<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/10731 E. , 2025/644 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/10731<br>Karar No : 2025/644<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticaret Anonim Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, birleşilen ... Ticaret Anonim Şirketi'nin davacıya ait iştirak hisselerinin alımı sırasında katlandığı ve birleşme sırasında bilançosunda yer alan finansman giderleri ile finansman gider kısıtlaması kapsamında indiremediği giderin kurum kazancından indirilmesi, ayrıca 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun geçici 14. maddesinde yer alan istisna kapsamındaki kur farkı gelirinin, Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:19)'de belirlenen hesaplama yöntem ve usullerine göre hesaplanan tutardan fazla olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2021 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin yapılan tahakkukun fazlaya ilişkin kısmın iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Cumhurbaşkanı Kararının yayım tarihinden önce kullanılan yabancı kaynakların finansman gider kısıtlaması kapsamına dahil edilmesinin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırı olduğu, finansal gider kısıtlaması uygulaması kapsamı dışında tutulması gereken borçlanmalar açısından Cumhurbaşkanı Kararının yayımlandığı 04/02/2021 tarihinin esas alınması gerektiği, tek düzen hesap planında belirtilen bazı kalemlerin finansman gideri kapsamında yabancı kaynak hesaplamasına dahil edilmemesi gerektiğinden davanın bu kısmında hukuka uygunluk görülmediği, 19 Seri No'lu Tebliğ ile Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde (Seri No:1) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de belirtilen hesaplama yöntemiyle dönüştürdüğü döviz bakiyeleri için 60.435.085,34-TL istisna kazanç hesaplandığı ancak Maliye Bakanlığına konuya ilişkin düzenleyici bir tebliğ yapma yetkisi verilmediği halde Tebliğle istisna hesaplamasına ilişkin detaylı belirlemeler yapıldığı, bunlardan en önemlisinin istisna hesabı yapılırken aynı paraya ilişkin yabancı para hesaplarının tek bir hesap gibi değerlendirilmesi ve istisna kazancın tespitinde ilk giren ilk çıkar (FIFO) yönteminin uygulanması gerektiği yönündeki belirleme olduğu, bu hesaplama yönetiminin istisna kazancın düşük olarak tespit edilmesine sebebiyet verildiği, maliyet hesabında ilk giren ilk çıkar (FIFO) yöntemi uygulanmasaydı 65.274.042,03-TL tutarında istisna kazancı ortaya çıkacağı, bu durumda (65.274.042,03-60.435.085,34=)4.838.956,69-TL eksik istisna uygulandığı ileri sürüldüğü olayda, gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun iktisadi kıymetlerin nasıl değerleneceği hususunun anlatıldığı 258 ve devamı maddeleri ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nda vergilendirmeyle ilgili birincil mevzuat olan diğer vergi kanunlarımızda hesaplama yöntemlerinin tahdidi olarak sayıldığı, tebliğde belirtilen hesaplama yönteminin nasıl olacağı yönündeki düzenlemeye 5520 sayılı Kanunda yer verilmediği, zaten özellikli durumların tüm detaylarının kanun koyucu tarafından kanunla düzenlenmesinin haklı bir beklenti olarak değerlendirilemeyeceği, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 4. maddesinin 3. fıkrasının (I) numaralı bendinin (g) alt bendinde "Finansal sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirleri almak" hükmüne yer verildiği, söz konusu düzenlemenin uygulanması noktasında özellikli hesaplama yöntemlerinin Tebliğde belirtilmesinde bir sakınca olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, 2009 takvim yılına ilişkin bir vergi incelemesinde şirketin genel kurulunca alınan kar dağıtımının gereği olarak yapılması gereken temettü ödemeleri kapsamında şirket tarafından kar dağıtımında kullanılmak üzere banka kredisi kullanıldığı ve bankadan alınan krediyle şirketin ortaklara olan borcunun (kâr payı ödeme borcu) kapatılmış olmasının şirketin ticari faaliyetleri ile ilgili sayılamayacağı yönünde iddialara dayanarak anılan döneme ait bir kısım kredilerin faiz ve kur farkı giderlerinin vergi matrahından indirilemeyeceğinin iddia edildiği, şirketin 2021 yılı kredi borçlarının bir kısmına ilişkin giderlerin kurum kazancından indirilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de kâr payı dağıtım politikası kapsamında temettü ödemesinde bulunan davacı şirketin bu ödemelerin yapılabilmesi için banka kredi kullanması neticesinde kullanılan krediye bağlı olarak ortaya çıkan kur farkı ve faiz giderlerinin işletmenin ticari faaliyetiyle ilgili bir gider olmadığı, aksine söz konusu kur farkı ve faiz giderlerinin ticari faaliyet