<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5973 E. , 2025/299 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2021/5973<br>Karar No : 2025/299<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, kiralama yoluyla zilyet oldukları Aydın ili, Koçarlı ilçesi, ... Mahalle, ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın, davalı idarece gerekli önlemler alınmaksızın baraj kapaklarının açılması ve koruma amaçlı sedde yapılmaması nedeniyle sular altında kaldığından bahisle her bir davacı için uğradıkları iddia edilen zarara karşılık 20.774,56 TL olmak üzere toplam 41.549,12 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 16/09/2020 tarih ve E:2015/220, K:2020/3004 sayılı bozma kararına uyularak, davalı idarenin taşkın seddesi yapmayarak taşkınlara karşı tedbir alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zararda %20 oranında kusurunun bulunduğu, davacıların ise tamamı taşkın sahası içerisinde kalan taşınmazda herhangi bir izin almaksızın tarımsal üretimde bulunması dolayısıyla %80 oranında kusurlu olduğu, hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunda 74.831,60 TL gelir kaybı hesaplandığı, bilirkişi raporunda hesaplanan gelir kaybı üzerinden davacıların kusur oranı (% 80) dikkate alınarak uğradıkları zararlara karşılık olmak üzere davacı ... için 7.483,32 TL TL, ... için 7.483,32 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idareye atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, meydana gelen zararla idarenin eylemi arasında illiyet bağı olmadığı, bilirkişi raporunda da idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı tespitinin yer aldığı, yasaya aykırı bir şekilde izinsiz olarak yapılan faaliyet sonucu meydana gelen zararda davacıların sorumluluklarının bulunduğu, söz konusu taşkın zararının yağışlar sonucu meydana geldiği, anılan taşınmazın nehrin akış yüzeyine göre yaklaşık 1 metre düşük kotta bulunduğu, yargılama harçlarından muaf oldukları ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br> Bakılan dava; davacılar tarafından, kiralamış oldukları Aydın ili, Koçarlı ilçesi, ... Mahalle, ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın, davalı idarece gerekli önlemler alınmaksızın baraj kapaklarının açılması ve koruma amaçlı sedde yapılmaması nedeniyle sular altında kaldığından bahisle her bir davacı için uğradıkları iddia edilen zarara karşılık 20.774,56 TL olmak üzere toplam 41.549,12 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, bir zararın bulunmasının yanı sıra, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir anlatımla, zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması, zararın o idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Meydana gelen zarar; mücbir sebep, beklenmeyen hal ya da sadece zarar görenin veya üçüncü kişinin eyleminden kaynaklanmışsa, bu durum zarar ile idare arasındaki illiyet bağının kesilmesine sebep olacağından, idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez. Bu ilke, kural olarak, hem kusura dayalı hem de kusursuz sorumluluk hallerinde geçerli bulunmaktadır.<br> Olay tarihinde yürürlükte olan şekliyle 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (a) fıkrasında, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek görevi Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmiş; 21/01/1943 tarih ve 5310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1. maddesinde, "Yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasiyle su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırları Nafıa Vekaletinin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyetinin kararı ile tesbit ve ilan edilir."; 3. maddesinde de, "Birinci madde hükümleri dairesinde tesbit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmak, fidan veya ağaç dikmek yasaktır. Müsaade verilmesi, Su İşleri Müdürünün, bulunmıyan yerlerde Nafıa Müdürünün fenni mahzur olmadığı hakkında rapor vermiş olmasına bağlıdır." hükümleri yer almış bulunmaktadır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, davalı idarenin, taşkın ve selleri önlemek, sulama amacıyla tesisler kurmak ve bu tesislerin çalıştırılması, bakım ve onarım dahil işletmelerini sağlamakla görevli olduğu; bu hizmetin kusurlu işletilmesi sonucu uğranılan zararın tazmin edileceği; Bakanlar Kurulu tarafından taşkın sahası olarak ilan edilen alanlarda, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden izin alınmaksızın hiç bir tarımsal faaliyetin yapılamayacağı; dolayısıyla, bu tür alanlarda izin alınmaksızın tarımsal faaliyette bulunulması halinde, meydana gelen zararlar nedeniyle idarenin tazminle sorumlu tutulamayacağı açıktır.<br> Dava dosyasının incelenmesinden, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ara kararına cevaben dosyaya sunulan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ... Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı yazısında, davaya konu taşınmazın tamamının 4373 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan ve 19/06/1951 tarih ve 7838 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen taşkın sahası içerisinde kaldığı, taşkın seddesinin ne zaman yapıldığı ve söz konusu taşınmazda tarımsal faaliyette bulunmak hususunda izin alındığına dair bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı belirtilmiştir.<br> Bu durumda, tamamı taşkın saha içerisinde yer alan taşınmaz üzerinde izinsiz olarak yapılan tarımsal faaliyet nedeniyle doğan zararların davacıların kusurundan kaynaklandığı anlaşılmakla meydana gelen zararın davalı idarece tazminine olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. <br>Bu itibarla; davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/01/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. <br> <br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Temyize konu İdare Mahkemesi kararı, usul ve hukuka uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından kararın onanması gerektiği oyuyla aksi yönündeki Daire kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
harç