<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2025/476 E. , 2025/3700 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2025/476<br>Karar No : 2025/3700 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Ordu ili, Kabadüz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel, ... ada... sayılı parsel, ... ada ... sayılı parsel ve ... ada ... sayılı parsel maliki olan davacı tarafından, parselasyon öncesi Ordu ili, Kabadüz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda 2981-3290 sayılı Kanunun 10/C maddesine göre parselasyon yapılmasına ilişkin 27/08/1996 tarihli Kabadüz Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıya ait eski ... ada, ... parsel sayılı yeni ... ada, ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda 27/08/1996 tarihli Kabadüz Belediye Encümeni kararı ile parselasyon işlemi yapıldığı, eski ... sayılı parselin bir kısmının parselasyona girdiği, bir kısmının ise girmediği, parselasyona giren kısmının ... ada ..., ... sayılı parsel ile ... ada ... sayılı parsel olarak arsa statüsüne dönüştüğü, parselasyona girmeyen kısmın ise yine ... sayılı parsel olarak kaldığı, 16/07/2015 tarihinde kadastro yenilemesi sonucu ... ada ... sayılı parselin oluştuğu, davacı tarafından 15/03/2024 tarihli dilekçe ile Ordu Valiliği Kadastro Müdürlüğünden, Ordu ili, Kabadüz ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün bir kısmının 2015 yılında gerçekleştirilen yenileme kadastro çalışmalarında hatalı ölçüm ve tespitler nedeni ile bitişik parseldeki ... ada ... sayılı parselin taşınmaza eklenmesi ve bitişik parselden taşınmazına olan geçmenin düzeltilmesinin talep edildiği, Kadastro Müdürlüğünün ... tarih ve...sayılı işlemi ile ... ada ... ve ... sayılı parsellerde bir hatanın bulunmadığı şeklinde cevap verildiği, bunun üzerine parselasyon yapılmasına ilişkin 27/08/1996 tarihli Kabadüz Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı,... ada ... sayılı parsel, ... ada ... sayılı parsel ve ... ada ... sayılı parseldeki taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak davacının yer aldığı, edinme sebebi olarak ... tarih, ... yevmiye numaralı bağış işleminin olduğu görülmüştür.<br>Bu durumda; dava konusu parselasyon işlemi ile ... ada ... ve ... sayılı parsel ile ... ada 1 sayılı parselin oluştuğu, anılan parsellerdeki taşınmazlarda... tarih ve ... yevmiye numaralı bağış işleminin tarafı olan davacının davaya konu parselasyon işleminden söz konusu bağışlama işleminin tesis edildiği 28/01/2004 tarihi itibarıyla haberdar olduğu, bu tarihi izleyen 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken yasal dava açma süresi geçirilerek 20/05/2024 tarihinde açılan davanın süreaşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br>Belirtilen gerekçelerle, davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusu yönünden: Subjektif nitelikte işlemler olan parselasyon işlemlerine karşı ancak işlem tarihinde mülkiyet hakkı olanların ve mülkiyet hakkı etkilenenlerin dava açabilecekleri, parselasyon işlemiyle oluşturulan imar parselini imar uygulamasından sonra satın alan kişinin mülkiyet hakkına satın alma tarihi itibariyle ve bu tarihteki kullanım imkanları ile sahip olduğu değerlendirildiğinde, bu tarihten önce tesis edilen iş ve işlemler açısından ilgilinin ehliyetli olarak kabulünün mümkün olmayacağı, davacının taşınmaz üzerinde parselasyondan çok sonra, 28/01/2004 tarihli bağış kaynaklı tescille mülkiyet hakkı kazandığı, parselasyon yapıldığı tarihte malik olmadığı tartışmasız bulunan ve iptali istenilen parselasyon işlemi ile menfaat ilgisi bulunmayan davacı tarafından açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varıldığından, Mahkeme kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği, davalı idarenin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusu yönünden: uyuşmazlıkta, davalı idarenin bir vekille temsil edildiğinin açık olduğu, davalı idare vekilinin kararda sehven davacı vekili olarak gösterildiği bu sebeple davada vekille temsil edilen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, idare mahkemesince davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, istinafa konu kararda bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun gerekçeli reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüyle, davalı idare lehine kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br> <br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> 27/08/1996 tarihli Kabadüz Belediye Encümeni kararı ile parselasyon işlemi yapılmış, davacının hisseli maliki olduğu eski ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bir kısmı parselasyona girmiş bir kısmı girmemiş, söz konusu parselasyon işlemi neticesinde yeni ... ada ... sayılı parsel, ... ada ... sayılı parsel ve ... ada ... sayılı parseller oluşturulmuştur. Davacı tarafından, anılan parsellerin malikleri ile 28/01/2004 tarihli bağış sözleşmesi yapılarak anılan parseller davacının uhdesine geçmiştir. ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile aralarında hatalı ölçüm nedeniyle sıkıntılar oluştuğu, hatanın düzeltilmesi gerektiği istemli 15/03/2024 tarihli dilekçe ile idareye yapılan başvuruya idare tarafından 25/03/2024 tarihinde verilen cevapta, dava konusu parselasyon işleminde hatanın olmadığı ifade edilmiştir. Davacı tarafından bu tarih öğrenme tarihi gösterilerek 20/05/2024 tarihinde bakılan dava açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> T.C. Anayasasının 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hüküm altına alınmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu kurala bağlandıktan sonra, aynı maddenin 2. fıkrasında, Anayasa kuralına paralel şekilde, idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı, aynı kanunun 11. maddesinde ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, otuz gün içinde (İşlem tarihinde yürürlükte bulunan "altmış" ibaresi 08/07/2021 tarih ve 7331 sayılı Kanunun 2. maddesiyle "otuz" olarak değiştirilmiştir.) bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. <br>Öte yandan, özel kanun olan 3194 sayılı İmar Kanununun 19. maddesinde; 'İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır. Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re'sen tanzim ve tesis ederler...' hükmüne yer verilmiştir.<br>Anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, parselasyon işlemlerine karşı 2577 sayılı yasanın 11. maddesi kapsamında başvuru için, özel bir Kanun olan 3194 sayılı Yasanın 19. maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, parselasyon işlemlerine karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması, bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde (İşlem tarihinde yürürlükte bulunan "altmış" ibaresi 08/07/2021 tarih ve 7331 sayılı Kanunun 2. maddesiyle "otuz" olarak değiştirilmiştir.) cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden altmış günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihini izleyen günden itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde veya itiraz süresi içerisinde başvuruda bulunulmaması durumunda parselasyon işlemleri kesinleşeceğinden kesinleşme tarihinden itibaren altmış gün içerisinde dava açılması gerektiği açıktır. Ancak, genel kural bu yönde olmakla beraber parselasyon işlemi gibi subjektif ve kişisel nitelikte idari işlemlere karşı dava açma süresinin başlaması için ilgililere yazılı bildirim yapılması gerekmektedir. Yazılı bildirim yapılmaması halinde, ilgililerin işlemi ve kime karşı karşı dava açabileceklerini öğrenmeleri üzerine dava açabilecekleri tabidir. <br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Dava süresi, kamu düzeni ile ilgili olup, hak düşürücü nitelik taşır. Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde esasa girilmeden süre aşımı yönünden davanın reddine karar verileceği öngörülmüştür (Madde14/3-e ve 15/1-b). Ayrıca, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği de vurgulanmıştır (Madde14/6).