<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/6425 E. , 2022/3315 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2020/6425<br>Karar No : 2022/3315<br><br><br>DAVACI : …<br> <br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin yine aynı Kurul tarafından reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Meslekten çıkarma kararı tesis edilebilmesi için 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yer alan terör örgütüne üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatının olduğunun tespit edilmesi ve somut olarak ortaya konulması gerektiği, olağanüstü tedbir niteliğinde görülen dava konusu kararların olağanüstü hal gereğince alınan ve bu dönemle sınır bir karar niteliğinde olmayan neticesini olağanüstü halden sonra da devam ettiren ciddi ve ağır sonuçlarının olduğu, adil yargılanma ve etkili başvuru hakkı ile kanunsuz ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve anılan kararların 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (A) fıkrası hükmüne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, anılan hüküm kapsamında dava konusu kararlar tesis edilmeden önce ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için yedi gün süre verildiği, dava konusu kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ:Davacının 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen Geçici 35/A maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun … tarihli ve … sayılı kararın ve bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptali ile mahrum kalınan özlük ve parasal hakların ödenmesi istemiyle dava açılmıştır.<br>Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.<br>T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. <br>6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmıştır. "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve İdari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.<br>Öte yandan, kamu düzeni ve güvenliği açısından, Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde, Milli Güvenlik Kurulunun, Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine toplanan Bakanlar Kurulu'nca 15.7.2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. <br>31.7.2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen Geçici 35/A maddesinde de; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca, askeri hâkimler hakkında Milli Savunma Bakanının başkanlığında, Milli Savunma Bakanı tarafından birinci sınıf askeri hâkimler arasından seçilecek iki askeri hâkimden oluşan komisyonca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır." kuralı getirilmiştir. <br>Dava konusu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararıyla; 375 sayılı KHK'ya eklenen Geçici 35/A maddesi uyarınca yapılacak değerlendirmenin, adli suç ya da disiplin suçu niteliğindeki somut bir eylemin soruşturması niteliğinde olmadığı, Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara üyelik, mensubiyet, irtibat veya iltisak şeklindeki herhangi bir bağlantılarının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu belirtilerek ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Cumhuriyet Başsavcılıklarınca başlatılan ve halen devam eden soruşturmalar ile açılan kamu davalarında Hakim ve Cumhuriyet savcılarının, ifade, sorgu ve duruşma tutanakları, arama sonucu el konulan ya da muhafaza altına alınan materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen tutanak ve teknik raporlar, soruşturma ve kovuşturma sürecinde samimi şekilde itirafta bulunan Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının beyanları, tanık veya gizli tanık beyanları ile yürütülen soruşturmalarda elde edilen bilgiler, HTS verileri üzerinde yapılan çalışma analizleri ve ilgililerin yazılı savunmalarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. Maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen Geçici 35/A maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.<br> Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.9.2017 tarih ve 2017/16-956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.4.2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında da, FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu belirlenmiştir.<br>Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hakim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vermeleri ve Anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir. Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara yönelik üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hakim ve savcılar hakkında olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hallerdendir.<br>Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası'nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkartılmasına ilişkin dava konusu Genel Kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.<br>Öte yandan, dosyanın incelendiği tarih itibarıyla kesinleşmiş bulunan ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçu nedeniyle yapılan yargılama sonucu, davacının eyleminin sübut bulması nedeniyle hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına hükmedilmiş olduğu da tespit edilmiştir.<br>Diğer taraftan, dava konusu Genel Kurul kararının davacıya ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu nedenle meydana geldiğini ileri sürdüğü kayıplarının tazminine de olanak bulunmamaktadır.<br> Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmüştür.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 18/05/2022 tarihinde, davacının gelmediği, davalı idare vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi ve gereği görüşüldü:<br><br>A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ<br>1) Genel Olarak<br> Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br> 23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.<br> 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.<br> Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiş ve bu maddenin (A) fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi ile benzer şekilde, yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) fıkrası uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği düzenlenmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (A) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br><br>2) Davacıya İlişkin Süreç <br> … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarihli ve … sayılı kararla reddedilmiştir. <br> Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin yine aynı Kurul tarafında reddine ilişkin kararın iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br> Diğer yandan, davacı hakkında, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak 1 yıl 10 ay 15 gün süre hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediği görülmüştür.