<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/724 E. , 2023/1236 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No: 2022/724<br>Karar No: 2023/1236 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … <br>VEKİLLERİ : Av. …<br> Av. …<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …<br>VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …<br> Hukuk Müşaviri Av. …<br><br>TEMYİZ EDEN MÜDAHİL <br>(DAVALI YANINDA) : … <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, soğuk algınlığı şikayetiyle gittiği Muş Devlet Hastanesinde yapılan hatalı enjeksiyon nedeniyle bacağında aksama meydana geldiğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddia edilerek bacağındaki aksama nedeniyle iş gücü kaybının tazmini için 150.000,00 TL maddi ve olay nedeniyle yaşadığı elem üzüntü dolayısıyla 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2020 tarih ve E:2019/6229, K:2020/3584 sayılı bozma kararına uyularak, olaya ilişkin olarak …Asliye Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda özetle, davacıya Muş Devlet Hastanesinde 16/09/2009 tarihinde uygulandığı bildirilen enjeksiyon sonrası gelişen bulguların, enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu, enjeksiyonun doğru yere uygulanması durumunda da ödem, hematom, ilacın difüzyon yoluyla sinire toksit etkisi, vücut yapısı, siyatik sinirin anatomik lokalizasyon farkı gibi nedenlerle nöropatinin gelişebileceği, nöropatinin, enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, ancak enjeksiyonun yanlış yere uygulandığına dair enjeksiyonu yapan hemşire ve daha sonra enjeksiyon yerini kontrol eden doktorun ifadelerinin bulunduğu, yapılan enjeksiyon uygulamasının tıp kurallarına uygun olmadığı yönünde görüş bildirildiği, davacının rahatsızlığının enjeksiyon uygulanması sonrası gerçekleşen enjeksiyon nöropatisi olması nedeniyle enjeksiyon uygulamasından kaynaklandığı ve enjeksiyonun tıp kurallarına uygun olmayan şekilde yapılması sonucu davacının bacağında rahatsızlığın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bu nedenle de davalı idarenin tazminat yükümlülüğünün bulunduğu, Mahkemenin talebi üzerine aynı İhtisas Dairesince düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda, davacının meslekte kazanma gücünü % 21,2 oranında kaybettiğinin tespit edildiğinin bildirildiği, davacıya uygulanan hatalı enjeksiyon sonucu enjeksiyona bağlı nöropati meydana gelmesi sonucunda idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacının vücudunda kalıcı sakatlık meydana geldiği bu nedenle de meydana gelen olay nedeniyle davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunduğu, davacının olayın meydan geldiği 16/09/2009 tarihinde Muş ili Çevre ve Orman İl Müdürlüğünde memur olarak görev yaptığı, daha sonra 2010 yılı Şubat ayından itibaren aynı kurumda bilgisayar işletmeni olarak görev yapmaya devam ettiği, Mahkemece, söz konusu görev değişikliğinin davacının sakatlanmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının sorulduğu, bu hususta idarece somut bir bilgiye yer verilmemekle birlikte, söz konusu görev değişikliği nedeniyle davacının gelirinde herhangi bir azalmanın meydana gelmediği, bu nedenle de maddi mal varlığında herhangi bir azalmanın olmadığının anlaşıldığı, öte yandan davacının bilgisayar işletmenliği kadrosunda görev yaptığı değerlendirildiğinde davacının kalıcı sakatlığının aynı iş için daha fazla güç ve efor sarf etmesini gerektirecek nitelik ve boyuttta olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının maddi tazminat isteminin karşılanmasına hukuken imkan bulunmadığı sonucuna varıldığı, olayın niteliği ile idarenin bu olaydaki kusurunun niteliği, sorumluluğunun özelliği ve ağırlığı dikkate alınarak davacı için 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, devlet memuru olarak çalıştığı, meslekte kazanma gücünü %21,2 oranında kaybettiği, önceki durumuna ve yaşıtlarına oranla daha fazla efor harcamak zorunda kaldığı, maddi tazminat talebinin mekanik bakış açısıyla reddedildiği, vücudundaki sinir tahribatı sebebiyle ciddi ağrı ve acı çektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğu, davanın kabul edilen kısmı nedeniyle nispi harcın davacıya tamamlattırılmasının kabul edilemeyeceği, dava tarihi itibarıyla