<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/43 E. , 2025/160 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2022/43<br>Karar No : 2025/160<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI)...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2-(DAVALI) ... Başkanlığı/...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesini... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından ihbarı nedeniyle hak kazandığı ihbar ikramiyesinin ödenmemesi nedeniyle yapmış olduğu başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine Menkul ve Gayrimenkul Emval ve Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiyelere dair 1905 sayılı Kanun uyarınca eksiksiz tazmini için fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL'nin tazmini istemiyle açılan davada,...Vergi Mahkemesinin E:... esasına kayıtlı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporuna göre tespit edilen ikramiye tutarının ödenmeyen kısmı (ıslah sonucu 208.453,14-TL) ayrıca sözü edilen Mahkeme kararındaki bilirkişi raporunda değerlendirilmemiş tarhiyatlar ve cezalar nedeniyle hak kazanıldığı iddia edilen ikramiyeye ait kısım (ıslah sonucu 92.515,91-TL) ve yargılama devam ederken ödemesi yapılan kısım için ikramiye almaya hak kazanıldığı düşünülen 15/07/2014 tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak yasal faizinin (ıslah sonucu 28.678,78-TL)'nin iadesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir. <br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla, ek bilirkişi rapor sonucunun, davacıya tebliğ edilmesine rağmen ıslah talebinde bulunulmaması ve dava değerinin 1.000,00-TL olması nedeniyle davacının 1.000,00-TL ikramiye kazandığı sonucuna ulaşılarak davalının 1.000,00-TL ihbar ikramiyesini davacıya ödemesine hükmedildiği sözü edilen Mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:...sayılı kararıyla kesin olarak reddedilerek kesinleştiği dolayısıyla dava konusu işlemin, ...Vergi Mahkemesinin E:... esasına kayıtlı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor uyarınca hak kazanılan ikramiyenin eksik kalan kısmının yeniden dava konusu edilmesine olanak bulunmadığından işlemin bu bölümünün kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği, sözü edilen Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda değerlendirilmeyen tarhiyatlar ve cezalar dikkate alınarak (ıslah sonucu 92.515,91-TL) ihbar ikramiyesinin ödenmesine ilişkin kısmı yönünden, Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 28/10/2020 havale tarihli raporda belirlenen değerler, uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğundan, ıslah sonucu artırılan ihbar ikramiyesinin bu kısmının davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılldığı, Mahkemedeki yargılama süreci devam ederken ödemesi yapılan tutara, ihbar ikramiyesine hak kazandığı tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak ( ıslah sonucu 28.678,78-TL) yasal faiz istemine ilişkin kısım yönünden ise davalı idarece yapılan ödemelerin ihbar edilen mükellef adına re'sen salınan cezalı vergilere ait tarhiyatların kesinleşmesi üzerine ödendiği anlaşıldığından, davacının yasal faiz isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin, ... Vergi Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda hak kazandığı ikramiye tutarının eksik kalan ve ıslah sonucu artırılan (208.453,14-TL) kısmı ile sözü edilen Mahkemedeki yargılama devam ederken davalı idare tarafından ödemesi yapılan 87.423,17-TL için ödemeye hak kazandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için hesaplanacak (ıslah sonucu 28.678,78-TL) yasal faize ilişkin kısmı yönünden dava reddedilmiş, değinilen bilirkişi incelemesi sonucu raporda ihbar olunan mükellef adına yapılan tarhiyatlar ve kesilen cezaların değerlendirilmeyen kısımları için (ıslah sonucu 92.515,91-TL) ihbar ikramiyesinin ödenmesine ilişkin kısmı yönünden ise işlem iptal edilmiştir. <br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü hakkındaki Kanun'un 303. maddesinin 1. fıkrasında bir davada şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer