<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/12752 E. , 2025/10858 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/12752<br>Karar No : 2025/10858<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ... <br> <br>DAVALI : ... Kurulu / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Hakkında herhangi bir disiplin soruşturması bulunmadığı, meslekten çıkarılmasına dair kararda kişiselleştirme yapılmadığı, binlerce hakim ve savcı hakkında aynı gerekçe ile meslekten çıkarılmalarına karar verildiği, hakkında hiçbir somut delilin ortaya konulmadığı, dava konusu işlemin gerekçesinde yer verilen olay ve anlatımlarla hukuki ve fiili hiçbir bağlantısının olmadığı iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/10/2022 tarih ve E:2017/670, K:2022/7010 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük hakların iadesi istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436 ; K:2025/856 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesiyle , parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br><br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.<br>Açıklanan nedenlerle, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararın iptali yolunda verilen 17/10/2022 tarih ve E:2017/670, K:2022/7010 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/670, K:2022/7010 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun... ...sayılı kararıyla reddedilmiştir. <br>Bunun üzerine, yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle incelenen dava açılmıştır.<br> Öte yandan, silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediğinden bahisle yapılan ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca, davacının anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile feragat nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, UYAP sisteminde yapılan incelemelerden, anılan kararın 25/10/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/670, K:2022/7010 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/670, K:2022/7010 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br><br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br><br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediğinden bahisle yapılan ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca, davacının anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br><br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 17/10/2022 tarih ve E:2017/670, K:2022/7010 sayılı kararda; <br>Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu yönünde somut herhangi bir bilgi ve veri içermemesi nedeniyle davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br>Davacı hakkındaki ankesör/büfe sorgu raporu yönünden, davacı adına kayıtlı olan GSM hattına ilişkin aranma kaydının "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil arama olduğu, bu haliyle Yargıtay ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık/periyodik arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı, ayrıca her ne kadar tekil aranma kaydı bulunmakta ise de, bu aranma kaydının örgütsel mahiyetli olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı,<br>Asya Katılım Bankası hesabı yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabının 2008 yılında açılması ve söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere herhangi bir hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması karşısında, davacının Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Davacının O.A. isimli kişi ile arasında para transferinin bulunması yönünden, davalı idare tarafından, davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğundan bahisle hakkında soruşturma yürütülen O.A. isimli kişiyle para transfer ilişkisinin bulunduğunun MASAK tarafından düzenlenen Raporla tespit edilmiş olmasının, davacının örgütle irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, davacının O.A. isimli şahsın avukat olan eşine vermiş olduğu vekaletname örneğini dosyaya sunduğu ve para transferinin bir kere olmak üzere 500,00 TL ile sınırlı olduğu dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, gerçekleştirilen para transferinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge de sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>Davacının evinde ve işyerinde yapılan aramada ele geçirilen liste ve kartvizit yönünden, sözde bağımsız olarak lanse edilen örgüt destekli adayların isimlerinin bulunduğu liste ve yine hakkında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında soruşturma bulunan şahsa ait kartvizitin bulunması hususunun davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, anılan belgelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,<br>İnceleme izni verilmesi kararına HS(Y)K eski üyesi Ş.I. ve A.B.'nin muhalif kalması yönünden, davacı hakkında inceleme izni verilmesine yönelik kararda, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski Üyesi Ş.I ve A.B.'nin örgütsel dayanışma içerisinde ve örgütsel saiklerle hareket ederek muhalif kaldığına yönelik olarak dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,<br>Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 08/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, <br>Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,<br> Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/670, K:2022/7010 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br> Avukat olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.A.'ya ait, 29/08/2019 tarihli bilgi alma tutanağında, "...