sonucu değil ticari faaliyet sonrasında kârın temettü kapsamında dağıtımı sırasında ortaya çıktığı, kaldı ki ortaklara borç niteliğinde olan kâr payı ödemesi sırasında kullanılan finansman ile ilgili kur farkı ve faiz giderlerinin kanunen kabul edilen gider olduğunun kabulü halinde kâr payı dağıtımı sırasında nakit bulundurulmamak suretiyle söz konusu ödemelerin devamlı suretle banka kredisi kullanılmak suretiyle yapılabileceği dolayısıyla da vergi matrahının haksız bir şekilde azaltılması sonucu doğacağı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından dava konusu işlemin finansman gider kısıtlamasından kaynaklanan kısmı iptal edilmiş, söz konusu kısım nedeniyle ödenen tutarın tecil faiziyle iadesine hükmedilmiş, kalan kısım yönünden ise dava reddedilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; tahakkukun, iştirak hisselerinin alımı sırasında katlanılan ve birleşme sırasında bilançosunda yer alan finansman giderleri ile kur korumalı mevduattan kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkralarına yöneltilen davacı istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.<br> 5520 sayılı Kanunun 11/1-i maddesi ile yabancı kaynak kullanımında finansman giderlerine yönelik olarak 2013 yılında yürürlüğe giren düzenlemede, Cumhurbaşkanı Kararı ile 2021 vergilendirme dönemlerine uygulanmak üzere finansman giderlerinin %10'luk kısmının kurum kazancından indirim konusu yapılamayacağının düzenlendiği, Kararda henüz 2021 vergilendirme dönemi sona ermeden oranın belirlendiği ve 2021 vergilendirme döneminde uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinin açıkça belirtildiği, bu doğrultuda düzenlenen Tebliğ hükümleri ile de anılan Kanun maddesinin yürürlüğe girdiği 01/01/2013 tarihinden itibaren sağlanan yabancı kaynaklara ilişkin olarak mahiyet ve tutar itibarıyla 01/01/2021 tarihinden itibaren kesinleşen gider ve maliyet unsurlarının gider kısıtlamasına tabi tutulacağının belirtildiği olayda Cumhurbaşkanı Kararı ile geçmişe yürütmenin söz konusu olmadığından tahakkuk işleminin dava konusu edilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Cumhurbaşkanı Kararının yayımlandığı 04/02/2021 tarihinden önce kullanılan kredilerin hesaplamaya katılmaması gerektiği, tebliğde yapılan tanım çerçevesinde yabancı kaynak olmadığı halde yabancı kaynak sayılan bilanço kalemlerinin yer aldığı, tek düzen hesap planında bulunduğu sınıf itibarıyla yabancı kaynak sayılarak hesaplama yapılan bazı kalemler sebebiyle işletmelerin yabancı kaynak toplamlarının fazla çıktığı, finansman geliri ve giderleri arasında netleştirme yapılabilmesi gerektiği, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14. maddesinde düzenlenen istisna uygulamasını sınırlandırıcı bir nitelik taşıdığı ve bu durumdan kaynaklı olarak fazladan kurumlar vergisi ödendiği, kar dağıtımı için kullanılan kredilere ilişkin faizin gider olarak dikkate alınamayacağı yönünde herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, birleşme işleminin yasal mevzuat çerçevesinde sorunsuz bir şekilde gerçekleştiği, birleşme öncesi bilançoda yer alan finansman giderinin indirilememesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :... Ticaret Anonim Şirketinin davacı şirket ile birleşmeden önce davacı şirketin hisselerini satın almak suretiyle iştirak ettiği, söz konusu hisseler alınırken çekilen kredilere ait finansman giderinin birleşme yoluyla daha karlı olan ... Ticaret Anonim Şirketi üzerinde bırakıldığının somut bir şekilde ortaya konulduğu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14. maddesinde düzenlenen istisna uygulamasını sınırlandırıcı bir nitelik taşımadığı, Tebliğ'in ilgili bölümünde yer alan açıklamaların istisna kapsamındaki kur farkı kazançlarının hesaplanmasında uygulama birliğini sağlamaya ve mükellefler nezdinde yaşanan tereddütleri ve idareyle mükellefler arasında doğabilecek olası ihtilafları gidermeye yönelik olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> ... isimli şirket ile ... Anonim Şirketi arasında ... Ticaret Anonim Şirketi'nin sermeyesinin %50,83'lük kısmının satın alınması konusunda 2007 yılında görüşmelere başlanılmış, ... tarfından kontrol edilen ... S.A. ile ... Anonim Şirketi arasında 13/02/2008 tarihli anlaşma imzalanarak birleşme ile neticelenecek süreç belirlenmiştir.<br>Bu anlaşmaya göre, 18/03/2008 tarihinde hisselerinin %99,99'u ... S.A.'ya ait olan ... Ticaret Anonim Şirketi 25/03/2008 tarihinde de hisselerinin %99,99'u ... Ticaret Anonim Şirketi'ne ait olan ... Ticaret Anonim Şirketi kurulmuş, ... Ticaret Anonim Şirketi doğrudan ve dolaylı yoldan ... Ticaret Anonim Şirketinin hisslerinin %97,90'nına sahip olduktan sonra 30/04/2009 tarihinde iki şirket birleşmiştir.