<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2025/752 E.  ,  2025/1444 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2025/752<br>Karar No : 2025/1444 <br><br>DAVACI : ... Elektrik İnşaat Taahhüt A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVALI : ... Kurumu <br><br>DAVANIN KONUSU : <br>1. 31/12/2021 tarih ve 31706 6. Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 30/12/2021 tarih ve 10700 sayılı ve 31/12/2021 tarih ve 10708 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararlarının,<br>2. Söz konusu Kurul kararlarına istinaden düzenlendiği belirtilen ... tarih ve ..., ..., ..., ... numaralı dağıtım sistemi kullanım faturalarının,<br>iptali istenilmektedir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>30/12/2021 tarih ve 10700 sayılı ve 31/12/2021 tarih ve 10708 sayılı Kurul kararları 31/12/2021 tarih ve 31706 6. Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Davacı şirkete ait lisanssız elektrik üretim tesislerinde 2025 yılı Şubat ayında üretilen ve sisteme verilen elektrik enerjisine ilişkin olarak ... Elektrik Dağıtım A.Ş. (...) tarafından dağıtım sistem kullanım faturalarının düzenlenerek davacıya tebliğ edilmesi üzerine 30/12/2021 tarih ve 10700 sayılı ve 31/12/2021 tarih ve 10708 sayılı Kurul kararları ile söz konusu Kurul kararlarına istinaden düzenlendiği belirtilen dağıtım sistemi kullanım faturalarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USUL YÖNÜNDEN:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin, tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği, dava dilekçelerinin ve bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlıklı 5. maddesinde, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep - sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği; 14. maddesinin 3. fıkrasında, dava dilekçelerinin, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddedileceği kurala bağlanmıştır. <br>2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi yönünden yapılan inceleme;<br> Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. İlgililer tarafından açılan iptal davalarında iptali istenilen işlemin tarihi, sayısı ve varsa yazılı bildirim veya öğrenme tarihinin dava dilekçesinde belirtilmesi suretiyle davanın konusunun açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.<br> Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından dava dilekçesinin "Konu" ile "Netice ve Talep" kısımlarında dava konusu faturaların dayanağı olduğunu belirttiği 31/12/2021 tarih ve 10708 sayılı Kurul kararının iptalinin istenildiği, anılan Kurul kararının 01/01/2022-01/02/2022 tarihleri arasında uygulanan dağıtım bedellerine (28,2765 kr/kWh) ilişkin olduğu ve belirtilen dönemde uygulanmış olması nedeniyle 2025 yılı Şubat ayına ilişkin dava konusu dağıtım sistemi kullanım bedeli faturalarının dayanağı niteliğinde olmadığı, dava dilekçesinin "Açıklamalar" kısmında ise 10708 sayılı Kurul kararının 01/07/2024 tarihinden itibaren uygulandığı ve Kurul kararı eki tarife tablolarında dağıtım bedelinin 117,1606 kr/kWh olarak belirlendiğinin ifade edildiği, oysa 01/07/2024 tarihinden itibaren dağıtım bedelinin 117,1606 kr/kWh olarak belirlenmesine ilişkin olan ve dava konusu faturaların dayanağı niteliğindeki Kurul kararının 29/06/2024 tarih ve 32587 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarih ve 12719 sayılı Kurul kararı olduğu, bu durumun davacı tarafından dava konusu faturaların dayanağı niteliğindeki güncel dağıtım bedelinin belirlenmesine ilişkin 27/06/2024 tarih ve 12719 sayılı Kurul kararının mı, yoksa dava konusu faturaların dayanağı niteliğinde olmayan ve 01/01/2022-01/02/2022 tarihleri arasında yürürlükte kalan 31/12/2021 tarih ve 10708 sayılı Kurul kararının mı iptali istenildiği hususunda çelişki ve tereddüte yol açtığı, davacının açıklamalar kısmındaki iddiaları ile talep sonucunun uyumsuz olduğu görülmektedir.<br>Öte yandan, davacı tarafından 30/12/2021 tarih ve 10700 sayılı Kurul kararının da iptali istenilmiş ise de, anılan Kurul kararının 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler ve/veya ilgili şebeke işletmecisinden geçici kabule hazır tutanağı alan tesisler için geçici kabulün bu tutanağa istinaden yapılması halinde uygulanan dağıtım bedeli indiriminin kaldırılmasına ilişkin olduğu, bu nedenle anılan Kurul kararının davacıya uygulanmasının ön şartının sahibi olduğu tesislerin 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabulü yapılmış veya geçici kabule hazır tutanağı alınması olduğu, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan geçici kabul