<br> Parselasyon işlemleri, dağıtım cetvellerinde kapsadıkları alan içindeki her taşınmaza karşılık sahiplerine verilecek bağımsız ve şüyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı ve parsellerin konumu gibi hususları ayrı ayrı gösterdiğinden, düzenlemeye konu olan taşınmaz sahipleri için sübjektif ve kişisel işlemler olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla parselasyon işlemi niteliği itibarıyla subjektif ve doğrudan mülkiyet hakkına yönelik bir işlem olduğundan, dava açma süresinin başlaması için ilanen tebliğin yeterli olmadığı, bu sebeple parselasyon işleminin ilgili taşınmaz malikine tebliğ edilmesi ve yasal bildirimi üzerine dava açma süresinin başlaması esastır. <br> Uyuşmazlıkta, subjektif işlem özelliği taşıyan parselasyon işleminin kesinleşmiş halinin davacıya tebliğ edilmesi ya da bu işlemin davacı tarafından açık ve net bir şekilde tüm unsurlarıyla öğrenildiğinin ortaya konulması gerekmektedir.<br> Uyuşmazlıkta; her ne kadar, Bölge İdare Mahkemesince, davacının taşınmaz üzerinde parselasyondan çok sonra 28/01/2004 tarihli bağış kaynaklı tescille mülkiyet hakkı kazandığı, parselasyon yapıldığı tarihte malik olmadığı tartışmasız bulunan davacının, iptali istenilen parselasyon işlemi ile menfaat ilgisi bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varıldığı yönünde hüküm kurulmuş ise de, davacının parselasyona tabi tutulan ... ada ... parsel sayılı taşınmazda hisseli malik olduğu dosyada yer alan 25/11/1982 tarihli tasarruf vesikasından açıkça görüldüğünden işlem tarihi itibarıyla taşınmaz hisseli maliki olan davacının dava açma ehliyetinin bulunduğuna karar verilmiştir. <br> Dosya içeriğinden, 27/08/1996 tarihli parselasyon işlemi tebliğ edilmeyen davacı tarafından parselasyon işlemine askı süresinde itiraz edilmediği, askı süresinden sonra 15/03/2024 tarihinde yapılan başvuruya verilen 25/03/2024 tarihli cevap üzerine parselasyon işleminin öğrenilmesi neticesinde 20/05/2024 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında idare mahkemesinin 26/06/2024 tarihli ara kararına verilen cevaplardan, parselasyona tabi tutulan alanda hisseli malik olan davacının dava konusu parselasyon işlemi sonucu oluşan parselleri 28/01/2004 tarihli bağış işlemleri ile tam hisse olarak edindiği, söz konusu hususun tapu kaydı belgelerinden sabit olduğu, bu tarih itibarıyla dava konusu işlemden tüm unsurlarıyla haberdar olduğundan dava açma süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı, bu tarihi izleyen 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken yasal dava açma süresi geçirilerek 20/05/2024 tarihinde açılan davanın süreaşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi gerekirken, istinaf başvurusunun gerekçeli reddine dair verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, davalı idare tarafından vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü davalıya vekalet ücreti hükmedilmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,<br>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY(X) :2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararın gerekçesini değiştirerek onayabileceği, 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 50. maddesinin 3. fıkrasında; bölge idare mahkemesinin, Danıştayca verilen bozma kararına uymayarak kararında ısrar edebileceği belirtilmiş; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 38. maddesinde ise, İdari Dava Daireleri Kurulunun idare mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği kurala bağlanmıştır.<br> Uyuşmazlık konusu olayda, uyuşmazlık konusu parselasyon işlemine karşı açılan davada Mahkemece davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince anılan karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi ile davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği yönünde karar verilmiştir.<br>Davanın ehliyet yönünden reddi kararının içeriği ve sonuçları itibarıyla süre aşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin karardan farklı olması nedeniyle bu gerekçe ile kararın onanması halinde karar veren Bölge İdare Mahkemesinin ehliyet ret kararında ısrar etme imkanı ortadan kalkacağından yargılama yetkisinin usulüne uygun kullanımının sağlanması amacıyla kararın bozulmasına Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.<br> Bu itibarla, Mahkeme tarafından verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddine yönelik İdari Dava Dairesi kararın bozulması gerektiği oyuyla, anılan kararın bu kısmının değişik gerekçe ile onanmasına ilişkin Dairemiz kararına katılmıyorum.<br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>
görev