<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1125 E. , 2024/2566 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/1125<br>Karar No : 2024/2566 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ... <br> 3- ... <br> 4- ...<br> 5- ..<br> 6- ...<br> 7- ...<br> 8-...<br> 9- ... <br> 10- ...<br>VEKİLLERİ :Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 25/12/2023 tarih ve E:2020/3072, K:2023/8802 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından kurulmak istenilen ... A.Ş. unvanlı işyerinin kurulmasının uygun görülmediğine dair Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/12/2023 tarih ve E:2020/3072, K:2023/8802 sayılı kararıyla;<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2018 tarih ve E:2016/2366, K:2018/4687 sayılı bozma kararına uyularak; <br>5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 93. maddesine, 10/10/2006 tarih ve 26315 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik"in 5. maddesine yer verildikten sonra,<br>Banka dışı finansal sektöre kurumsal bir yapı kazandırılmasının, finans sektöründe bulunmanın getirdiği sorumluluğun, ciddiyet ve özen yükümlülüklerinin yerine getirilmesini temin etmek için kararda anılan Yönetmelikte şirketlerin kurucu ortaklarının taşıması gereken niteliklerin, 5411 sayılı Kanunun, bankaların kurucu ortaklarında aranan niteliklere benzer şekilde düzenlendiği ve bu kapsamda, şirket kurucularının, şirketin kuruluşunda taahhüt ettikleri sermaye miktarını karşılayabilir düzeyde mali güç ve itibara sahip olması gerektiği düzenlemesinin getirildiği,<br>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile de itibarın; banka ortaklarının, ahlâklı, erdem sahibi olması, şaibeli işlere karışmamış olması, yükümlülüklerini yerine getirmede ahlâki zafiyet göstermemiş olması, muteber bir geçmişe sahip olması gibi kriterlere göre takdir edileceğinin kararlaştırıldığı,<br>Dosyanın incelenmesinden; ... A.Ş. unvanlı şirketin kuruluş başvurusuna ilişkin olarak davalı idareye sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, şirket kurucularından üç tanesinin emekli öğretmen oldukları, iki tanesinin öğretmen olarak çalışmaya devam ettikleri, bir tanesinin müteahhit olarak çalıştığı, bir tanesinin ilkokul mezunu olarak çeşitli sektörlerde serbest olarak çalıştığı, bir tanesinin lise mezunu olduğu ve elektrik teknisyeni olarak çalışırken emekli olduğu, iki tanesinin de bir spor kulübünde çalıştığı, bu tespitlerden kurucuların işletme ve finans alanında tecrübeleri bulunmadığı gibi eğitim durumlarının da finans sektörü için yeterli olmadığının değerlendirildiği, buna ilaveten Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 22/03/2011 tarihli yazısında, iki kurucunun çalıştığı spor kulübünün başkanlığını yapan ve kuruculardan birinin eşi olan kişinin geçmişte bir finansal danışmalık şirketi bünyesinde tefecilik yaptığı, iş çevresinde yapılan değerlendirmede, sözünde durmayan, güvenilmez bir şahıs olarak tanındığı yönünde bilgilerin yer alması nedeniyle, kurucuların taahhüt ettikleri sermaye miktarını karşılayacak mali güç ve itibarda bulunmadıkları değerlendirilerek dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı,<br>Olayda, davalı idarenin, mali gücü ve itibarı değerlendirirken, kurucuların kuruluş sermayesini karşılayabilir düzeyde nakit kaynağa sahip olup olmadıklarının yanında, gerekli izinler alındıktan sonra finans piyasasında faaliyet gösterecek olan bir şirketin operasyonlarının sağlıklı bir şekilde yürütebilecek olup olmadığını da değerlendirdiği, herhangi bir finansal sıkıntı oluşması halinde şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için ortakların şirkete yeni kaynak aktarabilecek güçte olup olmadığını da göz önünde bulundurduğu; bu bağlamda, şirket kurucularının mali güç, itibar ve mesleki yeterliklerinin davalı idarenin değerlendirme yaparken göz önüne alması gereken hususlar arasında olduğu sonucuna varıldığı,<br>Bu nedenle, davacıların taahhüt ettikleri sermaye tutarını ödeyecek mali güce sahip olduklarına ilişkin banka teyit mektupları alınmış olsa da, eğitim durumları ve geçmişte yaptıkları işler dikkate alındığında, kurucuların taahhüt ettikleri sermaye miktarını karşılayacak mali güç ve itibara sahip olmadıkları değerlendirilerek tesis edilen dava konusu işlemde, davalı idarenin sahip olduğu takdir yetkisi çerçevesinde kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek tesis edilmesi karşısında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; kendilerinin, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin (d )bendi dışındaki tüm şartları haiz oldukları ve taahhüt edilen sermayenin karşılanacağını gösteren belgelerin, davalı idare tarafından kabul edildiği; Yönetmeliğin 5. maddesinin (d) bendinde kurucuların sermaye miktarını karşılayabilir düzeyde mali güç ve itibara sahip bulunmasının zorunlu olduğunun belirtildiği ancak mali güç ve itibarın tespitinde tek şartın asgari sermaye koşulunu sağlamaya yeter menkul ve gayrimenkul malvarlığı ile sermaye taahhüdünün bu malvarlığından ne şekilde karşılanacağının belgelendirilmiş olması gerektiğinin düzenleme altına alındığı; mali güç ve itibara sahip olma şartının düzenlenme amacının taahhüt edilen sermayenin karşılanmasına yönelik olmakla birlikte kendileri tarafından sermaye taahhüdünün malvarlığından ne şekilde karşılanacağı hususunun doğruluğu teyit edilmiş resmi belgeler ile kanıtlanmış bulunduğu ve davalı idarenin, malvarlıklarına ilişkin sunulan belgelere ve kayıtlara itirazının bulunmadığı; Yönetmelikte belirtilen maddenin diğer kıstasların aksine subjektif ve takdire açık bir kıstas olduğu ancak davalı idareye sunulan belgeler ve kendilerinin reel, finansal ve taşınmaz malvarlıkları incelendiğinde taahhüt edilen sermayenin üzerinde güçlü bir mali yapı ve itibara sahip olduklarının kanıtlandığı; aynı Yönetmelikte faktoring şirketi kurucularında aranacak şartlar arasında, kurucuların eğitim durumları ile çalıştıkları işler ve iştigal konularına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği; hükmün gerekçesinde davalı idarenin sahip olduğu takdir yetkisi çerçevesinde kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı açıklanmış ise de; davalı idarenin dayandığı gerekçelerin yasal dayanağının bulunmadığı ve bu gerekçelerin hukuken geçerli ve somut delillere dayanmadığı, davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların gerçeğe aykırı olduğu görüldüğünden hükmün gerekçesinde yer alan değerlendirmeye katılmanın mümkün olmadığı ileri sürülmüştür.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.<br> Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2018 tarih ve E:2016/2366, K:2018/4687 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 25/12/2023 tarih ve E:2020/3072, K:2023/8802 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>
emekli