<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/10852 E. , 2025/11560 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2025/10852<br>Karar No : 2025/11560<br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ...Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatının bulunmadığı, dava konusu kararda somut delillerin ve gerekçenin gösterilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, meslekten çıkarılmasına dair kararın ölçülü bir tedbir olmadığı, kimsenin işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı, OHAL dönemlerinde çıkarılan KHK'lar ile yalnızca OHAL süresince ve OHAL'in gerekli kıldığı konularda düzenlemelerin yapılabileceği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Danıştay 5. Dairesinin 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararıyla, " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise ortaya koyacak yeterlilikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarihli ve E:2024/2749,K:2024/3544 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararın iptali yolunda verilen 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dairemizin 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; <br> Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br>23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E...K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir. Anılan kararın istinaf edilmeden 03/07/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Dairemizin 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:<br>1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.<br>2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.<br>3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.<br>4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br>Dairemizin 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;<br> 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.<br>2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.<br>Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br>Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. <br>Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. <br>Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararda;<br>Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden tanık ifadelerinde; davacının, gümrük görevlileri ve emniyet mensuplarının da dahil olduğu kamuoyunda paralel yapılandırma olarak adlandırılan FETÖ isimli bir oluşum içerisinde yer alıp zaman zaman toplantılar yaparak gümrükte ticaret yapan şirketlere yönelik usulsüz işlemler yapıp yapmadığı hususunda görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı ancak bu şekilde bir oluşumun olduğu ve davacının paralel yapıya mensup olduğu yönünde adliyede söylentiler olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu tanık ifadelerinin duyuma ve kanaate dayalı olduğu, davacının örgütle bağlantısına yönelik somut bir herhangi bir ifadeye yer verilmediğinin görüldüğü,<br>Netice itibarıyla, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgi içermeyen söz konusu tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br>Davacıyla ilgili ihbar/şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu hükümlerine göre yürütülen disiplin soruşturması sonucunda Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesini... tarih ve E..., K:... sayılı kararı ile davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının bu kararın iptaline karar verilmesi istemiyle Dairelerinin E:2023/1883 sayısına kayıtlı olarak açtığı davada, 06/06/2024 tarih ve 2024/9359 sayılı kararıyla, anılan kararın zaman aşımı yönünden iptaline karar verildiği anlaşılmakla, söz konusu soruşturma ile ihbar ve şikayet dilekçelerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı<br>Öte yandan, Dairelerince yapılan 27/05/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 05/10/2021 tarihli cevapta da, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) dosyasında meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiş ise de; Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığı, diğer yandan aynı Dairenin ... esas sayılı dosyasında... tarih ve K:... sayılı kararla meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilen davacının, bu karara karşı yaptığı yeniden incelenme talebinin reddine dair aynı Dairenin 18/01/2022 tarih ve K:2022/84 sayılı kararına yönelik itirazın Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve K:... sayılı kararı ile kabulüne, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve K:... sayılı kararının davacı yönünden kaldırılmasına ve müsnet eylemler nedeniyle ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği görüldüğünden, söz konusu soruşturmaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br>İnceleme izni verilmesine yönelik kararlara HS(Y)K eski üyelerinin muhalif kalması yönünden, davacı hakkında inceleme izni verilmesi hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına ilişkin kararlarda, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski Üyesi Ş.I., A.B. ve K.T.'nin örgütsel dayanışma içerisinde ve örgütsel saiklerle hareket ederek muhalif kaldığına yönelik olarak dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Para transferi yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca düzenlenen 05/11/2015 tarihli raporun incelenmesinden; davacı tarafından 10/06/2011 tarihinde O.E. isimli şahsa toplamda 531,00 TL para transferi gerçekleştirdiğinin görüldüğü,<br> 27/05/2021 tarihli ara kararı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK), davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların bir örneğinin (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenildiği, söz konusu ara kararına Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından verilen 29/09/2021 tarihli cevap dilekçesi ve eki CD'nin incelenmesinden, davacının 10/06/2011 tarihinde O.E. isimli şahıstan İzmir ili, Torbalı ilçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı mesken nitelikli bir taşınmazı satın aldığının görüldüğü,<br>Netice itibarıyla, davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğundan bahisle hakkında soruşturma yürütülen kişiyle para transfer ilişkisi bulunduğunun Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca düzenlenen raporla tespit edilmiş olmasının, davacının örgütle irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, dava dosyasına, davacı tarafından gerçekleştiren para transferinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,<br>Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler yönünden, salt davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan iddianame düzenlenmiş ve düzenlenen iddianame sonrası... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayısına kayden kamu davası açılmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine masumiyet karinesi gereğince olanak bulunmadığı,<br> Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... K:...sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği, bununla birlikte, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyası kapsamında yapılan tespitler ile anılan davanın açılmasının dayanağı iddianamede yer verilen tespitler davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,<br> Netice itibarıyla, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitlerin, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak kabulüne olanak bulunmadığı,<br> Davacının eşinin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması yönünden, davacının eşi Y.K.G. hakkındaki tespitlerde ve Y.K.G. tarafından açılan ve Dairelerinin E:2017/6790 sayısına kayıtlı dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği anlaşıldığından, davacının eşi Y.K.G.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,<br> Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyasında yapılan 27/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.<br>Dairemizin 06/06/2024 tarih ve E:2016/12166, K:2024/9358 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı kararıyla;<br>"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;<br> Davalı idarece, davacının eşi Y.K.G'nin hakim/savcı iken FETÖ/PDY örgütüyle irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verildiği ileri sürüldüğünden, Kurulumuzca davacının eşi ile ilgili durumun değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler :<br>FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur.<br> Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir.<br>Sonuç itibarıyla, FETÖ'nün örgütsel amaçlarını tam bir gizlilik içerisinde gerçekleştirebilmesi için eşlerin de örgüt mensubu olmasına, örgüte bağlılık göstermesine ve hizmet etmesine özel önem verildiği anlaşılmaktadır. <br>Davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç :<br>Davacının en yakını konumunda olan eşinin, ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedildiği anlaşılmaktadır.<br>Davacının eşi tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2017/6490, K:2020/5966 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu, Kurulumuzun 26/12/2024 tarih ve E:2021/2563, K:2024/3543 sayılı kararıyla reddedilerek anılan karar kesin olarak onanmıştır.<br>Davacının durumunun değerlendirilmesi :<br>Hakim ve savcılar açısından sadakat yükümlülüğü, "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin 2.5. ve 3.2. maddeleri ile AİHM kararlarında belirtildiği üzere, yargıya olan güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için hakim ve savcıların "bağımsız ve tarafsız olmaları" kadar, "bağımsız ve tarafsız görünmeleri" de önem taşımaktadır (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, 28/06/1984, Seri A No. 80, § 40, paragraf 78; D.N./İsviçre, Başvuru No. 27154/95, 29/03/2001, paragraf 41-46 ve 48-57). Nitekim yargı mercilerinin ve bu mercilerde görev yapan hakim ve savcıların, davaya taraf olanlar ve kamuoyu nezdinde güven uyandırmaları ve bu bağlamda bağımsızlık ve tarafsızlıklarından en ufak bir kuşku duyulmasından kaçınmaları gerekmektedir.<br>Bu durumda, FETÖ'nün yukarıda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının <br>aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu yönündeki yargı kararı da dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin durumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>Ayrıca, yargı mensubu olan H.K. isimli şahsa ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 20/10/2015 tarihli tanık ifade tutanağında, "......'in, gümrük görevlileri ve emniyet mensuplarının da dahil olduğu kamu oyunda paralel yapılandırma olarak adlandırılan FETÖ isimli bir oluşum içerisinde yer alıp zaman zaman toplantılar yaparak gümrükte ticaret yapan şirketlere yönelik usulsüz işlemler yapıp yapmadığı hususunda görgüye dayalı bilgim yoktur. Ancak bu şekilde bir oluşumun olduğu ve ...'in paralel yapıya mensup olduğu yönünde adliyede söylentiler olmuştu. Bu söylentilerden maksadım 5 Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında Avukat M.A. duruşma safahatında bunu dile getiriyordu...";<br>Yargı mensubu olan M.Y. isimli şahsa ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 20/10/2015 tarihli tanık ifade tutanağında, "......'in, gümrük görevlileri ve emniyet mensuplarının da dahil olduğu kamu oyunda paralel yapılandırma olarak adlandırılan FETÖ isimli bir oluşum içerisinde yer alıp zaman zaman toplantılar yaparak gümrükte ticaret yapan şirketlere yönelik usulsüz işlemler yapıp yapmadığı hususunda görgüye dayalı bilgim yoktur. Ancak bu şekilde bir oluşumun olduğu ve ...'in paralel yapıya mensup olduğu yönünde adliyede söylentiler olmuştu. Ama şunda bu söylentilerin nerden ve kimden geldiğini hatırlamıyorum. Hatta burdan tayin olmadan önce Cumhuriyet Savcısı ... yanıma gelerek, kendisi hakkında paralel yapı mensubu olduğuna bir takım söylentiler olduğunu ancak o yapıdan olmadığına dair bana beyanlarda bulunmuştu...";<br>Yargı mensubu olan M.Y. isimli şahsa ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 21/10/2015 tarihli tanık ifade tutanağında, "... ...'in, gümrük görevlileri ve emniyet mensuplarının da dahil olduğu kamu oyunda paralel yapılandırma olarak adlandırılan FETÖ isimli bir oluşum içerisinde yer alarak zaman zaman toplantılar yapıp gümrükte ticaret yapan şirketlere yönelik usulsüz işlemler yapıp yapmadığı hususunda görgüye dayalı bilgim yoktur. Ancak bu şekilde bir oluşumun olduğu ve ...‘in, emniyet ve gümrükteki görevlilerle birlikte hareket ettiklerine dair Yeni Şafak ve ismini hatırlamadığım bazı gazetelerde yazılardan okumuştum. Ancak bu haberlerin doğruluğunu bilemiyorum...." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.<br>Davacı hakkında inceleme izni verilmesine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve... sayılı; ... tarih ve ...sayılı;... tarih ve ...sayılı kararlarına, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu tespit edilerek 667 sayılı KHK kapsamında meslekten çıkarılan eski HS(Y)K üyeleri Ş.I., A.B. ve K.T.'nin muhalif kaldığı görülmüştür.<br>Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının eşinin durumu ve hakkındaki tanık beyanları ile davacı hakkında inceleme izni verilmesine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesinin kararlarına eski HS(Y)K üyeleri Ş.I., A.B. ve K.T.'nin muhalif kalması hususlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. <br>Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2024/2749, K:2024/3544 sayılı bozma kararında; davacının eşinin durumu ve hakkındaki tanık beyanları ile davacı hakkında inceleme izni verilmesine yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin kararlarına eski HS(Y)K üyeleri Ş.I., A.B. ve K.T.'nin muhalif kalması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br>Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,<br>1.DAVANIN REDDİNE,<br>2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>
harç