<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/354 E.  ,  2023/2401 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2021/354<br>Karar No : 2023/2401 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten, ...'a velayeten ... ve ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ...<br> Hukuk Müşaviri Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, müşterek çocukları ...'ın Şırnak Devlet Hastanesinde 11/01/2009 tarihinde gerçekleştirilen doğumundan sonra topuk kanı örneği alınmasına rağmen eksik inceleme yapılması ve hatalı teşhis konulması nedeniyle fenilketonüri hastalığının ilerlemesi sonucu engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla ...için 50.000,00 TL (miktar artırım ile 523.535,24 TL) maddi ve 100.000,00 TL manevi, anne ...ve baba ...'dan her biri için ayrı ayrı 2.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararıyla; dava konusu olayla ilgili düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporundaki tespitler doğrultusunda 19/01/2009 tarihinde alındığı belirtilen topuk kanı numunesinin analiz edilmememesi ve tanının geç konmasının bebekte oluşan hasarın nedeni olduğu, bu suretle davalı idarenin meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle ...'ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 246.623,24 TL maddi (iş gücü kaybı) tazminatın, 50.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 04/09/2014 tarihinden, 196.623,24 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 06/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, ...'ın fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi ile ...ve ...'ın maddi tazminat talepleri yönünden davanın reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ...için 50.000,00 TL, ... ve ...'dan her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 04/09/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ...İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunduğu, davanın tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği, kararın faizin başlangıç tarihine, vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin kısmının da hukuka aykırı olduğu, beslenme giderlerine yönelik olarak maddi tazminat isteminin dikkate alınması gerektiği, olayda maluliyet oranına ilişkin çelişkinin giderilerek kesin maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiği, bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içinde açılmadığı, olayda ağır hizmet kusuru bulunmadığından tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca, karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY : <br>Davacıların müşterek çocukları ..., Şırnak Devlet Hastanesinde 11/01/2009 tarihinde doğmuş, aynı gün taburcu edilmeden önce bebekten alınan topuk kanı numunesinin analizi sonucu fenilketonüri hastalığı saptanmamış ve normal olarak raporlanmıştır. Doğumdan bir hafta sonra ilk testi doğrulamak amacıyla 19/01/2009 tarihinde aynı hastanede ikinci kez alınan topuk kanı numunesi ise analiz edilmemiştir. Daha sonraki süreçte bebeğe fenilketonüri hastalığı teşhisi konulması üzerine davacılar tarafından, bebekten topuk kanı alınmasına rağmen eksik inceleme ve hatalı teşhis konulması nedeniyle bebeklerinin engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.<br>Olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ...tarih ve ...sayılı raporda; "...Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğünün ...tarih ve ...sayılı Neonatal Tarama Programı Genelgesi'ne uygun olarak bebeğin doğduğu Şırnak Devlet Hastanesinde taburcu edilmeden önce topuk kanı numunesi alınmış ve alınan numunenin analiz sonucu normal olarak raporlanmış olduğu, bebeğin doğduğu gün alınan numunenin bebek yeterince beslendikten sonra ilk hafta içerisinde tekrarlanması gerektiği ve buna dair uyarı notunun sistem çıktısında mevcut olduğu, bebek hakkında düzenlenmiş Aile Hekimliği İzlem Formunda 19/01/2009 tarihinde FKÜ (topuk kanı numunesi) alındığının kayıtlı olduğu da dikkate alındığında, Şırnak Devlet Hastanesi'nde yapılan uygulamalarda tıbbi kusur ya da ihmal olarak nitelendirilebilecek bir husus olmadığı, 19/01/2009 tarihinde alındığı belirtilen topuk kanı numunesinin çalışılmaması sonucu bebeğe erken dönemde fenilketonüri tanısı konulamamış olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla 19/01/2009 tarihinde alındığı belirtilen topuk kanı numunesinin analiz edilmemiş olmasının hizmet kusuru olarak nitelendirildiği..." tespitlerine; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen ...tarih ve ...sayılı raporda "...Fenilketonüri hastalığında, yaşamın ilk günlerinde tanı almış hastalarda, diyet tedavilerinin çok özenli uygulanması ile kan fenilalanin düzeyinin sürekli 6 mg/dl'nin altında tutulması halinde hastalıklı kişinin tamamen normal zekaya kavuşmasının mümkün olduğu, ...'dan tarama için alınan kan örneğinin bebek yeterince beslenmeden alındığı, ilk hafta içinde ikinci kan örneğinin alınmamasının tanının geç konmasına yol açtığı ve çocuğun zihinsel özürlü olmasının nedenlerinden biri olduğu... ...'