<br><br>B) İLGİLİ MEVZUAT<br>1) Anayasa<br> Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.<br> Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."<br> Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. <br> Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.<br> Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”<br> Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."<br> Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”<br> Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. <br> Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”<br> Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”<br> Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. <br> Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."<br> Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”<br> Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. <br> Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”<br> Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”<br> Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”<br> Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”<br><br>2) AİHS<br> AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."<br> AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.<br> Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”<br><br>3) Kanun<br> 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ve 18/07/2021 tarihli, 7333 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle değiştirilen geçici 35. maddenin (A) fıkrası: "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca, ... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Bu kişiler hakkında alınan kararlar on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.<br> Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler hakkında bu maddenin (B) fıkrasının ikinci paragrafı hükümleri uygulanır. Ayrıca askeri hâkimlerin askeri rütbeleri, mahkûmiyet kararı aranmaksızın alınır."<br> Anılan maddenin (B) fıkrasının ikinci paragrafı: "Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır... Bu paragrafta sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu paragraf hükümleri uygulanır."<br> Aynı maddenin son fıkrası: "Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır."<br><br>4) Etik İlkeler<br> Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.<br> Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.<br> Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.<br><br>C) İNCELEME VE GEREKÇE<br>1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç<br> İlgili Kanun hükmü gereğince Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmıştır. Bunun yanında, yargılama aşamasında da, haklarındaki tespitlere ek olarak dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler ilgililere bildirilerek bu tespitlere karşı beyanlarını sunma imkanı sağlanmıştır.<br> Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).<br> Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.<br>Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir. <br><br><br>Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.<br>06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay Savcısı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.<br>Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.<br> Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.<br> AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).<br> Yukarıda aktarıldığı üzere gerek bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır. <br><br>2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler<br> Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. <br> 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. <br> Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:<br> "Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...<br> Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...<br> HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.<br> Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...<br> Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...<br> Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."<br> Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”<br> Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. <br> Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.<br> <br>3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü<br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir. <br> Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir. <br> Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.<br> Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.<br><br>4) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği<br> Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.<br> Dolayısıyla gerek 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi gerekse OHAL kalktıktan sonra uygulanacak olan 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br> Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br> Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişilerden 667 sayılı KHK'nın 3. maddesiyle “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler” hakkında da dört yıl süreyle uygulanmak üzere meslekten çıkarma yaptırımı getirilmiştir.<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.<br> <br>5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi<br> Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu yaptırımın uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. <br> Dava konusu kararların dayanağı olan deliller davalı idare tarafından dava konusu kararların tesisinden önce tespit edilerek ve savunması alınmak suretiyle davacıya bildirilmiştir. Bunun yanında, dava konusu kararlar ile ilgili olarak karar tarihinden sonra tespit edilerek davalı idare tarafından dosyaya sunulan birtakım delillerin, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olması halinde dava konusu kararların hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Kaldı ki, kararımızın "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç" başlıklı kısmında da belirtildiği gibi, dava konusu kararların gerekçesi olarak daha önce davacıya bildirilmemiş olmakla birlikte yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler ilgililere tebliğ edilerek bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.<br><br>b) Davacının Kendi Beyanları ve Hakkındaki Tanık Beyanları<br>Davacının Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca 02/12/2016 tarihinde alınan şüpheli sorgulama tutanağında;<br>"... 