<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/2668 E.  ,  2025/3223 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2024/2668<br>Karar No : 2025/3223 <br><br>DAVACILAR : 1.... A.Ş.<br> 2. ... Madenler A.Ş. <br> 3. ... Müessese A.Ş.<br> 4. ... Yetkili Müessese A.Ş.<br> 5. ... A.Ş.<br> 6. ... İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş.<br> 7. ... Madenler A.Ş.<br> 8. ... Ticareti A.Ş.<br> 9. ... Yetkili Müessese A.Ş.<br> 10. ... Maden ve Yetkili Müessese A.Ş.<br> 11. ... Madenler Yetkili Müessese A.Ş.<br> 12. ... Ticareti A.Ş.<br> 13. ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. <br> 14. ... Müessese A.Ş.<br> 15. ... Müessese A.Ş.<br> 16. ... Müessese A.Ş.<br> 17. ... Maden Ticareti Yetkili <br> Müessese A.Ş.<br> 18. ... Müessese A.Ş.<br> 19. ... Müessese A.Ş.<br> 20. ... Madenler Ticareti Yetkili <br> Müessese A.Ş.<br> 21. ... Müessese A.Ş.<br> 22. ... Maden Ticareti Yetkili Müessese A.Ş.<br> 23. ... Ticareti A.Ş.<br> 24. ... Müessese A.Ş.<br> 25. ... Ticareti A.Ş.<br> 26. ... Ticareti A.Ş.<br> 27. ... Müessese A.Ş.<br> 28. ...<br>VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...<br><br> 29. ... Maden Ticareti Yetkili <br> Müessese A.Ş. (E-Tebligat)<br><br><br>DAVALI : ... Bakanlığı <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br> <br>DAVANIN KONUSU : <br> 25/05/2024 tarih ve 32556 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesiyle, 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik'e (Yönetmelik) eklenen Geçici 2. maddenin beşinci fıkrasının iptali istenilmektedir.<br> Ayrıca 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.<br><br>DAVACILARIN İDDİALARI :<br> 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan düzenlemenin, eşitlik ilkesine, mülkiyet hakkına, çalışma ve teşebbüs özgürlüğüne ve verginin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu, dava düzenleme kapsamında, sistem sunum ücreti adı altında her bir aracı kurum/kuruluşundan 10 (on) milyon Türk lirası istenmesinin ölçülü olmadığı, davalı idarece kar elde amacıyla hareket edildiği, halihazırda kıymetli madenler işlem platformu (KİT) üzerinden işlemlerin efektif bir şekilde gerçekleştirildiği, dolayısıyla zorlayıcı bir durumdan ve ihtiyaçtan bahsetmenin mümkün olmadığı, mevcut durumda aracı kurum/kuruluşlarının ödenmiş sermayelerinin 8 (sekiz) milyon Türk lirası olması gerekirken dava konusu düzenlemeyle sistem sunum ücreti altında aracı kurum/kuruluşlarından 10 (on) milyon Türk lirası istenmesinin orantılı olmadığı, mülkiyet hakkına dava konusu Yönetmelik düzenlemesiyle yapılan müdahalenin hukuka aykırı olduğu, söz konusu ücretin belirlenmesinde, faaliyet bölgelerinin, faaliyet gruplarının ve piyasa koşulları ile özelliklerinin dikkate alınmadığı, çalışma ve teşebbüs hürriyetine dava konusu düzenlemeyle doğrudan müdahale edildiği, öte yandan davalı idarece hem yıllık sistem kullanım ücretinin hem de 10 (on) milyon Türk lirası tutarında sistem sunum ücretinin ödenmesinin istenmesinin mükerrer ödeme yapılması sonucunu doğurduğu, davalı idarenin sahip olduğu takdir yetkisini ölçüsüz olarak kullandığı, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerin ihlal edildiği, sistem sunum ücretinin tekrar ödenip ödenmeyeceğinin dava konusu düzenlemede belirsiz olduğu, kanun ile öngörülmemiş bir ödeme kaleminin Yönetmelik düzenlemesiyle istenmesinin kurallar hiyerarşisine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI :<br> 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan düzenlemenin Anayasa'ya uygun olduğu, anılan maddede öngörülen ücretin hangi hallerde alınacağı, yükümlüsü ve konusu gibi temel hususlar belirlendikten sonra teknik konuların idarenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerine bırakıldığı dikkate alındığında söz konusu düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olmadığı, Yönetmelik kapsamında belirlenen bilgi sisteminin sunumuna ilişkin ücretin, doğrudan 1567 sayılı Kanun'dan alınan yetkiye dayanılarak düzenlendiği, söz konusu Yönetmelik değişikliği ile kıymetli madenler aracı kuruluşlarının gözetim ve denetimine ilişkin yeni düzenlemeler doğrultusunda genel ve ekonomik kamu düzeninin sağlanmasının amaçlandığı, Yönetmelik ile belirlenen ücretlerin makul bir seviyede olduğu ve piyasa koşulları göz önünde bulundurularak belirlendiği, idarelerince yürütülmekte olan kamu hizmetlerinin daha verimli bir şekilde sürdürülebilmesi ve kamu hizmetlerinden yararlananların menfaatlerinin daha etkin korunabilmesi için kıymetli madenler aracı kuruluşları bilgi sisteminin geliştirildiği, Yönetmeliğin dava konusu düzenlemelerinin hukuku uygun olduğu savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Yönetmeliğin dava konusu düzenlemesinin iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava; 25/05/2024 tarih ve 32556 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 7. maddesiyle, "1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik"e (Yönetmelik) eklenen Geçici 2. maddenin beşinci fıkrasının iptali ve dayanağı olan Yasa hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır.<br> 1567 sayılı Kanun'un 18/07/2021 tarih ve 7333 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 4. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin "(...) altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde (…)" bölümünün iptali istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerince Anayasa Mahkemesinde açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 09/05/2024 tarih ve E:2021/106, K:2024/101 sayılı kararıyla 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan söz konusu düzenlemenin iptaline karar verildiğinden yeniden Anayasa Mahkemesine başvurulmasına gerek görülmemiştir.<br> 28/07/2021 tarih ve 31551 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 3. maddesiyle, 1567 sayılı "Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun"un 4. maddesi yeniden düzenlenerek; "Hazine ve Maliye Bakanlığı; bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile Bakanlık tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için bir mali yıl içerisinde altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret almaya yetkilidir. Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır." kuralına yer verilmiştir.<br> 1567 sayılı "Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik"in "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır."; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 2. maddesinin beşinci fıkrasında Kıymetli Madenler Aracı Kuruluşları Bilgi Sistemine (KMAKBS) ilişkin düzenleme yapılarak; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kıymetli madenler aracı kurumu veya kıymetli madenler aracı kuruluşu faaliyet izni verilmiş olanlardan, KMAKBS’nin devreye alındığının Bakanlık internet sayfasında duyurulmasından itibaren bir ay içerisinde 10.000.000 TL tutarında KMAKBS sistem sunum ücreti alınır." kuralına yer verilmiştir.<br> Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerince, 1567 sayılı Kanun'un 7333 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 4. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin "(...) altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde (…)" bölümünün, Anayasa'nın 7. ve 73. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesince verilen 09/05/2024 tarih ve E:2021/106, K:2024/101 sayılı kararla; bir mali yıl içinde altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret miktarının belirlenmesine ilişkin Bakanlığa yetki verilmesini öngören kuralın; mülkiyet hakkının ve teşebbüs özgürlüğünün kanunla sınırlanması şartını karşılamadığı gibi verginin kanuniliği ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle de bağdaşmadığı, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 7., 13., 35., 48. ve 73. maddelerine aykırı olduğu, iptalinin gerektiği yönündeki gerekçeye yer verilmek suretiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan söz konusu düzenlemenin iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 (dokuz) ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.<br> Anayasa'nın 153. maddesinin birinci fıkrasında; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.", üçüncü fıkrasında; "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; beşinci fıkrasında; "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiş; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiş olup, Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesiyle açıklanacağı; yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayacağı yolundaki emredici hükümler ile; yasama organına gerekçeyi dikkate alarak verilen süre içinde yeniden düzenleme yapma yükümlülüğü, yargı organlarına ise bakmakta oldukları davalarda Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen iptal gerekçesini dikkate alarak hukuki denetim yapma yükümlülüğü getirilmiştir.