<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/3908 E.  ,  2023/8801 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2020/3908<br>Karar No : 2023/8801<br><br><br>DAVACILAR : … Finansal Kiralama A.Ş.'ye vekaleten, kendi adına asaleten Av. …<br><br>DAVALI : … Kurumu Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. …, Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı şirketin finansal kiralama faaliyet izninin "Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik"in 29. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iptaline ilişkin … tarihli ve … sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :<br>Davacılar tarafından, tebligatların yapıldığı tarihten önce ve sonra şirketin hep ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresinde faaliyet gösterdiği ve bu adreste faaliyet göstermeye devam ettiği, yine bu tarihler itibarıyla Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen usule ve hükümlere uygun olarak oluşturulmuş bir şirket yönetimi mevcut olmadığından bu tebligatları kanunen kabul edebilecek bir şirket yetkilisinin varlığından da söz edilemeyeceği, adli yargı yerlerinde şirkete karşı açılan davalarda verilen kararların da bunun göstergesi olduğu, bu nedenlerle yapılan tebligatların usulsüz olduğu ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI :<br>Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, adli yargıda açılan davalarda işlemin tesis edildiği tarihten çok sonra karar verilerek bu kararların Ticaret Sicil Gazetesinde ilân edildiği, bu nedenle alınan kararların hüküm ifade etmesi ancak ticaret sicilinde tescil ve ilânla mümkün olacağından davacıların şirkete yapılan tebligatları kabul edebilecek şirket yetkilisi bulunmadığı yönündeki iddiasına itibar edilemeyeceği, yapılan tebligatların iade edilmesinin ve şirkete Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğe intibak için 10.10.2009 tarihine kadar süre verilmesine rağmen bu tarihe kadar intibakla ilgili olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na herhangi bir belgenin ibraz edilmemiş olmasının, şirketin adresinde bulunmadığını gösterdiği, nitekim murakıplar ve Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapılan inceleme ve araştırmalarda şirketin adreste bulunmadığı ve aynı yerde başka kişilerin faaliyette bulunduğu yönünde tespitlere ulaşıldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : …<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı şirketin faaliyet izninin, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin 29'uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca iptaline ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun … tarih ve …sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br>5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 93'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde, "Bankalar ve finansal holding şirketleri ile diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatta yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin; kuruluş ve faaliyetlerini, yönetim ve teşkilat yapısını, birleşme, bölünme, hisse değişimini ve tasfiyelerini düzenlemek, uygulamak, uygulanmasını sağlamak, uygulamayı izlemek ve denetlemek" Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görev ve yetkileri arasında sayılmış; 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında ise, finansman şirketleri ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyetleri ile ilgili usul ve esasları düzenlemeye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun yetkili olduğu hükmüne yer verilmiştir.<br>Yukarıda metni yazılı 5411 sayılı Kanun ve 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenleme, uygulama, uygulamayı izleme ve denetleme yetki ve görevine sahip olduğu dikkate alındığında, Yönetmeliğin 29'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında yer alan "... Adres değişikliğini süresi içinde Kuruma bildirmeme ve yapılan yasal tebligata rağmen adresinde bulunmama ..." şeklindeki düzenleme kapsamında finansal kiralama şirketlerinin faaliyet izinlerinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından iptal edilebilmesi mümkündür. Ancak, Kurula tanınan bu yetkinin kullanılması, adres değişikliğini süresi içinde Kuruma bildirmeme ve yapılan tebligata rağmen adresinde bulunmamaya ilişkin her iki halin birarada, davalı idarece hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde somut olarak tespiti ile mümkün olacağı açıktır.