2008 yılında İstanbul Üniversitesi hukuk fakültesini kazandım. Kayıt yaptırmak için İstanbul' a geldik, babamın maddi durum yetersizliği sebebiyle kendimize uygun yurt arayamaya başladık. Çünkü devlet yurdunda bana sıra gelmemişti. O dönem herkesin gittiği, devlet tarafından da tanınan sahiplenen desteklenen Fetullah GÜLEN grubu ile tanıştım. Bunların evlerine gittim. İstanbul ilinde Güngören ilçesinde 3 yıl evlerinde kaldım.<br>Bu işin başlangıcı şu şekilde oluştu. Bu gruba mensup kişiler bizim ilimizde sınavı kazanan başarılı çocukların evlerini ziyaret ediyorlardı. Bizim evi de ... isimli bir kişi ziyaret etti. Burada bize kendilerini tanıttılar. İmkan sunacaklarını, burs vereceklerini, kira ödeyeceklerini söylediler. İlk etapta babam bu teklifi kabul etmedi. Ancak biz İstanbul da kalacak yer ararken mecbur kaldık. ... ile irtibat kurduk. Buluştuk. Konuştuk. Beni ... alarak Güngören semtinde bir eve yerleştirdi. Ben bu evde yaklaşık 3 yıl değişik değişik insanlarla kaldım. Bu evde genelde yabancı uyruklu kişiler vardı. Evde sohbetler yapılırdı. Namaz kılınırdı. Devlet aleyhine bir konuşma geçmez. Olumsuz bir durum yaşanmazdı. Bu arada ben okulun son yıllarına doğru bu evlerden çıkmak istedim. Ancak kiralık ev ve arkadaş bulamayınca başarılı olamadım. Ara ara evden gittim geldim. Ancak son 3 seneyi bu evde geçirdim. Daha sonra mezun oldum. Ankara dan bir kişi geldi. İsmini ihsan diye söyledi. Bana "Ankara' ya gel bizimle çalış, seni bir yerlere yerleştiririz her şey bizim elimizde, bizim istemediğimiz hiçbir şey olmaz, biz istemezsek hakim savcı olamazsın" dediler. Ben önce kabul etmek istemedim. Ve ağrı' ya gidip Avukatlık yapacağımı söyledim. ... ile bir kaç defa Ankara ilinde görüştüm. Bana Ankara da Jandarma Genel komutanlığı'n da Öğretim görevliliği teklif etti. Ben kendisine orası İngilizce istiyor benim İngilizcem uygun değil dediğimde biz orasın hallederiz sen düşünme dediler. Ben kabul etmedim. Çünkü bağımsız olamayacağımı düşündüm. Ben hep bunlara mualif oldum. Bana sen ilerde sıkıntı yaşarsın dedi. Ben bunları bildiğim halde konjüktür gereği bu insanlardan kopamadım. Çünkü mülhakatta beni eleyeceklerini düşünmüştüm. 2012 yılı Aralık ayında çalışarak adli yargı sınavını kazandım. Bu esnada daha önceden tammış olduğum Ağrı … Parti il başkanı A.A. ile mecliste görüştüm. Beni Ağrı milletvekilleriyle görüştürdü. Bana referans olacaklarını söylediler. Onlar bana biz sana yardımcı oluruz dediler. Ben ise durumun vehametini anlatmak için bu yapıyı onlara kısaca anlattım. Bu insanların izni olmadan oluru olmadan kamuda görev alınamayacağını. İstemedikleri adamların sicilleri bozduklarını söyledim. Hatta kendi adamlarını size göndererek size referans yaptırarak kendi insanlarını sizlerin yardımlarıyla memuriyet aldırdıklarını söyledim. Bana biz bu işi hallederiz sana yardımcı oluruz dediler. Ve bana yardımcı oldular. Bu şekilde mülakata girdim. Ve kazandım. Bu kazanma durumumda Fetullah GÜLEN cemaatinin herhangi bir katkısı olmamıştır.<br> Daha önce ismini vermiş olduğum ...' ın yanında ben soruların çalınmak suretiyle askeri yargıda örgütlenildiğini, hakim savcıların alındığını söylemiştim. Yine ...’ın yanındaki ... isimli idari yargıdan olduğunu tahmin ettiğim bir kişi bana sen daha önce soruların çalınmak suretiyle Fetullah GÜLEN grubunun hakim savcı yerleştirdiğini söylemişsin sen bu şekilde mülhakatı kazanamazsın dedi. Buradan anladım ki her konuşulan kayıt altına alınıp ilgili birimlere iletiliyor. Ben o anda kendisine hizmeti sevdiğimi böyle bir şey demediğimi söyleyerek konuyu geçiştirdim.<br>Staja başladıktan sonra benle irtibatı devam ettirmeye çalıştılar ancak ben bu insanlardan bana hayır gelmeyeceğini düşündüğüm için irtibatımı kopardım. Ben Ankara ilinde bir kaç kere gittiğimde ... beni Keçiören ilçesinde misafir etti. Burada bana ders çalışmak istersen bizim şartlarımı kabul etmek zorundasın. Telefon kullanmayacaksın. Dışarı çıkmayacaksın. Arkadaş getirmeyeceksin. Ailene haber vermeyeceksin. Ve bizim istediğimiz bölümü seçeceksin dedi. Bende çift kişilikli bir casus gibi yaşayacağıma kendim gibi yaşarım diyerek tekliflerini kabul etmedim. Bu evlere gidiş gelişim de İstanbul Üniversitesinden bizim dönemden çok adam görmüşlüğüm olmuştur. Ancak ne amaçla bulunduklarını tahmin edemedim. Bu evlere gidip gelirken tanıdıklarımla karşılaşmadım. Zaten bu insanlar birbirini tanıyan insanlarla aynı ortamlara bulundurmaz. Ben ...'la görüştüğüm zaman çalışma evlerine gitmedim. Bu evlerde kalan öğrencilerle karşılaşmadım. Zaten beni de karşılaştırmak istemezlerdi..." yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.<br>Davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer verilen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla verdiği ifadesi şöyledir:<br>"Başkanım iddianame tarafıma tebliğ edildi hakkımdaki isnadı anladım. Öncelikle silahlı terör örgütü üyeliğini kabul etmiyorum ancak irtibatta olduğum dönem göz önünde alındığında eğer ceza verilecekse söyleyeceklerimin etkin pişmanlık çerçevesinde değerlendirilmesini istiyorum. Ben ilk ve orta öğretimimi Ağrı ilinde tamamladım. Babam inşaat ustası olduğundan dolayı genelde onun yanında çalışırdım yaz aylarında. 2008 yılında Ağrı'da bulunan yerel bir dershane olan ismi … olan bir dershaneye gittim. Zaten üç tane dershane vardı biri örgütün dershanesi olan Fem dershanesi diğeri Final biri de yerel bir dershane olan Aytes dershanesiydi. Ben Aytes dershanesine gittim orada başarılı olduğumdan dolayı ücretsiz kaydedildim. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi'ni kazandım Hukuk Fakültesini. O dönem örgütün ilk benimle temas kurduğu yıl oldu. Nil dershanesinden ismini hatırlamadığım kişiler aradılar. Bana dediler ki sizinle görüşmek istiyoruz bende amaçlarını sordum işte İstanbul ilinden geldiğini söyleyen ... isimli şahıs bana dedi ki bizim orada evlerimiz var burs veriyoruz kalacak yer sağlıyoruz istersen kalabilirsin. Bende pek dindar olmadığımdan cemaatlerinde yapısını pek bilmediğimden ilk başta soğuk yaklaştım kabul etmedim. Kayıt işlemleri için babamla İstanbul'a gittik orada akrabalarımın yanında kalırken devlet yurduna da başvurumu yaptım başkanım yurt sıram beş binlerdeydi kalacak yer zaten sorun oldu. Özel yurtlar ateş pahası başka cemaatlerde vardı okulun önünde stand kurmuşlardı. İçlerinde en rahat olan hani diğer cemaatlerin dini şartları biraz ağır olduğu için bunlar daha hafif şartları daha rahat olduğundan bende ... isimli şahısı aradım kalacak yer bulamadığımı söyledim bunun üzerine ... isimli şahıs gelip beni aldı İstanbul ilinde Güngören ilçesinde bir eve götürdü bende burası üniversiteye uzak beni yakın bir yere verin dedim. O da oradaki kiralar yüksek senden kira isterler deyince bende kabul ettim orada kalmaya başladım. Benden kira alınmıyordu aksine birde bursta üstüne veriliyordu. Kaldığım bölgede genelde Yıldız Teknik Üniversitesinden öğrenciler vardı … Üniversitesinden vardı Marmara Üniversitesinin yerleşkesi vardı Bahçelievler'de oradan hatırladığım öğrenciler vardı. Kaldığım şahıslar arasında Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğunu hatırladığım bir kişi vardı E.V. diye biri onunla 2008 yılında aynı evde kaldık. Zaten hakkımdaki tanıklardan M.A.