması neticesinde; Kutludüğün ve ... Mahallelerindeki mevcut kirlilik yükünün değerlendirilmesine yönelik olarak mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu tarafından yapılan ölçümler sonucunda; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde toz (PM10) parametresi için belirlenen limit (sınır) değerlerin mevcut durumda dahi hem Kutludüğün hem de ... Mahallesinde aşıldığının tespit edildiği, yine bu çalışma ve bölge halkının yoğun şikayetlerine istinaden İnceleme-Değerlendirme Komisyonu (İDK) üyesi Ankara Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) görüşünde, bölgenin kirlilik yükünü daha da artıracağı belirtilerek projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığının Bakanlığa bildirilmesi nedeniyle söz konusu proje için ''ÇED Olumsuz'' kararı verildiği, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nin "Toplam hava emisyonu sınırlaması" başlıklı 29 uncu maddesinin hükmü çerçevesinde bir bölgede sınır değerlerin aşılması veya kritik noktada olması durumunda mevcut tesislerin emisyonunun (dolayısıyla faaliyetlerinin) sınırlandırılması yetkisi idareye verildiği gibi yeni tesislerin kurulması/planlanması amacıyla yapılan ÇED başvuruları ile ilgili ÇED sürecindeki değerlendirmede, uygunluk kararı vermeme yetkisi de idareye (yetkili merci olan Bakanlığa) verildiği, mevcut kirlilik yükünün tespiti için yapılan emisyon (toz) ölçüm sonuçlarının sınır değerleri aştığı bir maden (taş ocağı) bölgesinde, kurulması planlanan (taş ocağı ve kırma eleme tesisi gibi yoğun toz kaynağı olan) yeni bir tesisin kurulmasına izin vermenin hem yukarıda zikredilen mevzuat hükümlerine hem de çevre ve insan sağlığının korunması ilkelerine uygun düşmeyeceği, ÇED Yönetmeliğinin 14. maddesi hükmü çerçevesinde yapılan Çevresel Etki Değerlendirmesi sonucunda söz konusu projeye ilişkin ''ÇED Olumsuz'' Kararı verildiği, uygulanan prosedür ve bilimsel/teknik veriler bağlamında ''ÇED Olumsuz'' Kararı işleminde hukuka aykırı herhangi bir husus bulunmadığından açılan davanın reddi gerektiği, bilirkişi heyetinde bulunan ve ulaşım açısından davaya konu projeyi inceleyen İnşaat Mühendisi ile meteoroloji ve iklim yönünden projeyi inceleyen Meteoroloji Mühendisi ve tarımsal faaliyetlere olan etkileri yönünden projeyi inceleyen Ziraat Mühendisi bilirkişileri tarafından da taş ocağı ve kırma eleme tesisinin bölgede oluşturabileceği olumsuz etkilerden bahsedildiği, diğer taraftan, hidrolojik ve hidrojeolojik açıdan davaya konu projeyi inceleyen Hidrojeoloji Mühendisi görüşünde; ÇED Raporunda birbiriyle çelişen değerlendirmelerin olduğu, proje alanının bağlı bulunduğu Hidrolojik ve Hidrojeolojik sistemin tanımlanmadığı, proje faaliyetlerinin projeye ait yerüstü ve yeraltı suyu kaynaklarına etkilerinin değerlendirilmediği yönünden ÇED Raporunun Çevresel Etki (ÇED) açısından uygun ve yeterli bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, planlama aşamasındaki bir faaliyet için yapılacak kümülatif çevresel etki değerlendirmesine kaynak teşkil eden aynı lokasyondaki benzer faaliyetlerin mevcut durumdaki çevresel etkilerinin ortaya konulması ve değerlendirmeye alınmasının önem arz etmekte olduğu, mevcut durumdaki olumsuz çevresel etkilerin, ilave etkileri kaldıramayacak düzeyde insan ve çevre sağlığını tehdit ettiği bir bölgede, hava kalitesinde oluşacak ilave kirlilik ile ulaşım yollarında oluşacak ilave tozuma, bozulma ve trafik yükü de hesaba katılarak yoğun tozuma, gürültü ve hava şoku kaynağı yeni bir taş ocağı ve kırma eleme tesisi kurulması projesine Bakanlıklarınca ''ÇED Olumsuz'' kararı verildiği, ''ÇED Olumsuz'' kararına da esas teşkil etmesi nedeniyle önem arz eden Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi çalışmaları ile ilgili olarak proje etki alanında hem … Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş.'ye ait başka ocaklar hem de başka faaliyet sahiplerine ait taş ocakları ve kırma eleme tesisleri bulunduğu halde (bilirkişi arazi incelemesinde de tespit edildiği bahsedilmişken), Nihai ÇED Raporu Ek-20'de yer alan Modelleme Raporu Tablo-7 de görüldüğü üzere Senaryo 3 hesaplamalarının sadece (Senaryo-1 Tesisi ve Senaryo-2 Patlatma) bahse konu ocağa ilişkin değerleri yansıtmakta olduğu, proje etki alanındaki diğer taş ocakları ve kırma eleme tesislerine ait kümülatif değerlerinin hesaplanmadığı, sadece davaya konu ER: … numaralı taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 ve ÇÖKEN toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığı tespit edildiğinin, ÇED Raporu sayfa 165 tablo 81'de yer alan ve dikkat çekmek için metin ve işaretlerle zenginleştirilerek dilekçedeki görselde sunulan tablonun incelenmesinden anlaşılacağı, kümülatif değerlendirme yapılmadığı halde, yalnızca davaya konu ER: … numaralı maden işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan Kalter Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi için hesaplanan değerlerin dahi mevzuatta öngörülen sınır değerleri zorladığı, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Ek-2'de yer alan "Tablo 2.2. Tesis Etki Alanında Hava Kalitesi Sınır Değerleri" başlıklı tabloda PM10 değeri için bir yılda 35 defadan fazla aşılamayacağı belirtilmiş iken ve kümülatif etki değerleri olmadan dahi PM10 değerlerinin 33 defa aşıldığı dikkate alındığında, davaya konu projenin etki alanında olan ve bir kısmı hemen mücavirinde yer alan diğer ocak ve kırma eleme tesisleri ile beraber yapılması gereken ve çevresel etki değerlendirme sürecindeki en önemli parametre olan kümülatif hesaplama ve değerlendirmenin eksik bırakıldığı, bilirkişi raporunda ÇED Raporunda kümülatif değerlendirme yapılmadığına ilişkin herhangi bir görüş bildirilmediği, halbuki Nihai ÇED Raporunun bahsi geçen kısımlarının incelenmesi neticesinde, dava konusu proje kapsamında kümülatif hesaplama ve değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılacağı, hesaplamalar yapılırken baca çıkışına göre değerlendirme yapıldığı, oysaki detaylı incelendiği zaman Nihai ÇED Raporunda baca ve filtre kullanılmasına ilişkin ifadeler yer almadığı, patlama esnasında yapılacak olan sulamaya ilişkin bir hesaplama yapılmadığının anlaşıldığı, ÇED Raporunun proje kapsamında oluşacak çevresel etkileri engellemeye yönelik tedbirler ve değerlendirmeler açısından da yetersiz ve eksik kaldığı, Çevre Mühendisi bilirkişisi tarafından ÇED raporunun zikredilen ilgili kısımlarının eksik incelendiği, Çevre Mühendisliği yönünden ek bilirkişi değerlendirmesi/raporu alınması gerektiği yönünde itirazda bulunulduğu halde mahkemece bu hususlar da değerlendirmeksizin ek bilirkişi değerlendirmesi alınmadığı, hava kirliliği ve kontrolü konusunda akademik araştırma ve hususi uzmanlığı bulunan bir bilirkişi tarafından ek rapor alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, söz konusu teknik itirazları değerlendirilmeksizin verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı, çevreye dair olumsuz etkiler görmezden gelinerek verilen iptal kararının Çevre Hukuku İlkeleri ile de bağdaşmadığı, Nihai ÇED Raporu Ek-20'de yer alan Modelleme Raporunda yer alan çelişkili hususların neden tespit edilemediğinin ve dolayısıyla söz konusu raporun hangi şartlarda ve nasıl yeterli görüldüğünün anlaşılamadığı, dava konusu işlemin, Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği hükümleri ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, projenin çevresel etkileri mevzuata uygun olarak değerlendirilmesi neticesinde tesis edildiği, eksik ve hatalı incelemeye bağlı olarak tanzim olunan Bilirkişi Raporu'nun aleyhe hususlarının kabulü söz konusu olmadığı gibi, söz konusu raporun, bu haliyle hükme esas alınmasının da mümkün görülmediği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma yasal süresinde verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Danıştay Altıncı Dairesinin, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile verilen, 13/12/2022 tarihli ve E:2022/8254, K:2022/11198 sayılı bozma kararı uyarınca, bozmaya uyularak yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan ve temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde, davaya konu ''ÇED Olumsuz'' kararına dayanak olan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Raporu sonuçlarının arazide mevcut diğer taş ocakları ve asfalt plant tesisi etki alanını kapsadığı, ancak dava konusu projenin etki alanını temsil etmediği tespitlerine raporun 17. sayfasında yer verildiği görülmektedir. Bu durumda; davaya konu işlem değerlendirildiğinde, idare tarafından projeye ilişkin Nihai Çed Raporunun muhtemel çevresel etkilerinin incelendiğine dair bir dayanak gerekçeye yer verilmediği, davaya konu işlemin tek dayanağının Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Raporu Sonuçları olduğu anlaşıldığından ve yukarıda belirtilen bilirkişi heyeti raporunda, dayanak Analiz Raporu sonuçlarının davaya konu projenin etki alanını temsil etmediği tespitleri de