<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/7148 E.  ,  2023/15111 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/7148<br>Karar No : 2023/15111<br><br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. …<br><br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, vuku bulduğu belirtilen olayların aslının soruşturma raporunda belirtildiği gibi olmadığı, bu hususun disiplin soruşturması aşamasında davalı idareye verilen savunmada da detaylı şekilde açıklandığı, soruşturma raporunda yer alan husumetli tanık beyanlarına göre meslekten çıkarma cezası verilmesinin hukuka uygun olmadığı, düğün döneminde alınan borcun rüşvet olarak değerlendirilemeyeceği, eşinin ailesinin ekonomik durumunun yerinde olduğu, düğün aşamasında borç alınmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu durumun basit bir araştırma ile ortaya çıkacağı, soruşturma dosyasında şahsına hangi suçun isnat edildiğinin açıkça belirtilmediği, bu hususun hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, isnat edilen fiilleri net olarak bilmemesinden dolayı savunma hakkının kısıtlandığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, eşinin kız kardeşinin soruşturmayı yürüten müfettiş hakkındaki şikayetinin araştırılmadığı, soruşturma dosyasındaki savunmalarının dikkate alınması gerektiği, dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacı hakkında "Görevi Kötüye Kullanma, Rüşvet Almak ve Vermek, 3628 Sayılı Kanuna Muhalefet, İcbar Suretiyle İrtikap, Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Yargı Görevini Yapanı Etkileme" suçlarından ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esasında açılan davada Mahkemenin … tarihli ve K:… sayılı kararıyla "son soruşturmanın ...Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına" karar verildiği, … Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında davacı hakkında yakalama kararı bulunduğu ve davanın halen derdest olduğu, davacı hakkında 231 sayfalık müfettiş raporu düzenlendiği, düğün arifesinde alınan borcun bir an için rüşvet değil de borç olduğu kabul edilse dahi hakimlik-savcılık gibi kutsal bir görev üstlenen kişinin halkla olan ilişkilerinde azami özen göstermesinin gerektiği, davacı hakkında yürütülen soruşturmanın usule uygun olduğu, davacı hakkındaki her iddianın tek tek ve ayrıntılı bir şekilde, delilleri ve tanık beyanları ile ortaya konulduğu, soruşturma kapsamında her hususun göz önünde bulundurulduğu, soruşturma kapsamında davacıya hakkındaki tüm isnatların bildirildiği, savunma hakkının bu anlamda kısıtlandığının doğru olmadığı, davacı hakkındaki disiplin sürecinin ceza soruşturmasından ayrı olduğu, davacının soruşturma kapsamındaki fiillerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, belirtilen nedenlerle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. <br> T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. <br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinde ;"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br> Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br> Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br> Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.<br>"hükmüne yer verilmiştir.<br> Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan davacının Ayancık da görevli olduğu dönemde rüşvet aldığı ve verdiği, görevini kötüye kullandığı, 3628 sayılı ( mal bildiriminde bulunulması, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele Kanunu) Yasaya muhalefet , resmi belgede sahtecilik gibi suçlardan hakkında başlatılan soruşturma sonucu eylemlerinin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan ilgilinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İncelenen soruşturma dosyasından, davacının soruşturmaya konu eylemlerin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğunun sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 02/11/2023 tarihinde, duruşma esnasında yetki belgesi ibraz eden Av. …'in ve davalı idare vekili Av. …'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> ...İli, Ayvacık Adliyesi Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktayken gerçekleştirdiği eylemlerinden dolayı yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporunda davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br> Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezasının yeniden incelenmesi yönündeki talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br> Davacının bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br> Bakılan dava, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin beşinci (son) fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.