İ. isimli şahsıda hatırlamıyorum ancak beyanlarını okuduktan sonra hatırladım. Zaten muhacirler genelde kalıyordu bu yabancı öğrenci dediğimiz. Ben üçüncü sınıftayken ilk iki sene bana herhangi bir görev verilmedi üçüncü sınıftayken ev sorumluluğu teklif edildi. Evin sorumlusu ol zaten yaş büyük olduğu için diğerleri daha alt sınıflarda olduğundan evin giderlerini karşılama falan olsun yani özel bir görev değildi aslında sadece yaşım büyük olduğu için evin sorumlususun. Bende kabul ettim öğrenci bakmak daha zor geldi hafta da iki gün öğrenci gelecek onlarla ilgileneceksin ders çalışmamı engelleyeceği için ben ev sorumluluğunu kabul ettim. Bu evde M.A.İ.'nin ifadesinde bahsi geçen ... isimli Afganistan uyruklu bir çocuk vardı bir de ... isimli Türkmenista'lı bir çocuk vardı. O dönem bizim zaten BTM olarak görev yapan kişi ... isimli kişi. Bunu zaten ... isimli şahıs ifadesinde isim belirtmiyor ancak emniyete gidince fotoğraf gösterilmesi üzerine teşhis ediyor. Hani benimde savcılıkta ifademde genelde kod isim ya da normal isim hatırladığım için bana fotoğraf gösterilmediğinden tam hatırlayamadım ama K.Y.'mış ismi onu hatırladım. Üniversitedeyken herhangi bir kod adı kullanmadım zaten kod adı kullanmanızı gerektirecek bir durum yok çünkü evde kaldığınız kişiler sizinle aynı ortamda üniversitede falan sizi tanıyorlar görüyorlar o yüzden üniversite boyunca hiç kod ismi kullanmadım. Son sınıftayken ... kod adlı fakülteci olduğunu hatırladığım Yıldız Teknik Üniversitesinde kilolu bir şahıs mezun görüşmesi gerçekleştirdi başkanım bize evlerinin falan olduğunu söyledi Ankara'da, İstanbul ve Ankara ilinde. Bende başlangıçta Ağrı ilinde avukatlık yapacağımı söyledim tekliflerine biraz soğuk yaklaştım o da abilerinin istediği yere gitmeyecek misin yani onların yönlendirmesine açık değil misin? deyince bende hayır Ağrı'da avukatlık yapacağım ama eğer olursa savcılık sınavına da hazırlanırım çünkü hayalim savcı olmaktı dedim neyse seni sonra ararız dediler. Ben Ağrı iline gittim yanlış hatırlamıyorsam bir ay geçti geçmedi ... beni aradı dedi ki seni arayacaklar çalışmak ister misin? bende Ağrı'da ortamın kötü olması çalışma durumunun olmaması gibi nedenlerle o dönemde zaten bunlara yanaşmak dışında başka şekilde mesleğe girme şansım olmadığından yanaştım başkanım. Hani gidip bir örgüte üye olayım suç işleyeyim amacım yoktu zaten öyle bir kasıtta asla bulaşmadım. Kabul ettim ondan sonra beni aradılar yanlış hatırlamıyorsam ...'in beyanında geçiyor ... isimli bir şahıs diye geçiyor ben onun kod ismini hatırlamıyordum ama ...'in beyanında geçiyor. Bu ... Ordu'luydu bizim üst dönemde olan bir şahıs bu beni alıp Ankara'da Keçiörende bir eve yerleştirdi. Ben gittiğim zaman bu şahıslar ders çalışmaya başlamışlardı. Evde M.Ş., Z.S. A.Ç., A.Ç. vardı zaten bunlarla ilgili ağır cezalarda başkanım gerekli ifadeleri verdim görgüye dayalı bir hani diğer itirafçılar gibi duyuma dayalı değilde bizzat somut beyanlarda bulundum ve beyanlarımda da asla bir değişiklik olmadı. Baktığınız zaman hakkımdaki ifadelerde işte bu H.A. denilen şahıs ifade veriyor mahkemede talimatta alınan ifadesinde ben böyle bir şey söylemedim diyor yani ben böyle şeyler değilde tam somut zaman mekana dayanan ifadelerde bulundum. Bunlar ağır cezalardan istenebilir hani samimiyetimin ortaya çıkması açısından neyse bu evlerde başkanım on on iki saat ders çalıştık ... kod adlı gerçek ismi herhalde ... olabilir o da bizim bir üst dönemde o da ...'in üstündeydi bunları zaten görsem teşhis edebilirim. Savcılıkta Tekirdağ'da ifade verdiğimde bana her hangi bir fotoğraf teşhis tutanağı düzenlettirilmediği için mesela emniyet bu konuda daha iyi başkanım isim verdiğiniz zaman size hemen bir şey getiriliyor teşhiste bulunabiliyorsunuz eğer istenirse onları teşhis edebilirim. Zaten A.Ç. teşhis etmiş ben onun beyanında hatırladım ..., Ordu'lu gerçek ismi ... kod ismini bile hatırlamıyorum düşünün ama ... olduğunu ev içindeki konuşmalardan hatırlıyorum. Eğer istenir yani yeniden. Başkanım zaten polise de söyledim dedim ki ifadeler eksik söyledim başka isimlerde vardı bana şunu söyledi dedi ki bize gönderilen ifade tutanaklarındaki isimler bunlar biz başka isimleri teşhis edemeyiz bu bizim yetkimizi aşıyor hatta gidip emniyet o kendisinden sorumlu komisere de sordu o da dedi ki yeniden talimat yapılması lazım bende dedim ki iki iş yapacağımıza. Yeniden teşhis edersen Bursa'ya mı gidip teşhis etmen lazım? Başkanım ondan sonra bu şahıslarla kaldım. Daha sonra idari yargıyı kazanamadım, adli yargıda 76 puan kazandım bizim evden Z.S. ve M.Ş. adli yargıyı kazanamadılar. Daha sonra kazandığım için mülakat evi denilen bir eve götürüldük orada da ismini hatırladığım M.A. vardı M.Y., M.G. Y.K. vardı. Biz bunlarla aynı evde kaldık başkanım zaten ilk ifadelerimi aynen geçerli olduğu için şimdi isimler noktasında hatırlamama olursa ilk ifadelerim geçerli zaten. Bunlarla aynı evde kaldık başkanım bizi mülakatlara hazırladılar öncelik kişinin kendisinin gidip referans bulması eğer referansı zayıfsa bu sefer örgüt devreye giriyor ben o taktiği sonradan anladım. Ben o dönem … Parti Ağrı il başkanıyla samimi olmam münasebetiyle mecliste görüştüm kendisi bana referans olacağını söyledi. Ailemin herkesin … Parti yakınlarını bildiği için şüphelenmedi bana referans oldu ama eğer ki referansınız zayıfsa bu sefer örgüt devreye giriyor öncelik sizin başkalarının listesinden şeye girmeniz eğer öyle bir imkanınız yoksa zayıfsa bu sefer kendileri referans buluyorlar. Bana öyle bir referans bulma gibi olayları olmadı. Mülakattan sonra başkanım aday evine geçtik bu aday evinde K.I. denilen şahıs vardı, H.D. vardı, M.A., M.Y. vardı. H.D. Şey K.I. başka eve geçti. Birde Ö.F.A. isimli bir şahıs vardı onuda unuttum o da bizimle kaldı. Sohbetler düzenleniyordu başkanım haftada bir gün hafta sonu genelde bu sohbetlere M.B., M.A., F.H.İ. başka kim vardı A.B. bu şahıslar katılıyordu bir de Y.G. isimli bir şahıs vardı o da kendi evinde kalıyordu başkanım arada bir toplantılara gelip gittiğini hatırlıyorum. B.H.E. diye biri de vardı başkanım o da bir dönem bizim bölgedeydi sonra başka bölgeye geçti yanlış hatırlamıyorsam ya Ş.Ç. ya da M.A.. Bizim dönemde zaten örgüt içi konuşmalardan bir de K.I. isimli şahıslardan duyduğum kadarıyla üç tane devreci olduğunu hatırlıyorum biri M.A. biri Ş.