<br> Bu nedenle, Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da bunların belirli kısımlarının Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği açıktır.<br> Nitekim, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup, bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi halde, Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla da kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi kararının 5 (beş) ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.<br> Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de olayımızda olduğu gibi, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Aksi halde, iptal edilen kanun kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle, bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki bu durumun Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır.<br> Bu itibarla, "1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik"in dayanağı olan 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan kural kapsamında bir mali yıl içinde 6 (altı) milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret miktarının belirlenmesine ilişkin Bakanlığa yetki verilmesine dair kuralın, Anayasa Mahkemesinin anılan kararıyla; mülkiyet hakkının ve teşebbüs hürriyetinin kanunla sınırlanması şartını karşılamadığı gibi, vergilerin kanuniliği ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiği anlaşıldığından, hukuka aykırılığı tespit edilmiş Kanun hükmüyle davalı idareye verilen yetki kullanılmak suretiyle tesis edilen Yönetmelik hükmünde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmelik hükmünün iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 21/10/2025 tarihinde, 28 davacı vekili Av. ...'in geldiği, diğer davacı ... Maden Ticareti Yetkili Müessese A.Ş.'yi temsilen gelenin olmadığı, davalı idare vekilleri Av. ... ile Av. ...'ın geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> ANAYASA'YA AYKIRILIK İDDİASININ İNCELENMESİ:<br> 1567 sayılı Kanun'un 18/07/2021 tarih ve 7333 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 4. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin "(...) altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde (…)" bölümünün iptali istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerince Anayasa Mahkemesinde açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 09/05/2024 tarih ve E:2021/106, K:2024/101 sayılı kararıyla 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan söz konusu düzenlemenin iptaline karar verildiğinden yeniden Anayasa Mahkemesine başvurulmasına gerek görülmemiştir.<br><br> MADDİ OLAY:<br> 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesiyle, Yönetmeliğe Geçici 2. madde eklenmiştir.<br> Söz konusu değişikliğin 25/05/2024 tarih ve 32556 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine davacılar tarafından, Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinin beşinci fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 4. maddesinde, "Hazine ve Maliye Bakanlığı; bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile Bakanlık tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için bir mali yıl içerisinde altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret almaya yetkilidir. Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır." kuralına yer verilmiştir.<br> 24/07/2025 tarih ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7555 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yapılan değişiklik sonrası anılan maddede, "Aşağıda yazılı olan faaliyetlerde bulunmak için Hazine ve Maliye Bakanlığından izin alınması zorunludur:<br> a) Ticari amaçla döviz alım satımında bulunmak.<br> b) Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kıymetli Madenler Piyasasında üye olarak faaliyette bulunmak.<br> c) Kıymetli maden rafinaj faaliyetlerinde bulunmak.<br> ç) 21/2/2005 tarihli ve 2005/8518 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılınması kararlaştırılan Kimberley Süreci Sertifika Sistemi kapsamında faaliyette bulunmak.<br> Bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuat kapsamında izin verilen anonim şirketlerin 5 inci madde çerçevesinde belirlenen ekonomik amaç ve konulara aykırı faaliyette bulunduğunun tespiti halinde izinlerini iptal etmeye ve birinci fıkranın (a) bendi kapsamındaki anonim şirketler için; faaliyet yürütülen il ve ilçelerin büyüklüğü, nüfusu, ticaret ve turizm hacmi gibi ölçütler dikkate alınmak suretiyle faaliyet bölgeleri belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.