<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/12753 E.  ,  2025/11559 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/12753<br>Karar No : 2025/11559<br><br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU :Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, kanun hükmünde kararname hükümlerine dayanılarak meslekten çıkarma kararı verilemeyeceği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı ve somut isnatta bulunulmadığı, adil yargılanma hakkı ve cezaların kanuniliği ilkesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. ve 7. maddelerinin ihlal edildiği belirtilerek, meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararıyla; dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiş olup, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı kararıyla temyize konu karar bozulmuştur.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.<br>Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararın iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolunda verilen 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan kararın iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme'' ve ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor.No..., K:... sayılı kararıyla "anılan suçların işlendiğine dair kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediğinden müsnet suçlardan dolayı ayrı ayrı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına" karar verilmiş ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br><br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme'' ve ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor.No:..., K:... sayılı kararıyla "anılan suçların işlendiğine dair kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediğinden müsnet suçlardan dolayı ayrı ayrı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına" karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararda;<br>Davacının kendi beyanları yönünden; davacı tarafından, 2007-2008 yıllarında bütün arkadaşlarının da çocuklarını gönderdiğini belirterek kendi çocuklarını örgüte müzahir dersaneye gönderdiğinin ifade edildiği, davacının bu beyanlarının aksini ortaya koyabilecek ve çocuklarını FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı dersaneye göndermesinin örgütsel saiklerle yapıldığına ilişkin somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dosyaya sunulmadığı, davacının çocuklarını örgüte müzahir dersaneye göndermesinin eğitim-öğretim saiki dışında örgütsel bir amaçla olduğunu ortaya koyan somut bir bilgi belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşıldığından, davacının çocuklarını örgüte müzahir dersaneye gönderdiği ilişkin kendi beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının oğlu hakkında soruşturma olduğu bilgisi yönünden, davalı idarece dosyaya sunulan ve davacının oğlu ve kızına yönelik olan tanık ifadeleri ile oğlu hakkında soruşturma bulunduğuna yönelik tespitte, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği, davacının çocuklarına ilişkin olan tanık beyanları ile oğlu hakkında soruşturma bulunduğuna ilişkin tespitin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacının yurt dışı çalışma ziyaretinde görevlendirilmiş olması yönünden, davalı idarece, davacının FETÖ/PDY iltisaklı/irtibatlı yargı mensuplarının HSYK'da etkin oldukları dönemde yurt dışı çalışma ziyaretinde görevlendirilmiş olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu çalışma ziyaretine ilişkin bilgi ve belgelerin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı, söz konusu görevlendirmenin örgütsel amaçlar gözetilerek yapıldığını ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının çalışma ziyareti kapsamında üç günlük süreyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gönderilmiş olması hususunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacıyla ilgili ihbar/şikayet bilgisi yönünden, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakı noktasında somut bir tespit ve/veya bilgi içermeyen şikayet ve ihbar dilekçelerinin, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; ayrıca, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 26/10/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 23/12/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı dosyası kapsamında verilen soruşturma iznine istinaden Teftiş Kurulu Başkanlığınca tamamlanan soruşturma evrakının ikmalen Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesine gönderildiği, Birinci Daire tarafından da Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderilerek burada ...esasa kaydedildiği ve derdest olduğu, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın da davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>Diğer hususlar yönünden, Dairelerinin ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 08/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan tespitler yönünden, davalı idarece, HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen rapordan bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelere ilişkin somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı gibi, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle ve kapatılan Dernek ile görüşmesinin bulunması iddiasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br> Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyasında yapılan 26/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 19/04/2022 tarih ve E:2018/854, K:2022/2361 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı kararıyla;<br>"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br>Davacının, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen... tarihli sorgulama tutanağında; "...Benim 3 tane büyük çocuğum