tutanaklarının ise 31/12/2017 tarihinden sonra düzenlendiği, dava dilekçesinde 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabule hazır tutanağı alındığı belirtilmekte ise de söz konusu tutanakların dilekçe ekinde yer almadığı, bu durumun davacının 10700 sayılı Kurul kararından ne şekilde etkilendiğine ilişkin çelişki ve belirsizliğe yol açtığı anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla, davacı tarafından hangi Kurul kararının iptalinin istenildiği ve 10700 sayılı Kurul kararının davacının menfaatini ne şekilde etkilediği hususunda tereddüt oluştuğundan, dava dilekçesinin "Konu", "Netice ve Talep" ile "Açıklamalar" kısımları tutarlı olacak ve tereddüde yol açmayacak şekilde belirtilen eksiklikler giderilerek, 10708 sayılı Kurul kararının mı yoksa dava konusu faturaların dayanağı niteliğindeki 12719 sayılı Kurul kararının mı iptalinin istendiğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmesi, ayrıca 10700 sayılı Kurul kararının davacının menfaatini ne şekilde ihlal ettiğinin açıklanması ve varsa 31/12/2017 tarihinden önce alınmış geçici kabule hazır tutanaklarının sunulması suretiyle karşı taraf sayısından bir fazla düzenlenerek imzalanmış dilekçelerle ya da Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden güvenli elektronik imza ile yeniden dava açılması gerekmektedir.<br> 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi yönünden yapılan inceleme;<br> 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1/c bendinde, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri arasında sayılmış; 2576 sayılı "Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun"un 1. maddesinde, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin bu Kanun'la verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş "genel görevli" mahkemeler olduğu belirtildikten sonra, 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla, ilk derecede Danıştay'da çözümlenecek olanlar dışındaki; iptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözümleyeceği kurala bağlanmıştır.<br> Belirtilen hükümlerden anlaşılacağı üzere, idari sözleşmelerden kaynaklanan iptal ve tam yargı davalarının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.<br> Bu çerçevede, iptali istenen Kurul kararları bakımından göreve ilişkin bir tereddüt bulunmamakla birlikte, davanın söz konusu Kurul kararlarına istinaden düzenlendiği belirtilen 2025 yılı Şubat ayına ait dağıtım sistem kullanım faturalarına ilişkin kısmı, ... ile imzalanan Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasından doğan bir uyuşmazlık olduğundan Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasının hukuki mahiyetinin tespiti bir ön mesele teşkil etmektedir.<br> Doktrinde ve yargı kararlarında, idari sözleşmeler, taraflarından en az birisi bir kamu tüzel kişisi olan ve bir kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin ve/veya özel hukuku aşan birtakım hükümler içeren sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır.<br> Bir sözleşmenin idari sözleşme mi yoksa özel hukuk sözleşmesi mi olduğunun tespiti noktasında iki ana kıstastan yola çıkılabileceği kabul edilmektedir. Bunlardan birincisi, ilgili sözleşmenin Kanun ile niteliğinin belirlenmesine; ikincisi ise, böyle bir belirlemenin bulunmaması halinde yargısal içtihatlar ile ortaya çıkan maddi ve organik şartların araştırılmasına ilişkindir.<br> Birinci kıstas açısından yapılacak değerlendirmede;<br> 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 3. maddesinde, Sistem Kullanım Anlaşması, bir üretim şirketi, tedarik lisansı sahibi şirket veya tüketicinin iletim sistemini ya da dağıtım sistemini kullanımına ilişkin genel hükümleri ve ilgili kullanıcıya özgü koşul ve hükümleri içeren anlaşma olarak tanımlanmıştır.<br> Mezkür Kanun'da Sistem Kullanım Anlaşmasının hukuki mahiyetine ilişkin açık bir nitelendirmeye gidilmediğinden, taraflar arasında imzalanan Sistem Kullanım Anlaşmasının nitelendirilmesinde ikinci kıstas açısından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.<br> İkinci kıstas açısından gerçekleştirilecek değerlendirmede ise, sözleşmenin tarafları, sözleşmenin konusu ve sözleşmenin özel hukuku aşan hükümler içerip içermediği hususlarının irdelenmesi gerekmektedir.