<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/1395 E.  ,  2023/1535 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2023/1395<br>Karar No : 2023/1535 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Komutanlığı / …<br>VEKİLİ : Av…<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … <br> 2- …<br> 3- …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından; murisleri olan Jandarma Uzman Onbaşı …'nın ... İl Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 04/02/2020 tarihinde …- …-… karayoluna çığ düşmesi nedeniyle icra edilen arama ve kurtarma faaliyetinde görevli iken, 05/02/2020 tarihinde üzerine çığ düşmesi sonucu şehit olması olayında idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere oluştuğu iddia edilen zararlarına karşılık anne ve baba için ayrı ayrı 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 150.000,00 TL manevi tazminat ve kardeşi … için 75.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 377.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların yakını Jandarma Onbaşı olarak görev yapan …'nın 04/02/2020 tarihinde …- …-… karayoluna çığ düşmesi nedeniyle icra edilen arama ve kurtarma görevi sırasında 05/02/2020 tarihinde üzerine çığ düşmesi sonucu şehit olduğu olayda, ihmali ve kusuru bulunduğundan bahisle soruşturma izni verilen kurum amirleri hakkında Danıştay Birinci Dairesince verilen kararda; ilgili kamu idarelerinin amirlerinin görevlerini tam olarak yerine getirdiği, olayın oluşumunda kusur veya ihmali olan, kontrol ve gözetim görevini aksatan personelin bulunmadığı gerekçesiyle itirazların kabulüne, soruşturma izni kararının kaldırılmasına hükmedildiği, dolayısıyla davalı idarenin olayda hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşılmakta ise de; Jandarma Onbaşı olarak askerlik görevini ifa eden davacılar yakınının, …-…-… karayoluna çığ düşmesi nedeniyle icra edilen arama ve kurtarma faaliyeti sonrasında ilgili mevzuat uyarınca genel asayişin sağlanması amacıyla görevli bulunduğu sırada çığ düşmesi neticesinde vefat ettiği dikkate alındığında, olay ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunduğu ve davacılar yakınının nedensellik bağını kesecek nitelikte ve ağırlıkta herhangi bir şahsi kusurunun olmadığı sonucuna varılmış olup, mesleki risk ilkesi çerçevesinde davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, bu bağlamda kamu görevlisi olarak kabul edilen ve kamu hizmeti ifa eden davacılar murisinin, görevi sebebiyle ve görevinin icrası sırasında katlanmış olduğu risk sonucunda gerçekleşen olayda, davalı idarenin kusursuz olarak sorumlu olduğu, dava konusu zararın da zarar gören üzerinde bırakılmayarak hakkaniyet gereği tüm topluma pay edilmesi gerekeceğinden, bahse konu olayda vefat eden ve Jandarma Onbaşı olan murisinin vefat etmesi nedeniyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararların davalı idarece tazmini gerektiği, davacıların maddi zararlarının tespitine yönelik olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 05/04/2021 tarihli raporda, 2330 sayılı Kanun kapsamında davacılara ödenen nakdi tazminat ile Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan ödemeler de dikkat alınmak suretiyle; davacılardan anne ve babanın herhangi bir maddi zararının bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, davacıların olay nedeniyle duyduğu üzüntü ve ıstırabın da objektif sorumluluk esasına göre giderilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, anne ve baba için ayrı ayrı 125.000,00 TL, kardeş için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 06/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince, tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; 5510 sayılı Kanun'un 39. maddesi uyarınca, sigortalının üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle ölümü halinde hak sahiplerine bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilebileceğinin düzenlendiği, somut olayda da üçüncü kişinin kastı nedeniyle zararın oluşmadığı dikkate alındığında, bağlanan peşin sermaye değerinin rücua tabi olmadığı, dolayısıyla yarar olarak kabul edilemeyeceği, bilirkişi tarafından, peşin sermaye değerinin hesaplandığı, SGK tarafından peşin sermaye değerinin bildirilmesi gerektiği, 2330 sayılı Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanan aylıklar nedeniyle zararın karşılanmadığı, müteveffanın 55 yaşında emekli olabilmesinin mümkün olmadığı, evlenme tarihinin 2024 olarak varsayılması gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz kaldığı, hükmedilen tazminat tutarına olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği;<br> davalı idare tarafından, aynı olayla ilgili başka bir dava dosyasında, Van 1. İdare Mahkemesince hazırlatılan 09/01/2022 tarihli kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporu ve 03/03/2022 tarihinde düzenlenen ek raporda, yaşanan ilk çığ olayında Karayolları Genel Müdürlüğünün birinci dereceden %100 oranında sorumlu olduğunun, ikinci çığ olayında ise Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının %70 oranında, Karayolları Genel Müdürlüğünün ise %30 oranında sorumlu olduğunun saptandığı, dolayısıyla, idareleri yönünden davanın reddi gerektiği, doğal afet sonucunda meydana gelen zarardan kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazminat sorumluluğunun bulunmadığı, yaşanan olayda mücbir sebep bulunduğu, davacılara 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödendiği ve aylık bağlandığı dikkate alındığında ayrıca tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı, tazminatın hesabında, nakdi tazminat tutarının dikkate alınması gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu ve manevi tazminata faiz yürütülmemesi gerektiği, idareleri harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine nispi karar harcına hükmedildiği ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> 04/02/2020 tarihinde, saat 17.45 sıralarında … ili, … ve … ilçeleri arasındaki Karabet geçidinde kar yağışı nedeniyle kapanan yolun karayolları ekibince açılması çalışmaları esnasında çığ meydana gelmiş, karayolunda seyahat eden bir minibüs ve bölgede çalışma yapan iş makinesinin çığ altında kalması üzerine, başlatılan arama kurtarma çalışmaları esnasında 05/02/2020 tarihinde tekrar çığ düşmesi nedeniyle arama kurtarma faaliyetinde görevli jandarma uzman onbaşı Tarkan Karaca şehit olmuştur.<br> 04/02/2020 tarihinde meydana gelen çığda, 7 kişi sağ olarak çıkarılmış, 7 kişi vefat etmiş, arama kurtarma faaliyetleri yürütülürken 05/02/2020 tarihinde meydana gelen çığda ise, 77 kişi sağ olarak çıkarılmış, 34 kişi hayatını kaybetmiştir.<br> Olayla ilgili sorumluluğu tespit edilen kişiler hakkında yapılan tahkikat sonucu İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince düzenlenen … tarihli ve … … ve … sayılı Ön İnceleme Raporu uyarınca Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla, … Valisi, … İl Jandarma Komutanı, … İl Jandarma Komutan Yardımcısı, … İlçe Jandarma Komutan Vekili, … İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı … Jandarma Karakol Komutanı, … AFAD İl Müdürü, … AFAD İl Müdürlüğü Birlik Müdürü hakkında soruşturma izni verilmesine, Çatak Kaymakamı hakkında ise soruşturma izni verilmemesine karar verilmiş, anılan karara yapılan itiraz sonucunda, Danıştay Birinci Dairesinin 15/12/2020 tarih ve E:2020/1670, K:2020/1674 sayılı kararıyla, ilgili kamu idarelerinin amirlerinin görevlerini tam olarak yerine getirdiği, olayın oluşumunda kusur veya ihmali olan, kontrol ve gözetim görevini aksatan personelin bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kabulü ile soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın itiraz eden kişilere ilişkin kısımlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Sosyal Güvenlik Kurumu Vazife Malullüğü Tespit Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına karar verilen müteveffa Tarkan Karaca'nın anne ve babasına 15/02/2020 tarihinden itibaren vazife malullüğü aylığı bağlanmış, 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi gereğince de tütün ikramiyesi tahakkuk ettirilmiş ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu'nun ... tarih ve... sayılı kararıyla, 2330 sayılı Kanun uyarınca 138.757,95 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. <br>Davacıların, bu olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmini istemiyle 06/08/2020 tarihinde davalı idareye yaptıkları başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine 22/10/2020 tarihinde bakılan dava açılmıştır.<br> <br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.<br> <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> İdare Mahkemesinin, meydana gelen olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, olay nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararların davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerektiği yönündeki gerekçesi Dairemizce de uygun bulunmuştur.<br> <br>A)Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarına taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.<br> B)Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:<br>Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır.<br> Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kimseye, diğer bir ifadeyle ölen kimsenin yakınlarına, ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak bir miktar para ödenmesini ifade etmektedir. <br> Destekten yoksun kalma tazminatının şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi; zarar gören, mal varlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse, o durumun yeniden kurulması olup; zarar, eğer destek ölmeseydi, destekten yoksun kalanın gelecekte faydalanacağı yardımı tespit etmek amacıyla belirlenir. Burada karşılanması gereken gerçek zarar, desteğin davacıya sağlayacağı yardımların toplamıdır. <br> Öte yandan, dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple özellikle aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince hükme esas alınan 05/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda, ilgilinin görev aylığı veya emsali uzman onbaşının görev aylığı dikkate alınarak aylar itibarıyla alacağı görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı karşılaştırılarak, aradaki farkın zarar olduğunun kabul edilmesi gerekirken, emsalinin görev aylığı ile vazife malulüğü aylığı arasındaki farktan vazife malulüğü aylığı ile adi malulük aylığı arasındaki farkın yarar olarak kabul edilip düşüldüğü, aradaki farkın zarar olarak değerlendirildiği belirtilmiş olup, bu hesaplamanın mükerrer tenzilata neden olduğu, bu itibarla bilirkişi raporunun, mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.