Ç. birisi de bizim sorumlumuz olan K.I. K.I.'nın altında da başkanım benden sorumlu olan kişi H.D.'tı. ...'ın bir de ayrıyeten görevi vardı başkanım çalışma evlerinden sorumluydu onu yanlış hatırlamıyorsam üç tane evi vardı kendisi bana dedi ki hani bu sene yeterince kişi adli yargıyı kazanamadığı için zorlanıyorum bana yardımcı olur musun? bende tamam dedim hani sonuçta sadece gidip hafta bir işte gidip sorarsın ne kadar Kur-an okuyorlar işte Risale ne kadar okumuşlar ihtiyaçları var mı yok mu onları bana söylersin ben zaten gidiyorum falan dedi. Bu F.Y. isimli bir şahıs var o ifadesinde bahsediyor ... kod aldı kişi biriyle mi karıştırmış bilmiyorum ama o dönem zaten kod almamı gerektirecek bir. Bende sana onu soracaktım seni ... kod adı olarak teşhis etmiş. Başkanım zaten onun ifadelerini okursanız çok saçmalamış ... diyor bir şeyler saçmalamış. Ben o evi hatırlıyorum başkanım ben o eve yaklaşık iki ay gidip geldim. Dediği gibi Karslı bir çocuk vardı bunları da teşhis edebilirim. ... dediği kişiyi de az çok hatırlıyorum bu memur olan bir şahıstı başkanım kendi evinde kalıyordu arada bir gelip ders çalışmaya gittiğini hatırlıyorum bir de ... diye bir çocuk vardı onun dışında başka bir evde bana o ifadem dosyada yok maalesef avukatım sunacak. Ankara Cumhuriyet Başsavcının talimatı vardı ben onu şüpheli olarak benim ifademi aldılar aslında tanık olarak gönderilmiş orada bana askeri hakim savcıların olduğu bir fotoğraf teşhis tutanağı gösterdiler C.A. denilen bir şahısı ben orada teşhis ettim başkanım avukatım o ifadeyi sunacak zaten. C.A. ' da yine Keçiören'de başka bir evde kalıyordu orada isimlerini az çok hatırladığım .... ... gibi isimler vardı ... Bu iki aydan sonra başkanım zaten 17-25 Aralık süreci tam yaşanmaya yakın benim biraz fikir ayrılıklarım oldu ...'la ters düştük ondan sonra ben gitmemeye başladım. Dikkat ederseniz F.Y. diyor ya geldiğimde ... isimli şahıs yoktu diyor ben zaten iki ay baktım bir daha da irtibatım olmadı hani bunu F.Y. de doğruluyor. ...'dan duyduğum kadarıyla bir de Ö.B.'nin beyanında da geçiyor o sene kazanma oranı çok düşükmüş hani sınavı kazananlarda mülakattan elenmiş zaten F.Y.'nin ifadesinde bahsi geçiyor üçü de mülakattan elenmiş diğer evdeyse adli yargıyı kazanan sadece bir kişimi ne varmış onları bana ... söyledi ... dediğimde H.D. pardon onları söyledi. Neyse başkanım adayken bizim şeyin H.D. üstünde K.I. onun üstünde de ... kod adlı sarışın biri vardı böyle sarı Karadenizliydi yanlış hatırlamıyorsam onun üstünde de ... kod adlı biri vardı o da sivildi zannedersem zaten bir kere gördüm. Bu şahıs toplantıya geldiği zaman bize dışarıda namaz kılmayın işte gözle kılın tuhaf tuhaf şeyler söyledi bende dedim ki bunun Kur-an da dinde sünnette yeri yok ki dedim bu yeni bir yorumdur hatta not defteri aldım elime yazmaya çalıştım kendisi ne yapıyorsun not tutamazsın şeklinde sert çıkıştı bende dışarıda namaz kılmaya devam edeceğimi söyledim. Bunun üzerine bayağı bir sert çıktı ondan sonra benim herhalde itaatkar olmadığımı anladıktan sonra örgütünde içindeki kişileri tanımam çoğu kişi hakkında bilgi sahibi olmam dolayısıyla korkutmama amaçtı elde tutmaya çalıştılar. Katalog evliliği şeklinde bir evlilikle karşıma geldiler orada bana dediler ki bir tane bayan var senin için uygun gördük bende hiç kataloğa bakmadan görüşmeye dahi gitmeden evlenmeyeceğimi düşünmediğimi söyledim şu aşamada ailemin maddi durumunun iyi olmadığını. Katalog nasıl resimler mi gösteriliyor? Başkanım öncelikle sizden şu sorulur kişilik özelliklerinizi söylüyorsunuz neyi sevdiğiniz neye inandığınız aile yapınız. Onlarda gidip bayanlardan size uygun birini buluyorlar hani bu kültürel olarak işte etnik köken olarak sana yakın öyle bir teklifte bulunurlar sizde görüşürsünüz anlaşırsanız olur. Ben kesinlikle kimseyle görüşmedim başkanım kabul etmedim çok ısrar ettiler ailemin maddi durumundan bahsettim şu an düğün yapacak gücüm olmadığını söyledim kendileri destek olacaklarını söylediler maddi anlamda gerekirse kredi falan veririz bende kabul etmedim. Ondan sonra başkanım bu 17-25 Aralık sürecinden sonra bunların hani arkasından gittiklerini söyledikleri Fettullah isimli şahısla ilgili şeycilerde ismi geçen M.D. diyor ki bu adamla ilgili işte risalede de bir yerde geçiyor bu şahsın Bediüzzaman bahsediyor dehşetli cemaat diyor bu şahsı tabir ederken. 12 13 14 yıllarında orada öyle bir not geçiyor risalede geçiyor. Bende onlara söyledim bakın dedim üstat dediğiniz kişi dehşetli bir cemaatin geleceğini söylüyor siyasete girmeyin diyor siz siyasete girdiniz artık dini bir cemaat olmaktan çıktınız başınıza bela gelecek bahsettiği yıllar o yıllar onlarda bana burada bahsedilen kişi işte hocamız değil Tayyip Erdoğan böyle saçma sapan yorumlarda bulundular nitekim ahirete kadar unutulmayacak belada başlarına geldi hepimizde bunun mağduruyuz hani bende FETÖ mağduruyum. Kesinlikle onların amacı doğrultusunda hiç bir suç işlemedim sadece maalesef hata ettik ama ihanet etmedik çok şükür devletimize. Ondan sonra başkanım adayken hani o süreci biraz kısa geçeyim de biraz toparlayayım. Burs ilk maaşı istediler ve maaşın %15nin verilmesi şeklinde bir talimat geldi bende dedim ki ben zaten okuyan iki kız kardeşim var babam inşaat ustası bunlara zekat göndereceğim zekat dediğiniz şey insanın içinden gelen bir şey hani siz bunun 15ini istiyorsunuz ama siz zekat alacak almayı hak edecek bir kurum değilsiniz çok güçlüsünüz paranızda var benim önceliğim ailem. ... ismindeki şahıs aynen bana şunu söyledi bu abiler tarafından hoş karşılanmaz defterinde yer alır ilerde bir yere gelemezsin ilk tehdidi orada yedim bende dedim ki benim zaten bu meslekte önümü göremiyorum yükselmek gibi bir kaygımda yok en kötü Ağrı'ya gidip avukatlık yaparım ...'le ilk şeyimiz o oldu. Bir de bu dışarıda namaz kılma olayından sonra Kamil Işıkgöz duymuş herhalde bir ortamdan ben öyle üniversitede farklı gruplardan arkadaşlar dışarıda namaz kılınca bende yanlarına gidiyordum başkanım o da mesleğe girişte sıkıntı yaşarsın gibi sözler söyledi bende artık o süreçten sonra Ağrı'ya gidip gelince başkanım yine bu Fettullah isimli şahısla ilgili bir tane kanaat önderi bana bu süfyandır peşinden gitmeyin dedi bende bunu bizzat ilettim artık sonucu ne olursa olsun bunlarla irtibatımı koparacaktım. Hani mesela insanlar diyor ki işte niye daha önce koparmadın şimdi PKK gibi bir terör örgütünden çıktığınız zaman infazla sonucu infazdır. Bunlarda da şimdi millet öyle hafif anlatıyor ki adamlar ... isimli şahıs var orada bir de şey var başkanım A.