dikkate alındığında, davalı idare tarafından projeye ilişkin Nihai ÇED Raporu muhtemel çevresel etkileri yönünden incelendikten sonra davacının başvurusu hakkında ÇED Yönetmeliği kapsamında bir karar verilmesi gerekirken, Nihai ÇED Raporu incelenmeksizin, davaya konu projenin etki alanını kapsamayan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Raporu sonuçları dayanak alınarak verilen davaya konu ''ÇED Olumsuz'' kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, davaya konu kararın iptaline ilişkin temyize konu Mahkeme kararında neticesi itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye … 'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca ek bilirkişi incelemesinin Dairemizce yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY : <br> Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesi civarında … Yapı Malzemeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan … Erişim Numaralı Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesi hakkında, Bakanlığa sunulan dosya ile ilgili ÇED Yönetmeliği'nin 8. maddesi gereğince ÇED sürecinin başlatıldığı, 04/01/2019 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısı, 20/08/2019 tarihinde 1. İnceleme-Değerlendirme Komisyonu Toplantısının gerçekleştirildiği, oluşturulan komisyon tarafından ÇED Başvuru dosyası hakkında görüş verilmesi istenildiği, komisyon üyesi bulunan Mamak Belediye Başkanlığınca "Mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ve bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi" hususlarına ilişkin … tarih ve … sayılı Mamak Belediye Meclisi kararının gönderildiği,<br>Ayrıca Gazi Üniversitesi Rektörlüğü ile Mamak Belediyesi arasında imzalanan protokol gereğince, Kent İçi Ulaşım Teknolojileri Erişilebilirlik, Uygulama ve Araştırma Merkezi (KUTEM) tarafından hazırlanan, "Mamak Belediye Sınırları İçinde Kalan Taş Ocaklarının Mekansal, Çevresel ve Ulaşım Etkileri Araştırma Projesi (01/2020)"nin sonuç ve öneriler kısmı ile İnceleme-Değerlendirme Komisyonu (İDK) üyesi Ankara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün de projeye ilişkin Olumsuz görüş verdiği,<br>Bunun üzerine ÇED Yönetmeliği'nin 6/4. maddesinde yer alan "Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır" hükmü kapsamında, … tarih ve … sayılı işlem ile ER:… numaralı maden işletme ruhsat sahasında davacı Tamtaş Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sona erdirildiği, söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile "anılan proje hakkında davalı idarece; proje alanını da kapsayacak şekilde Mamak Belediye Meclis Kararında belirtilen hususların gerçekliği araştırılmak ve bu konuda bir çalışma yapılması istenilmek suretiyle bir karar alınması ya da "ÇED Olumlu" veya "ÇED Olumsuz" şeklinde bir karar verilmesi gerekirken Mamak Belediye Meclisince olumsuz görüş verildiğinden bahisle ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, ilgili Yönetmeliğin 12/5'inci maddesinde, "komisyonun gerekli görürse, görevlendireceği üyeleri aracılığı ile projenin gerçekleştirilmesi planlanan yerde ve benzer tesislerde inceleme yapabileceği"nin düzenlendiği, Yönetmeliğin 6/4'üncü maddesinin, projenin gerçekleştirilmesi önünde kati bir engel bulunması hâlinde uygulanabileceği, anılan madde metninde bu engelin mevzuata aykırılık olarak öngörüldüğü dikkate alındığında, projede düzeltme vb. alternatif çözüm yollarının tüketilmesi imkanı varken doğrudan sürecin sonlandırılmasının hakkaniyetle de bağdaşmadığı değerlendirildiği" hususları vurgulanarak işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür.<br>Anılan Mahkeme hükmü üzerine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi kapsamında, söz konusu proje ile ilgili ÇED sürecinin kaldığı yerden devam ettirildiği, buna göre;<br>Bakanlığın merkez birimleri ve Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü'nün ortak çalışması neticesinde … ve … Mahallelerindeki mevcut kirlilik yükünün değerlendirilmesine yönelik olarak mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu tarafından yapılan ölçümler sonucunda; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde toz (PM10) parametresi için belirlenen limit (sınır) değerlerin mevcut durumda dahi hem … hem de … Mahallesinde aşıldığının tespit edilmesi, yine bu çalışma ve bölge halkının yoğun şikayetlerine istinaden İnceleme- Değerlendirme Komisyonu (İDK) üyesi Ankara Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) görüşünde, bölgenin kirlilik yükünü daha da artıracağı belirtilerek projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığının Bakanlığa bildirilmesi üzerine … Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesi civarında yapılması planlanan dava konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için "ÇED Olumsuz" kararı verilmiştir.