<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2024/2769 E.  ,  2025/4016 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2024/2769<br>Karar No : 2025/4016<br><br>DAVACI : ...<br><br>DAVALILAR : 1- ...<br> 2- ... Genel Müdürlüğü<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından; <br>1) 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin, <br>2) Bu işlemin dayanağı olan 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine" ilişkin kısmının iptali, <br>3) Terfi ettirilmemesi sebebiyle yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Danıştay Onaltıncı (Kapatılan) Dairesinin 17/04/2015 günlü, E:2015/9957, K:2015/1810 sayılı kararı ile; harç ve posta ücreti eksiğinin tamamlatılmasına ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin 14/08/2014 günlü, 2014/5923 sayılı yazısının ilk olarak 11/09/2014 tarihinde davacının dava dilekçesinde belirttiği adrese tebliğ edilmesine karşın, harç ve posta ücreti eksikliği giderilmediğinden, 31/10/2014 tarihli ikinci bir yazının tebligata çıkarılarak yine davacının gösterdiği ve aynı zamanda adres kayıt sistemindeki adresi olan adrese 04/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği; ancak, her iki bildirime karşın eksik olan harç ve posta ücretinin tamamlanmadığı anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>Anılan kararın, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/10/2016 günlü, E2016/3014, K:2016/2654 sayılı kararı ile; harç ve posta ücreti eksiğinin tamamlatılmasına ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin 14/08/2014 günlü, 2014/5923 sayılı yazısının, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve aynı zamanda davacının adres kayıt sistemindeki adresi olan adreste tebligat yapılabilecek kimse bulunmaması üzerine, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca mahalle muhtarına imza karşılığı bırakılmak ve buna ilişkin ihbarname kapıya yapıştırılmak suretiyle 11/09/2014 tarihinde tebliğ edildiği, harç ve posta ücreti eksikliği giderilmediğinden, 31/10/2014 tarihli ikinci bir yazının aynı usulle davacıya 04/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından, talep edilen eksik harcın 05/12/2014 tarihinde ... İdare Mahkemesi veznesine, eksik posta giderinin ise yine 05/12/2014 tarihinde posta çeki hesabına yatırıldığı ve makbuzlarının da temyiz dilekçesine eklendiği, bu durumda eksik olan harç ve posta ücretinin davacı tarafından süresinde tamamlandığının görüldüğü, davanın açılmamış sayılması yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle Danıştay Onaltıncı (Kapatılan) Dairesinin kararı bozulmuştur.<br>Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Beşinci Dairesine; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından da Dairemize iletilen dosyada, 14/03/2022 günlü, E:2021/2159, K:2022/1259 sayılı karar ile; posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması nedeniyle 100,00-TL posta ücretinin tamamlanması gerektiği hususunun 22/03/2021 tarihinde tebliğ edilen 15/03/2021 tarihli yazı ile davacıya bildirildiği; eksik posta ücretinin süresinde tamamlanmaması üzerine bu kez 01/07/2021 tarihinde tebliğ edilen 08/06/2021 tarihli yazıyla posta ücretinin tamamlanmasının istenilmesine karşın süresi içerisinde belirtilen noksanlığın tamamlanmadığı anlaşıldığından, Dairemizin 21/09/2021 tarihli kararıyla dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın 05/11/2021 tarihinde davacı vasisine tebliğ edilmesine rağmen, davacı tarafından dosya masrafları tamamlanarak dosyanın işleme konulmasının istenilmediği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>Anılan kararın, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2023 günlü, E2022/3121, K:2023/1225 sayılı kararı ile; Dairece öncelikle davacıya vasi tayin edilip edilmediği araştırılarak vasi tayin edilmemişse ceza infaz kurumu müdürünce ceza infaz kurumunda bulunan davacıya tebligatın bizzat yapılmasının sağlanması gerektiği, kurum müdürüne yapılan para isteme yazısı tebligatlarının usulüne uygun olmadığı, usulüne uygun olarak yapılmayan bu tebligatlar esas alınarak dava dosyasının işlemden kaldırılması ve akabinde davanın açılmamış sayılması yolunda verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay İkinci Dairesinin kararı bozulmuştur.