vardır, 3'ü de üniversite mezunudur, E. isimli kızım daha önce çalıştığım Biga ilçesinde devlet okulunda okudu, ancak şuan isimlerini hatırlayamıyorum, Konya iline geldikten sonra Kız Lisesi denilen Atatürk Kız Lisesin'de liseyi okudu, önce Selçuk Üniversitesinde 2 yıllık muhasebe bölümünde okuyup bitirdi, sonrasında Trabzon'daki Karadeniz Teknik Üniversitesinde Maliye bölümünde 1,5 yıl okudu okulu bitiremedi, Konya iline geri döndü, şuan da açık öğretim de Öğrenim görüyor, oğlum M. ise yine Biga'da devlet okullarında okudu, sonrasında Konya'ya gelince oğlumda eski ismi kız lisesi olan Atatürk Kız Lisesinde liseyi bitirdi, üniversiteyi ise İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesinde özel olarak okudu ve mezun oldu, şuan Konya ilinde avukatlık stajı yapıyor, 3. çocuğum Z. ise ilköğretim 8 yıla çıktığından Biga ilçesinde başladı, sonra Konya Karma Ortaokulunda bitirdi, lise yıllarında ise herkes çocuğunu Güventaş Lisesine gönderdiği için bende oraya gönderdim, orası Özel bir kız lisesiydi, liseyi orada bitirdi, sonrasında İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde Eğitim Fakültesi PDR bölümünden mezun oldu, bu üniversite özel olup İlim Yayma Cemiyetine aittir, E. isimli kızım ile M. isimli oğlum bütün arkadaşların çocuklarını gönderdikleri Konya ilindeki Sabah Dershanesine gittiler, kızım Z. ise ... isimli dershaneye gitmişti..." yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.<br>Hâkim adayı olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan G.Y.'nin, Adalet Bakanlığı Müfettişliğince düzenlenen 07/11/2016 tarihli tanık ifade tutanağında, "...2010 yılında KATÜ Hukuk Fakültesini kazandım... Üniversiteyi kazanınca beni önce yapıya ait evde kalmam için yönlendirdiler ama ben evin şartlarını kabul etmedim ve yurtta kalmak istedim. Kayıt sırasında bir servis aracıyla şuan ismen hatırlamadığım abla sıfatlı birisi bizi yurda götürdü. Götürüldüğüm yurt ... Kız Öğrenci Yurduydu. Ben bu yurtta 4 yıl kalıp mezun oldum... Hatırladığım ablalar ise H.B., E.R. [davacının kızı] , E.Y., H.K., E.A., Z.G., D.Ö. ve B.Ş. isimli kişilerdir... E.R.[davacının kızı]; Kendisi Urfa veya o civardan biriydi. Kendisinin babası hakimdi. E.'nin kardeşi de İstanbul veya Marmara Üniversitesinde hukuk okuyordu. E. ise Maliye bölümünde öğrenciydi. E. yapıya bağlı biriydi. E. ile iki yıl yurtla kaldık diye hatırlıyorum. Hakkında başka bilgim yoktur. Şuan nerede ne iş yaptığını bilmiyorum..." yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.<br>İfadesine başvurulan M.T.'nin, ... İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 11/06/2020 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "...2015 yılı Yaz ayı itibari ile benim İstanbul iline atamam yapıldı. Aynı şekilde Hakim Savcı adaylarının kaldıkları evlerden sorumluluk verildi... Ben İstanbul ilinde 3 evden sorumlu idim. Burada kalan Hakim ve Savcılık sınavlarına hazırlanan Hukuk öğrencilerinin kaldıkları evlerin giderleri, ihtiyaçları, öğrencilerin, dini ve yapı içerisindeki sorumluluklarını takip edecektim. Sorumluluğumda bulunan evler ve kalan öğrenciler şu şekildedir;1- Ev= Kartal’da bulunuyordu. Evde kalan öğrenciler; E.T., M.Ş.T., M.R. [davacının oğlu], S.A. isimli şahıslar..." şeklinde beyanlarda bulunduğu, aynı tarihli Tespit Tutanağında davacının oğlu M.R.'yi teşhis ettiği görülmüştür.<br> Temyize konu Daire kararında, davacının çocuklarına ilişkin olan ve yukarıda ayrıntısına yer verilen tanık beyanları ile oğlu hakkında soruşturma bulunduğuna ilişkin tespit ile dosyadaki mevcut deliller, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının oğlu hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan yargılama neticesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, "davacının oğlunun üniversite öğrenimi sırasında cemaat evlerinde kaldığı, ev abiliği görevini üstlendiği, ... kod adını kullandığı ve 2015 yılında hakimlik ve savcılık sınavı çalışma evlerinde kaldığı, müsnet suçtan hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra örgütle olan irtibatı, faaliyetleri ve bildiği örgüt mensupları ile ilgili samimi bilgiler verdiği ve ev abiliği dışındaki hususları doğruladığı" belirtilmiş, örgüte ait evlerde kalma konusunda aynı kararda yer alan davacının oğlunun savunmasında "muhafazakar bir aile yaşantısına sahip olduğum için o dönem ailemin istek ve telkinleriyle onların evlerinde kaldım ancak daha sonra gerçek yüzlerini net bir şekilde gördüm" ifadelerini kullandığı görülmüştür.<br>Bu bakımdan, davacının oğlunun gerek üniversite döneminde gerek sonrasında örgüt evlerinde ve sınava hazırlık evinde kalmasının "ailesinin istek ve telkini sonucu" olduğuna yönelik beyanı ile bu beyanı destekleyici nitelikte olan davacının çocuklarını 2007-2008 yıllarında örgüte müzahir dersaneye gönderdiğine yönelik kendi beyanı ile davacının çocuklarının örgüte ait yurt ve evlerde kaldıklarına yönelik tanık beyanlarının bir arada değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....<br>... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/03/2025 tarih ve E:2023/29, K:2025/595 sayılı bozma kararında; davacının oğlunun gerek üniversite döneminde gerek sonrasında örgüt evlerinde ve sınava hazırlık evinde kalmasının "ailesinin istek ve telkini sonucu" olduğuna yönelik beyanı ile bu beyanı destekleyici nitelikte olan davacının çocuklarını 2007-2008 yıllarında örgüte müzahir dersaneye gönderdiğine yönelik kendi beyanı ile davacının çocuklarının örgüte ait yurt ve evlerde kaldıklarına yönelik tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br>Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br>1.DAVANIN REDDİNE,<br>2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>

harç