<br>Bunun üzerine, … tarih ve … sayılı "ÇED Olumsuz" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesinde: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.<br>Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.<br>Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.<br>Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. ..." hükmüne yer verilmiştir.<br>2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 'Kirletme yasağı' başlıklı 8. maddesinde, "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.<br>Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne, 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü" başlıklı 104/1'inci maddesi ile, çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarını yapmak ve bu konuda gerekli kararları almak, izlemek ve denetlemek görev ve yetkisi Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.<br>29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 'Yürürlükten kaldırılan yönetmelik' başlıklı 29. maddesinde: "(1) 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesine, 'Geçiş süreci' başlıklı Geçici 1. maddesinde: "(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce, ÇED başvuru dosyası/proje tanıtım dosyası il müdürlüğüne ya da Bakanlığa sunulmuş projelere, bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Geçiş hükmüne ilişkin düzenleme nedeniyle işbu dava konusu işlem tarihi göz önüne alınarak, uyuşmazlığın çözümünde (mülga) 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri göz önünde bulundurulacaktır.<br> 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı; aynı fıkranın (ı) bendinde ise "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyonca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle gerçekleştirilmesinde çevre açısından sakınca görüldüğünü belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.'' hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesine tabi projeler" başlıklı 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I'de yer alan projelere b) “ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) EK-2'de yer alan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesi halinde, mevcut projenin kapasitesi ile kapasite artışı toplamı EK-1'de belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ç) ÇED Olumlu kararı verilmiş projelerde yapılacak kapasite artışı veya kapasite artışları toplamı EK-1'de yer alan eşik değerler ve üzerinde olan projelere, d) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan ve eşik değeri olan fakat eşik değer altında kaldığından Yönetmelik kapsamı dışında kalan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışı toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-1'de belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesi sürecinin başlatılması ve komisyonun kuruluşu" başlıklı 8. maddesinde "(1) Proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatı esas alınarak hazırlanan ÇED Başvuru Dosyasını Bakanlığa sunar. (2) ÇED Gereklidir Kararı verilen projeler için, proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar tarafından ÇED Başvuru Dosyası Bakanlığa sunulur. (3) Bakanlık, başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeleri uygunluk bakımından inceler. Bu işlemler beş (5) iş günü içinde tamamlanır. Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatına uygun hazırlanmadığı anlaşılan ÇED Başvuru Dosyası tamamlanmak üzere iade edilir. Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar eksikliklerini tamamlayıp ÇED Başvuru Dosyasını yeniden Bakanlığa sunar. (4) İnceleme sonucunda başvuru dosyasının ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatına uygun hazırlandığına karar verilmesi halinde, Bakanlık tarafından başvuru dosyasındaki bilgiler dikkate alınarak, ilgili kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, Bakanlık yetkilileri, proje sahibi ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan oluşan bir Komisyon kurulur. (5) Proje ile ilgili olarak başvurunun yapıldığını, ÇED sürecinin başladığını, ÇED Başvuru Dosyasının halkın görüşüne açıldığını ve ÇED süreci tamamlanana kadar projeye ilişkin