<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/5856 E. , 2024/6401 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/5856<br>Karar No : 2024/6401 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1) (DAVALILAR) 1.1 ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>1.2 ... İl Özel İdaresi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2) (DAVACILAR) ...'a Velayeten, <br>Kendi Adlarına Asaleten ... ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocuklarının ... tarihinde ... Özel İdare İlköğretim Okulu'nda asansör boşluğuna düşmesi sonucu meydana gelen zararlara karşılık çocuk için 10.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi, baba ve anne için ayrı ayrı olmak üzere 15.000,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; maddi tazminat istemlerine ilişkin, düzenlenen raporlar dikkate alınarak, çocuk için davalı idarelerin hizmet kusuru sebebiyle uğramış olduğu maddi zarara karşılık 548.651,49-TL maddi tazminatın, 10.000,00-TL'sinin idareye başvuru tarihinden (09/01/2014), kalan 538.651,49-TL'sinin ise ıslah tarihinden (30/06/2020) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine; anne ve babanın maddi tazminata yönelik taleplerinin, kazazede çocuğun hayatta olması nedeniyle reddedilmesine; manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak ise, davanın açıldığı tarihten sonra davacının durumunda (bedensel bütünlüğü veya mental olarak) bir ağırlaşma olmadığından ıslah dilekçesi ile davacılar için artırılan manevi tazminat miktarı dikkate alınmayarak, anne için 25.000,00-TL, baba için 25.000,00-TL, çocuk için 10.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden (09/01/2014) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, bütün kusur ve sorumluluğun çocukta olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> Davalı Adıyaman İl Özel İdaresi tarafından, olayda çocuğun Milli Eğitim Bakanlığı'nın görev ve gözetiminde olduğu, İdarelerinin kusurunun bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> Davacılar tarafından, anne ve babanın maddi tazminat taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, çocuk için ıslah edilen manevi tazminat talebinin dikkate alınması gerektiği, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAF SAVUNMALARI : Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı Adıyaman İl Özel İdaresi ve davacılar tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Davacılar tarafından, ... doğumlu 1. sınıf öğrencisi olan çocuklarının ... tarihinde ... Özel İdare İlköğretim Okulu'nda öğretmeninden izin alarak lavaboya gittiği ve dönerken koridorda bulunan ve faal olmayan asansörün kapısına yüklenerek açmaya çalıştığı, bu sırada asansör kapısının sağ kanadının rayından çıkmasıyla beraber 4,5 metre yüksekliğindeki asansör boşluğuna düşmesi sonucunda meydana gelen zararların tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 'Zararın ve kusurun ispatı' başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında; "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü yer almıştır. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Davanın anne ve babanın maddi tazminata ilişkin temyiz istemleri yönünden:<br>Dava dilekçesinde, anne ve baba tarafından çocuğun ileride maddi desteğinden yoksun kalınacağı, çocuklarının sürekli tıbbi kontrol altında tutulacağı, maddi kayıplarının olduğu; temyiz dilekçesinde ise, çocuklarının gerek sağlık, gerek eğitim gerekse sosyal ve psikolojik açıdan gerekli ihtiyaçlarını karşılamak için borç alınarak harcama yapıldığı, çocuklarının kendilerine destek olamayacağı hususları ileri sürülmektedir<br>Anne ve babanın maddi tazminat taleplerinden destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin temyiz istemleri yönünden:<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 'Ölüm' başlıklı 53. maddesinde; "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri, 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" hükmü, 'Bedensel zarar' başlıklı 54. maddesinde; "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri, 2. Kazanç kaybı, 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" hükmü, 'Belirlenmesi' başlıklı 55. maddesinde; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." hükmü yer almıştır.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı; ölen bir kişinin yaşarken destek verdiği kişilerin aldığı desteğin ölüm sebebiyle ortadan kalkması neticesinde destek alanların uğradıkları zarar için kabul edilmiş bir maddi tazminat davası türüdür.<br>Yargıtay içtihatlarına göre, destekten yoksun kalma davası ile, davacı miras bırakanların (ölenin) doğmuş bir dava hakkını değil, kendilerine yardım eden kimsenin gelirinden ve yardımından yoksun kalmaları sebebiyle muhakkak olan, fakat halele uğratılan menfaatleri oranında uğradıkları zararın giderilmesi istenmektedir.<br>Dava konusu olayda; çocuklarının sağ olması nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatından faydalanamayacağı açıktır.