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :<br> Davacı tarafından; meslek hayatı boyunca herhangi bir adli ve idari cezasının olmadığı, çok sayıda takdir, taltif ve ödülünün bulunduğu, sicil ortalamasının 90 puanın üzerinde olduğu, performans değerlendirme puanlarının çok iyi düzeyde olduğu, terfiini engelleyecek herhangi bir olumsuzluğu bulunmadığı halde kadrosuzluk nedeniyle 2014 yılında terfi ettirilmediği,<br>2. sınıf emniyet müdürlerinin terfi ettirileceği düşünüldüğünde onlardan boşalacak kadrolara terfi etme imkanının bulunduğu,<br>2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kadroların iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğu, kadroların planlama dışında iptal edilmesinin yasal bekleme sürelerinin doldurmuş binlerce personelin mağdur olmasına sebep olduğu, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br> DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından; emniyet personelinin rütbelere göre dağılımını gösteren mevcut personel piramidi incelendiğinde emniyet müdürleri rütbelerinde yığılma olduğu, alt rütbelerdeki personele ise daha fazla ihtiyaç duyulduğu, hiyerarşi mesleği olan emniyet teşkilatında personel piramidinin yeniden oluşturulması, üst rütbelerdeki yığılmanın önlenerek teşkilatın sağlıklı bir yapıya kavuşturulması amacıyla kadro değişikliğine gidilmesi ihtiyacının ortaya çıktığı, hizmet gereği ve kamu yararı gözetilerek Emniyet Genel Müdürlüğüne ait kadrolarda değişiklik yapıldığı, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacının 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptaline, diğer istemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ :10/05/2014 tarih ve 2014/1 sayılı Yüksek Değerlendirme Kurulu kararıyla davacının bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 10/05/2014 tarih ve 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın, 3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine ilişkin kısmının iptali ve anılan işlemler nedeniyle ödenmeyen maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, diğer özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> Davanın, 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın, 3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden:<br> Dava konusu Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararının dayanağı olan ve 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Emniyet Genel Müdürlüğü merkez ve taşra kadrolarında düzenleme yapılmasına dair 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın, 3. Sınıf Emniyet Müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine ilişkin kısmının iptali yolunda verilen Danıştay Onaltıncı Dairesi'nin 22/03/2016 günlü, E:2015/11290, K:2016/1746 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07/11/2018 günlü, E:2017/40, K:2018/4529 sayılı kararı ile onandığı anlaşıldığından, dava konusu uyuşmazlığın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.<br> Davanın, 2014 yılı Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı'na ilişkin kısmı yönünden ise:<br> 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4638 sayılı Yasa ile değişik 55. maddesinde; terfilerin kıdem ve liyakata göre yapılacağı, her bir rütbe için belirlenen zorunlu bekleme süreleri sonunda bir üst rütbeye terfi edebilmek için bekleme süresi kadar olumlu sicil alınması ve bir üst rütbede boş kadronun olması gerektiği; polis amirlerinin bir üst rütbeye terfiinde bu rütbedeki fiili çalışma süresinin ve kıdem sırasının tesbitinde bulunulan rütbeye terfi tarihinin esas alınacağı, kıdem sırasının, Emniyet Genel Müdürlüğünce her yıl mart ayında topluca Teşkilata duyurulacağı ve terfi ve atamaların, kanuni zorunluluk halleri dışında her yıl haziran ayında topluca yapılacağı hükme bağlanmıştır.<br> Anılan Yasa'ya dayanılarak çıkarılan ve yine işlem tarihi itibariyla yürürlükte bulunan 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin 9. maddesinde de, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin aynı Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla kıdem ve liyakata göre yapılacağı; 11. maddesinde, polis amirlerinin bir üst rütbeye yükselmesi için, üst rütbede boş kadronun bulunmasının; bulunduğu rütbede 10. maddede gösterilen bekleme süresi kadar fiilen çalışmış olmanın; bekleme süresi içerisinde, zorunlu en az bekleme süresi kadar olumlu sicil almış olmanın gerektiği; 15. maddesinde, kıdemin tespitinde, polis amirlerinin bulundukları rütbeye atandıkları tarih ve rütbe terfiinde değerlendirilen çalışma sürelerinin esas alınacağı; 16. maddesinde, kıdem sırasının tespitinde; bulunulan rütbeye atanma tarihi önce olanın, aynı tarihte terfi edenlerden, bulundukları rütbedeki zorunlu en az bekleme sürelerinde almış oldukları son üç yıl sicil notlarının ortalaması yüksek olanın, sicil notlarının eşitliği halinde bulunduğu rütbede ödül ve takdirnamesi fazla olanın, ödül ve takdirnamelerin sayıca eşitliği halinde ise sicil numarası daha küçük olanın, diğerine göre daha kıdemli sayılacağı; 24. ve 25. maddelerinde ise, Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının, terfi edecek personel hakkında; bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiillerini, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, disiplin kurullarınca verilen disiplin cezalarını veya soruşturma bilgilerini ve bu soruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerini, sicil, ödül ve takdirname bilgilerini, meslek içerisindeki bilgi, beceri ve davranışlarını değerlendirerek edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verecekleri kurala bağlanmıştır.