görüş ve önerilerin Valiliğe veya Bakanlığa verilebileceği Bakanlık ve Valilik tarafından anons, askıda ilan, internet vb. şekilde halka duyurulur. (6) Bakanlık, Halkın Katılımı Toplantısı ve kapsam belirleme için görüş verme tarihini belirten bir yazıyı ve ek-3’te yer alan Genel Format doğrultusunda hazırlanmış ÇED Başvuru Dosyasını, Komisyon üyelerine gönderir. (7) Bakanlık, gerekli gördüğü hallerde, projenin konusu, türü ve proje için belirlenen yerin özelliklerini de dikkate alarak, üniversiteler, enstitüler, araştırma ve uzman kuruluşları, meslek odaları, sendikalar, birlikler, sivil toplum örgütlerinden temsilcileri de Komisyon toplantılarına üye olarak çağırabilir. (8) Komisyonda kurum ve kuruluş temsilcisi olarak görev yapan üyelerin, yeterli mesleki bilgi ve deneyime sahip olmaları ve temsil ettikleri kurum/kuruluşların görev alanlarıyla sınırlı olmak üzere görüş vermeye yetkili kılınmış olmaları esastır." hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı" başlıklı 14. maddesinde ise, "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile on (10) takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED Raporu ve eklerinin proje sahibi taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve noter onaylı imza sirküleri beş (5) iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından imza sirküleri istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise, projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararını on (10) iş günü içinde verir ve bu kararı Komisyon üyelerine bildirir. Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı Bakanlık ve Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile halka duyurulur. (4) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için yedi (7) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (5) "ÇED Olumsuz" kararı verilen projeler için "ÇED Olumsuz" kararı verilmesine neden olan şartlarda değişiklik olması durumunda yeniden başvuruda bulunulabilir." hükümlerine yer verilmiştir. <br> 06/06/2008 tarih ve 26898 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Hava Kalitesi Değerlendirme Ve Yönetimi Yönetmeliği'nin 1. maddesinde: "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; hava kirliliğinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini önlemek veya azaltmak için hava kalitesi hedeflerini tanımlamak ve oluşturmak, tanımlanmış metotları ve kriterleri esas alarak hava kalitesini değerlendirmek, hava kalitesinin iyi olduğu yerlerde mevcut durumu korumak ve diğer durumlarda iyileştirmek, hava kalitesi ile ilgili yeterli bilgi toplamak ve uyarı eşikleri aracılığı ile halkın bilgilendirilmesini sağlamaktır." düzenlemesine, 4. maddesinde: "... k) Limit değer: Çevre ve/veya insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerden kaçınmak, bunları önlemek veya azaltmak amacıyla bilimsel olarak belirlenen, öngörülen süre içinde ulaşılacak ve ulaşıldıktan sonra da aşılmaması gereken seviyeyi ifade eder. ... m) PM 10: EN 12341 ile tanımlanan 10 µm aerodinamik çaplı geçirgen bir girişten %50 verimle geçen partiküler maddeyi ifade eder. ..." düzenlemesine yer verilerek, eklerinde Limit Değerler, Hedef Değerler, Uzun Vadeli Hedefler, Değerlendirme Eşikleri, Bilgilendirme Ve Uyarı Eşiklerine ilişkin tablolara yer verilmiştir. <br> 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nin 'Toplam hava emisyonu sınırlaması' başlıklı 29. maddesinde: "(1) Yetkili merci, sanayi tesislerinin yoğun olarak bulunduğu, toplam emisyon sınırlaması yapılacak kritik bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin tümünden herhangi bir anda dış havaya verilen toplam emisyonu sınırlandırıcı tedbirler isteyebilir. Toplam emisyon sınırlaması yapılacak kritik bölgeler yetkili merci tarafından belirlenir. Yetkili merci, bu bölgelere kurulacak çevre iznine tabi olan veya olmayan yeni bir tesisin toplam emisyon miktarıyla ilgili olarak geçici veya sürekli sınırlandırma kararları alabilir veya yeni bir tesisin bölge içinde kurulmasına Planlama ve ÇED aşamalarında yapılan değerlendirmeler de dikkate alınarak uygunluk kararı vermeyebilir." düzenlemesine, aynı Yönetmeliğin eki Ek-1 madde 2.2'de: "2.2) Tane boyutu 1mm çap < 5mm olan maddelerin doldurma, ayırma, eleme, taşıma, kırma, öğütme işlemlerinin yapıldığı tesislerden kaynaklanan toz emisyonunun önlenmesi; kimyasal toz bastırma sistemi veya basınçlı pülverize su kullanılması ile de gerçekleştirilebilir. Bu durumda hakim rüzgar yönü de dikkate alınarak toz kaynağından 3 metre uzaklıkta toz konsantrasyonu değeri (PM 10) en fazla 3 mg/Nm3 değerini aşmamalıdır. ..." düzenlemesine, Ek-5 madde C bendinde: "... 