<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2467 E.  ,  2024/2556 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/2467<br>Karar No : 2024/2556 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av....<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2020/2306, K:2023/398 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, Türk Silahlı Kuvvetleri akıllı kimlik kartı verilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığının ...tarih ve ... sayılı işleminin ve anılan işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kart Yönergesi'nin ikinci bölümünün 4. maddesinin (d) fıkrasında yer alan, "Emeklilik için gerekli yasal hizmet süresini tamamlamış olsalar dahi, Genelkurmay Başkanlığının belirlediği kurallara aykırı olarak yabancı uyruklu kişi ile evlendiği için istifa etmiş sayılanlar TSK Akıllı Kart alma hakkını kaybederler" şeklindeki düzenlemenin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 08/02/2023 tarih veE:2020/2306, K:2023/398 sayılı kararıyla;<br> 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 98. maddesine; 06/09/1961 tarih ve 10899 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin davaya konu Yönerge'nin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 26/12/2014 tarihli değişiklik öncesi 80. maddesinin (b) fıkrasına yer verilmiş; Ordu Evleri, Askerî Gazinolar ve Sosyal Tesisler Yönetmeliği hazırlanarak 20/08/2000 tarih ve 24146 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandığı ve bu Yönetmeliğin adının 26/12/2014 tarih ve 29217 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ordu Evleri, Askerî Gazinolar ve Sosyal Tesisler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle “Türk Silahlı Kuvvetleri Ordu Evleri, Askerî Gazinolar, Kışla Gazinoları ve Vardiya Yatakhaneleri ile Eğitim Merkezleri Yönetmeliği” olarak değiştirildiği belirtildikten sonra, anılan Yönetmeliğin 10. maddesinin birinci fıkrası, 2. ve 11. maddeleri aktarılmış; anılan düzenlemeler uyarınca Genelkurmay Başkanlığı tarafından, bu kapsamda ordu evi ve sosyal tesislere giriş-çıkışı sağlayan kartlara ilişkin usul ve esasların MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kart Yönergesi (2009) ile belirlendiği açıklanarak, MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kart Yönergesinin iptali istenilen TSK akıllı kartları verme esaslarının düzenlendiği ikinci bölümünün "TSK Akıllı Kartı Hak Sahipliğini Kaybeden Personel" başlıklı 4. maddesinin (d) fıkrasına; "TSK Akıllı Kartları İle İlgili Yapılan Düzenlemeler" konulu ... tarih ve PER.:... sayılı Emir ekinde yer alan düzenlemenin 15. maddesine yer verildikten sonra,<br> MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Yönergesi'nin ikinci bölümünün 4. maddesinin (d) fıkrasının iptali istemi yönünden;<br> Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabildiğinden, anılan düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuralına göre hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı; bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmelerinin mümkün olmadığı,<br> Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli subay ve astsubaylar ile aile fertlerine kimlik kartı verilmesine ilişkin yasal bir düzenleme yapılmadığı ve bu konuda hizmetin gereği ve kimlik kartının işlevi dikkate alınarak düzenleme yapılması için idareye takdir yetkisi verildiği görüldüğünden, idarece kendisine verilen yetki uyarınca dava konusu Yönerge ile bu konuda düzenleme yapıldığı, bu Yönerge ile hak sahipleri ile bu özelliği yitiren ve hiç bir şekilde kendilerine akıllı kart verilmeyecek kişilerin belirlendiği, <br> Dava konusu Yönerge'nin ikinci bölüm 4. maddesinin (d) fıkrasında; emeklilik için gerekli yasal hizmet süresini tamamlamış olsalar dahi, Genelkurmay