<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/1217 E.  ,  2024/5937 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2023/1217<br>Karar No:2024/5937<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Radyo TV A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosu ile yayın yapan televizyon kanalında ... tarihinde saat ...'da yayınlanan "..." adlı haber bülteninde 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz..." yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.493.315,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (Üst Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu yayında, saat ...'da "Vurgunda İsmi Geçenler Yine Kamuda", "Ptt'yi Zarara Uğrattığı İddia Edilen Bürokratlara Yeni Görevlendirmeler" başlığı ile verilen haber sonrasında, sunucu tarafından; “Şimdi öyle bir tablo var ki başından beri konuştuğumuz bütün bu haberlerin içinde birtakım isimler var, iddialar var, görüldüğü gibi böyle zararlar var Sayıştay raporlarına yansıyan. Sonra ödüllendiriliyorlar. Makam araçları, birden fazla maaşlar, şunlar bunlar. Ve herkes o kadar rahat ki bir yandan da farkında mısınız? Hiçbir endişeleri yok. Endişe yetersiz. Çünkü denetim yetersiz. Ne deniyor bu insanlara, bu rahatlık için ne duymuş olabilirler? Yanlış işler yaptığınızda affedeceğiz çünkü yanlış işler yapmanıza biz müsaade edeceğiz mi diyorlar ne diyorlar yani? Türkiye'de 50 milyondan fazla aktif çalışabilecek nüfus var. Bunun ancak yarısından azına iş bulabiliyor Türkiye. Oysa çok daha fazlasını yapmalı yapabilir de. Bu kadar mal ithal ediyorsak onları burada üretebiliriz de dolar o yüzden bu kadar yükseliyor. Demek ki üretebiliriz. Bu 20, 25 milyon çalışan insanımızın da 11, 12 milyonu yani onun da yarısı, çalışanın da neredeyse yarısı asgari ücretle çalışıyor. O civarda ona yakın çalışıyor. Bu dünyada bizim boy ölçüşmemiz gereken ülkelerin hepsinden fazla. Avrupa ülkeleri ile kıyasladığınızda mesela söyleyeyim size, Almanya'da bu yüzde 5, bizde yüzde 50, Fransa'da yüzde 13. Bununla geçinmeye çalışıyor insanlar. Peki bu çalışanların ne kadarı torpille işe girdi. Gerçekten bir şey yapıyor mu yapmıyor mu belli değil veya diğerlerinin yani bunların da siyasetten geçinenleri var. Gerçekten iş yapanla yapmayan da ayrılıyor. Mesela kıymetli kardeşim Hüseyin bir fotoğrafı versin. Dün bu fotoğraftan bahsettik biliyorsunuz. Müsilajla bu deniz salyasıyla mücadeleyle ilgili bir fotoğraf, bir görüntüden videodan alınmış bir kare bu. Dün bununla ilgili tören yapıldı. O kadar insan bir tek işçi çalışıyordu işte. Yani böyle gerçekten çalışan kaç kişi var bu arada? Ve bu ülkede 3 gençten 1'i işsiz, 3 gençten bir diğer 1'i iş yapsa da yaptığı işten mutsuz, donanımına uymuyor, daha verimli olabilir olamıyor. Belki de o 3 gençten en mutlu gibi görünen 1'i de torpille bir işe girdi o oldu bu oldu. Biz böyle bir yere varamayız. Bütün bunlar bize gösteriyor ki yapılan işler, siyasette yapılan işler yetersiz.”, saat 19:25:32'de "Borçlara Yapılandırma Yürürlükte", "Devlete Olan Borçlarda Faizin Çoğu Siliniyor, 18 Taksit İmkanı Tanınıyor" başlığı ile verilen haber sonrasında, sunucu tarafından; “Şimdi öyle bir durum var ki, bakın atamalar yetersiz. Dünyanın mesajı var. Efendim, EYT'liler ile ilgili çare yok, çare düşünen yok, çare yetersiz. Emeklilerin, efendim, pek çok alacağı var. Bunlarla ilgili düşünen yok. Bu yetersiz. Demokrasi, özgürlükler yetersiz. Hasılı yönetim, bizi yönetenler yetersiz diyor izleyenler. Doğaya bakıyoruz, doğayı korumuyoruz orada da yetersiz her şey. Sonra izleyicilerimizden muhalefette yetersiz diyenler var. Elbette bütün bunların neticesinde ülkede, bu ülkenin olması gereken noktada olmadığını görüyoruz. Öyle de bir acayip durum var ki sanki bu ülke bizim değil gibi yani ona öyle kötü davranıyorlar yani seçim kazananlar, onların kazanmasından kazananlar, denizinden, ormanından, hayvanından ne kelime insanından yani sanki intikam alır gibi davranıyor. Bu ülke bizim ya. Bu deniz bizim bakın şimdi ne hale geldi ve çare düşünen bilen de yok. Öyle birtakım laflar üretiliyor işte Kanal İstanbul falan deniyor ona geleceğiz.”, Saat ... "Kanal İstanbul'da Tarih 26 Haziran", "...: İnşaata Başlıyoruz Eserlerimize Engel Olamayacaklar" başlığı ile verilen haber sonrasında, sunucu tarafından "Şimdi niye bu ısrar. Hatırlıyorsunuz lebaleb kongreler o kadar tepki çekmesine rağmen ısrar edildi yapıldı değil mi bütün bu salgın zamanında. Lebaleb