1.4. Taş çıkarma, kırma ve sınıflandırma tesislerinden kaynaklanan toz emisyonunun toplam kütlesel debi değeri Ek-2-Tablo 2.1’de belirtilen değerleri aşması halinde tesis etki alanında Ek-2’de belirtilen esaslara göre çöken toz ölçümlerinin yapılarak Ek-2 Tablo 2.2 kapsamında değerlendirilmelidir .Ek-2 Tablo 2.2’de yer alan değerin %80 ininin aşılması durumunda tesisin kapasitesi dikkate alınarak, kirliliğin aylara göre arttığı şartlarda yetkili merci tesis etki alanında havada asılı partikül madde (PM 10) ölçümü yapılmasını isteyebilir. Bu işlemlerin yapıldığı tesislerde ayrıca, Ek-1’de verilen ilgili esaslara da uyulmalıdır. 1.5. Tesiste patlama işleminin gerçekleştirilmesi durumunda; patlatmadan kaynaklanacak toz emisyonun kütlesel debisi Ek-12.d deki esaslara uyularak eş zamanlı gerçekleştirilen diğer faaliyetlerden ayrı olarak hesaplanmalı ve Ek-2 Tablo 2.1de belirtilen değerler ile karşılaştırılmalıdır. Patlatmadan kaynaklanan toz emisyonu kütlesel debisinin Ek-2 Tablo 2.1’de belirtilen değerleri aşması halinde çöken toz ve havada asılı partikül madde (PM 10) parametreleri için hava kalitesi modellemesi yapılarak Hava Kirlenmesine Katkı Değerleri hesaplanmalı ve kirletici parametrelerin dağılımı harita üzerinde gösterilmelidir. Yetkili mercii Hava Kalitesi Modelleme sonuçlarını esas alarak patlatma sayısı ve üretim miktarının azaltılmasını veya uzun süreye yayılmasını isteyebilir." düzenlemesine yer verilerek, 'Tesis Etki Alanında Hava Kalitesi Sınır Değerleri' başlıklı Tablo 2.2'de Havada Asılı Partikül Maddenin (PM 10) 24 saatlik ve yıllık limit değerlerine yer verilmiştir.<br>Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümü için Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi, Maden Mühendisi, Çevre Mühendisi, Geomatik Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 11.08.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; PROJENİN ÇEVRESEL ETKİLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; tesis etki alanının ocak alanı orta noktası kabul edilecek şekilde, bu nokta etrafında her bir kenar uzunluğu yaklaşık 3 km olan kare bir alan olarak belirlendiği, faaliyet kapsamında bitkisel toprak ve pasa malzemesi için depolama alanları belirlendiği ve söz konusu atıklarla ilgili olarak “Maden Atığı Yönetim Planı” hazırlandığı, proje kapsamında çalışanlardan ve faaliyetten kaynaklı evsel katı atıklar ve ambalaj atıkları hesaplamaları yapıldığı, faaliyete bağlı oluşabilecek evsel ve ambalaj atıkları dışındaki atık tipleri ve bertaraf yöntemleri hazırlanan ÇED Raporu kapsamında Atık Kodlarına göre ayrıntılı olarak belirtildiği, faaliyet kapsamında oluşacak evsel atıksular için miktar hesaplamaları yapıldığı ve bertaraf için sızdırmasız fosseptik projesi hazırlandığı, proje kapsamında yer alan kırma-eleme tesisinin tamamen kapalı ortam içinde olacağı ve pulvarize toz indirgeme sistemi kullanılacağı, bu nedenle faaliyete bağlı endüstriyel atıksu oluşumu söz konusu olmayacağı, faaliyet kapsamında kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı gürültü oluşumu nedeniyle yapılan gürültü dağılım değerleri hesaplandığı ve proje alanına en yakın yapı ve evlerde hesaplanan gürültü seviyelerinin sınır değerlerin altında olduğu görüldüğü, faaliyet kapsamında genel olarak bitkisel toprağın alınması çalışmaları, ocak sahasında malzemenin üretimi ve tesis sahasında işlenmesi esnasında ve çevrede faaliyet gösteren diğer ocak ve tesislerden kaynaklı toz oluşumu söz konusu olacağı, bu kapsamda, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Ek12-d’de Tablo 12.6’da verilmiş olan emisyon faktörleri kullanılarak kontrollü ve kontrolsüz durumlarda meydana gelecek toz emisyonu kütlesel debileri her bir faaliyet tipi için tek tek hesaplandığı, elde sonuçlar, 03.07.2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” Ek–2 Tablo 2.1’de verilen "Normal işletme şartlarında ve haftalık iş günlerindeki işletme saatleri için kütlesel debiler" değerleri ile karşılaştırıldığında, SKHKKY EK–2 Tablo 2.1. de verilen sınır değerler aşılmadığı için hava kirliliği dağılım modellemesi yapılmadığı, faaliyet kapsamında oluşacak toz emisyonlarının (PM10) modelleme çalışmalarında, en olumsuz şartlar göz önüne alındığı ve bütün çalışmaların aynı anda yapıldığı