davada, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edebilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği yönündeki hüküm uyarınca daha önce açmış olduğu davaya ait verilen karardaki hüküm fıkrasında 1.000,00-TL ikramiyenin tarafına ödenmesine hükmedildiği, bakılan davada ise talep konusunun başlangıçta 10.000,00-TL olduğu ayrıca ikinci davanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açıldığı ve Mahkeme tarafından bilirkişi raporunun tebliğ edilmesi sonrasında ıslah hakkını kullanarak talep sonucu artırıldığından kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceği, öte yandan fazlaya ilişkin talebinden feragat ettiğine ilişkin beyanının da söz konusu olmadığı, davalı idarece 15/07/2014 tarihinde tarafına ihbar ikramiyesi ödemesi yapılmasına karar verilmesine rağmen ilk ödemenin 05/03/2018 tarihinde yapıldığı dört yıl boyunca idarenin keyfi davranışları nedeniyle hakkının sürüncemede bırakıldığı bu durumun hukuk devleti ilkesine aykırı düştüğü ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. <br>Davalı idare tarafından, 1905 sayılı Kanun'un 6. maddesindeki hüküm doğrultusunda, vergi kaçakçılığını ihbar edenlere ihbar ikramiyesi verilmekte olup, daimi vergiler ve cezaları dışında geçici vergi ve bunlara bağlı cezalar, fonlar, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizi ve buna benzer ferilerinin ikramiye hesabına dahil edilmediği öte yandan ihbar edilen mükellef hakkındaki ihbara istinaden düzenlenen kurumlar vergisi, katma değer vergisi, gelir (stopaj) vergisi tarhiyatlarına karşı açılan davaların henüz sonuçlanmadığı, 2009 ila 2011 yılları için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisinin kaldırılması için açılan davalarda ise verilen karara yönelik olarak mükellef tarafından karar düzeltme kanun yoluna başvurulduğundan ödeme yapılmadığı, 2012 ila 2014 yıllarına ait vergi inceleme raporlarının ihbar dilekçesine dayandığı yönünde değerlendirilmede bulunulduğu ancak inceleme yapılırken matrah farkının bulunmasına teşkil eden donelerin muhbirin dilekçesinde sunulan bilgilere istinaden elde edilip edilmediği, ihbar konusu ile inceleme sonucu bulunan matrah farkı arasında illiyet bağının bulunup bulmadığı hususlarının dikkate alınmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. <br><br>TARAFLARIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından ilk olarak, ihbarı nedeniyle kendisine ödenmesi gereken ihbar ikramiyesinin, bilirkişi incelemesi yaptırılarak hesaplanması ve eksiksiz tazmini için fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL'nin tazmini istemiyle dava açıldığı,... Vergi Mahkemesince davacının talebi haklı bulunarak davalı idare tarafından 1.000,00-TL'nin davacıya ödenmesine hükmedildiği, 24/04/2019 tarihinde davacı tarafından aynı hukuki sebebe dayalı olarak hak kazandığı ikramiyenin sözü edilen Mahkemece yaptırılan bilirkişi inceleme sonucu düzenlenen rapora göre eksik ödendiği ayrıca ihbar olunan mükellef adına re'sen salınan vergi ve kesilen cezaların bir kısmının sözü edilen raporda değerlendirilmesinin yapılmadığı ve açmış olduğu davadaki yargılama devam ederken ödenen tutara, 15/07/2014 tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için yasal faiz hesaplanması istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, idarece verilen cevap ret sayılarak hakkında tesis ettirdiği işlemin iptal istemiyle iş bu davanın açıldığı, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun tebliğinden itibaren yasal süresi içerisinde davacı tarafından tamamlama harcı yatırılarak dava konusu edilen işlemdeki her bir kısım için miktar artırımında bulunulduğu anlaşılmaktadır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Kesin Hüküm'' başlıklı 303. maddesinde, bir davaya mahsus şekli anlamda kesinleşmiş bir hükmün, diğer bir davada, maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davadaki talep sonucunun aynı olması gerekmektedir.