örgüte ait öğrenci evinde kaldım. Bu evde N.T. (ev abisi, Marmara Üniversitesi Hukuk bölümünde okuyordu, Erciş’li), İ.K. (Marmara Üniversitesi Hukuk bölümünde okuyordu, Çorumlu), Ş. (Sakarya’lı), M. (Marmara Üniversitesi kimya bölümünde okuyordu), Y.G. (Marmara Üniversitesi hukuk bölümünde okuyordu, Mersin’li) isimli öğrenciler kalıyordu. İ.'nin arkadaşı H.T.A (Marmara Üniversitesi hukuk bölümünde okuyordu) ara sıra bu eve gelirdi. ..., A.Ö. (fakültede örgüte yakın kişilerle ilgili somut bilgi verebileceğini düşünüyorum, Üsküdar Acıbadem’de bulunan ve genellikle Marmara Hukuk’ta okuyan öğrencilerin kaldığı bir yurt olduğunu ve bu yurtta bir yemek davetine çağırdıklarını hatırlıyorum. Daveti kimin yaptığını net hatırlamıyorum ancak A. bu gruptakilerle arkadaş gibi olduğu hatırımda kalmıştır), İ.İ. (Bir dönem öğrenci temsilciliği yaptı), ..., Y.A. (örgütün bekar evinde kaldığım ve bir ara Ankara’da hakimlik sınavlarına hazırlandığım ancak kazanamadığı için İstanbul’da Avukatlık yaptığını, kardeşinin savcı gibi bir görevde olduğunu anlatmıştı, ... marketin arkasında evi vardı) bu kişilerin doğrudan örgütsel bir etkinliğine şahit olmadım ancak örgüt üyesi olduğunu biliyorum." şeklinde davacının örgüt üyesi olduğunu bildiği yönünde net beyanda bulunulmuş ve üniversite hayatı boyunca örgütle ilgisi olduğunu bildiği kişiler hakkında ayrıntılı bilgiler verilerek, 201 kişinin fotoğrafı içinden davacı teşhis edilmiştir.<br> Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince yapılan inceleme ve soruşturma kapsamında alınan, davacının 13/02/2017 tarihli savunmasında yer alan, "...2014 HSYK seçimi çalışmaları sırasında A.N.G.'nin de yanında bulunan heyet ve Siirt Cumhuriyet Savcısı S.Z.K. ile birlikte Siirt Adliyesindeki hakim ve savcıları bizzat ziyaret ettikleri, bu kapsamda kendisini de ziyaret ettikleri, A.N.G.'nin Türkiye Adalet Akademisindeki hakimlik eğitimi döneminde eğitim merkezi müdürü olması ve mesleki nezaket kuralları gereğince Başsavcı A.A.'ya yapılan ziyarette kendisinin de heyetle birlikte bulunduğu, seçim zamanı gelince terör bölgesi olan Siirt ilini bizzat ziyaret eden, hatta seçimin yapıldığı ekim ayında yaşanan Kobani olayları olarak bilinen terör olaylarına ve bu terör olayları nedeniyle ilan edilen sokağa çıkma yasaklarına rağmen bizzat gelerek Siirt Adliyesini ziyaret eden adaylara öncelik vererek oy kullandığı, oy verirken herhangi bir amaç ve sahih gütmediği, 8 tane YBD adayına, 3 tane de bireysel olarak seçime girdiğini düşündüğü bağımsız adaya oy verdiği, suçlamaları kabul etmediği" şeklindeki beyanından davacının bağımsız adaylara oy verdiğini kabul ettiği anlaşılmaktadır. <br>Davacı hakkında inceleme izni verilmesine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve ... sayılı kararına, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu tespit edilerek 667 sayılı KHK kapsamında meslekten çıkarılan eski HS(Y)K üyeleri Ş.I. ve A.B.'nin muhalif kaldığı görülmüştür.<br>Temyize konu Daire kararında, dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadesi, davacının 3 oyunu bağımsız adaylara verdiği yolundaki kendi beyanı ile davacı hakkında inceleme izni verilmesine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin kararlarına eski HS(Y)K üyeleri Ş.I. ve A.B.'nin muhalif kalması hususlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. " yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br><br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2025 tarih ve E:2023/2436, K:2025/856 sayılı bozma kararında; davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadesi, davacının 3 oyunu bağımsız adaylara verdiği yolundaki kendi beyanı ile davacı hakkında inceleme izni verilmesine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin kararlarına eski HS(Y)K üyeleri Ş.I. ve A.B.'nin muhalif kalması hususlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br> 1. DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama gideri ile, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının ve temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan...TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, <br>3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br> 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>
harç