<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1653 E. , 2023/658 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2022/1653<br>Karar No : 2023/658<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Uzman erbaş olarak görev yapmakta iken malulen emekli olan davacı tarafından, Amasya ilindeki görevi sırasında 28/04/2004 tarihinde sol omzunda çıkma meydana geldiği, Diyarbakır ilinde görev yapmakta iken sakat omzu ile operasyonlara katıldığı, bu sebeple birçok kez omzunun çıktığı, 2005 yılında sol omzundan ameliyat olduğu, Diyarbakır ilindeki görevini tamamladıktan sonra İstanbul'a atandığı, burada da sağ omzunda sakatlık meydana geldiği ve tekrarlayan bu rahatsızlıklar sebebiyle görevini yapamaz raporu aldığından bahisle 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın (miktar artırımı sonrasında 566.429,06 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat) zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: (Kapatılan) Askeri Yüksek İdare Mahkemesince verilen süre ret kararının kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonrasında Anayasa Mahkemesinin … tarih ve … başvuru numaralı kararı ile adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada, … İdare Mahkemesince; davacının 28/04/2004 ve 31/12/2009 tarihlerinde yaralanması olaylarının görevinin ifası sırasında meydana geldiği, dava konusu sakatlığının görülmekte olan hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu göz önüne alındığında niteliği gereği risk içeren askeri hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, illiyet bağını kesecek başka bir sebebin bulunmadığı değerlendirilerek davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunduğu davacının zararının tespitine yönelik yaptırılan bilirkişi incelesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının, dava konusu olay nedeniyle uğramış olduğu toplam 566.429,06 TL maddi zararın, idareye başvuru tarihi olan 31/07/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı; manevi tazminat istemi yönünden ise; manevî zararı doğuran olay neticesinde davacının %20 oranında engelli duruma gelerek TSK'da görev yapamaz hale gelmesi ve bu olay nedeniyle duyduğu manevi ızdırap dikkate alınarak; takdiren, davacı için 50.000 TL manevî zararın davalı idare tarafından tazmin edilmesi ve bu miktarı aşan 50.000 TL manevî tazminat isteminin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davalı idare tarafından, idarenin olayda sorumluluğunun olmadığı, kusursuz sorumluluk ilkesince de tazmin yükümlülüğü bulunmadığı, maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, manevi tazminat taleplerinin yüksek olduğu, idarenin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.<br>Davacı tarafından, kararın manevi tazminatın reddine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile kararın maddi ve manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısımlar yönünden bozulması, davacının temyiz isteminin reddi ile manevi tazminatın reddine ilişkin kısmın onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> <br> MADDİ OLAY : <br> Uzman erbaş olarak görev yapmakta iken malulen emekli olan davacı tarafından, Amasya ilindeki görevi 28/04/2004 tarihinde sol omzunda çıkma meydana geldiği, Diyarbakır ilinde görev yapmakta iken sakat omzu ile operasyonlara katıldığı, bu sebeple birçok kez omzunun çıktığı, 2005 yılında sol omzundan ameliyat olduğu, Diyarbakır ilindeki görevini tamamladıktan sonra İstanbul'a atandığı, burada da sağ omzunda sakatlık meydana geldiği ve tekrarlayan bu rahatsızlıklar sebebiyle görevini yapamaz raporu aldığından bahisle 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın (miktar artırımı sonrasında 566.429,06 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat) zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. <br>İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Bedensel Zarar" başlıklı 54. maddesinde, "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4.Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." hükmü; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinde, "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.<br>Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 1- DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ<br><br> a) Temyiz İstemine Konu Kararın, Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından 25/12/2020 tarihli miktar artırım talebine yönelik dilekçe ile 1.000,00 TL maddi tazminat isteminin 566.429,06 TL, 1.000,00 TL manevi tazminat isteminin 30.000,00 TL olarak artırıldığı, Mahkeme tarafından manevi tazminat isteminin 100.000,00 TL kabul edilerek 50.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne kalan kısmın reddine karar verildiği görülmektedir.<br> Bakılan uyuşmazlıkta, dava açıldıktan sonra ilk talep edilen manevi tazminat miktarının artmasına neden olabilecek nitelikte yeni bir hukuki veya maddi durumun ortaya çıktığını, başka bir ifadeyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın artmasına neden olabilecek bir hususun bulunduğunu gösterir bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, davacı tarafından dava açılırken istenen miktardan farklı olarak miktar arttırımını haklı gösterecek şekilde hareket edilerek miktar artırım dilekçesiyle manevi tazminat isteminin artırımının söz konusu olamayacağı, Mahkemece de manevi tazminat yönünden verilecek kararda ilk talep edilen manevi tazminat miktarıyla sınırlı olacak şekilde hüküm kurması gerekmekte olup, miktar artırım dilekçesiyle artırılan miktar üzerinden hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br><br> b) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Dosyanın incelenmesinden; 03/03/2004 tarihinde uzman erbaş olarak göreve başlayan davacının, 28/04/2004 tarihinde engelli koşu parkurundan geçerken sol omzunda çıkık meydana geldiği, Amasya Devlet Hastanesinde tedavi edilerek 29/04/2004 tarihinde 21 gün istirahat verildiği, istirahatın ardından görevine devam ettiği, omzundaki rahatsızlığın devam etmesi üzerine Ankara Gülhane