Ç. diye biri var. O tarikat liderinden ziyade kanaat önderi. Dindar değilde böyle muhabbeti hoş olan bir insan yani o onu sadece güçlendirdi o anda da bırakamadım zaten. Başkanım o an sadece gidip onu anlattım bakın dedim ki yine risalede de geçiyor Bediüzzaman'da süfyandan bahsederken. Neyse ondan sonra ben bunları kendileriyle tartışmaya açınca dedim ki bakın siz dini bir cemaatten ziyade artık farklı bir gizli istihbarat örgütüne dönmüşsünüz benim size bu saatten sonra hiç bir faydam olmaz ayrılacağımı söyledim mesleğe atandım ayrıldım mesleğe atandım bana Ü.Y. isimli ben zaten Tekirdağ Saray ilçesine atandım 2014 K...'da Ü.Y. isimli bir şahıs geldi başkanım o da Vize, Kırklareli Vize ilçesinde görev yapıyor arada 20-25 km'lik bir mesafe var geldi bana dedi ki sivil abiler seninle görüşmek istiyor. Bende dedim ki ... siz hani neye hizmet ediyorsunuz dedim ben artık dindar bir insanda değilim namaz kılmayı da bıraktım dedim yani sizin amacınız size bir faydam yok dedim kesinlikle görüşmeyeceğimi söyle ...'te dedi ki ben elçiyim sadece aracıyım dedim ... sende bağını kopar. Nereden aradı ankesörden mi? Yok başkanım Ü.Y. benim zaten yakın arkadaşım aynı cemaat evinde. Ben meslekteyken hiç bir tem... olmadı. Sadece resmi olarak örgütün kazanmaya çalışma şekli o Ü.Y.'yi aracı olarak gönderdiler o da zaten aynı dönem arkadaşım ve yakın olması sebebiyle bizzat geldi kendi şahsi numarasından aradı hani öyle örgüt içi gizli bir haberleşme falan yok zaten ... benim samimi arkadaşım olduğu için örgüt dışında da normal hayatta görüştüğüm bir insan. Meslekteyken ayrıldıktan sonra zaten o da herhalde örgütten talimat almasından dolayı irtibatını kopardı benden. ... öyle söyledikten sonra ... gitti başkanım ben aynı adliyede görev yaptığım şimdi ağır cezalarda terör savcıları olan bir sürü kişiyle çalıştım kendilerine bildiğim kadarıyla anlatıyordum hani kimseden saklamıyordum bu durumu zaten ilk açığa alındıktan sonra meslektaşların görüşleri sorulduğunda hepsi kendilerini arayan şahıslara bu şahısta kaldığını ayrıldığını bize söylüyordu bizde samimiyetine inandık. Dikkat ederseniz başkanım gerçi HSYK'nın savunma istediği yazı da bir tane iki kişinin Bylock konuşması var başkanım o dosya da var mı yok mu bilmiyorum ama avukatım sunacak. İki kişinin Bylock mesajlaşması var biri diğerine diyor ki Osman abi durum sıkıntılı istersen şunlara ulaşalım diyor adliye aranarak randevu alınabilir sen adliyeyi ara bir randevu al gidip görüşelim hem bu şekilde bir irtibat kurmaya çalışma yöntemi örgüt içinde olsam zaten bana bu şekilde ulaşılmaya çalışılmaz adliye aranarak randevu alınmaz başkanım. Orada ismi geçen şahısların çoğu H.A. isimli kişi beyanında bahsediyor. İstanbul'daki çalışma evlerinde işte N.D.'den bahsetmiş O.D.'dan bahsetmiş bunlar Ankara'daki çalışma evlerinde kalan şahıslar değil. İstanbul'daki çalışma evlerinde kalanların dereceleri 3tür başkanım dost diye tabir ediliyor bu mesela beşlik dörtlük üçlük diye dört ve beşler Ankara'da çalışır üçler İstanbul'da çalışır yani dost dediğimiz örgüte bağlı olmayan daha önce çıkmış ayrılmış ya da örgütten olmayan ama sempatisi olan bu tür şahısları başkanım kendi mesela ben diyelim ki örgütten biriyim ya bana derler hizmete yakın tanıdığın kişiler varsa çağır getir İstanbul'daki evlerimizde çalıştıracağız zaten o İstanbul'daki çalışanların hepsi öyle. Dikkat ederseniz ben Ankara'daki şahıslarla anılmıyorum ama İstanbul'daki şahıslarla anılıyorum bu derecemin düşürüldüğünü yani benim baştan beri ifade etmiş olduğum işte ayrıldığım sürekli istikrarla savunduğum şeyi doğrulayan bir delil. HSYK bunu benden savunma isterken gönderdi ama dosyada göremedim bilmiyorum var mı yok mu. Hakkımdaki beyanlara geçersek A.Ç. isimli şahıs başkanım Whatsapp grubu vardı bizim akademiden kalma bir Whatsapp grubu elli kişi var o grupta içinde FETÖ'cüsü var hala görevde olanda var. Ben darbenin ilk saatlerinde hakim savcı grubuna da yazdım ülü'l-emre itaat farzdır sokağa çıkın daha kimse yok korkudan bir kelime yazamazken o gruba da şöyle bir şey yazdım dedim ki halen bunlara inanan varsa imanından şüphe etsin bende geçmişte bunlarda kaldım çok şükür ki ayrıldım zamanında bunların gerçek yüzünü gördüm ... kardeşimizde bunun ekran görüntüsünü alıyor HSYK'ya bildiriyor haberleşmenin gizliliğini ihlal aslında baktığınızda hukuki bir delilde değil ama ben yazdığımı kabul ediyorum başkanım. ... isimli şahısta benim yakın arkadaşımdır kaldığını duydum şeklinde beyanları var zaten ben ona her şeyimi anlatırdım kendisi ...'ın işte örgütten ayrıldığını kendisine. Kendisine zarar verebileceklerinden korktuğunu şeklinde talimatta ifade veriyor. H.B. isimli şahısı başkanım üniversitede simaen hatırlıyorum zaten duyuma dayalı beyanları var burada olsa kendisine soru sormak isterim. Onunda yanlış hatırlamıyorsam İstanbul'da dost evlerinde kalmış onuda Hüseyin Işık'ın beyanlarını okurken gördüm hani görgüye dayalı bir bilgim yok o şahısla ilgili. ...'da zaten bir sürü isim sayıyor başkanım. İşte benim anlamadığım başkanım bu şahıs avukatlık hakkı tanınıyor HSYK tarafından genelde etkin pişmanlıktan yararlanıp mahkemede dönülüyor. Benim bütün ağır cezalarda yaptığım savunmaları isterseniz hiç bir tanesinde dönmüşlüğüm yok samimi baştan aynı şekilde devam ettim ama bunlar. A.Ç.'nin beyanları zaten benim beyanlarımla örtüşüyor başkanım. Okuyayım sana gelmiş ... isimli şahsı tanırım kendisi İstanbul Hukuk Fakültesi mezunudur. Ankara ilinde Keçiören ilçesinde bulunan açık adresini hatırlayamadığım 2012 yılı adli yargı hakim ve savcı adaylığı sınavına 2012 yılı Ağustos ve Ekim aylarında çalıştığımız evde birlikte kalmıştık evde hatırladığım kadarıyla beş kişi kalıyorduk evde diğer kalan kişileri şu an hatırlamıyorum ancak önceki ifadelerimde bu şahısları teşhis etmiştim o beyanlarım tamamen doğrudur ... 2012 adli yargı sınavını bildiğim kadarıyla kazandı idari yargı sınavını kazanamadı sonrasında hakim olarak atandığını biliyorum birlikte kaldığımız ev sonrasında kendisiyle irtibatımız olmamıştır. Kaldığımız evde sınav soruları tarafımıza verilmesi gibi bir eylem olmamıştır zaten ...'da idari yargıyı kazanamamıştı evde diğer kişilerden de bu sınavı kazanamayanlar oldu kaldığımız evde sohbet veya başka bir örgütsel toplantı düzenlenmedi. Kaldığımız evden sorumlu olan kişi ismini bilmediğim ... isimli şahıs idi. Bu şahsı ilk ifademde teşhis etmiştim ... kaldığımız evde kimin yönlendirmesine ilişkin olduğu bir bilgim yoktur diyor. Bir de M.A.İ.'