<br> Birinci fıkranın (a) bendi kapsamındaki faaliyet izinlerinde ekli (1) sayılı Ücret Tarifesinde, (b) bendi kapsamındaki faaliyet izinlerinde ekli (2) sayılı Ücret Tarifesinde ve (c) bendi kapsamındaki faaliyet izinlerinde ekli (3) sayılı Ücret Tarifesinde belirlenen ücretler alınır.<br> Birinci fıkranın (a) bendi kapsamındaki anonim şirketlerin şube açma yetkisini haiz anonim şirketlere dönüşme izinlerinde, başvuru tarihi itibarıyla ekli (1) sayılı Ücret Tarifesinin 1 inci ve 2 nci bölümlerinde aynı faaliyet bölgesi için belirlenen ücretler arasındaki fark kadar ilave ücret alınır.<br> Birinci fıkranın (a) bendi kapsamındaki anonim şirketlerin merkez ya da şube adresinin farklı bir faaliyet bölgesine taşınması izinlerinde; taşınılacak faaliyet bölgesi için ekli (1) sayılı Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin mevcut faaliyet bölgesi için belirlenen ücretten yüksek olması durumunda, başvuru tarihinde geçerli olan ücretler arasındaki fark kadar ilave ücret alınır.<br> Birinci fıkranın (c) bendi kapsamında verilecek faaliyet izinlerinde her bir üretim yeri ve her bir kıymetli maden için ayrı ayrı ücret alınır.<br> Birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen anonim şirketlerin paylarının devri izinlerinde ilgili tarifelerde belirtilen ücret, devralınacak pay oranı nispetinde ayrı ayrı alınır. Pay devri izninde bulunan anonim şirketin, bu maddede sayılan birden fazla faaliyet iznine sahip olması durumunda her bir faaliyet iznine ilişkin olarak ilgili tarifede belirtilen ücret devralınacak pay oranı nispetinde ayrıca alınır. Devre konu payların veraset yoluyla intikal etmesi veya pay devrinin bir mahkeme kararından kaynaklanması ya da payları devralacak kişinin mevcut pay sahibi kişinin eşi, altsoyu, üstsoyu veya kardeşi olması durumunda ücret alınmaz.<br> Bu madde uyarınca tahsil edilecek ücretler vergi dairelerine yatırılır. Ücret tutarları, her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle alınır.<br> Bu madde hükümleri kapsamında bu Kanuna ekli ücret tarifelerinde belirlenen ücretlerin tahsilinde Hazine ve Maliye Bakanlığına yapılan ilk başvuru tarihi itibarıyla geçerli olan ücret dikkate alınır.<br> Cumhurbaşkanı, bu Kanuna ekli ücret tarifelerindeki tutarları iki katına kadar artırmaya ve yarısına kadar indirmeye yetkilidir." kuralları yer almış; Kanun'un ekinde yer alan (1) sayılı Ücret Tarifesinde, ticari amaçla döviz alım satımında bulunmak üzere bu Kanun kapsamında faaliyet iznine tabi anonim şirketlerden alınacak ücretler; (2) sayılı Ücret Tarifesinde, Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kıymetli Madenler Piyasasında üye olarak kıymetli madenlere ilişkin faaliyet göstermek üzere verilecek faaliyet izinlerinde alınacak ücret ve (3) sayılı Ücret Tarifesinde ise kıymetli maden rafinaj faaliyetlerinde bulunmak üzere verilecek faaliyet izinlerinde alınacak ücret (her bir üretim yeri ve her bir kıymetli maden türü için ayrı ayrı olmak üzere) belirlenmiştir.<br> 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik'in "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır."; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 2. maddesinin beşinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kıymetli madenler aracı kurumu veya kıymetli madenler aracı kuruluşu faaliyet izni verilmiş olanlardan, KMAKBS’nin devreye alındığının Bakanlık internet sayfasında duyurulmasından itibaren bir ay içerisinde 10.000.000 TL tutarında KMAKBS sistem sunum ücreti alınır." kurallarına yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; beşinci fıkrasında ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiş ise de Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da bunların belirli kısımlarının Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez.<br> Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi halde, Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi kararının 5 (beş) ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.<br> Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de olayımızda olduğu gibi, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Aksi halde, iptal edilen kanun kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki bu durumun Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir.<br> 28/07/2021 tarih ve 31551 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle, 1567 sayılı Kanun'un (mülga) 4. maddesi yeniden düzenlenerek, "Hazine ve Maliye Bakanlığı; bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile Bakanlık tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için bir mali yıl içerisinde altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret almaya yetkilidir. Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır." kuralı yer almıştır.<br> Anılan düzenlemeyle davalı idareye, bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer genel ve düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile davalı idare tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumu kapsamında, her bir başvuru, izin, belge veya sistem sunumu için bir mali yıl içerisinde 6 (altı) milyon Türk lirasını geçmemek üzere ücret alma yetkisi verilerek söz konusu hususa ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiş; ayrıca, yönetmelikle belirlenecek olan ücretlerin, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranı dikkate alınmak suretiyle güncelleneceği belirtilmiştir.<br> 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesine dayanılarak hazırlanan 12/10/2021 tarih ve 31626 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirtilen ücretlere ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş; 25/05/2024 tarih ve 32556 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesiyle, Yönetmeliğe Geçici 2. madde eklenerek rafineriler ile kıymetli madenler aracı kurumları ve kıymetli madenler aracı kuruluşlarına yönelik ihdas edilen düzenlemeler kapsamında geçiş döneminde dikkate alınacak hususlar belirlenmiştir.<br> Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerince, 1567 sayılı Kanun'un 18/07/2021 tarih ve 7333 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 4. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin "(...) altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde (…)" bölümünün, Anayasa'nın 7. ve 73. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesince verilen 09/05/2024 tarih ve E:2021/106, K:2024/101 sayılı kararda, "11. (...) dava konusu kuralla öngörülen ücret, 1567 sayılı Kanun kapsamında dövize ilişkin işlemler yapılabilmesi ve faaliyet yürütülebilmesi amacıyla yapılan başvurular ve alınan izinler ile bilgi sistemlerinin kullanıcılara sunumu dolayısıyla alınan mali bir yükümlülük olması itibarıyla resme benzemektedir. Buna göre kurala konu ücretin resim benzeri mali yükümlülük olduğu anlaşılmaktadır (benzer faaliyetler için alınan ücretin resim olduğuna dair bkz. AYM, E.2013/41, K.2013/124, 31/10/2013; E.2022/109, K.2023/125, 13/7/2023, § 322).<br> (...)<br> 13. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddeleri yönünden de incelenmiştir.<br> (...)<br> 19. 1567 sayılı Kanun kapsamında dövize ilişkin işlemler yapabilmelerine ve faaliyet yürütebilmelerine izin verilen ve yetkili müessese olarak adlandırılan anonim şirketlerden bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik, tebliğ ve diğer düzenleyici işlemler uyarınca başvurusu alınacak, düzenlenecek veya onaylanacak her türlü izin veya belge ile Bakanlık tarafından geliştirilen bilgi sistemlerinin kullanıcılara sunumu için ücret talep edebileceği öngörülmek suretiyle kuralın söz konusu anonim şirketler yönünden mülkiyet hakkını sınırladığı açıktır.<br> 20. Diğer yandan kural kapsamında Kanun ve Kanun'a dayanılarak çıkarılan mevzuata göre faaliyet izni verilen anonim şirketlere belirtilen faaliyetlerde bulunmaları için ücret ödeme zorunluluğunun getirilmesi teşebbüs özgürlüğünü de sınırlamaktadır.<br> 21. Anayasa'nın 13. maddesinde 'Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz' denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına ve teşebbüs özgürlüğüne sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.<br> 22. Anayasa’nın anılan hükümleri uyarınca, mülkiyet hakkına ve teşebbüs özgürlüğüne yönelik sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.<br> 23. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa'nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154; E.2019/106, K.2019/100, 25/12/2019, § 20; E.2020/15, K.2020/78, 24/12/2020, § 10; E.2022/110, K.2023/115, 22/6/2023, § 17). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.<br> 24. Öte yandan Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.' denilmek suretiyle vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler yönünden kanunilik şartı özel olarak düzenlenmiştir.