ın çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %23,2 olduğu; sürekli bakıcıya ihtiyacı olmadığı, hastada 26/12/2013 tarihinde tanı konulduğu zaman tespit edilmiş olan zihinsel değerlendirmesi sonucunun hafif düzeyde zihinsel engelli olduğu, 03/01/2018 tarihinde yapılan zihinsel değerlendirmesi sonucunun da hafif düzeyde zihinsel engelli olduğu ve bu iki değerlendirme sonucunda anlamlı bir fark olmadığı, meydana gelmiş olan özürlülük durumunda bir değişiklik olmadığı, bu sebeple aileye bir kusur atfedilemeyeceği..." görüşlerine yer verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince, olay kapsamında düzenlenen bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş; istinaf kanun yolu aşamasında Bölge İdare Mahkemesince tarafların istinaf başvuruları reddedilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME<br>A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, Besin ve Gıda Giderlerine İlişkin Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı ile Hükmedilen Maddi Tazminat Tutarının 196.623,24 TL'lik Kısmına Miktar Artırım Dilekçesinin Davalı İdareye Tebliğ Tarihi Olan 06/11/2018 Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmına Yönelik İstinaf İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmı Dışındaki Tarafların İstinaf İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari<br><br> Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın, ... İdare Mahkemesinin, davacıların besin ve gıda giderlerine ilişkin olarak talep ettikleri maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı ile hükmedilen maddi tazminat tutarının 196.623,24 TL'lik kısmına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 06/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmı dışındaki diğer kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Besin ve Gıda Giderlerine Yönelik Olarak Talep Ettikleri Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İstinaf İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br>Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br>İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br>Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br>Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Davacılar, küçük ...'ın fenilketonüri hastalığı nedeniyle yaşamı boyunca devam edecek özel bir diyet programına uyması gerektiğini ileri sürerek besin ve gıda giderine ilişkin olarak da maddi tazminat talebinde bulunmaktadırlar.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararı ile hukuka ve usule uygun bulunan İlk Derece Mahkemesi kararıyla; ... için ömrü boyunca gereksinim duyacağı besin/gıda ihtiyacı karşılığında talep edilen tutarın, ancak somut olarak ispatlanması halinde tazmin edilebileceği, ayrıca, Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinin 31/12/2013 ve 13/03/2014 tarihli raporlarında, kullanılması gerekli ilaçların (tıbbi mama) hasta katılım payından muaf olduğunun belirtildiği gerekçeleriyle ... için ihtiyaç duyulan besin ve gıdaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Özetle, derece mahkemelerince, besin ve gıdaya ilişkin maddi tazminat istemleri, iki gerekçeye istinaden reddedilmiş olup bu gerekçelerden ilki, zararın somut olarak ispatlanmadığı, dolayısıyla muhtemel zarar kapsamında kaldığı; ikincisi ise, bahse konu giderlerin sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında karşılanmış olması sonucu zararın bulunmadığıdır.<br>Sağlık hizmetinin kötü işletilmesi sonucu oluşan zararlardan idarenin tazmin sorumluluğunun doğması için; öncelikle zararın varlığı, ardından zarar ile kusurlu idari eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, ortada tazmini gereken bir zararın bulunmaması halinde, illiyet bağının araştırılmasına ihtiyaç duyulmayacaktır.<br>Buna göre, uyuşmazlıkta öncelikle zararın, diğer bir anlatımla, davacı küçüğün ömür boyu ihtiyaç duyacağı besin ve gıda giderlerinin (davacılardan baba ... 'ın sağlık hizmetinden yararlanma bakımından -mülga- Emekli Sandığı Kanunu'na tabi olduğu anlaşıldığından) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanıp karşılanmadığı/karşılanmayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Her ne kadar, Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinin 31/12/2013 ve 13/03/2014 tarihli raporlarında, tıbbi mamanın hasta katılım payından muaf olduğu belirtilmiş ise de; davacı küçüğün tıbbi mama giderlerinin karşılanıp karşılanmayacağı veya ne ölçüde karşılanacağı hususu, sigortalılar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık ve tedavi giderlerinin karşılanma usul ve esaslarını düzenleyen SGK Sağlık Uygulama Tebliğinde yer aldığından, davacı küçük hakkında adı geçen hastane raporundaki ibare, davacıların tıbbi mama giderlerinin karşılanacağı sonucuna varılması bakımından yetersiz olup, bu hususun ara kararıyla SGK'dan sorularak netleştirilmesi zorunludur. Davacı küçüğün rapora istinaden yaşamı süresince kullanması gereken besin ve gıda giderlerinin tümünün SGK tarafından karşılandığının/karşılanacağının anlaşılması halinde, başkaca bir araştırmaya gerek olmaksızın maddi tazminat taleplerinin, zararın oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. <br>Bununla birlikte, söz konusu giderlerin SGK tarafından tamamen veyahut kısmen karşılanmadığının/karşılanmayacağının, daha açık bir anlatımla besin ve gıda giderine ilişkin zararın