Başkanlığının belirlediği kurallara aykırı olarak yabancı uyruklu kişi ile evlendiği için istifa etmiş sayılanların, "TSK Akıllı Kart hak sahipliğini kaybederler" kuralına yer verildiğinden bu haliyle üst normlara aykırı bir kural içermeyen dava konusu düzenleyici işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Davacının Türk Silahlı Kuvvetleri akıllı kimlik kartı verilmesine ilişkin başvurusunun reddine ilişkin bireysel işlemin iptali yönünden;<br> Yukarıda açıklanan, MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kart Yönergesi'nin ikinci bölümünün 4. maddesinin (d) fıkrasında yer alan düzenlemeye dayanılarak, davacının TSK Akıllı Kartına davalı idare tarafından el konulup kartın iptal edildiği; işleme dayanak alınan ve Genelkurmay Başkanlığının belirlediği kurallara aykırı olarak yabancı uyruklu kişi ile evlendiği için istifa etmiş sayılacağına ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığından, bu kapsamda yabancı uyruklu kişiyle evlenerek istifa etmiş sayılan davacının TSK Akıllı Kartı kullanamayacağı anlaşıldığından, dava konusu bireysel işlem yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 20/04/2016 tarih ve 2013/3440 başvuru numaralı kararında; Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) emekli olan başvurucuya ve ailesine askerî kimlik kartı verilmesi talebinin, yabancı uyruklu bir kişiyle evli olması gerekçe gösterilerek reddine ilişkin işlem, aile yaşamına saygı hakkının ihlali yönünden incelendiği, kararın 75. ve 76. paragraflarında, "... bahse konu kimlik kartının ulaşım imkânı sağladığı orduevleri, askerî gazinoları ve kışla gazinolarının askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini haiz olduğu, bu bağlamda yabancı uyruklu şahıslarla evli olan asker kişilerin söz konusu tesislere erişiminin engellenmesinin özellikle devlet sırlarının korunması kaygısı ve istihbari nedenlerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucu düzenleme yetkisi kapsamında, statüleri kanunlarla oluşturulan ve buna göre mesleğe alınan kamu görevlilerine bir takım hak veya yükümlülükler getirebilir. Askerlik mesleği disiplin ve fedakârlık temeline dayanır. Bundan dolayı bu görevi ifa edenlerin güven, itibar ve saygınlığın gereği olarak katı meslek ilkelerine tabi tutulmaları da normal olup söz konusu mesleki alan ve personele ilişkin düzenlemelerin tanzim ve uygulanmasında kamusal makamların görece geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu da dikkate alındığında söz konusu farklı muameleye temel oluşturan nedenlerin, haklı ve objektif gerekçelere dayandığı anlaşılmaktadır.<br> Bununla birlikte kullanılan yöntem ile gerçekleştirilmesi istenilen amaç arasında da makul bir oransal bağın gözetilmesi zaruridir. Somut başvuru açısından başvurucunun müstafi sayılmasını kendisinin talep ettiği hatta bu talebin Genelkurmay Başkanlığınca yerinde görülmemesi üzerine dava açarak yargı kararı ile müstafi sayılmasını temin ettiği görülmektedir. Bunun yanı sıra başvurucunun istifaen emeklilik işlemlerinin yapılmasını müteakip, emeklilik maaşı ve sağlık güvencesi gibi emekliliğe bağlı temel özlük haklarından istifade ettiği, bu bağlamda özellikle sağlık güvencesine ilişkin olarak aile bireyleri açısından da bir kısıtlama öngörüldüğüne dair bir verinin mevcut olmadığı ve söz konusu hususun başvurucu tarafından da kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kart Yönergesi uyarınca akıllı kimlik kartı sahibi olamaması nedeniyle başvurucunun yararlanma olanağı bulamadığı alan, ilgili mevzuat gereği askerî mahal vasıf ve mahiyetini haiz olduğu kabul edilen orduevleri, askerî gazinoları ve kışla gazinoları gibi tesislere giriş imkânıdır. Söz konusu uygulama istisnai bir alanda ve dar kapsamlı olduğundan sınırlı