adeta eleştirinin markasına dönüştü. Ama yapıldı. Niye Çünkü teşkilatı bir arada tutmak için bunları yapmak zorunda hissettiler herhalde. Şimdi bu konuda yani Kanal İstanbul konusu da bu siyasetin etrafında toplanmış olan sermayeye bir ümit vermek için muhtemelen. Geleceğe dair. Eğer ümitsizliğe kapılmışlarsa. Eğer bir yerlere gitmeye kalkışıyorlarsa yani uzaklaşmaya bunun için olabilir. Yani biz bu inat sonunda ne göreceğiz. Aslına bakarsanız aynı yapıcıları yani o kanal inşaatının başında aynı yapıcıları, aynı satıcıları, aynı müşterileri göreceğiz. Adeta iktidarın bencil, bencilce siyasetinin bir geçit töreni gibi olacak.”, saat ...'te ise; “Şimdi bir kanalla çözüleceği iddia edilen ve hiçbir bilimsel dayanağı da olmayan deniz salyası konusu, Yeni argüman bu. Bugüne kadar söylenenler işe yaramadı şimdi bu söyleniyor falan. O kadar gündelik, o kadar durumu kurtarmaya çaba gösterenlerin sözleri ki bunlar. Yetersiz. Kimseyi ikna edecek gibi değil. Zaten hiçbirimiz, biz bu Kanal İstanbul falan biz, bizimle kimse bunu paylaşmaz. Hiçbir şeyinden faydalanamayız. Öyle bir yerde bir çok yeni konut, bu kadar boş konut varken ve yeni yük Marmara'ya. Ve bütün bu gördüğümüz müsilaj, deniz salyası olarak gördüğümüz felakete katkıda bulunabilecek yeni yeni yapılar. Arıtılmayan yeni sanayi tesisleri şunlar bunlar.” şeklinde ifadelere yer verildiğinin belirtildiği;<br>Dava konusu yayının, günün iç ve dış olayları konusunda kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış bir program olduğu, yayında kamuoyunu ilgilendiren konularla ilgili yorum ve açıklamalarda bulunulduğu, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün araçlarından birinin de eleştiri yapmak olduğu, eleştiri övgü olmadığından eleştiri sırasında kullanılan ifadelerin sert olmasının doğal karşılanması gerektiği, kamu otoriteleri veya toplumun bir kesimi için hoş olmayan düşüncelere şiddeti teşvik etmediği, terör eylemlerini haklı göstermediği ve nefret duygusunun oluşmasını desteklemediği sürece sınırlama getirilmemesi gerektiği, dava konusu haber programında sunucu tarafından sarf edilen ifadeler bir bütün olarak incelendiğinde ise cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığının görüldüğü, ifade özgürlüğünün; sadece memnuniyetle karşılanan, zararsız veya önemsiz sayılan, insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak şok eden rahatsızlık veren fikirler için de uygulanması gerektiği, programda kullanılan ifadelerin eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, bu nitelikte haber ve iddiaların basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, kararın gerekçesiz olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, bir ifadenin şiddeti öven ve teşvik eden bir içeriğe sahip olmadığı müddetçe sınırlanmaması gerektiği yönündeki kabulün Anayasa'ya aykırı olduğu, sınırlama nedenlerinin yalnızca bu koşulla sınırlı olmadığı, ihlale konu yayında masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin sansür olarak nitelendirilemeyeceği, görünürde gerçeklik tezinin habercinin o an içerisinde bulunduğu koşul itibarıyla başka türlü değerlendirilmesi mümkün olmayan hadiselere ilişkin yapmış olduğu haberler bakımından uygulanabileceği, Üst Kurul kararı alınırken eşitlik ilkesine aykırı hareket edilmediği, dava konusu kararın usul ve kanuna uygun olduğu ve yayıncı kuruluşa tebliğ edildiği ileri sürülmektedir.<br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, yayında yer alan ifadelerin eleştiri sınırları kapsamında olduğu, toplumda tanınırlığı olan kişilere ilişkin ifade özgürlüğünün sınırlarının daha geniş olduğu, haberin yayınlandığı esnada sahip olunan bilgiler kapsamında ve o andaki gerçeklik çerçevesinde yorumlarda bulunulduğu, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlal edilmediği, diğer yayın organlarınca hiçbir araştırma yapılmaksızın kamuoyunu yanlış yönlendirici nitelikte yayınlar yapılmasına rağmen yaptırım uygulanmazken davacı şirkete yaptırım uygulanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, davacı şirket aleyhine devamlı olarak idari yaptırım uygulanmasının dolaylı yoldan sansür niteliğinde olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle; <br>1. Davalının temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın ve istinaf aşamasında kullanılmayan ...- TL yürütmenin durdurulması harcının davalıya iadesine, <br>5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

emekli