davalı idarenin vekil marifetiyle temsil edilmesi, dolayısıyla vekalet ücretine hükmedilmesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, olayda idari hizmetten ayrılan şahsi bir kusurun olduğu, bu hususun tespit edilebilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, davalı idare yanında müdahil tarafından, olayda kusurunun bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davacı tarafından, davalı idarenin ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddi gerektiği, davalı idare tarafından ise davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Davacı, soğuk algınlığı şikayetiyle 16/09/2009 tarihinde Muş Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine başvurmuş, burada yapılan muayenesinin ardından akut tonsilit tanısıyla dikloron adlı ilaç hemşire tarafından kas içine uygulanmış, sonrasında sol bacağında güçsüzlük gelişmiş, birkaç saat daha müşahade altında tutulmuş, ortopedi doktoru tarafından da muayene edilerek önerilerle taburcu edilmiştir.<br> 01/10/2009 tarihinde özel bir sağlık kuruluşunda yapılan EMG tetkikinde, sol siyatik sinirin proksimalinde posterior tibial dalında belirgin, fibuler dalında daha ılımlı parsiyel aksonal dejenerasyonu ile uyumlu olduğu, henüz dejenerasyon izine rastlanmadığı hususları, 20/10/2009 tarihinde yapılan EMG tetkikinde ise, bulguların sol siyatik sinirin tibial dalının bacakta ileri parsiyel, ayakta ise total aksonal dejenerasyonu ile uyumlu olduğu, henüz rejenerasyon bulgusu olmadığı hususları saptanmıştır.<br> Davacı tarafından, soğuk algınlığı şikayetiyle gittiği Muş Devlet Hastanesinde yapılan hatalı enjeksiyon nedeniyle bacağında aksama meydana geldiğinden bahisle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> I. İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen kararın manevi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> II. İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi:<br> Dosya kapsamında yapılan incelemeden; davacının, olayın meydan geldiği 16/09/2009 tarihinde Muş ili Çevre ve Orman İl Müdürlüğünde memur olarak görev yaptığı, daha sonra 2010 yılı Şubat ayından itibaren aynı kurumda bilgisayar işletmeni olarak görev yapmaya devam ettiği, Mahkemece, söz konusu görev değişikliğinin davacının sakatlanmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının sorulduğu, bu hususta idarece somut bir bilgiye yer verilmediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda, söz konusu görev değişikliği nedeniyle davacının gelir kaybından kaynaklı maddi bir zararı bulunmamakla birlikte davacının çalışma gücü (efor) kaybından doğduğu ileri sürülen maddi tazminat istemi yönünden dosyanın incelenmesinde;<br> Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İş gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.<br> İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.<br>Bakılan davada, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun … tarih ve …sayılı raporunda, dava konusu olay neticesinde davacının, meslekte kazanma gücünü %21,2 oranında kaybettiği tespit edilmiştir.<br>Davacının günlük yaşamını iş gücü kaybı oranında daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan aktif dönemdeki, daha açık bir anlatımla zarar tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki maddi zararın en fazla (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) net asgari ücret tutarı kadar olacağı, dolayısıyla aktif dönem efor kaybı tazminatının, net asgari ücrete maluliyet oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, güç kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. <br> Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmalıdır.<br>Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının gelirinde herhangi bir azalmanın meydana gelmediği, davacının bilgisayar işletmenliği kadrosunda görev yaptığı, davacının kalıcı sakatlığının aynı iş için daha fazla güç ve efor sarf etmesini gerektirecek nitelik ve boyuttta olmadığı dolayısıyla davacının maddi tazminat isteminin karşılanmasına hukuken imkan bulunmadığından bahisle davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE, davacının temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE,<br>2.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
emekli