<br>Anılan Kanunlar uyarınca çıkartılan ve 10 Ekim 2006 tarih ve 26315 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin 12'nci maddesinde, şirketlerin adres değişikliklerini değişiklik tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Kuruma bildirmelerinin zorunlu olduğu belirtilmiş; 29'uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, bu Yönetmeliğin 22'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile yasaklanan faaliyetlerde bulunan veya adres değişikliğini süresi içerisinde Kuruma bildirmeyen ve yapılan tebligata rağmen adresinde bulunamayan veya faaliyetlerine bir yıl süre ile kesintisiz ara veren şirketlerin faaliyet izninin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca iptal edileceği kuralı yer almıştır.<br>Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idarenin bağımsız denetim yapmaya yetkili kuruluşlar, sermaye artırımları ve iç kaynakların sermayeye ilave edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı yazısının iadeli taahhütlü olarak davacı şirketin "… Sokak … Plaza, K:…, D:… …/…" adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak bu tebligatın iade olduğu; yine davalı idare tarafından, Yönetmeliğin 12'nci ve 29'uncu maddeleri ile 13/04/2009 tarihli yazıya ilişkin tebligatın adreste bulunamama nedeniyle iade olduğundan bahisle düzenlenen davacı şirketin uyarılması niteliğindeki … tarih ve … sayılı yazının aynı adrese tebliğe gönderildiği, ancak yapılan bu tebligatın da iade olduğu; davacı şirketin adres değişikliğini süresi içerisinde bildirmemesi ve yapılan yasal tebligatlara rağmen adresinde bulunamaması neticesinde hiçbir şekilde irtibata geçilemediğinden bahisle faaliyet izninin iptaline ve kararın davalı idarenin internet sayfasında yayımlanması ile haftalık bülten aracılığıyla kamuoyuna duyurulmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı dava konusu kararın alındığı anlaşılmaktadır.<br>Bakılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesinin 04/06/2012 ve 27/09/2012 tarihli ara kararlarıyla davalı idareden … tarihli, … sayılı ve … tarihli, … sayılı yazıların şirketin adresinden taşındığı gerekçesiyle iade edilmesinin nedenini gösteren tebliğ alındılarının birer örneğinin gönderilmesinin istenildiği, ancak davalı idare tarafından iadeli taahhütlü kayıtlı posta gönderilerine ait evraklar ile yapılan tebligata ilişkin PTT'nin internet sayfasından alınan "iade" kaydını taşıyan belgelerin gönderildiği; kayıtlı posta gönderilerine ilişkin evraklar üzerinde davacı şirketin adresinde bulunmama nedenine ilişkin bir şerhin yer almadığı ve davacı şirketin adresini değiştirdiği ve bu durumu Yönetmeliğin 12'nci maddesinde belirtilen süre içerisinde davalı idareye bildirmediğine ilişkin somut bir bilgi ve belgenin de dava dosyasına ibraz edilemediği görülmektedir.<br>Öte yandan, davacı şirketin adresinde bulunamadığına ilişkin tespitlerin ise, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonraki ifadelere dayandırıldığı, bu ifadelerde geçen tarihlerin ise, tebligatların yapıldığı ve işlemin tesis edildiği tarihi kapsamadığı; ayrıca, davacı şirketin 27/09/2012 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilânda yer alan adresinin halen "…Sokak … Plaza K:… D:… …/…" olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; davacı şirkete dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce yapılan tebligatlarda şirketin adresinde bulunamadığı ve adresini değiştirdiği yönünde bir tespitin yapılmadığının anlaşılması ve 27/09/2012 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ilânda yer alan şirket adresi dikkate alındığında, davacı şirketin adres değişikliğini süresi içerisinde bildirmediği ve adresinde bulunamadığı hususunun davalı idarece somut olarak ortaya konulamaması nedeniyle usulsüz olarak yapıldığı sonucuna varılan tebligatlara dayalı olarak faaliyet izninin iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onyedinci Dairesinin 29/09/2015 tarih ve E:2015/5867, K:2015/3599 sayılı dava konusu işlemin iptaline dair kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2019 tarih ve E:2019/1398, K:2019/6354 sayılı kararıyla bozulması üzerine, davalı idarece öne sürülen süre itirazı yerinde görülmeyerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Dava; davacı şirketin finansal kiralama faaliyet izninin "Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik"in 29. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iptaline ilişkin … tarihli ve … sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br> Danıştay (Kapatılan) Onyedinci Dairesinin 29/09/2015 tarih ve E:2015/5867, K:2015/3599 sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. <br>Anılan kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 14/11/2018 tarih ve E:2016/1944, K:2018/4688 sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir. Bilahare davalı idare tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 11/12/2019 tarih ve E:2019/1398, K:2019/6354 sayılı kararıyla; karar düzeltme isteminin kabulü ile Kurulun onama kararının kaldırılmasına ve Daire kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesi, 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulu'nca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi, 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.<br>Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>İlgili Mevzuat:<br>5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 93. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Bankalar ve finansal holding şirketleri ile diğer kanunlarda ve ilgili mevzuatta yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin; kuruluş ve faaliyetlerini, yönetim ve teşkilat yapısını, birleşme, bölünme, hisse değişimini ve tasfiyelerini düzenlemek, uygulamak, uygulanmasını sağlamak, uygulamayı izlemek ve denetlemek" Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görev ve yetkileri arasında sayılmış; <br>90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, finansman şirketleri ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyetleri ile ilgili usul ve esasları düzenlemeye yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Anılan Kanunlar uyarınca çıkarılan ve 10/10/2006 tarih ve 26315 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde, şirketlerin adres değişikliklerini, değişiklik tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Kuruma bildirmelerinin zorunlu olduğu belirtilmiş; 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, bu Yönetmeliğin 22. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile yasaklanan faaliyetlerde bulunan veya adres değişikliğini süresi içerisinde Kuruma bildirmeyen ve yapılan tebligata rağmen adresinde bulunamayan veya faaliyetlerine bir yıl süre ile kesintisiz ara veren şirketlerin faaliyet izninin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca iptal edileceği kuralı yer almıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>5411 sayılı Kanun ve 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenleme, uygulama, uygulamayı izleme ve denetleme yetki ve görevine sahip bulunmaktadır. Bu yetki ve görev kapsamında çıkarılan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin 29. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca, "adres değişikliğini süresi içinde Kuruma bildirmeme ve yapılan yasal tebligata rağmen adresinde bulunmama" kapsamında finansal kiralama şirketlerinin faaliyet izinleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından iptal edilebilecektir.<br>Dosyanın incelenmesinden; davalı idarenin, … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı yazıları ile … tarih ve … sayılı dava konusu kararın davacı şirketin "… Sokak … Plaza K:… D:… …/…" adresine tebliğe çıkarıldığı, bu tebligatlar iade olmakla birlikte, davacı şirkete farklı tarihlerde birden fazla tebligat yapıldığı dikkate alındığında, davacı şirketin tebligat tarihleri itibarıyla adresten ayrıldığı ve adresinde bulunamadığı ve tebligat evrakı üzerine iade nedeni yazılmamış olsa bile tebligatların belirtilen nedenle iade edildiği açık olup, tebligat tarihleri itibarıyla davacı şirket adresinde faaliyet gösteriyor olsa idi bahsi geçen yazıların davacı şirkete tebliğ edilebileceği sonucuna varılmaktadır.<br>Bunun yanı sıra dava konusu kararın alındığı tarihten sonra, davacı şirkete ait işyerinde yapılan araştırmalar neticesinde düzenlenen tutanaklar ve raporlarda da, davacı şirketin adresten ayrıldığının ve adresinde bulunmadığının tespit edildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde, davacı şirketin faaliyet izninin, adres değişikliğini süresi içerisinde bildirmediği ve yapılan tebligata rağmen adresinde bulunamadığı gerekçesiyle iptaline ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, <br>3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen temyiz ve karar düzeltme aşamalarındaki toplam … TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

iadeli