ın beyanı var. Onu da anlattım başkanım. Burada diyor ... isimli şahıs evin abisiydi diyor, doğruluyorsun bunu? Doğruluyorum başkanım. Peki. Yine FY.'yi söyledim. ... isimli. Onu kabul etmiyorum o kod ismini hatırlamamıştım. Başkanım şimdi bu kişiler yarın öbür gün meslektaş olacağımız kişiler kendimi saklama gibi bir durumum yok zaten ismimi de biliyordur. Neden öyle bir şey söylediğini bende anlamadım. Başkanım bizim dönemin zaten %90 'nını attılar görüştüğünüz kişilerin FETÖ üyesi olması kaçınılmaz. Yani zaten örgütün dikkat edersiniz meslekteyken örgüt içi konuşmalar için Bylock gibi yazılımları falan geliştirmişler. Bir kişi birinin normal şahsi hattından örgüt içi bir görüşme için aramaz. Görüşmelerin zaten içeri de yok. Mesela beraber görev yaptığım jandarma uzmanı var orada bir tane adam beni arıyor talimat alıyor FETÖ'cü diye adamı görsem simaen hatırlarım o girmiş, polis memuru giriyor işin içine görev yaptığım yerdeki hakim savcıları var. Bilemiyorsunuz başkanım hani sırf HTS raporu delil olarak kabul edilmemeli ama takdir sizin. Tanık beyanları ile ilgili bir iki şey söyleyeyim isterseniz efendim. Bu polis ... isimli şahıs zaten başkanım isimsiz dilekçelerle insanları şikayet eden biri. Okey oynadığımız bir cafe vardı Saray'da ki bütün memurlar. Orayı fuhuş yapılıyor kumar oynatılıyor diye ihbar eden bir şahıs. Bizimle beraber takılan bir şahıs. Trakya da Saray'da görev yaptım ben. Piknik yaptığımız yerde genelde insanlar orada halen görevde olan bir sürü memur, içinde rakı içeni de var. Gelip bu tür ortamları FETÖ toplantısı diye şikayet eden yani değişik bir şahıs işte. Onun beyanları zaten itibar edilebilir diye düşünmüyorum. He M.A.İ.'nin dediğine başkanım zaten 4 ay beraber kaldık. O dönem dediğim gibi ya evden çıkacaksın ya da bir görev almak zorundasınız. Üçüncü sınıfa kadar hiçbir görev almadım. Yarım dönem ev abiliği aldım ama herhangi bir ne namaz kıldırırdım ne bir toplantı yaptık. Herhangi bir faaliyetim olmadı. Zaten yapmadığımı gördükleri için aldılar. Son sınıfta da herhangi bir görevde bulunmadım. Fırat Yılmazer isimli şahıs ise zaten dediği gibi Ö.B. isimli şahıs var başkanım. 10 sayfalık bir ifadesi var. Diyor ki, evin sorumluları 3 kişi biz bu işi yapıyorduk. A.C., H.D. ve kendisinden bahsediyor. Bende H.D.'nin ev arkadaşım olduğunu söyledim. Zaten onun bilgisi dahilinde. Rica üzerine diyeyim 2-3 aylığına gittim. Ondan sonra zaten bir daha hiçbir şekilde o tarafa doğru gitmedim. Zaten meslekte de Ü.Y. aracılığı ile bana ulaşmaya çalıştıklarını söyledim başkanım. Yer zaman belirttim. Tanıklarla ilgili ifadeleri zaten savunmayı da sunmuş avukatım. Yani meslekle ilgili 2014'ten sonra hiçbir veri bulunmamaktadır dosyada beyanlarımın aksini kanıtlar nitelikte ki kaldı ki hani bunların vahim nitelikteki eylemi 2016, silahlı terör örgütü ilan edildikleri tarih. Yargıtay'ın onanmış kararı 2017 e dayanıyor. HSYK başkan vekili 2016 da ki bir konuşmasında diyor ki; 2014'te biz bunlarla ilgili soruşturmaya başladık diyor. Lakin terör örgütü olup olmadıkları belli değildi diyor. 2016 da ortaya çıktı, diyor. E şimdi 2016 da terör örgütü ilan edilen bir yapıya, benim geçmişte ev arkadaşım olan ... bir üst konumumda onun bildiklerini bile bilme imkanım yokken çoğu şeyi ben bu örgütün amacını nasıl bilebilirim başkanım. Hani öyle bir amacım olsa Doğu kökenliyim PKK'lılar yanaşıyordu. Onların PKK terör örgütü olduğu kesin. Oraya giderseniz yanarsınız onu biliyorsunuz. Ama bu tarafa gittiğinizde yanmayacağınız kesin. Çünkü herkes orada. Ha din işi değil, insan çocuklar dini değil dünyasını kurtarsın diye gönderiyorlardı. İş bulma kurumu gibi bir şeydi. Bizimde yolumuz mecburiyetten kesişti. Görev yaptığım şu an Elazığ Ağır Ceza başkanı var ... Hakim. Yine Ankara'da terör savcısı F.T. var. Dinleyebilirsiniz meslekte iken kalıp ayrıldığımı bunlara söylüyordum. Kimseden bir şey saklamadım başkanım."<br>Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:<br>Davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında ifadesine yer verilen M.A.İ. isimli şahıs davacı ile ilgili şu beyanlarda bulunmuştur:<br> " Evet hakim bey. 2010 yılında üniversite birinci sınıfta kaldığım evde 4 ay kalmıştım. Orada ev sorumlusu olarak yani tanıtmıştı kendini. 2010-2011 yani. Eylül Aralık Ocak o ara. Evden sorumluydu yani. Benim bildiğim o kadar. Yani o ev sorumlusu olarak biliyorum ben onu. Sohbetler falan yapar mıydı düzenler miydi? Kendisi yapmıyordu ama hani bölgede oluyordu. O şekilde katılımlar oluyordu. Haber mi veriyordu size? Yani haber veriyordu evet. ... ismini kullanıyordu sayın hakim. "<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ö.B.'ye ait, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/10/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı;<br>"...Bir gün kahvede maç izliyordum. O sırada İstanbul Hukuk Fakültesinden arkadaşım olan ...'yı gördüm. Kendisiyle herhangi bir şekilde selâmlaşmadım. Ancak göz göze gelmiştik. ... benim yanıma gelmek için hareketlenmişti. Yanındaki arkadaşı kulağına birşey fısıldadı, yanıma gelmekten vazgeçti. Bildiğim kadarıyla ... şuan savcı olarak görev yapıyordu. ...'nın benim gibi sınava hazırlanan bir evde kalıp kalmadığından emin değilim. Daha sonra kendisiyle karşılaştığımda Ankara'da Keçiörendeki kahvahanedeki karşılaşmamızla ilgili olarak herhangi bir konuşmada yapmadık. "<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.A.'ya ait, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı;<br>"...Yukarıda kısmen değindiğim gibi cemaat nezdinde daha önemsenen bağlı olduğu kabul edilen kişiler Ankara'daki hazırlanma evine alınıyorlardı, Üniversitedeki herkes bu durumu iyi bilir, Hatta bu evlerde kalmayanların sınavı kazanamayacağı gibi bir algı oluşmuştu, Bu nedenle Ankara'daki evlerde sınav sorularının verilmiş olabileceğinden şüpheleniyorum, Bu analizi 15 Temmuz ve sonrasında ortaya çıkan olaylarla beraber düşündüğümde yapıyorum, … Ankara'daki hazırlanma evlerin İstanbul'dan giden şahıslardan hatırladıklarım, ... ..., ... vardır, Bu şahısların tamamı sınavı kazandılar, çok hizmet eden kişiler olarak bilinirdi... "<br><br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.Ç.'ye ait, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/01/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı;<br>"...2012 yılında İstanbulda cemaat evinde bulunduğumuz süre zarfında ismini hatırlamadığım bir abi geldi. Ankarada çalışma evlerinin bulunduğunu, hakimlik savcılık sınavlarına hazırlanmak istiyorsanız kalabilirsiniz dedi. İçeriğinin ne olduğunu sorduğumuzda sadece ders çalıştıracağız dediler. Orada dört arkadaşla birlikte kaldık. Bunlar İzmir’de askeri hakim olan M.Ş., Marmara Hukuk Fakültesi 2012 mezunu olan Samsunlu soyismini bilmediğim ... isimli arkadaş ki kendisinin hakimliğini kazandığını, adli yargı hakimi olduğunu duydum ancak nereye atandığını bilmiyorum. Bir de kardeşim A.