düşünüldüğü, aynı zamanda, tesis inceleme alanında toz emisyonuna katkı yapabilecek sanayi tesisleri ile ısınmadan kaynaklı toz emisyonlarının kümülatif etki olarak modellemeye dahil edildiği, belirtilen kapsamda 3 farklı senaryo için model çalıştırıldığı, yapılan modelleme çalışması ve kümülatif etki değerlendirmeleri göz önüne alındığında en yakın alıcılarda bütün noktalarda faaliyetin kontrollü çalışma şartlarını belirten Senaryo 1, Senaryo 2 ve Senaryo 3’te PM10 ve Çöken Toz parametresi için SKHKKY’de belirtilen sınır değerleri sağladığının görüldüğü, dava konusu projenin ÇED Olumsuz kararı verilmesine neden olan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Sonuçları arazide mevcut diğer taş ocakları ve asfalt plant tesisi etki alanını kapsamakta olup, dava konusu projenin etki alanını temsil etmediği, PROJENİN ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; … Yapı Malzemeleri Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından kurulacak olan … numaralı (ER: … ) Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisinin kurulacağı alanın arazi yapısı hakkında T.C. Ankara Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden alınan … tarih ve … sayılı görüş yazısı ile (Bakınız ek 1) 17,8 hektarlık proje alanının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun 3. Maddesi (i) bendinde tanımlanan Tarım Dışı Alan (T) olarak tespit edildiği ve 5403 sayılı Kanun kapsamında yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı ve ayrıca 17,8 hektarlık proje alanının 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında mera olarak sınırlandırılan alanlardan olmadığının tespit edildiği anlaşıldığı için söz konusu alanda projeden kaynaklı sorun olmayacağı kanaati oluştuğu, PROJENİN HİDROJEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; hidrojeoloji açısından yapılan değerlendirmede, Proje alanı ve yakın dolayının hidrolojik/hidrojeolojik yapısının ortaya konmasına yönelik olarak hazırlanan raporun ÇED açısından uygun ve yeterli olmadığı, gereksiz yoğun literatür bilgisi verildiği, birbiriyle çelişen değerlendirmeler yapıldığı, Proje alanının bağlı bulunduğu hidrolojik ve hidrojeolojik sistemin tanımlanmadığı, bu nedenle proje faaliyetlerinin yer üstü ve yer altı suyu kaynaklarına varsa, etkilerinin değerlendirilmediği; bunun yerine “yönetmelik ve ilgili mevzuata uyularak olumsuzlukların tasmin edileceği” şeklinde genel taahhütlerde bulunulduğu görüldüğü, buna karşın, alanla ilgili olarak bilirkişinin yapmış olduğu analiz ve değerlendirmede, proje alanının sınırlı su kaynaklarına sahip olduğu, geniş bir yüzeysuyu ve yeraltısuyu sisteminin oluşmadığı bu nedenle proje faaliyetlerinin su kaynaklarına etkilerinin yerel ve çok sınırlı kalacağı anlaşıldığı, bu değerlendirme sonucunda, Raporun yetersizliğine karşın, su kaynakları açısından ÇED raporu olumlu kararını değiştirmeyeceği kanaatine varıldığı, PROJENİN MADEN MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; kırma-eleme tesisinde boyutlandırılan ürünlerin kamyonlara yüklenerek ihtiyaç bölgelerine nakledileceği, Proje sahasından mevcut tali yola bağlantı yapılabilmesi için yaklaşık 2,6 km ulaşım yolu yapılması planlandığı, planlanan yol için daha uygun bir alternatif bulunmadığı, Projenin madencilik açısından uygun şekilde planlandığı, çevresel etkilerinin kontrol edilebilmesi açısından patlatma, şev duraylılığı, gürültü, toz oluşumu ve su kirlenmesi açısından sürekli olarak denetlenmesi gerektiği, böylece tolere edilebilir düzeyde bir etki yaratacağı, PROJENİN HARİTA MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; Proje alanının tamamının tescil harici hazine arazileri üzerinde bulunduğu, TKGM Parsel Sorgu sisteminden alınan bilgilere göre çevre parsellerin çoğunluğunun tarla, bir kısmının da çayır olarak tescilli olduğu, Proje sahası ile ilgili olarak T.C. Ankara Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı görüşünde, 17,8 hektarlık proje alanının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 3. Maddesi (i) bendinde tanımlanan Tarım Dışı Alan (T) olarak tespit edildiği ve 5403 sayılı Kanun kapsamında yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığının belirtildiği, ayrıca 17,8 hektarlık proje alanının 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında mera olarak sınırlandırılan alanlardan olmadığının tespit edildiği, T.C. Mamak Belediye Başkanlığı’nın 22.01.2019 tarih ve 310908 sayılı görüşüne göre sahada Mamak