<br> 25. Anayasa Mahkemesinin birçok kararından da anlaşılacağı üzere vergilerin kanuniliği ilkesi vergilerin konulmasına ilişkin olarak yürütme organının bazı hususlarda yetkilendirilmesini kategorik olarak dışlamamaktadır. Bununla birlikte yürütmeye verilen yetkinin verginin kanuniliği ilkesine aykırı olmaması için kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir (AYM, E.2023/93, K.2023/191, 8/11/2023, § 79; E.2017/19, K.2018/11, 14/02/2018, § 51; E.2001/36, K.2003/3, 16/01/2003).<br> 26. Bu bağlamda bireylerin sosyal ve ekonomik durumlarını etkileyecek keyfî uygulamalara neden olunmaması için vergilendirmede, vergiyi doğuran olayın ve vergilerin matrah ve oranlarının, yukarı ve aşağı sınırlarının, tarh ve tahakkuklarının, tahsil usullerinin, yaptırımlarının ve zamanaşımı gibi belli başlı temel ögelerinin kanunla belirlenmesi gerekir. Ancak kanun ile her konuyu bütün kapsam ve ayrıntılarıyla düzenlemenin mümkün olmadığı durumlarda çerçevesi çizilerek bu sınırlar içinde kalmak şartıyla uygulamaya ilişkin konularda yürütme organına açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte düzenleyici idari işlem yapma yetkisi verilebilir (AYM, E.2014/183, K.2015/122, 30/12/2015, § 7; E.2023/93, K.2023/191, 8/11/2023, § 79). Vergiler için geçerli olan bu ilke doğal olarak resimler yönünden de geçerlidir.<br> 27. Kural kapsamındaki resim niteliğindeki ücretin Kanun'da dövize ilişkin işlemler yapabilmesine ve faaliyet yürütebilmesine izin verilen ve yetkili müessese olarak adlandırılan anonim şirketlerin her bir başvuru, izin, belge veya bilgi sistemlerinin sunumu talebinde bulunmaları hâlinde alınacağı açıktır.<br> 28. Bununla birlikte Kanun'un dava konusu kuralın da yer aldığı 4. maddesinde resim niteliğindeki bu ücretin yükümlüsü ile konusunun belirlendiği anlaşılmakla birlikte ücret miktarının açıkça düzenlenmediği görülmektedir. Her ne kadar kuralda belirtilen izin veya hizmetlerin karşılığı olarak bir mali yıl içinde altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret alınabileceği öngörülmek suretiyle bir üst sınır belirlenmiş ise de ücretin miktarına ilişkin yalnızca üst sınırın belirlenmesinin ücretin kanunla belirlendiğinin kabulü için yeterli olmadığı açıktır. Nitekim ücretin konusunu oluşturan her türlü başvuru, izin, belge veya bilgi sistemlerinin sunumu durumunda farklılaşan her bir izin veya hizmete ilişkin ücret miktarı konusunda bir düzenlemenin yapılmadığı, yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde üst sınırı geçmemek şartıyla herhangi bir kanuni sınırlamaya tabi olmaksızın ücretin belirlenmesi hususunda takdir yetkisinin tümüyle Bakanlığa bırakıldığı görülmektedir.<br> 29. Buna göre vergilendirmenin temel ögelerinden olan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin matrah ve oranlarının kanunla belirlenmesi zorunluluğu karşısında ücret konusunu oluşturan izin veya hizmetler için alınabilecek ücret miktarının her bir izin veya hizmet için -nispi oranda veya maktu tutar üzerinden- açık bir şekilde belirlenmesi gerektiği hâlde bu konuda yalnızca bir üst sınırın öngörülmesi kuralı kanunilik unsurundan yoksun bırakmaktadır.<br> 30. Bu itibarla kural kapsamında bir mali yıl içinde altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret miktarının belirlenmesine ilişkin Bakanlığa yetki verilmesini öngören kuralın mülkiyet hakkının ve teşebbüs özgürlüğünün kanunla sınırlanması şartını karşılamadığı gibi verginin kanuniliği ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.<br> 31. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 7., 13., 35., 48. ve 73. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. (...)" gerekçesine yer verilmek suretiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan söz konusu düzenlemenin iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 (dokuz) ay sonra (22/07/2025 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.<br> Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi dikkate alınmak suretiyle 24/07/2025 tarih ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7555 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde değişiklikler yapılmış olup ayrıca Kanun'a (1), (2) ve (3) sayılı Ücret Tarifeleri eklenmiştir.