Askerî Tıp Akademisine sevk edilerek ameliyat edildiği, 29/04/2005 tarihinde iki ay istirahat verilerek taburcu edildiği, İstanbul’daki birliğine atanmayı müteakip 31/12/2009 tarihinde spor esnasında sağ omzunda yeniden çıkık meydana geldiği, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 05/01/2010 tarihli raporu ile “2 hafta istirahat ve 2 ay spor ve eğitimlerden muaftır” kararı verildiği, ardından GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 10/10/2012 tarihli raporu ile, “sınıf görevini yapamaz, TSK SYY KKK’na ait 2 numaralı sınıflandırma çizelgesine (+) ile işaretli sınıflarda yeniden sınıflandırılması uygundur” kararı verildiği, tedavisi devam eden davacı hakkında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu tarafından 25/09/2013 tarihli rapor ile “kişinin engelli oranı %20” kararı verildiği, davacının sağlık raporu ve kendi isteği üzerine 11/11/2013 tarihinde vazife malulü olarak emekliye sevk edildiği, 20/11/2013 tarihinde terhis edildiği, sakatlığının görevi esnasında düşmesi neticesi meydana geldiği ve devamında ise idarenin ihmali neticesi ağır spor, eğitim ve operasyonlara katılmaya devam etmesinden dolayı arttığı, olayda idarenin tazmin yükümlülüğün olduğu belirtilerek davalı idareye 31/07/2013 tarihinde müracaat ederek maddi ve manevi tazminat talep edildiği, başvurunun davalı idare tarafından süresinde cevap verilmeyerek reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı, Mahkemece yapılan ara kararla, dava dilekçesinde uğranıldığı iddia olunan zarara karşılık olarak ileride arttırılmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat istenildiği görüldüğünden, anılan tazminatın hangi kalem/lerden oluştuğu hususunun davacından açıklanmasının istenildiği, anılan ara karara cevaben verilen dilekçede maddi zarar kalemlerinin; efor kaybından (250,00 TL), geçici iş görmezlikten (250,00 TL), ekonomik geleceğinin sarsılmasından (250,00 TL) ve gelecekte yapılması muhakkak ve olası tedavi ve iyileşme harcamalarından (250,00 TL) kaynaklandığının belirtildiği anlaşılmaktadır.<br><br>Davacının geçici iş göremezlik ve olası tedavi ve iyileşme harcamalarından doğan zararın incelenmesi:<br>Mahkeme kararında, geçici iş göremezlik ödeneğinin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin (a) ve (b) bendlerinde adı geçen statülerde çalışanların alabileceği, ancak davacının anılan kanunun 4. maddesinin (c) bendinde adı geçen statüde çalıştığı, bu sebeple geçici iş göremezlik ödeneğini almasının mümkün olmadığı; idarelerin zararı tazmin borcuyla sorumlu tutulabilmeleri için zararın belirlenebilir olması, diğer bir deyişle muhtemel zarar olmaması gerektiği, dolayısıyla ancak gerçekleşmiş zararların tazmin edilebileceği hususları dikkate alındığında davacının gelecekte yapılması muhakkak ve olası tedavi ve iyileşme harcamaları ile geçici iş görmezlik tazminatı taleplerinin reddi gerektiği gerekçesine yer verilse de hüküm kısmında maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, bu zarar kalemlerinin reddine yönelik bir hüküm kurulmadığı görülmektedir. Mahkemece yeniden yapılacak incelemenin ardından bu zarar kalemleri yönünden de hüküm kurularak bu talepler yönünden davanın reddine veya kabulüne karar vermesi gerektiği açıktır.<br><br>Davacının güç (efor) kaybı zararının incelenmesi:<br>Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin kalıcı sakatlığı nedeniyle uğramış olduğu beden gücü kaybına bağlı olarak gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını ve çalışma hayatını sürdürebilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.<br>İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde ve gücünde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.<br>Davacının dava konusu olay nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı oranını gösteren detaylı sağlık raporunun Adli Tıp Kurumu'ndan temin edilmesi gerekmektedir.<br>Adli Tıp Kurumundan alınacak sağlık raporundaki çalışma gücü kaybı oranı dikkate alınarak yeniden güç (efor) kaybı konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. <br>Bu durumda, İdare Mahkemesince, Adli Tıp Kurumundan alınacak olan rapor dikkate alınarak maddi tazminatın yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;<br> Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren yasal emeklilik yaşının sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) yeniden alınan rapor üzerine belirlenen çalışma gücü kaybı oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının emeklilik yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarların toplanması suretiyle hesaplanmalıdır.<br>Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak bir karar verilmesi gerekmekte olup, Mahkeme kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.<br>Öte yandan, temyize konu karar davacı tarafından maddi tazminat yönünden temyiz edilmemiş olduğundan, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Mahkemece yaptırılacak olan hesaplama neticesinde, davacı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereği, temyize konu karar ile davacıya ödenmesine karar verilen tutarı (566.429,06 TL) aşamayacağı da açıktır.<br>Bununla birlikte, davacı vekili tarafından 18/11/2022 tarihinde verilen dilekçede noksan temyiz harcının iki defa yatırıldığı belirtilerek sehven yatırıldığı iddia edilen harcın iadesi talep edilmiş ise de; dosyanın incelenmesinde davacının fazladan yatırdığını iddia ettiği noksan harcı aynı vekilin Dairemizde bulunan bir başka dosyası olan 2021/7429 esaslı dosyasına yatırıldığı görülmektedir. <br><br>2- DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ:<br> İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacının dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE, davacının temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davanın kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, reddine ilişkin kısmın ONANMASINA,<br>3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/02/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>
emekli