ve ölçülüdür. Bu bağlamda başvurucunun karşılaştığı hak yoksunluğunun ölçüsüz bir muamele teşkil ettiği ve kullanılan yöntem ile gerçekleştirilmesi istenilen amaç arasında makul bir oransal bağın bulunmadığı da söylenemez." gerekçesiyle dava konusu bireysel işlemle aynı konuda verilen kararda; akıllı kartın kullanım alanlarının niteliğinin incelendiği, yabancı uyruklu bir kişiyle evlenen kişilerin kartın hak sahipliğini kaybetmesinin istisnai bir alanda ve dar kapsamlı müdahale olduğu belirtilerek Anayasa'nın 10. ve 20. maddelerinin ihlal edilmediğine karar verildiği gerekçesiyle,<br>davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire tarafından genel mahiyette değerlendirme yapıldığı, dava konusu olayın bir bütünlük içerisinde incelenmediği ve irdelenmediği; takdir yetkisine dayanan düzenleyici işlemlerde bağlayıcı hukuk kurallarına uymanın zorunlu olduğu, idareye verilen takdir yetkisinin sınırsız, ölçüsüz ve mutlak olmadığı; iptalini talep ettiği Yönerge hükmünün 20 yıldır kullandığı kazanılmış hakkın geri alınmasına dayanak olarak gösterildiği; Yönerge hükmünün hukuka aykırı bulunmaması nedeniyle oluşan önyargı sonucunda bireysel başvurunun iptali istemine ilişkin de genel bir değerlendirme yapıldığı; kendisinin, "Genelkurmay Başkanlığının belirlediği kurallara aykırı olarak yabancı uyruklu kişi ile evlendiği için istifa etmiş sayılan kişiler" kapsamında değerlendirildiği fakat bunun doğru olmadığı; yabancı uyruklu kişi ile 1982 yılında evlendiği ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından, anılan tarihte yayınlanmış kural, yönerge, emir ya da talimat olmadığı; atıf yapılan Anayasa Mahkemesi kararındaki uyuşmazlık ile işbu dosyadaki uyuşmazlık arasında benzerlik bulunmadığı; kendisinin "gazi" unvanı taşımasına ilişkin olarak kararda değerlendirme yapılmadığı; idarenin işleminin haksız olduğu ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 08/02/2023 tarih ve E:2020/2306, K:2023/398 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 23/10/2024 tarihinde düzenleyici işlem yönünden oybirliği, bireysel işlem yönünden oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br>KARŞI OY <br>X- Anayasa'nın 2. maddesinde vurgulanan ilkelerden birisi "hukuk devleti "ilkesidir. Anılan ilke uyarınca, kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi gerekmektedir. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması nedeniyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.<br>Öte yandan, Anayasa'nın 41. maddesinde, "aile" kavramının Türk Toplumun temel taşı olduğu vurgulanmış ve devlete ailenin korunması için gerekli düzenlemeleri yapma yükümlüğü getirilmiştir. Anılan madde uyarınca, Devlet, kurulan aile birliğinin huzur ve refahını bozacak nitelikte ölçüsüz müdahalelerden kaçınmak durumundadır fakat personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda, idarenin, faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması; idarenin, özel hayat veya aile hayatı gibi unsurlar açısından sınırlamalar getirmesi mümkündür. Bununla birlikte sınırlamalar getirilirken aile yaşamına saygı hakkı ile kamu hizmetinin düzenli ve güvenli şekilde yürütülmesini gözetmek konusundaki adil bir denge kurulması gerektiği de açıktır.