Ç. ile kaldık. Burada günde 12 saat sabahtan akşama kadar ders çalışıyorduk. Daha sonra ... isimli arkadaşımız da bize katıldı. Kendisinin İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu biliyorum. O da adli yargı hakimlik savcılık sınavını kazandı ancak nereye atandığını bilmiyorum. Burada toplam 5 kişi sınava hazırlandık..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.I.'ya ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince 04/03/2017 tarihinde alınan tanık ifade tutanağı;<br>"...'nın yapının evlerinde kaldığını duydum..."<br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan F.Y.'ye ait, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2020 tarihli şüpheli ifade tutanağı;<br> ''... Kod ...: Bu şahıs aslen Ağrı lıdır. Bize İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu söylemişti. 2013 yılında kalmış olduğum Hakim Savcı çalışma evinin sorumlularından birisiydi. Yapı içerisinde ...'ın altı konumunda faaliyet yürütürdü. 1986-1988 doğumlu olabilir...'' <br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.B.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince 06/04/2017 tarihinde alınan tanık ifade tutanağı;<br>"İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden tanırım. Üniversite döneminde FETÖ/PDY bağlantılı evlerde kaldığını duymuştum. Benim 12 puan aldığım askeri hâkimlik yazılı sınavını kazanmıştı. Daha sonra ...’ın adli yargı hâkimlik sınavını kazandığını biliyorum. … Bu arada aynı fakültede olmamız nedeniyle tanıştığım yukarıda bahsettiğim ...ve ... ile ismini şuan hatırladığım ... ortadan kayboldular. Ankara’ya hâkimlik ve savcılık sınavlarına hazırlanmak üzere örgüt tarafından gönderildiklerini sonradan duydum...'' <br>Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Ç.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince 17/04/2017 tarihinde alınan tanık ifade tutanağı;<br>'Staj döneminden kendisini tanırım. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında bir whatsapp grubunda bir dönem FETÖ/PDY örgütüne ait evlerde kaldığını kendisi yazmıştı. Bu yazışmaya ilişkin ekran görüntüsünü HSYK'ya iletmiştim...'' <br><br>Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan N.Y.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/10/2020 tarihli şüphelisorgulama tutanağı;<br>"... merkeze uzak ilçelerden birisinde kalıyordu. Örgüte ait evlerde kaldığını, Ağrılı olduğunu ve savcılığı kazandığını biliyorum...''<br>Aynı şahıs tarafından, davacı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan fotoğraflı teşhis tutanağı üzerinden 09/10/2020 tarihinde teşhis edilmiştir.<br> Davacı tarafından, tanık ifadelerine yönelik herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.<br> Bu durumda, davacının hem soruşturma aşamasında hem de yargılama aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla verdiği ifadelerde; üniversitede cemaat evinde katıldığına, ev sorumlusu olduğuna, yapıya mensup şahıslarla mezun görüşmesi yaptığına, mezun olduktan sonra çalışma evine yönlendirildiğine, mülakat evinde kaldığına ve düzenlenen sohbetlere katıldığına, hakimlik ve savcılık mülakatını geçtikten sonra aday evinde kaldığına ve sohbetlere katıldığına, tanık beyanlarına göre ise davacının üniversitede okurken yapıya mensup evlerde kaldığına, ev sorumlusu olarak görev aldığına, sınava hazırlık evlerinde kaldığına, hakim savcı çalışma evinin sorumlularından olduğuna, ... kod adını kullandığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının kendi beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.<br><br>b)Davacının İsminin Geçtiği ByLock Yazışmaları<br>Dava dosyasına sunulan "…" ID numaralı ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinden bazıları şu şekildedir:<br>"… ... abi senin elemanlari soruyorum, mesele uzayacak gibi. ama diyorlar ki adliyeyi ara sana baglarlar. direk bu sekilde aranabilir. seni yoracaz ama<br>arayabilir misin. arayip randevu alalim bi gidip çay içelimm. hem sen onlarin<br>kurbanini alirsin hemde bizimle tanistirirsin. elemanlarin yerlerini tekrar sana<br>yollayayim.<br><br>… … ISTANBUL A.Ö. TARSUS A.H. .S.B. MERKEZ ARDAHAN E.I. ISTANBUL F.K. SARAY (ÇORLU) ... AKHISAR H.İ.Y. ISKILIP<br>H.A. TERME K.T. ADANA M.E.K."<br>Yukarıda yer verilen mesajlardan davacının örgüte müzahir kişilerle irtibatının bulunduğu anlaşılmaktadır. <br> Davacı tarafından bu delile karşı; herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.<br> Netice itibarıyla, bu yazışma içerikleri, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.<br><br><br>6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi<br> Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır. <br> Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).<br> Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.<br> AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir. <br> Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. <br> Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 375 sayılı KHK’nın geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca tesis edilmiştir. Anılan madde hükmü, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı KHK'ye eklenmiş ve 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak, dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla, kararlara dayanak olan düzenlemenin mevzuatta öngörülen usuller dâhilinde kanunlaşmış ve yürürlükte olduğu görülmektedir. Bu durumda, özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olduğundan, müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.<br>Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir. <br> AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ terör örgütünün darbe teşebbüsü üzerine ilan edilen olağanüstü halin sona ermesinden sonra olağan dönemde de örgütle mücadelenin hukuk devleti ilkesine uygun ve etkin bir şekilde devam ettirilmesi, FETÖ terör örgütünün ve bu örgütle iltisak veya irtibatı bulunanların yargıdaki varlığının ortadan kaldırılması ve bu bağlamda millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle, FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.<br> Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, olağanüstü hal sona erdikten sonra olağan dönemde de devam eden bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu yaptırımların da yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren yaptırımların demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. <br> Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım olduğu anlaşılmıştır.<br><br>7) Sonuç olarak<br> Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir. <br><br>D) KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin yine aynı Kurul tarafından reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/05/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>
emekli