bulunduğunun anlaşılması durumunda, ikinci aşamaya geçilerek, erken tanı sonucu zeka geriliğinin önüne geçildiği durumlarda da doğuştan gelen kalıtımsal bir hastalık olan fenilketonüri rahatsızlığına sahip hastaların, sağlıklı bir şekilde hayatlarını devam ettirebilmeleri için özel diyet yapmaya mecbur bulunup bulunmadıklarının, bir başka ifadeyle kusurlu idari eylem sonucu zeka geriliği yaşamamış olsalar dahi salt bu kalıtımsal hastalığa sahip olmaları nedeniyle ömür boyu özel gıda tüketmek zorunda olup olmadıklarının tıbben ortaya konulması, bu suretle oluştuğu ileri sürülen zarar (yaşam boyunca devam edecek diyete yönelik besin ve gıda gideri) ile kusurlu idari eylem (hastalığın teşhisinde geç kalınması) arasında illiyet bağının açıklığa kavuşturulması, illiyet bağının tespiti halinde de, yapılması mutlak ve zaruri olan özel diyete ilişkin masraf ve giderlerin, muhtemel zarar kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından somut olarak ispatlanması koşulu aranmaksızın, yaşamak için gerekli olan asgari besin miktarlarının dikkate alınması suretiyle yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar kadarlık kısmının tazminine karar verilmesi gerekmektedir.<br>Dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ve tıbbi belgelerin incelenmesinden, fenilketonüri hastalığının kalıtımsal bir hastalık olduğu, 19/01/2009 tarihinde bebek ...'dan alınan topuk kanı numunesinin analiz edilmediği için erken dönemde fenilketonüri tanısı konulamamış olduğu, tanının geç konulmasının bebeğin zihinsel özürlü olmasına yol açtığı, erken tanı ile hastalığa yakalanan kişilerin gerekli tedavi programı (diyet) ile normal zekaya kavuşmasının mümkün olduğu anlaşılmakta ise de, fenilketonüri hastalarının hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için yaşamlarının sonuna kadar özel diyet yapmalarının tıbben zorunlu olup olmadığı hakkında herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.<br>Buna göre uyuşmazlıkta; -SGK tarafından tıbbi mama giderlerinin tamamen veyahut kısmen karşılanmadığının anlaşılması halinde- erken tanı sonucu zeka geriliğinin önüne geçildiği durumlarda da kalıtımsal bir hastalık olan fenilketonüri hastalığına yakalanan kişilerin yaşamları boyunca özel bir diyete devam etmek zorunda olup olmadıkları, başka bir anlatımla oluştuğu ileri sürülen zarar ile idarenin eylemi arasında bir illiyet bağının olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. İlliyet bağı kurulduğu takdirde besin ve gıda giderine ilişkin davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne; aksi takdirde zarar ile idari eylem arasında illiyet bağ yokluğu nedeniyle davanın reddine hükmedilmelidir.<br>Bu durumda, yukarıda aktarılan hususlar açıklığa kavuşturulmak suretiyle davacıların besin ve gıda giderine ilişkin maddi tazminat taleplerine yönelik olarak bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme sonucu maddi tazminat isteminin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Öte yandan; Bölge İdare Mahkemesince, işbu kısmen bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada, reddedilen maddi tazminat talebi yönünden nispi olarak belirlenen vekalet ücretinin, kabul edilen miktar üzerinden davacılar lehine hükmedilmesi gereken nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceği; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerektiği, bu nedenle davalı idarece ödenmesi gereken bakiye nispi karar harcının davacılara tamamlattırılmaması gerektiği gözetilerek vekalet ücreti ve karar harcı yönünden de bir karar verilmesi gerektiği açıktır.<br><br>C) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, Hükmedilen Maddi Tazminat Tutarının 196.623,24 TL'lik Kısmına Miktar Artırım Dilekçesinin Davalı İdareye Tebliğ Tarihi Olan 06/11/2018 Tarihinden İtibaren Yasal Faiz İşletilmesine İlişkin Kısmına Yönelik İstinaf İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br><br>İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.<br>Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.<br>Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.<br> Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.<br>Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, hükmedilen maddi tazminatın tümü yönünden idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken İdare Mahkemesi kararının, hükmedilen maddi tazminat tutarının 196.623,24 TL'lik kısmına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 06/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmı yönünden yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,<br>2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının; İdare Mahkemesi kararının, davacıların besin ve gıda giderlerine yönelik olarak talep ettikleri maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden istinaf isteminin reddine ilişkin kısmının, hükmedilen maddi tazminat tutarının ... TL'lik kısmına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 06/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi ilişkin kısmına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA,<br>3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/05/2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>

emekli