<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1473 E.  ,  2025/70 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/1473<br>Karar No : 2025/70 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...<br> 2- ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 19/10/2023 tarih ve E:2023/11493, K:2023/5595 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Kültür ve Turizm Bakanlığının 14/01/2020 tarih ve 39797 sayılı Olur'u ile yürürlüğe giren Kültür ve Tabiat Varlıklarıyla İlgili Yapılacak Yüzey Araştırması, Sondaj ve Kazı Çalışmalarının Yürütülmesi Hakkında Yönerge'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "Başkan adaylarının bu dallarda, bir üniversite veya yüksekokulun öğretim üyesi ya da konu ile ilgili bir bilimsel kuruluşun mensubu olması gerekmektedir." ifadesi ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (uu) bendinin, 10/08/1984 tarih ve 18484 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Tabiat Varlıklarıyla İlgili Olarak Yapılacak Araştırma, Sondaj ve Kazılar Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin ve 02/01/2020 tarih ve 2002 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının eki olan listenin 4. maddesinin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 19/10/2023 tarih ve E:2023/11493, K:2023/5595 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,<br>Dava konusu düzenleyici işlemler yönünden; <br>Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında; idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunun, idare mahkemelerinin yerindelik denetimi yapamayacaklarının, yürütme görevinin kanunlar ile gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceklerinin hükme bağlandığı,<br> Bu düzenlemelere göre idari yargı yerinin denetim yetkisinin, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılışının hukuka uygun olup olmadığının araştırılması şeklinde gerçekleşeceği, söz konusu yetkilerin idari yargı yerlerince kullanılması sonucuna yol açacak şekilde genişletilemeyeceği,<br>Toplumların gizli hazinesi olan kültür ve tabiat varlıklarının, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının Devletin görevleri arasında yer aldığı, geçmiş tarihsel kültürlerin gün ışığına çıkarılması amacıyla yapılan arkeolojik çalışmaların, bilimsel ilkeler ve hukuk kurallarına uygun olarak yürütülmesi ve uzman kişiler tarafından kazı yapılması, çalışmaların herhangi bir aksaklığa yer vermeyecek şekilde, süreklilik içinde yürütülmesi, çalışmaların mali olarak proje süresince desteklenmesi ve bu çalışmaların, bilimsel ve mali yeterliği Kültür ve Turizm Bakanlığınca takdir ve kabul olunan heyet ve kurumlarca yapılması gerektiği,<br>2863 sayılı Kanun'un "Kazı izninde usul" başlıklı 37. maddesi uyarınca; kazı izninin verilmesi, araştırma, sondaj ve kazının yapılması, sondaj ve kazı sahiplerine tanınacak diğer hakların tespiti için yürürlüğe konulan Yönetmelik'te, 2863 sayılı Kanun'un aradığı "bilimsel ve mali yeterliliğin", bir üniversite veya yüksek okulun öğretim üyesi ya da bu konu ile ilgili bir bilimsel kuruluş yetkili elemanı olmaları, bağlı bulundukları kurumlarınca resmen tavsiye edilmeleri, yapılacak sondaj ve kazı çalışmaları için bağlı bulunulan kurumlarca ayni/nakdi destek sağlanacağının yazıyla taahhüt edilmesi gibi somut verilerle aranacağı düzenlemelerine yer verildiği, Yönerge kurallarının da aynı doğrultuda hükümler içerdiği, idarenin tesis ettiği dava konusu düzenleyici işlemlerin; 2863 sayılı Kanun'un belirlediği ilke ve sınırlar doğrultusunda, kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayandığı, iptali istenen hükümlerin, Kanun'da yer alan düzenlemeleri aşan bir yönünün olmadığı, düzenlemelerin tesisinde kullanılan takdir yetkisinin, Kanun'un amacına ve kamu yararına uygun olarak kullanıldığı görüldüğünden, dava konusu edilen düzenleyici hükümlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, <br>Dava konusu 02/01/2020 tarih ve 2002 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden;<br> 2863 sayılı Kanun hükümlerine tabi, taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını meydana çıkarmak üzere, araştırma, sondaj ve kazı yapma hakkının, sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına ait olduğu, bilimsel ve mali yeterliği Bakanlıkça takdir ve kabul olunan heyet ve kurumlara sondaj ve kazı yapma izninin Bakanlığın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı Kararı ile verileceği yolundaki düzenleme ile sondaj ve kazı yapma hakkının münhasıran Bakanlığa verildiği, dolayısıyla idarenin, sondaj ve kazı heyet ve kurumlarının bilimsel ve mali yeterliliklerini belirleme, kabul ve izin verme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu gibi verilen iznin kaldırılması konusunda da aynı şekilde takdir yetkisine sahip olduğu, kazı ve sondaj yapma izni verilen heyet ve kurumlara verilen söz konusu iznin, değiştirilemez ve süresiz olmadığı, davalı idarelerin, yapılan çalışmaların başarısı ile izin verilen kişilerin bilimsel ve mali yeterlilikleri konusunda değerlendirme yapma yetkisine sahip olduğu, Kanun'la verilen takdir yetkisi çerçevesinde kazı izninin sonlandırılmasının da mümkün olduğu, idarenin daha önce verdiği kazı iznini sonuna kadar sürdürmeye ve aynı heyeti sürekli görevde tutmaya yargı kararı ile zorlanamayacağı,<br>Bu durumda, İzmir ili, Foça ilçesi, Phokaia Antik Kenti'nde Kültür ve Turizm Bakanlığı adına davacı başkanlığında arkeolojik kazı yapılmasına ilişkin 17/10/2016 tarih ve 2016/9414 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın yürürlükten kaldırılmasına ilişkin işlemin mevzuatın öngördüğü şekil ve esaslara uygun olarak, idarenin takdir yetkisi sınırları içerisinde tesis edildiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, batılı güçlerin her konuda olduğu gibi Türkiye'nin arkeoloji biliminde de ilerlemesini istemediği, Batılılar tarafından gerçekleştirilen bir operasyon sonucunda dava konusu Yönerge ile birdenbire emekli hocaların kazılarının ellerinden alındığı, kazıları ellerinden alınan bilim insanları ve çok sayıda doktora öğrencilerinin çalışmalarının yarım kaldığı, yarım yüzyıllık bilgi, birikim ve deneyime sahip olan bilim insanlarının durdurulması sonucu emekli kazı başkanlarının kazılarının işin ehli olmayan kişilere verildiği, Phokaia kazılarının İzmir Müze Müdürlüğüne verilmesinin tam bir felakete, yolsuzluk haberlerinin çıkmasına neden olduğu, İzmir Müze Müdürlüğünce Antik Kentteki kaçak yapılaşmalara göz yumulduğu, dava konusu işlemlerin 2863 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, 2863 sayılı Kanun'un 35. maddesinde belirtilen bilimsel yeterliliğin, emekli olunca kaybedilmesinin söz konusu olmadığı, aksine bilgi, birikim ve deneyimleriyle mesleklerinin zirvesinde olan emekli bilim insanlarından kazı başkanı olarak yararlanılmasının ülkenin menfaatine olduğu, 2863 sayılı Kanun'da kazı başkanı olmak için bilim insanının, bir bilim kurumuna mensup olma şartının aranmadığı, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının usulde paralellik ilkesine aykırı şekilde alındığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, emekli hocaların bilim faaliyetlerine Genel Müdürlüğün izniyle onursal başkan veya ekip üyesi olarak katılabileceği, 2863 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı adına arkeolojik kazı çalışmaları yürütecek olan bilim insanlarının kurumsal bir bağlantısının olması gerektiği, bu kapsamda yapılacak iş ve işlemlere yönelik olarak Bakanlığın takdir yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 19/10/2023 tarih ve E:2023/11493, K:2023/5595 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 20/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

emekli