<br> 1567 sayılı Kanun'un yeniden düzenlenen 4. maddesi ve anılan Ücret Tarifeleri incelendiğinde, ticari amaçla döviz alım satımında bulunmak üzere bu Kanun kapsamında faaliyet iznine tabi anonim şirketlerden (1) sayılı Ücret Tarifesinde belirlenen ücretlerin; Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kıymetli Madenler Piyasasında üye olarak kıymetli madenlere ilişkin faaliyet göstermek üzere verilecek faaliyet izinlerinde (2) sayılı Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin; kıymetli maden rafinaj faaliyetlerinde bulunmak üzere verilecek faaliyet izinlerinde (her bir üretim yeri ve her bir kıymetli maden türü için ayrı ayrı olmak üzere) ise (3) sayılı Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin alınacağın; ticari amaçla döviz alım satımında bulunmak isteyen anonim şirketlerin şube açma yetkisini haiz anonim şirketlere dönüşme izinlerinde, başvuru tarihi itibarıyla (1) sayılı Ücret Tarifesinin 1. ve 2. bölümlerinde aynı faaliyet bölgesi için belirlenen ücretler arasındaki fark kadar ilave ücret alınacağı; ticari amaçla döviz alım satımında bulunmak isteyen anonim şirketlerin merkez ya da şube adresinin farklı bir faaliyet bölgesine taşınması izinlerinde, taşınılacak faaliyet bölgesi için (1) sayılı Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin mevcut faaliyet bölgesi için belirlenen ücretten yüksek olması durumunda, başvuru tarihinde geçerli olan ücretler arasındaki fark kadar ilave ücret alınacağı; kıymetli maden rafinaj faaliyetlerinde bulunmak isteyen şirketlere verilecek faaliyet izinlerinde her bir üretim yeri ve her bir kıymetli maden için ayrı ayrı ücret alınacağı; ticari amaçla döviz alım satımında bulunan, Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kıymetli Madenler Piyasasında üye olarak faaliyette bulunan ve kıymetli maden rafinaj faaliyetlerinde bulunan anonim şirketlerin paylarının devri izinlerinde ilgili tarifelerde belirtilen ücretin, devralınacak pay oranı nispetinde ayrı ayrı alınacağı, pay devri izninde bulunan anonim şirketin, birden fazla faaliyet iznine sahip olması durumunda her bir faaliyet iznine ilişkin olarak ilgili tarifede belirtilen ücretin, devralınacak pay oranı nispetinde ayrıca alınacağı, devre konu payların veraset yoluyla intikal etmesi veya pay devrinin bir mahkeme kararından kaynaklanması ya da payları devralacak kişinin mevcut pay sahibi kişinin eşi, altsoyu, üstsoyu veya kardeşi olması durumunda ise ücret alınmayacağı anlaşılmaktadır.<br> Öte yandan, 7555 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yapılan değişiklik kapsamında, Hazine ve Maliye Bakanlığınca geliştirilen bilgi sistemlerinin sistem kullanıcılarına sunumuna yönelik ücret alınmasına yetki veren düzenlemeye yer verilmediği, nitekim davalı idarece Danıştay Savcısının düşüncesine verilen cevapta da Yönetmeliğin dava konusu Geçici 2. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan kıymetli madenler aracı kuruluşları bilgi sistemi (KMAKBS) sistem sunumuna ilişkin ücretin, 1567 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikte yer almadığı ve mevcut durumda Yönetmelik'te düzenlenen dava konusu KMAKBS sistem sunumu ücretine ilişkin hükümlerin kanuni dayanağının kalmadığının belirtildiği görülmektedir. <br> Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin anılan kararıyla, uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan kural kapsamında bir mali yıl içinde 6 (altı) milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ücret miktarının belirlenmesine ilişkin Bakanlığa yetki verilmesine dair kuralın hukuka aykırı olduğunun ortaya konulduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı dikkate alınmak suretiyle 24/07/2025 tarih ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7555 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yapılan değişiklikle, davalı idareye kıymetli madenler aracı kurumu ve kıymetli madenler aracı kuruluşlarından Yönetmeliğin dava konusu Geçici 2. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan KMAKBS sistem sunum ücretinin alınmasına yönelik düzenleme yapma yetkisi veren herhangi bir kurala da yer verilmediği dikkate alındığında, usul ve esasları Kanun'da belirlenmeyen KMAKBS sistem sunum ücretine yönelik hususlar yönetmelikle düzenlenemeyeceğinden, Yönetmeliğin dava konusu Geçici 2. maddesinin beşinci fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br> <br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kapsamında Alınacak Ücretlere İlişkin Yönetmelik'in Geçici 2. maddesinin beşinci fıkrasının İPTALİNE,<br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak duruşmaya katılan 28 davacıya verilmesine,<br> 3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,<br> 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

harç