<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/1133 E.  ,  2023/6533 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2022/1133<br>Karar No:2023/6533<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Fonu (Fon) <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ...<br> 3- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacıların hissedarı oldukları ve Fon'un kayyım olarak atandığı ... Tekstil Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye ait İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde yer alan taşınmazın satışına ilişkin ihalenin ve kıymet takdiri işleminin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; Fon'un kayyım sıfatıyla yönetim ve denetimi altında bulunan ticari şirketlerin, özel hukuk tüzel kişiliklerini, hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, bunların ticari gereklerin gereği gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin, davalı idarenin kayyım olmasından hareketle idari işlem ve eylem niteliği kazandığından söz etmeye imkân bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan uyuşmazlığa konu taşınmazın satışına ilişkin ihale ilanında; davalı idarenin, kayyım sıfatıyla idaresinde bulunan şirketin Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadığından ihale yapıp yapmamakta veya dilediğine yapmakta serbest olduğu, taşınmazın ihalesinin şirketin belirlediği usullere göre yapılacağının belirtildiği, dava konusu özel hukuk tüzel kişisine ait taşınmazın, Devlet İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu'na tabi olmaksızın özel hukuk hükümlerine göre satışına yönelik ihalesinin idari işlem niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, görevli mahkemenin ... İdare Mahkemeleri olduğu, Kurumun kayyım olarak atanmasında şirketlerin tüzel kişilik ve taraf ehliyetlerine herhangi bir kısıtlama getirilmediği, ancak bu durumun Kurumca alınan kararların idari işlem olmadığı anlamına gelmeyeceği, şirketlerin yönetilmesi hususunda idari işlemler tesis edildiği, taşınmazın satışına dair verilen izne ilişkin Fon Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> USUL YÖNÜNDEN:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin ilk fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbidir." kuralına yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usûlünün uygulanacağı; (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 (on beş) gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.<br> 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; 8. fıkrasında ise, ivedi yargılama usûlüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır.<br> 6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesine ilişkin kısmında, "İdari yargı ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararların bir kısmı bölge idare mahkemesince, kalan kısmı ise Danıştay tarafından denetlenmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45’inci maddesinde itiraz üzerine bölge idare mahkemelerinde kesinleşecek davalar sayılmış olup, bunlar dışındaki tüm davalar temyiz üzerine Danıştay tarafından incelenmektedir. Bu uygulama sebebiyle idare ve vergi mahkemelerinin nihaî karara bağladığı dosya toplamının yaklaşık yüzde yetmişi Danıştay'da, yüzde otuzu ise bölge idare mahkemelerinde denetlenmektedir. Anılan iş yükü sebebiyle Danıştay'a gelen dosyaların kesinleşme süresi uzamaktadır. Bu bağlamda, idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesi konusu öteden beri yargı paydaşları arasında tartışılmaktadır. ... 2577 sayılı Kanun’un 46’ncı maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf mahkemelerince karara bağlanacak konulardan hangisinin temyiz yolu ile Danıştay'a gideceği belirlenmekte olup, bu maddede tahdidi olarak sayılan bu konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülmektedir. Böylece Danıştay’ın temyizen karara bağladığı iş yükünün yaklaşık yüzde seksen oranında azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi amaçlanmaktadır." ifadelerine yer verilmiştir.<br> Anayasa'nın 142. maddesi uyarınca, Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usûlleri kanunla düzenlenir. Kanun yolları da, yargılama usûlleri arasında yer alır. Yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunun belli edilmesi dahi, anılan madde hükmü ile Anayasa'daki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır (AYM kararı, E:1985/23, K:1986/2, Karar tarihi: 20/01/1986).<br> Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usûllerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142. maddesinin de kanunî hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kanunî hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usûlünün kanunla düzenlenmesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır (AYM kararı, Muhammed Deniz başvurusu, B. No: 2014/10728, Karar tarihi:18/07/2018).