<br> Yukarıda yer verilen Yasa ve Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirilmesinden; bir amirin bir üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği konusundaki temel iki ölçütün, kıdem ve liyakat olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, bir terfi döneminde terfi etmeyi hak eden amirlerin kıdemlerine göre sıralanmasından sonra, belirlenen sıralamaya göre her birinin liyakat yönünden değerlendirilmesi, liyakat yönünden yeterli görülenlerin terfi ettirilmesi, yeterli görülmeyenlerin ise terfi ettirilmemesi gerekmektedir. Liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturmaların niteliği bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. <br> Bakılan davada, gerek dava konusu Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı'nın 12. maddesinde yer alan "Emniyet Teşkilatında halen görev yapmakta olan 3. sınıf emniyet müdürü, 4. sınıf emniyet müdürü ve emniyet amiri rütbesindeki personelin mevcut sayısı ile rütbelere göre görev unvanları ve görev yerleri ve Teşkilatın görev ve sorumlulukları ile güvenlik hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde kullanımı dikkate alındığında, bu kapsamdaki mevcut personelin bulundukları rütbede bir yıl daha kalmaları gerektiğinin anlaşıldığı, anılan rütbelerdeki personelin mevcut durumda Teşkilatın öngördüğü rütbeli personel ihtiyacının çok üzerinde olduğu, rütbelerde sınırlı sayıda kadro bulunduğu, 3. sınıf emniyet müdürü ile 4. sınıf emniyet müdürü rütbelerinde hiç boş kadro bulunmadığı görüldüğünden; Emniyet Teşkilatının hizmet gerekleri dikkate alınarak aynı hukuksal kapsamda bulunan 3. sınıf emniyet müdürü, 4. sınıf emniyet müdürü ve emniyet amiri rütbesinde bulunan hiç bir personelin Kanun önünde eşitlik ilkesi çerçevesinde 2014 yılında bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine karar verildiği" şeklindeki açıklamadan, gerekse davalı idarelerin itiraz dilekçelerinin incelenmesinden, 2014 yılı Yüksek Değerlendirme Kurulunda 3. sınıf emniyet müdürü, 4. sınıf emniyet müdürü ve emniyet amiri rütbesinde bulunan personelin hiç birisi hakkında liyakat yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, sayılan rütbelerdeki personelin yukarıda değinilen gerekçelerle terfi ettirilmemesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br> Buna göre, davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından davacının terfi ettirilmemesine sebep olarak; terfi edecekleri rütbelerde boş kadro bulunmaması gösterilmekte ise de; söz konusu rütbelerdeki kadroların değiştirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın iptal edilmiş olması ve ayrıca dava konusu Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile 371 adet 2. sınıf emniyet müdürünün 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmesi sonucu 371 adet 2. sınıf emniyet müdürü kadrosu ve zincirleme olarak da daha alt rütbelerde boş kadro oluşacak olması karşısında, davalı idarece Yüksek Değerlendirme Kurulu tekrar toplanarak personelin liyakat yönünden terfiye layık olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak, değerlendirme sonucuna göre terfi edip edemeyeceği konusunda karar verilmesi gerekeceğinden, doğrudan boş kadro bulunmadığından bahisle tesis edilen işlemde de hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.<br> Davacının yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin istemine gelince; anılan istem yukarıda aktarılan gerekçe uyarınca bu aşamada, davacının bir üst rütbeye terfi ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, terfi ettirilmemesi nedeniyle uğradığı maddi kaybının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın, 3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine ilişkin kısmının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının 2014 yılı Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı ile üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının ise reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Onikinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 22/12/2014 günlü, K:2014/17 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesine; Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca Danıştay Beşinci Dairesine; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2023 günlü, E2022/3121, K:2023/1225 sayılı bozma kararına uyularak gerekli araştırmalar yapıldı,... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla ...'