<br> Bu çerçevede, ikinci kıstas açısından yapılacak değerlendirmeye gelince;<br> Elektrik enerjisine ilişkin faaliyetleri, temel olarak “üretim”, “iletim”, “dağıtım” ve “ticaret” başlıkları altında toplamak mümkün olup, hizmetin kesintiye uğramasının alternatif maliyetleri çok yüksek olduğu için bütün bu faaliyetlerin bir koordinasyon içinde yürütülmesi şarttır. Bu amaçla, 2001 yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (6446 sayılı Kanun'la başlığı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun şeklinde değiştirilmiştir.) ile, 2001 yılında kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek, enerji piyasasını düzenlemek ve denetlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulmuştur.<br> Elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuat ile ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini, “piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri” olarak sıralamıştır. Kanun'da elektrik enerjisi “iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından yürütülebileceği düzenlenmiş, diğer faaliyetlerde ise, kamu tüzel kişilerinin yanında, özel hukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesine katılabileceği öngörülmüştür. Elektrik piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özel ayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisans alınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilen yaklaşım, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile de sürdürülmüştür.<br> İkinci kıstas açısından yapılacak ilk değerlendirme sözleşmenin taraflarına ilişkindir. Bir sözleşmenin idari sözleşme olarak kabul edilebilmesi için taraflardan birinin kamu tüzel kişisi olması gerekmektedir. Kamu idareleri ve kamu kurumları, özellikle düzenleyici ve denetleyici kurumlar, birtakım idari işlemlerle kamu gücünü kullanarak özel hukuk kişileri arasında imzalanacak sözleşmelere müdahale edebilmekte, tip sözleşme ya da sözleşme maddesi belirleyebilmektedir. Ancak, idari bir otorite tarafından kamu gücü kullanılarak belirlenen tip anlaşma da olsa özel hukuk kişileri arasında imzalanan sözleşmenin taraflardan birinin kamu tüzel kişisi olması şartını taşımadığından idari sözleşme olarak kabulü mümkün değildir.<br> İptali istenen ve ... tarafından tesis edilen dağıtım sistem kullanım faturalarının, elektrik piyasasında dağıtım lisansı ile faaliyet gösteren ve özel hukuk tüzel kişisi olan OEDAŞ tarafından özel hukuk tüzel kişisi olan davacı şirket ile imzalanan Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması uyarınca düzenlendiği, taraflar arasındaki Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasının özel hukuk tüzel kişisi olan davacı şirket ile özel hukuk tüzel kişisi olan dağıtım şirketi arasında imzalandığı görüldüğünden her iki tarafı özel hukuk tüzel kişisi olan sözleşmenin idari sözleşme olarak kabulü mümkün değildir.<br> Öte yandan, ikinci kıstas açısından yapılan değerlendirme kapsamında sözleşmenin taraflarına ilişkin şartın, Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması taraflarının iki özel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle sağlanmadığı anlaşılmakla, diğer maddi şartlar olan sözleşmenin konusu ve sözleşmenin özel hukuku aşan hükümler içerip içermediği hususlarının irdelenmesine gerek görülmemiştir.<br> Bu itibarla, idari bir sözleşme olmayan Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasının uygulanmasından doğan uyuşmazlığın ancak adli yargı yerlerinde açılacak davaya konu edilebileceğinin açık olması karşısında, aynı dilekçeyle hem adli yargının görev alanına giren bir istemde bulunulduğu, hem de idari yargı yerlerinin görev alanına giren Kurul kararlarının iptali istemiyle dava açıldığı görüldüğünden, dava dilekçesi bu haliyle 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun bulunmamaktadır.<br> Bu durumda, davacı şirket tarafından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından tesis edilen Kurul kararlarının (yukarıda 3. madde yönünden yapılan inceleme kısmında belirtilen eksiklikler giderildikten sonra iptali istenilecek olan) iptali istemi için ayrı; ... tarafından tesis edilen dağıtım sistem kullanım faturalarının iptali istemi için ayrı dilekçelerle dava açılması gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-d maddesi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun şekilde düzenlenerek noksanları tamamlandıktan sonra verilecek dilekçe ile Danıştay'da yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DİLEKÇENİN REDDİNE,<br> 2. Aynı Kanun'un 15/5 maddesi hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede aynı yanlışlık yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin davacıya tebliğine,<br> 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta gideri avansından artan tutarın ve istemi halinde kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, 09/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

idari sözleşme