<br> Buna göre, temyize konu karara dayanak alınan bilirkişi raporu Dairemizin son dönem içtihatları uyarınca hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığından, dava konusu olay nedeniyle davacılara ödenecek maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek bilirkişi tarafından yeniden hesaplanması gerekmektedir. <br>Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali uzman onbaşının aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı anne ve babaya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.<br>Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yaşasaydı yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsalinin aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı anne ve babaya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, bu davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- rapor tarihi itibarıyla emsalinin en son görev aylığı ile yine bu tarih itibarıyla ödenen vazife malüllüğü aylıklarının peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br>Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamlayacağı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamlayacağı tarih itibarıyla emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı anne ve babaya bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, bu davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br> Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; İlgililerin gerçek maddi zararlarının hesaplanabilmesi için bilirkişi raporunda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan önce yukarıda belirtilen hesaplamaya esas güncel veriler ilgili idarelerden (davalı idareden ve SGK'dan) istenilmeli, ayrıca tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulasal Mortalite Tablosu esas alınmalıdır.<br> Aktif dönem gelir hesabında, 5434 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca, davacılar yakınının öğrenim durumu itibarıyla görevde yükselme olanağı yok ise 55 yaşın; var ise yükselebileceği rütbeye ilişkin anılan Kanun maddesinde düzenlenen emeklilik yaşının dikkate alınması gerekmektedir.<br> Ayrıca, destek paylarının müteveffa yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16'şar, ilk çocuk olduktan sonra %14'er, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5'ar oranında hesaplanması gerekmektedir.<br>Öte yandan, davacılara ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, sosyal yardım niteliğinde yapılan (ifa amacını taşımayan) ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.<br> Bu itibarla; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında, Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu'nun 10/02/2020 tarih ve 2020/1 numaralı kararı uyarınca davacılara ödenen nakdi tazminat ile 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin ve kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ifa amacıyla yapılan ödemelerin, olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihinde yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerleri hesaplanmak suretiyle düşülmesi gerekmektedir.<br>Diğer taraftan, müteveffanın 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi gereğince toplam 11 ay 28 gün hizmeti olduğundan anne ve babasına emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmediği görülmektedir. Kamu görevlisinin yaş haddinden emekli olması halinde alacağı emekli ikramiyesi ile vefatı nedeniyle yakınlarına ödenen emekli ikramiyesi arasındaki fark da zarar hesabına dahil edilmelidir. Buna göre, mütevefanın yasal emeklilik yaşını tamamladığı farz edilerek bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki katsayılar üzerinden yasal emeklilik yaşı itibarıyla alabileceği emeklilik ikramiyesinden davacı anne ve babaya ayıracağı tutar da zarar olarak kabul edilmelidir.<br> Buna göre, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın maddi tazminat istemleri yönünden davacıların istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,<br>2. Maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat istemleri yönünden ise davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin …. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi ile davacıların manevi tazminat yönünden yaptığı istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, davacıların maddi tazminat istemleri yönünden yaptığı istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>

emekli