Belediyesince yapılmış veya onaylanmış herhangi bir 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı bulunmadığının belirtildiği, ÇED raporu kapsamında, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı görüşlerinin alındığı ve proje alanının Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde kalmadığı, Ankara Valiliği (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) … tarih ve … sayılı yazısında ise proje sahası üzerinde tescilli tabiat varlığı ve doğal sit alanı bulunmadığının belirtildiği, ÇED raporu geomatik (harita) mühendisliği açısından değerlendirildiğinde, konum ve alan bilgileri, mülkiyet ve imar planları açısından sorun olmadığının görüldüğü, PROJENİN METEOROLOJİ MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; Meteoroloji Genel Müdürlüğü Ankara Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonuna ait Uzun Yıllar (1981 – 2018 yılları arası) Olağanüstü Hadise/Fevk tablosuna göre, karasal iklime sahip bölgede genel yoğunlukta şiddetli ve miktarsal yağışların ve buna bağlı sel, fırtına ve yer yer su baskınlarının görüldüğü tespiti ile sıcaklık ve basınç değişimlerinin anlık ve ani oluşları, nem oranının yüksek oluşu, bölgeye düşen güneşlenme süresi gibi meteorolojik parametreler dikkate alındığında, Hâlihazırda yapılan ya da yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinde ocaktaki patlamaların etkisiyle önlem ve tedbirler alınmadığı takdirde, patlama sonrası oluşacak toz parçacıklarının kitlesel ve boyutsal olarak artması, heyelan ve çökmelerin meydana gelmesi, bölgede uzun yıllar ölçülmüş mevcut meteorolojik parametreler ve hakim iklim yapısı ile beraber değerlendirildiğinde (aşırı yağışlar, sel, fırtına, ani sıcaklık ve basınç değişimleri, nem oranları), canlı hayatını (gerek insan ve hayvan gerekse bitki) ve yaşamını olumsuz yönde etkileyebilecek unsurların oluşabileceği görüş ve kanaatine varıldığı, PROJENİN ULAŞIM ETKİLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; söz konusu bölgede yapılan literatür çalışmaları incelendiğinde; bölgedeki ağır taşıt trafiği güzergahlarının yeterince denetlenmediği bunun da hem yol alt/üst yapısına hem de çevre sakinlerine zarar verdiği, bu durum düzeltilmeden yeni bir Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin açılmasının uygun olmayacağı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.<br>Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler incelendiğinde; davaya konu projenin çevreye, tarımsal alanlara, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına, yerleşim yerlerine ve ulaşıma etkilerinin neler olabileceği, ÇED Raporunda gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, ÇED Raporunda belirtilen taahhütlerin, projenin etkilerinin çevreye zarar vermeyecek şekilde en aza indirilmesi için yeterli olup olamayacağı hususlarının teknik ve bilimsel veriler de değerlendirilmek suretiyle ortaya konulduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, raporun 4. ve devamı sayfalarında yer alan Projenin Çevresel Etkileri Açısından Değerlendirmesi başlığı altında projeden kaynaklanacak toz emisyonlarının hesaplanmasına ilişkin tespitlerin yapıldığı, tesis inceleme alanında toz emisyonuna katkı yapabilecek sanayi tesisleri ile ısınmadan kaynaklı toz emisyonlarının kümülatif etki olarak modellemeye dahil edildiği tespitlerine de yer verilerek, kümülatif bir hesaplama yapıldığının belirtildiği görülmekle birlikte, bu hususa ilişkin davalı idarenin temyiz sebeplerine bakıldığında, Nihai ÇED Raporunda proje etki alanındaki diğer taş ocakları ve kırma eleme tesislerine ait kümülatif değerlerinin hesaplanmadığı, sadece davaya konu taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 ve ÇÖKEN toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığı iddialarında bulunulduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, davalının temyiz dilekçesindeki ÇED Raporunda toz emisyonları yönünden kümülatif hesaplama yapılmadığı, sadece davaya konu taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 ve ÇÖKEN toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığı yönündeki iddiaları dikkate alınarak, bu hususla sınırlı olmak üzere mevcut heyetten ek rapor alınması suretiyle işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir. <br>Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin kabulüne,<br> 2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 28/12/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
ihale