<br>Bu bağlamda özellikle asker kişilerin, özel statülerinin bulunduğu ve kamu hizmetinin etkin bir biçimde yürütülmesi için onlara özgü kısıtlamalar getirildiği bilinmektedir. Asker kişilere getirilen sınırlamaların, kamu düzenini sağlamak ve devam ettirmek, verimli, süratli ve etkin bir biçimde çalışmayı sürdürmek, disiplini tesis ve devamlılığını sağlamak, mesleğin onur ve saygınlığını korumak gibi temelde kamu yararı ve kamu düzenini korumak için getirilen sınırlamalardır. <br>Temyize konu dosyanın incelenmesinden; davacının TSK'da...Kıdemli Yüzbaşı olarak görev yapmaktayken 24/11/1983 tarihinde İngiliz uyruklu bir kadınla evlenmesi nedeniyle istifa edilmiş sayılmasına ilişkin dilekçe verdiği ve 02/05/1983 tarihinde 926 sayılı Kanunun 112. maddesinin (a) fıkrası uyarınca müstafi sayılmasının uygun bulunduğu, askerlikle ilişiğinin kesildiği; davacının istifa etmiş sayıldıktan sonra yaptığı başvurular üzerine 21/03/1985 tarihinden itibaren müstafi subay-astsubay ve eşleri için özel giriş kartı verildiği, en son verilen kartın geçerlilik süresinin bitim tarihi olan 01/05/2005 tarihinden sonra müstafi subay özel giriş kartı verilmesi isteminin reddedilmesi üzerine bu işleme karşı açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Daire Başkanlığının E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve anılan kararın kesinleştiği, davacının 29/04/2019 tarihli dilekçe ile tarafına Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kimlik Kartı verilmesine dair yaptığı başvurusunun MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kart Yönergesi'nin 2. bölüm, 4. maddesinin (d) fıkrasından bahisle meslekten ayrılış nedeninde herhangi bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle reddi üzerine anılan ret işlemi ile dayanağı Yönerge düzenlemesinin iptali istemiyle davanın açıldığı; bu arada davacının yabancı uyruklu kişi ile evliliğinin 1,5 sene sürdüğü, hatta anılan evliliğe ilişkin bilgilerin nüfus kayıtlarında yer almadığı ve davacının 1984 yılında yeni bir evlilik yaptığı anlaşılmaktadır.<br>Somut olayda, Askerî gazinoların ve kışla gazinolarının askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini haiz olduğundan, yabancı uyruklu şahıslarla evli olan asker kişilerin söz konusu tesislere erişiminin engellenmesinin, MY 88-1 Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kart Yönergesi uyarınca akıllı kimlik kartı verilmemesinin nedeninin özellikle devlet sırlarının korunması kaygısı ve istihbari nedenler olduğu anlaşıldığından buna ilişkin olarak idare tarafından düzenleme yapılmasında hukuka aykırılık olmadığı düşünülmekle birlikte anılan düzenlemede kullanılan yöntem ile gerçekleştirilmek istenilen amaç arasında makul bir denge olması gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır. <br>Bu anlamda; evlenilen kişi hakkında güvenlik esasları yönünden herhangi bir olumsuz tespitin bulunup bulunmadığına ve evliliğin devam edip etmediğine bakılmaksızın, salt yabancı bir kişi ile evlilik yapıldığından bahisle sürekli olarak Türk Silahlı Kuvvetleri Akıllı Kimlik Kartı almasına engel olunmasının ve bunun bir yaptırım olarak öngörülmesinin, ulaşılmak istenen amaç karşısında orantısız bir tedbir olduğu; dolayısıyla da, hukuk devletinin bir gereği olan ölçülülük ilkesine aykırı düştüğü sonucuna varılmıştır.<br> Yukarıda aktarılanlar ışığında uyuşmazlığa geri dönülecek olursa; davacı tarafından, TSK'da ... Kıdemli Yüzbaşı olarak görev yapmaktayken 24/11/1983 tarihinde İngiliz uyruklu bir kadınla evlenmesi nedeniyle istifa edilmiş sayılmasına ilişkin dilekçe verilmesi üzerine 02/05/1983 tarihinde 926 sayılı Kanunun 112. maddesinin (a) fıkrası uyarınca müstafi sayılmasının uygun bulunulduğu ve askerlikle ilişiğinin kesildiği; davacının evliliğinin 1,5 sene gibi kısa bir süre sürdükten sonra sona erdiği ve hatta nüfus kayıtlarına göre 1984 yılında yeni bir evlilik yaptığı anlaşıldığından, davacının boşandığı ve boşanma olayının üzerinden 40 yıldan fazla süre geçtiği dikkate alınmadan davacının başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 08/02/2023 tarih ve E:2020/2306, K:2023/398 sayılı kararının bireysel işlem yönünden bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.<br> <br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

emekli