<br>Davacının ilk davadaki talebi sonucu kurulan hüküm ile aynı sebebe dayalı olarak yeni açmış olduğu davadaki talebi aynı olmadığından, dava konusu edilen işlemin kesin hüküm nedeniyle reddedilen kısmında yukarıdaki mevzuat hükmü uyarınca hukuki isabet görülmemiştir. <br> Öte yandan, ihbar olunan hakkında düzenlenen vergi inceleme raporları, ihbar olunan mükellefe ilişkin önemli verileri ihtiva ettiği için bu raporların davacıyla paylaşılması vergi mahremiyetinin ihlaline sebep olunacağından, raporların davacıyla paylaşılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, dayanak raporlara istinaden davacının, mükellef adına bulunan matrah farkını bilmesi ve bu matrah farkına dayalı olarak kati tahakkuk aşamasında hak kazandığı ikramiyeyi tespit edebilmesi mümkün değildir. Bu durumda ilk olarak anılan Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun davacıya tebliğ edildiği tarih itibariyle hak kazandığı ikramiyenin parasal değerini öğrenebileceğinin kabulü gerekir. <br>2755 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, ilgililerin idari davaya konu olabilecek idari bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içerisinde cevap verilmez ise istemin reddedilmiş sayılacağı, ilgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içerisinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabileceği... 12. maddesinde, ilgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası yahut iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabileceği... kurala bağlanmıştır. <br>Dosya kapsamında bilgi ve belgelerin tetkik edilmesi sonucu, ... Vergi Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hükme esas alınmaya değer bulunan raporun, ihbarı nedeniyle hak kazandığı ikramiyenin tazmini istediği tutarın, ıslah edilebilmesi için 19/02/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dolayısıyla anılan bilirkişi raporuna istinaden davacıya daha önce ödemesi yapılan ihbar ikramiyesinin eksik kalan kısmını bu tarih itibariyle öğrendiği dikkate alındığında, davacının 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası kapsamında hakkında yeni bir işlem tesis ettirmek üzere 24/04/2019 tarihinde müraacatta bulunduğu, 24/05/2019 tarihli cevabi yazıyı ret sayarak aynı Kanun'un 12. maddesindeki mevzuat hükmü uyarınca süresi içerisinde dava açtığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemin, 2006-2013 dönemlerine ilişkin ihbar olunan hakkında yapılan kati tahakkuklar sonucu davacıya eksik ödenen ihbar tazminatına ilişkin kısım yönünden davacının temyiz istemi kabulü edilerek ve işin esası incelenerek karar verilmesi gerektiği, diğer kısımları yönünden temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,<br>3.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca...-TL maktu harç alınmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Kesin Hüküm'' başlıklı 303. maddesinde, bir davaya mahsus şekli anlamda kesinleşmiş bir hükmün, diğer bir davada, maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği, bir hükmün davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, yalnızca hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil edeceği kural altına alınmıştır.<br>Bu durumda kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihinin (konularının) aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. <br>Kesin hükmün ikinci koşulu olan davanın konularının, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın konularının aynı olup olmadığını belirleyebilmek için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Talep sonucunun belirlenmesinde ise, davacının, bu dava ile neyin hüküm altına alınmasını isteğinin doğru bir şekilde tespitine bağlıdır. Bu da ancak dava dilekçesinin bir bütün halinde değerlendirilmesiyle ortaya konulabilecektir. Ayrıca eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise önceki dava ile yeni davanın konularının aynı olduğundan bahsedilemez. Nitekim; (33. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/01/2018 tarih ve E:2017/14-2534, K:2018/88) sayılı kararı da bu yöndedir. <br>Dosyanın incelenmesinden, ... İnşaat Turizm Petrol Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin vergi kayıp ve kaçakçılığına yol açtığı davacı tarafından 21/02/2012 tarihinde ihbar edildiği ve ihbar dilekçesinde, ihbar tazminatı ödenmesini talebinde bulunulduğu, cevap verilmemesi üzerine talebini, 27/12/2013, 07/01/2014, 16/06/2014 tarihlerinde yinelediği, ilk kez Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca ... tarihli ve ... sayılı yazısıyla, ihbarda bulunduğu mükellef hakkında inceleme yapıldığı ve bu inceleme sonucuna göre tarafına ihbar ikramiyesi ödenmesinin uygun bulunduğu yönünde cevap verilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığından bahisle 30/03/2015 tarihinde ihbar ikramiyesi ödemesi yapılması talebiyle tekrar başvuruda bulunulduğu, 06/04/2015 tarihli cevabı yazıyla, gerekli işlemlerin tamamlandığı ancak akıbetıyle ilgili olarak vergi dairesinin takip edilmesi gerektiği yönünde bildirimde bulunması üzerine 10/05/2015 ve 07/11/2017 tarihlerinde Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğüne aynı talepli dilekçeyle başvuruda bulunulduğu, Vergi Dairesi Müdürlüğünce cevap verilmemesi üzerine, ihbarı nedeniyle kendisine ödenmesi gereken ihbar ikramiyesinin, bilirkişi incelemesi yaptırılarak hesaplanması ve eksiksiz tazmini için fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL'nin tazmini istemiyle dava açıldığı,... Vergi Mahkemesinin ... esasına kayıtlı dosyasında, yaptırılan kök bilirkişi raporuna davalı idarenin itirazı sonucu ikinci kez yaptırılan ek bilirkişi raporu davacıya tebliğ edildiği ıslah hakkı bulunmasına rağmen davacı tarafından herhangi bir ıslah talebinde bulunulmadığı ve dava değerinin 1.000,00-TL olması nedeniyle bu miktarda ihbar ikramiyesine hak kazandığı...tarih ve K:... sayılı kararıyla hüküm altına alındığı, 24/04/2019 tarihinde sözü edilen Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucundaki rapora göre ödemesi yapılmayan 543.442,12-TL ikramiyenin kendisine ödenmesi, yargılama devam ederken ödemesi yapılan tutarın, ödenmesi gereken tarihten (15/07/2014) ödendiği tarihe kadar geçen süre için yasal faiz hesaplanması istemiyle Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına yeni bir müraacatta bulunulduğu, 24/05/2019 tarihinde verilen cevabı yazı, red sayılarak dava açıldığı, açılan davada, ihbar nedeniyle hak kazandığı ikramiyenin eksik ödendiği iddiasıyla ihbar edilen hakkında yapılan tarhiyat tutarı üzerinden hesaplanacak ikramiye (fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL) ile daha önce ödemesi yapılan tutara işletilecek yasal faizin (fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 100,00-TL) ödenmesi talebiyle yapılan başvurun reddine ilişkin işlemin iptali istenildiği, ... Vergi Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu raporda, '' ihbar edilen mükellef adına hakkında yapılan inceleme sonucunda 2006-2013 yıllarına ilişkin tahakkuk edilen vergi aslı ve vergi ziyaı toplamı üzerinden davacıya ödenmesi gereken ikramiyesinin, 295.876,31-TL, daha önce 87.423,17-TL davacıya ödendiğinden tenzili bakiye ile alacağının 208.453,14-TL, daha önce bilirkişi tarafından incelemesi yapılmayan yıllar ( 2013 ve 2014) için ise kati tahakkukta ödenmesi gereken tutarın 92.515,91-TL, hesaplanan yasal faiz tutarının ise, 28.678,78-TL'nin olduğunun belirtildiği, söz konusu raporun davacıya tebliğ edilmesi üzerine davacı tarafından miktar artırımında bulunulduğu,... Vergi Mahkemesince, dava konusu işlemin, ... Vergi Mahkemesinin... esasına kayıtlı dosyasında incelemesi yaptırılan yıllara ilişkin olarak ( 2006-2013 yılları) açılan davada, hüküm tesis edildiği ve bu hükmün kesinleştiği dolayısıyla kesin hüküm nedeniyle bu kısmının reddine karar verilmiş ise de, ilk davada kurulan hüküm fıkrası ile ikinci açtığı davadaki talep sonucu farklı olduğu ve talep edilen haklar aynı olmadığından kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıktır.<br> Öte yandan davacıya ikramiye ödenip ödenmeyeceğine ilişkin olarak düzenlenen raporların, incelenen mükellefe ilişkin önemli veriler ihtiva edeceği ve bu donelerin davacının eline geçmesi vergi mahremiyetinin ihlaline neden olacağı; ayrıca anılan raporlar idarenin bir iç işlemi mahiyetinde olduğundan söz konusu raporlarda yer alan tarhiyat tutarlarının ihbar olunan mükellefin kanun yoluna başvurması neticesinde değişebileceği dikkate alındığında hak kazanmış olduğu ikramiyenin tutarını net olarak bilemeyeceğinin kabulü gerekmiştir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililer haklarında idari davaya konu edilebilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara her zaman başvurabileceği hüküm altına alınmış; bu hükümle, ilgilisine hakkında bir işlem tesis edilebilmesi için başvuru yapabilmesine yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine dava açabilmesine olanak tanınmıştır.<br> İlgisinin daha önce başvuruda bulunmuş olması yahut başvuruda bulunduktan sonra dava açmış olması etkisi devam eden ve her bir başvuru sonrası idarede farklı bir işlem yapılması gerektiren durumlarda dava açma süresinin yeniden canlanacağı dikkate alındığında uyuşmazlıkta davacının ihbari nedeniyle hak kazanmış olduğu ikramiyenin bulunduğu ve bu durumun davalı idarece de kabul edildiği ayrıca ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi raporlarıyla da davacıya ödenmesi gereken ikramiye tutarı somut olarak belirlendiği ve daha önce incelemesi yaptırılan dönemler ilgili olarak eksik ödeme yapıldığı (alacağının varlığını koruduğu) ve ikramiye tutarı, Anayasa'nın 35. maddesi anlamında bir mülk olduğu bu durumunda da Anayasayla güvence altına altına mülkiyet hakkında müdahale anlamına geldiği, mülkiyet hakkını kullanabilmesi için idareye daha önce bir başvuru yapılmış olması yahut bu konuyla ilgili bir dava açılmış olması eksik ödenen ikramiyenin tamamlanması amacıyla idareye tekrar bir başvuru yapmasına ve bu nedenle yeni bir dava açmasına yukarıdaki yapılan açıklamalar ve mevzuat hükmü uyarınca engel bulunmadığından dava konusu işlemin, 2006-2013 dönemlerine ilişkin ihbar olunan hakkında yapılan kati tahakkuklar sonucu davacıya eksik ödenen ihbar tazminatına ilişkin kısım yönünden davacının temyiz isteminin kabulü gerektiği oyuyla Daire Kararının buna ilişkin kısmına katılmıyorum. <br><br><br>(XX)-KARŞI OY :<br>Vergi kayıp kaçakçılığını önlemek amacıyla İhbar ikramiyesi müessesi, 1931 yılında yürürlüğe giren 1905 sayılı Kanun'a dayalı olarak uygulama alanı bulmaktadır.<br>Anılan Kanun'daki mevzuat hükümleri uyarınca ikramiye ödenmesi, süregelen vergilerden kaçıranları yahut gizleyenleri bir muhbirin haber vermesine bağlanmıştır. Ayrıca ihbar olunan hakkında yapılan vergi incelemesi sonucunda devletten vergi kaçırdığı, muhbir tarafından idareye sunulan bilgi ve belgeler neticesinde ortaya konulması daha açık bir ifadeyle bulunan matrah farkları ile ihbar konusu arasında illiyet bağının bulunması durumunda Görüş ve Öneri Raporunun düzenlenmesi ve muhbire ihbar ikramiyesi ödenmesi için olumlu görüş verilmesi gerekmektedir. <br>Ayrıca Kanun'un 6. maddesinde, ihbar edenlere, haklı çıkması durumunda ihbar olunan hakkında yapılan inceleme sonucunda bulunan matrah farkındaki parasal tutarlar esas alınarak hangi oranda ikramiye ödeneceği kural altına alınmıştır. Bu bağlamda, hesaplanan ikramiyenin 1/3'ü verginin kesin olarak tahakkukunda, 2/3'ü ise verginin tahsiline takiben ödenecektir. <br> Öte yandan ihbar ikramiyesi, muhbirin ihbarı nedeniyle hak kazandığı bir ödence çeşidi olup, bir kişinin idarenin hukuka aykırı bir fiili, haksız bir fiili ya da sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini değildir.<br> İhbar eden, ihbar olunan hakkında yapılan inceleme sonucunda hak kazandığı ödencenin tahakkuk aşamasında ne kadarının kendisine ödeneceğini yukarıdaki mevzuat hükmü uyarınca tespit edebileceğinden fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kaydıyla dava açamayacağı gibi bu bir zarar tazmini olmadığından 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında miktar artırımında da bulunmayacağı gerekçesiyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü, davacının ise temyiz isteminin bu nedenle reddi gerektiği oyuyla Daire Kararına katılmıyorum. <br><br><br></font></p></body></html>
harç