ın davacıya vasi olarak atandığı ve kararın 26/10/2021 tarihinde kesinleştiği, eksik posta ücretinin tamamlanmasına ilişkin para isteme yazılarının davacıya vasi atanmadan önce tebliğ edildiği görüldü; öte yandan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/10/2022 günlü, E2022/3121 sayılı kararı ile davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esasına geçilerek gereği görüşüldü:<br> <br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Davacı, 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesi üzerine, 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine" ilişkin kısmının iptali ve terfi ettirilmemesi sebebiyle yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davayı açmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>I - Dava konusu düzenlemenin incelenmesi:<br>Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesinin 22/03/2016 günlü, E:2015/11290, K:2016/1746 sayılı kararıyla 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine" ilişkin kısmının iptal edildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/11/2018 günlü, E:2017/40, K:2018/4529 sayılı kararıyla onandığı ve iptal kararının kesinleştiği görüldüğünden, 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine" ilişkin kısmının iptali istemine ilişkin olarak bu davada yeniden bir karar verilmesine gerek görülmemiştir. <br><br>II - Davacının 2014 yılında kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin incelenmesi :<br>10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 13. maddesinde yer alan 2., 3. ve 4. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine karar verildiği, emniyet amiri ile 4., 3., ve 2. sınıf emniyet müdürü rütbelerindeki personelin terfileri hakkında karar vermek üzere anılan Bakanlar Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlandığı gün toplanan Yüksek Değerlendirme Kurulunca 2. sınıf emniyet müdürü rütbesinde iken 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi için bekleyenlerin haklarında kıdem ve liyakat değerlendirmesi yapıldığı, belirtilen 2. sınıf emniyet müdürü rütbesindeki 383 personelden 371 personelin 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfiine karar verildiği, ancak haklarında herhangi bir kıdem ve liyakat değerlendirmesi yapılmadan 653 3. sınıf emniyet müdürü ve 808 4. sınıf emniyet müdürü ile 759 emniyet amirinin bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine karar verildiği, anılan Kurul kararının 12. maddesinde bu rütbelerde görev yapan personelin terfi ettirilmemesine gerekçe olarak; emniyet teşkilatında halen görev yapmakta olan 3. sınıf emniyet müdürü, 4. sınıf emniyet müdürü ve emniyet amiri rütbesindeki personelin mevcut sayısı ile rütbelere göre görev unvanları ve görev yerleri ve teşkilatın görev ve sorumlulukları ile güvenlik hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde kullanımı dikkate alındığında, bu kapsamdaki mevcut personelin bulundukları rütbede bir yıl daha kalmaları gerektiğinin anlaşıldığı, anılan rütbelerdeki personelin mevcut durumda teşkilatın öngördüğü rütbeli personel ihtiyacının çok üzerinde olduğu, rütbelerde sınırlı sayıda kadro bulunduğu, 3. sınıf emniyet müdürü ile 4. sınıf emniyet müdürü rütbelerinde boş kadro bulunmadığı gösterilmiştir.<br>Dava konusu işlemin dayanağı olan 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine" ilişkin kısmı, Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesinin 22/03/2016 günlü, E:2015/11290, K:2016/1746 sayılı kararıyla iptal edilmiş, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/11/2018 günlü, E:2017/40, K:2018/4529 sayılı kararıyla onanmış ve iptal kararı kesinleşmiştir.<br>3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4638 sayılı Kanun ile değişik 55. maddesinde, terfilerin kıdem ve liyakata göre yapılacağı, her bir rütbe için belirlenen zorunlu bekleme süreleri sonunda bir üst rütbeye terfi edebilmek için bekleme süresi kadar olumlu sicil alınması ve bir üst rütbede boş kadronun olması gerektiği, polis amirlerinin bir üst rütbeye terfiinde bu rütbedeki fiili çalışma süresinin ve kıdem sırasının tespitinde bulunulan rütbeye terfi tarihinin esas alınacağı, kıdem sırasının Emniyet Genel Müdürlüğünce her yıl mart ayında topluca teşkilata duyurulacağı ve terfi ve atamaların kanuni zorunluluk halleri dışında her yıl haziran ayında topluca yapılacağı hükme bağlanmıştır.<br>Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve yine işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik'in 9. maddesinde, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin aynı Yönetmelik'in 11. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla kıdem ve liyakata göre yapılacağı; 11. maddesinde, polis amirlerinin bir üst rütbeye yükselmesi için üst rütbede boş kadronun bulunmasının, bulunduğu rütbede 10. maddede gösterilen bekleme süresi kadar fiilen çalışmış olmanın, bekleme süresi içerisinde zorunlu en az bekleme süresi kadar olumlu sicil almış olmanın gerektiği; 15. maddesinde, kıdemin tespitinde polis amirlerinin bulundukları rütbeye atandıkları tarih ve rütbe terfiinde değerlendirilen çalışma sürelerinin esas alınacağı; 16. maddesinde, kıdem sırasının tespitinde bulunulan rütbeye atanma tarihi önce olanın aynı tarihte terfi edenlerden bulundukları rütbedeki zorunlu en az bekleme sürelerinde almış oldukları son üç yıl sicil notlarının ortalaması yüksek olanın, sicil notlarının eşitliği halinde bulunduğu rütbede ödül ve takdirnamesi fazla olanın, ödül ve takdirnamelerin sayıca eşitliği halinde ise sicil numarası daha küçük olanın, diğerine göre daha kıdemli sayılacağı; 24 ve 25. maddelerinde ise; Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının terfi edecek personel hakkında, bulunduğu rütbede affa uğramış olsa bile adli mercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiillerini, bulunduğu rütbede affa uğramış olsa bile disiplin kurullarınca verilen disiplin cezalarını veya soruşturma bilgilerini ve bu soruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerini, sicil, ödül ve takdirname bilgilerini, meslek içerisindeki bilgi, beceri ve davranışlarını değerlendirerek edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verecekleri kurala bağlanmıştır.<br>Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirilmesinden, bir amirin bir üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği konusundaki temel iki ölçütün kıdem ve liyakat olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, bir terfi döneminde terfi etmeyi hak eden amirlerin kıdemlerine göre sıralanmasından sonra belirlenen sıralamaya göre her birinin liyakat yönünden değerlendirilmesi, liyakat yönünden yeterli görülenlerin terfi ettirilmesi, yeterli görülmeyenlerin ise terfi ettirilmemesi gerekmektedir. Liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturmaların niteliği bir bütün olarak dikkate alınmalıdır.<br>Buna göre, davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından davacının terfi ettirilmemesine sebep olarak terfi edecekleri rütbelerde boş kadro bulunmaması gösterilmekte ise de söz konusu rütbelerdeki kadroların değiştirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın iptal edilmesi ve ayrıca dava konusu Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile 371 adet 2. sınıf emniyet müdürünün 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmesi sonucu 371 adet 2. sınıf emniyet müdürü kadrosu ve zincirleme olarak da daha alt rütbelerde boş kadro oluşacak olması karşısında, davalı idarece Yüksek Değerlendirme Kurulu tekrar toplanarak personelin liyakat yönünden terfiye layık olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiğinden, davacının 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.<br> Öte yandan, yukarıda belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun saptanmış olmasının davacının doğrudan 3. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmesi sonucunu doğurmayacağı, davalı idarece ilgili mevzuat hükümleri uyarınca davacının durumunun liyakat yönünden "yeniden" değerlendirilerek bu konuda ayrıca bir işlem tesis edileceği de açıktır.<br><br>III - Davacının terfi ettirilmemesi sebebiyle yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin incelenmesi :<br>Davacının kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna ilişkin yukarıda yer verilen gerekçemizin, davacının doğrudan 3. sınıf emniyet müdürülüğüne terfi ettirilmesi sonucunu doğurmadığı, davalı idarece ilgili mevzuat hükümlerine göre terfi durumunun liyakat yönünden "yeniden" değerlendirilmesine yönelik olduğu ve davacının terfi edip etmeyeceğinin bu değerlendirme sonucunda belirleneceği dikkate alındığında, bu aşamada davacının maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır. <br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "3. sınıf emniyet müdürlerinin görev unvanı karşılığı olan merkez ve taşra kadrolarının değiştirilmesine" ilişkin kısmının iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2. Davacının 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken 2014 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile kadrosuzluk nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin İPTALİNE,<br>3. Davacının terfi ettirilmemesi sebebiyle yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>4. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinden davacı tarafından yapılan ...-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, yargılamanın devamı sırasında davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca adli yardım kararı nedeniyle ertelenmiş olan ...-TL yargılama giderlerinin davalı idarelerden tahsili için kararın kesinleşmesinden sonra müzekkere yazılmasına,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>

harç