<br> ... Ticaret Anonim Şirketine yurtdışından sağlanan krediler ... Ticaret Anonim Şirketine ait hisselerin satın alınmasında kullanılmak üzere ... Ticaret Anonim Şirketi'nin sermaye artırımına katılmak ve emisyon pirimi ödenmek suretiyle aktarıldığı, aktarılan bu tutar da ... Ticaret Anonim Şirketi tarafından ... Ticaret Şirketinin hisse senetlerinin alımında kullanılmıştır.<br> ... Ticaret Anonim Şirketinin bilançosunda yer alan ve ... tarafından Moonlight şirketine ödenen emisyon primlerinin Moonlight tarafından temettü ödemesine konu edildiği ve temettünün ödenebilmesi için de Moonlight tarafından banka kredisinin kullanıldığı, ... tarafından elde edilen temettünün ise Moonlight'a sermaye ve emisyon pirimi ödemesi için kullanılan banka kredilerinin geri ödenmesinde kullanıldığı, bu şekilde ... Ticaret Anonim Şirketinin hisslerinin satın alınmasında kullanılan kredilerin ana para ve faiz ödemelerinin satın alınan ... Ticaret Anonim Şirketi üzerinde bırakılarak anılan giderlerin 2021 yılına ilişkin kısmının kurumlar vergisi matrahından indirilmesi gerektiği ileri sürülerek ilgili yıl kurumlar vergisi beyannamesi ihtirazi kayıtla verilmiştir.<br> Ayrıca, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun geçici 14. maddesinde yer alan istisna kapsamındaki kur farkı gelirinin, Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:19)'de belirlenen hesaplama yöntem ve usullerine göre hesaplanan tutardan fazla olduğu ihtirazi kayıtla beyan etmiş ancak bu kayda itibar edilmeksizin dava konusu tahakkuk yapılmış, öte yandan Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1)'ne, 11/02/2022 tarih ve 31747 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:19) ile eklenen "40. Yabancı Paraların ve Altın Hesaplarının Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüştürülmesinden Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna Uygulaması" başlıklı kısmının, "40.3.1.1. Yabancı paraların dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarına ilişkin istisna" başlıklı alt bölümü; Danıştay Üçüncü Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2023/3106, K:2023/4982 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 09/03/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aynı Kanun'un 5.maddesinin 3.fıkrası; Kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği, şu kadar ki iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri, Kanun'un 19. maddesi kapsamında yapılan devir işlemleri sonrasına isabet edenler de dâhil olmak üzere, kurum kazancından indirilebileceği şeklinde değiştirilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu tahakkukun, finansman gider kısıtlamasından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun görülmüştür.<br>5520 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 3. fıkrasında 7440 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle getirilen, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderlerinin, Kanun'un 19. maddesi kapsamında yapılan devir işlemleri sonrasına isabet edenler de dâhil olmak üzere, kurum kazancından indirilebileceği yolundaki düzenlemenin, 01/01/2023 tarihinden itibaren elde edilen gelir ve kazançlara uygulanacağının kurala bağlanması karşısında, uyuşmazlık konusu dönem için söz konusu giderlerin indirim konusu yapılabileceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından maddi olayı yanlış nitelendirerek aksi yöndeki gerekçeyle bu kısım yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının değinilen hüküm fıkrası sonucu itibarıyla hukuka aykırı düşmemiştir. Yukarıda değinilen Danıştay Üçüncü Dairesinin 29/11/2023 tarih ve E:2023/3106, K:2023/4982 sayılı kararı dikkate alındığında dava konusu tahakkukun, kur korumalı mevduattan kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk görülmediğinden tahakkukun değinilen kısımdan kaynaklanan kısmının bozulması gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin kısmen reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu tahakkukun, finansman gider kısıtlamasından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,<br>3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,<br>4. Kararın; dava konusu tahakkukun, kur korumalı mevduattan kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,<br>5.Kararın; dava konusu tahakkukun, iştirak hisselerinin alımı sırasında katlanılan finansman giderine isabet kısmına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,<br> 6.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına, 13/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
harç