<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3139 E. , 2023/6384 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2022/3139<br>Karar No:2023/6384<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … <br>VEKİLLERİ : Av. … , Av. … <br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Sigorta Fonu <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: 6758 sayılı Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'un 134. maddesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca oluşturulan "… Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü"nün satışına yönelik 23/02/2022 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan ihale ve satış işlemleri ile dayanağı … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun … sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve terörizmin finansmanı suçlamaları nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında davacının da aralarında bulunduğu şahısların malvarlığı değerlerine el konulduğu, … Sulh Ceza Hakimliği'nin … tarih ve … D. İş sayılı kararı ile … Commodities Turkey Holding Anonim Şirketi'ne (… Holding A.Ş.), İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin … tarih ve … D.İş sayılı kararı ile davacı ve kardeşi ...'nın tüm taşınır-taşınmaz, hak, alacak ve sair malvarlığına, … Sulh Ceza Hakimliği'nin … tarih ve … D.İş sayılı kararı ile ... Gaz Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne Fon'un kayyım olarak atanmasına karar verildiği, KPMG Yönetim Danışmanlığı Anonim Şirketi'nce hazırlanan 21/05/2021 tarihli Mali Durum Tespit Raporu'nda, şirketlerin 6758 sayılı Kanun'un 19/3. maddesi uyarınca mevcut hâllerinin “sürdürülebilir olmadığı” yönündeki tespitler dikkate alınarak ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulmak suretiyle satışa sunulmasına yönelik kayyım heyetinin 08/12/2021 tarihli yazısı doğrultusunda tesis olunan Fon Kurulu'nun … tarih ve ... sayılı kararı ile, "... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ'nin … Enerji Sanayi Ticaret AŞ ve … Gaz AŞ'de bulunan %60'şar oranındaki hisseleri ile ... Gaz Sanayi ve Ticaret AŞ'deki ...'nın %74,9, ...'nın %25 ve ... Commodities Turkey Holding AŞ'nin %0,03 oranındaki hisselerinin bir araya getirilerek ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında satışına; … tarih ve … sayılı kararı ile "... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ'nin … Enerji Sanayi Ticaret AŞ ve … Gaz AŞ'de bulunan %60'şar oranındaki hisseleri ile ... Gaz Sanayi ve Ticaret AŞ'deki ...'nın %74,9, ...'nın %25 ve ... Commodities Turkey Holding AŞ'nin %0,03 oranındaki hisseleri bir araya getirilerek ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün oluşturulmasına, oluşturulan ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün satışına, satışın kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle gerçekleştirilmesine, ticari ve iktisadi bütünlük ile ilgili işlemleri gerçekleştirmek üzere Fon personelinden beş kişilik satış komisyonunun oluşturulmasına, ticari ve iktisadi bütünlük kararının alınmasından sonra hukuki veya fiili nedenlerden dolayı bütünlük kapsamına eklenmesi veya çıkarılması gereken mal, hak veya varlık bulunması halinde işbu mal, hak veya varlıkların Fon Kurulu veya Başkanlık Makamı tarafından ticari ve iktisadi bütünlük kapsamına eklenmesi veya çıkarılmasına, gerekli işlemleri yerine getirmek üzere görev ve yetki alanları çerçevesinde ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlük Satış Komisyonu ve I. Tahsilat Daire Başkanlığının yetkili kılınmasına" karar verildiği, sonrasında ise KPMG tarafından düzenlenen 26/11/2021 tarihli değerleme raporundaki tespitler ve müsadereye ilişkin yargı kararı dikkate alınarak muhammen bedelin tespit edilmesi ve ihaleye çıkartılmasına yönelik kayyım heyetinin 16/12/2021 tarihli yazısı doğrultusunda tesis olunan Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile "... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün; ... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ'nin ... Enerji Sanayi Ticaret AŞ ve ... Gaz AŞ'de bulunan hisseleri ile ... Gaz Sanayi ve Ticaret AŞ'deki ...'nın 74,9, ...'nın %25 ve ... Commodities Turkey Holding AŞ'nin %0,03 oranındaki hisselerinden oluşacak şekilde ihale şartnamesinin revize edilmesine, ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün muhammen bedelinin 230.000.000,00-TL olarak tespit edilmesine, satış komisyonu tarafından hazırlanan ihale şartnamesinin onaylanmasına, son başvuru tarihinin 18/01/2022, ihale tarihinin 19/01/2022 ve yapılması hâlinde ise pazarlık tarihinin 21/01/2022 olarak belirlenmesine karar verildiği, 21/12/2021 tarih ve 31696 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan satış ilanı ile de ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün 19/01/2022 tarihinde satışının yapılacağının ilan edildiği, ancak satış komisyonunun 14/01/2022 tarihli kararı ile ihale takvimi uzatılarak ihalenin 23/02/2022 tarihinde yapılacağı hususunun 17/01/2022 tarih ve 31722 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak ilan edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; 23/02/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihale neticesinde Fon Kurulu'nun onayına sunulmak üzere anılan ticari ve iktisadi bütünlüğünün ... Enerji İnşaat Anonim Şirketi'ne 245.000.000,00-TL bedelle ihale edilmesine karar verildiği; ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün satışına yönelik 19/01/2022 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan ihale ve satış işlemleri ile dayanağı Fon Kurulu Kararlarının (... tarih ve ... , ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı) ve İhale Şartnamesi'nin iptali istemiyle davacı tarafından Mahkemeleri nezdinde açılan davada, ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararla; 19/01/2022 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan ihale ve satış işlemleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... , ... sayılı; ... tarih ve ... sayılı kararları ile İhale Şartnamesi yönünden ise davanın reddine hükmedildiği; ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün satışına yönelik 23/02/2022 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan ihale ve satış işlemleri ile dayanağı ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararının iptali istemiyle davacı tarafından Mahkemeleri nezdinde açılan davada, ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararla; 23/02/2022 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan ihale ve satış işlemleri yönünden davanın reddine, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı yönünden ise derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine hükmedildiği, bu durumda, 16/02/2022 tarihinde açılan işbu dava ile Mahkemeleri nezdinde açılan E:... sayılı ve E:... sayılı davaların taraflarının, konusunun ve sebebinin aynı olduğu, işbu davanın açıldığı tarihten önce açılan Mahkemelerinin E:... ve E:... sayısına kayıtlı davaların hâlen derdest olduğu görüldüğünden, bakılan bu davanın derdestlik nedeniyle esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, derdestlik sebebine dayalı olarak incelenmeksizin ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, mükerrer olarak vekâlet ücretine hükmedildiğinden temyize konu Mahkeme kararının vekâlet ücreti yönünden de bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, TMSF'nin kayyım atandığı şirketler ve mal varlıkları hakkında ticari ve iktisadi bütünlük oluşturma ve satış kararı alma yetkisinin bulunduğu, şirketlere ilişkin hazırlanan mali durum tespit raporlarında mevcut hâlin sürdürülebilir olmadığının tespiti üzerine söz konusu satış kararlarının alındığı, satış yetkisinin Fon Kurulu'na ait olduğu, davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğine dair bir düzenlemenin söz konusu olmadığı, temyize konu karar yargılamayı sonlandıran nitelikte bir karar olduğundan vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> USUL YÖNÜNDEN:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tâbi tutulacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, adlî yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.<br>İdarî yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idarî bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanılarak diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın hukukî durumda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren bir işlem olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. İdarî makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tâbi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adlî yargı mercileri görevlidir.<br> 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 403. maddesinin ikinci fıkrasında kayyımın belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı kurala bağlanmıştır. Bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış olması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde vesayet makamı tarafından yönetim kayyımı atanacağı aynı Kanun'un 427. maddesinde belirtilmiştir. Kanun'un 'Malvarlığının yönetimi' başlıklı 460. maddesinde ise 'Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir. Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır.<br>' hükmü yer almıştır.<br> Yönetim kayyımının olağan yönetim işlerini yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel bir yetkiye bağlı olmadığı gibi vesayet makamının da iznine bağlı değildir. Olağan yönetim işlerine; alacakların tahsil edilmesini, borçların ödenmesini, vergi beyanlarında bulunulmasını, bozulacak malların satılmasını, mevcudun korunması için önlem alınmasını örnek olarak göstermek mümkündür. Türk Medeni Kanunu'nun 462 ve 463. hükmü kapsamındaki işlerde ise yetkili vesayet dairelerinden izin alınması zorunludur.(Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.818)<br> Kayyım, vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler gibi bu görevini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Malvarlığını yönetme yükümlülüğü kapsamında yönetim kayyımının da kayyımlığına verilen kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetme ve yönetimle ilgili hesap tutma zorunluluğu vardır. (Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.821)<br> Kayyımın görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla sebep olduğu zararlardan sorumlu olacağı Medeni Kanun'un 467. maddesinde belirtilmiş ve açılacak olan tazminat davalarında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olacağı Kanun'un 469. maddesinde kurala bağlanmıştır.<br> 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde, " (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.<br> (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.<br> (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." ... hükmü yer almıştır.<br> Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinde, (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. <br> (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.<br> (3) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.<br> (4) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(...)" hükmü yer almıştır.<br> Aynı Kanun'un 20. maddesinde ise, "(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (...) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adlî işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.<br> (2) Şirket varlıklarının ticârî iktisâdî bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.<br> (3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır." kuralına yer verilmiştir. <br> 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu'nun yetkili olduğu ifade edilmiştir. <br> Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği, kayyımın işlemlerine karşı ilgililer tarafından görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurulabileceği anlaşılmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun ... sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve terörizmin finansmanı suçlamaları kapsamında başlatılan soruşturma kapsamında 668 sayılı KHK'nın 3/1. ve CMK'nın 128. maddeleri uyarınca davacının da aralarında bulunduğu şahısların malvarlığı değerlerine el konulduğu, ... Sulh Ceza Hakimliği'nin 06/12/2016 tarih ve 2016/5340 D. İş sayılı kararı ile davacının da ortağı olduğu ... Gaz Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye Fon'un kayyım olarak atanmasına karar verildiği, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile mali durumun sürdürülebilir olmadığı gerekçesiyle davacının hissedarı olduğu ... Gaz Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bünyesindeki hissesinin, 6758 sayılı Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca oluşturulan "... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü" kapsamında satışına karar verildiği, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün sonlandırılmasına, ... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ'nin ... Enerji Sanayi Ticaret AŞ ve ... Gaz AŞ'de bulunan hisseleri ile ... Gaz Sanayi ve Ticaret AŞ'deki ...'nın, ...'nın ve ... Commodities Turkey Holding AŞ'nin hisseleri bir araya getirilerek ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün oluşturulmasına, oluşturulan ... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün satışına karar verildiği, davacı tarafından, anılan Fon Kurulu kararı ile 23/02/2022 tarihinde yapılacak olan ihale ve satış işlemlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla 02/11/2022 tarihinde yapılan toplantıda alınan karar ile, davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem veya eylem nitelinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği ve davalı idarenin kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanununda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle verilen karar verilmesine yer olmadığına dair temyize konu İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.<br> Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin ilk fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usûllere tâbidir." kuralına yer verilmiştir. <br>2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.<br> Anayasa'nın 142. maddesi uyarınca, Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Kanun yolları da, yargılama usûlleri arasında yer alır. Yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunun belli edilmesi dahi, anılan madde hükmü ile Anayasa'daki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır (AYM kararı, E:1985/23, K:1986/2, Karar tarihi: 20/01/1986).<br> Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142. maddesinin de kanuni hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün kanunla düzenlenmesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır (AYM kararı, Muhammed Deniz başvurusu, B. No: 2014/10728, Karar tarihi:18/07/2018).<br> Aktarılan kanunî düzenlemelere göre, 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerle birlikte 20/07/2016 tarihinden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı genel kanun yolunun istinaf olarak belirlendiği, yalnızca 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği, 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen özel ve istisnai bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usulüne tâbi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ise ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır. <br> 2577 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilk fıkrası uyarınca idarî yargının görevine giren uyuşmazlıkların çözümü bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbi bulunduğundan ve anılan Kanun'un 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usûlü öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idarî dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usûlü olduğundan; adlî yargının görevinde olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklar bakımından Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usûlü belirleyen 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen özel bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlünün bu şekilde geniş bir yorum yoluyla genel yargılama usûlü yerine uygulanmasının Anayasal kurallar uyarınca Kanunla belirlenmesi zorunlu olan yargılama usûlüne ilişkin konulardan biri olan mahkeme kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunu etkileyeceği açıktır.<br> Bu itibarla, çözümü adlî yargının görevinde olan ve 2577 sayılı Kanun ile bu Kanun'da düzenlenen usûllerin uygulanmasına imkân bulunmaması nedeniyle ivedi yargılama usulü kapsamında yer almayan dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, genel yargılama usûlü yerine ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesinde de usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br> 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br><br> Mahkemece, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında değerlendirilmesinden dolayı, dosyanın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin (g) bendi uyarınca doğrudan temyiz incelemesine tâbi tutulması durumunda, temyiz isteminin incelenip incelemeyeceğine ilişkin olarak öncelikle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık olup olmadığına bakılması ve bu konuda bir karar verilmesi gerekmektedir. <br> İvedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır. <br> Bu durumda, Danıştay tarafından bir kararın istinaf incelemesinden geçmeden doğrudan temyizen incelenerek karar verilebilmesi için öncelikle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık olması gerekmektedir.<br> İvedi yargılama usulü kapsamında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin kararın istinaf aşaması (uyuşmazlığın Mahkemece ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi nedeniyle) atlanmak suretiyle temyiz incelemesinin yapılması İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen iki veya üç aşamalı yargılama sistemine aykırılık oluşturur.<br> Danıştay tarafından, Mahkemece doğrudan temyiz incelemesine tabi kılınan bir uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında yer almadığına karar verilmesi halinde, Mahkemece yapılan değerlendirmeyle bağlı olunmaksızın olması gerekenden hareketle istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. <br> Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemelerinin tüm yurtta görevlerine başladıkları 20/07/2016 tarihinden itibaren verilen kararlarda, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında olmadığına karar verilmesi hâlinde, dosyanın görev yönünden reddine karar verilerek istinaf incelemesinde görevli (ve yetkili) ilgili bölge idare mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren idare mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiğinden, bozma yönündeki karara katılmıyorum.</font></p></body></html>
ihale