<br> Aktarılan kanunî düzenlemelere göre, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle birlikte 20/07/2016 tarihinden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı genel kanun yolunun istinaf olarak belirlendiği, yalnızca 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği, 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen özel ve istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlüne tâbi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ise ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır. <br> 2577 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilk fıkrası uyarınca idarî yargının görevine giren uyuşmazlıkların çözümünün bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbi olduğu, anılan Kanun'un 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usûlünün ise öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idarî dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usûlü olduğu anlaşıldığından; adlî yargının görevinde olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklar bakımından, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usûlü belirleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nda düzenlenen özel bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlünün bu şekilde geniş bir yorum yoluyla genel yargılama usûlü yerine uygulanması, Anayasal kurallar uyarınca Kanunla belirlenmesi zorunlu olan yargılama usûlüne ilişkin konulardan biri olan mahkeme kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu türünü de kanuni hâkim güvencesine aykırı olarak etkileyecektir.<br> Dosyanın incelenmesinden, davacıların hissedarları oldukları ... Tekstil Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye İstanbul ... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... tarih ve ... D.İş sayılı kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi gereğince Fon'un kayyım olarak atandığı, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla anılan şirkete ait taşınmazın satışı konusunda şirket yönetim kuruluna izin verildiği, bunun üzerine davacılar tarafından satış ihalesinin ve kıymet takdiri işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; İdare Mahkemesi'nce davanın görev yönünden reddine karar verilmekle birlikte, ivedi yargılama usûlü uygulanmak suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca 15 (on beş) gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, çözümü adlî yargının görevinde olan, 2577 sayılı Kanun ve bu Kanunda düzenlenen usûllerin uygulanmasına ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan ve ivedi yargılama usûlü kapsamında yer almayan işbu davada, genel yargılama usûlü yerine ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;<br> 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br>(X) KARŞI OY : <br> Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince davanın adlî yargı mercilerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilerek anılan karara karşı 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca (15) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulabileceğinin belirtildiği; davalı idarece Danıştay ilgili Daire Başkanlığı'na gönderilmek üzere kararın bozulması talebiyle temyiz başvuru dilekçesi verilmesi üzerine dosyanın Danıştay'a gönderildiği anlaşılmaktadır.<br> Öncelikle, davanın konusu ihale işlemi olmakla birlikte uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görev alanına girdiğinin tespiti hâlinde ivedi yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının dolayısıyla temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağının belirlenmesi gerekmektedir.<br> Usul hukukunun konusunu, bir uyuşmazlıkla ilgili olarak mahkemelere başvurulduğunda mahkemenin bu uyuşmazlığı nasıl çözümleyeceği, ne tür bir yöntem uygulayacağı hususları oluşturmakta olup, davanın açılma anıyla birlikte usul hukukunun da uygulanmaya başlaması gerekmektedir. <br> Bu nedenle açılmış olan bir davada öncelikle hangi yargılama usulünün uygulanacağının belirlenmesi ve belirlenen usul kuralları uygulanmak suretiyle diğer yargılama işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.<br> 2577 sayılı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı düzenlenmiştir.<br> Kanun'un 20/A maddesiyle özel bir yargılama usûlü getirilmesinin amacı da ihale işlemleri gibi ivedilikle sonuçlandırılması önem arz eden bazı davaların öncelikle ve süratle sonuçlandırılmasını sağlamaktır. <br> Kanun'un 20/A maddesinde ivedi yargılama usulünün kapsamı belirlenirken tamamen davanın konusu dikkate alınmış olup, yargı yoluna ilişkin herhangi bir husus içermemekte, konusu ihale işlemi olan bir davada hangi yargı yoluna tabi olup olmadığına bakılmaksızın ivedi yargılama usulünün uygulanması gerekmektedir.<br> Ayrıca, göreve ilişkin hususların kamu düzenine ilişkin olması, davanın her aşamasında taraflarca görevsizlik itirazında bulunabileceği veya mahkeme tarafından re'sen gözetilmesi gerektiği ve yargı mercilerince bir takım işlemler gerçekleştirildikten sonra da görevsizlik kararı verilebildiği, göreve ilişkin kararın istinaf veya temyiz aşamasında değişebileceği hususları dikkate alındığında, konusu ihale işlemi olan bir davada ivedi usulün uygulanmaması kanunun amacına da aykırılık oluşturur. <br> Bu itibarla, dava konusu uyuşmazlık ihale işlemi olduğundan ivedi yargılama usulünün uygulanması ve temyiz isteminin incelenerek karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.<br></font></p></body></html>

ihale