<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Anne ve babanın diğer maddi tazminat taleplerine ilişkin temyiz istemleri yönünden:<br>Her ne kadar davacılar tarafından zararlarının ispatı yönünden dava dosyasına herhangi bir bilgi ve belge sunulmamış ve Mahkemesi tarafından tazmini istenilen maddi zararlara ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamışsa da; meydana gelen olay nedeniyle anne ve babanın masraflarının olduğu açık olup, Mahkemesince talep edilen zarar kalemleri ve bu zarar kalemlerine ilişkin ne miktar harcama yapıldığının (gerekirse ilgili mercilerden yapılacak araştırmayla) belirlenmesi, şayet zarar belirlenemiyorsa tüm olgular gözetilerek adalete uygun bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken, aksi yöndeki temyize konu Kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. <br>Davanın çocuk için ıslahla arttırılan manevi tazminata ilişkin temyiz istemleri yönünden:<br>Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Tebligat ve cevap verme' başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasına; 11/04/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen hüküm ile tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği hükmü getirilmiş; 6459 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen geçici 7. maddesiyle de, söz konusu hükmün kanun yolu aşaması dahil, 6459 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Her ne kadar içtihatlarda ve adli yargı kararlarında, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi ve yine bu ilke uyarınca manevi tazminatın belirsiz alacak davasına konu edilememesi, kısmi dava olarak açılıp sonradan miktarın artırılamaması kabul edilse de, idari yargıda görülen maddi ve/veya manevi tazminat davalarında miktar artırımına olanak tanıyan yukarıda yer verilen madde hükmünde, manevi tazminatın artırılmasını kısıtlayan bir engel bulunmamaktadır.<br>Miktar artırımının davanın görülmesi sırasında tarafların kusurlarında, zararı doğuran nedenlerin ve olayların tespitinde ve uğranılan zararın tutarında bir değişiklik olması durumunda maddi tazminat için işletilebileceği gibi zararı doğuran olayın meydana geliş biçiminin yeni ortaya çıkan bulgu ve tespitler sonucu, kişilerin manevi yönden çok daha fazla etkilendiğinin saptanması halinde manevi tazminat için de uygulanabilecektir.<br>Uyuşmazlıkta; olayın meydana geldiği tarihte 6 yaşında olan çocukta, yüksekten düşme nedeniyle sınır derecede mental retardasyon (%25) zeka seviyesi engel derecesinin kazaya bağlı geliştiği, sol gözünde görme kaybı meydana geldiği görülmekle birlikte, sürekli engel durumuna bağlı olarak fiziksel ve psikolojik zararın yaş durumu itibarıyla devam edeceği hususları dikkate alındığında, manevi tazminat miktarının arttırılması şartlarının oluştuğu, çocuk için ıslahla arttırılan manevi tazminat tutarı üzerinden bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, aksi yöndeki temyize konu Kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.<br> Kararın nispi karar harcı, faiz ve vekalet ücretleri yönünden incelenmesi:<br>492 sayılı Harçlar Kanunu'nun yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Yargılama giderlerine hükmedilmesi' başlıklı 332. maddesinde; "Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır." hükmü yer almıştır.<br> İdarenin, davacı sıfatını haiz olduğu davalarda harçtan muaf olduğu ve yargılama sonucunda haksız çıksa bile harç tahsili yoluna gidilemeyeceği açıktır. Buna karşın; davalı sıfatını taşıdığı ve yargılama sonucunda haksız taraf olduğu durumlarda, dava açılırken davacı tarafından yatırılan veya adli yardım nedeniyle yatırılması ertelenen ve dava sürecinde yargılama giderine dönüşen yargılama harçlarının-haklılık oranı gözetilerek-davalı idarece ödenmesine hükmedilmesi gerekmektedir. <br>Bu itibarla, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının tümüyle haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletileceği, nispi karar harcı dışında kalan yargılama giderleri için haklılık oranına göre değerlendirme yapılacağı açıktır.<br>Diğer yandan; faize ilişkin olarak, davacıların dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel, dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de; davacıların tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradesini yansıtan miktarın, miktar artırım dilekçesi ile arttırılan gerçek zararı olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak davacılar tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu kabul doğrultusunda da miktar artırım dilekçesi ile arttırılan dava değerinin tamamına, dava açılmadan önce davalı idareye başvuru yapılmışsa başvuru tarihinden itibaren, davalı idareye başvuru yapılmamışsa dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir.<br>Öte yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 'Manevi tazminat davalarında ücret' başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında; "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiş olup maddi ve manevi tazminat istemlerinin birlikte yer aldığı davalarda, manevi tazminat istemi yönünden ayrı vekalet ücreti hesaplanması gerekmektedir.<br>Bu çerçevede, bozma kararı üzerine yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, hükmedilen nispi karar harcı, faiz ve vekalet ücretleri yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, <br>a) Dava konusu anne ve babanın maddi tazminat taleplerinden destekten yoksun kalma tazminatının reddedilmesine ilişkin kısmının ONANMASINA, <br>b) Dava konusu anne ve babanın diğer maddi tazminat istemlerinin reddedilmesine ilişkin kısmı ile çocuk için ıslahla arttırılan manevi tazminat isteminin reddedilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,<br>4. Kesin olarak 06/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br> KARŞI OY :<br>(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br><br></font></p></body></html>
harç