<br> Öte yandan, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, "Görevi Kötüye Kullanma, Rüşvet Almak ve Vermek, 3628 sayılı Kanuna Muhalefet, İcbar Suretiyle İrtikap, Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Yargı Görevini Yapanı Etkileme" suçlarından ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayıtlı ceza davası açıldığı, aynı dosya kapsamında davacı hakkında yakalama kararı verildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda davacı hakkındaki yargılamanın hâli hazırda devam ettiği ve davacının yakalanamadığı görülmüştür.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 6... maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Davacı hakkında düzenlenen 27/02/2020 tarihli soruşturma raporunun incelenmesinden;<br> Mesleğin onurunu bozacak, mesleğe olan genel saygınlığı ve güveni sarsacak nitelikte eylemde bulunduğu,<br> Bu kapsamda;<br> 1) Ayvacık Cumhuriyet Başsavcılığının ... esasına kayden yürütülen soruşturma dosyasında şüpheli A.H.C. müdafi T.R. ile sık sık özel olarak görüştüğü, bu görüşmelerden sonra, şüphelilerle bağlantılı kişiler aracılığıyla temin ettiği maddi menfaat karşılığında usulsüz iş ve işlemler yaptığı, <br> Bu cümleden olarak; <br> A) Dokuz şüphelinin tutuklu olduğu ... esas sayılı soruşturma dosyasında, Cumhuriyet Savcısı M.E.Ş.'in şüphelilerin tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve devamına karar verilmesi talebi üzerine ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarih ... değişik iş kararıyla şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiş olmasına rağmen yıllık izin ve rapor kullandıktan sonra göreve başladığı 20.03.2018 günü (tutukluluğun devamına ilişkin karardan bir gün sonra) delil durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı halde maddi menfaat karşılığında tutuklu şüphelilerden A.H.C. ve R.Ç hakkında resen tahliye kararları verdiği, <br> B) A.H.C., E.C. ve diğerleri hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturmada, suçta kullanılan ...isimli gemiye fiilen el koyma kararı verilmesine ve geminin iadesinin şüpheli ve müdafileri Av. T.R. tarafından birçok defa istenip Büyükçekmece Sulh Ceza Hâkimliklerince talebin birçok kez reddedilmesine rağmen maddi menfaat temin etmek suretiyle şüpheli ve müdafileri T.R. ile birlikte hareket ettiği, soruşturmayı yürüten Büyükçekmece Cumhuriyet savcısını "Dosyanın kendi dosyası ile bağlantılı olduğu, örgüt kapsamında yürütülen takipli dosyanın ara yakalaması olduğu" hususunda yanıltarak birleştirme talepli yetkisizlik kararı verilmesini ve dosyanın kendisine gönderilmesini sağladığı, yetkisizlik üzerine gelen dosya soruşturmaya kaydedildikten sonra 24.07.2019 günü uhdesindeki ... sayılı soruşturma dosyası ile birleştirdiği, aynı gün ... Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak gemiye ilişkin el koyma kararını kaldırttığı ve gemiyi iade ettiği, yine aynı dosyada geminin iadesi için yatırılan teminat bedelini de iade ettiği, ayrıca A.H.C. hakkındaki adli kontrol kararını resen kaldırdığı, daha sonra asıl dosyaya ilişkin olarak düzenlenen iddianamede yetkisizlikle gelen bu dosyaya konu olay yönünden sanıkların cezalandırılmasını talep etmeyerek dosyayı kapattığı, <br> 2) "Göçmen kaçakçılığı" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemelerinde birçok dosyası bulunan ve göçmen kaçakçılığı organizatörü olarak tanınan A.K. isimli şahıs ile sık görüştüğü, maddi menfaat karşılığında bu kişi lehine usulsüz iş ve işlemler yaptığı, <br>Bu kapsamda;<br> A) ... sayılı soruşturma dosyasında, şüpheliler hakkında iddianame düzenlediği ... tarihinde göçmen kaçakçılığı suçundan tutuklu bulunan A.K. hakkında delil durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı halde, “şüphelinin sabit ikametgâh sahibi olduğu, kaçma/delilleri karartma tehlikesi bulunmadığı” şeklindeki gerekçeyle resen tahliye kararı verdiği,<br> B) Aynı soruşturma dosyasından tefrik ile yürütülen 2017/1596 sayılı soruşturmada, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarih ve ... değişik iş sayılı kararıyla CMK’nın 127. maddesi gereğince göçmen kaçakçılığı yapma suçunda kullanıldıkları gerekçesiyle el konulmasına karar verilen iki adet tekne ile ilgili olarak düzenlenen ... tarihli iddianamede müsadere talep etmediği gibi 30.01.2018 tarihinde de, kapalı soruşturma dosyası üzerinden dosyada söz konusu iki tekneyle ilgili el koyma kararı olduğu halde ... Mal Müdürlüğüne söz konusu iki tekne hakkında “fiili el koyma (alıkoyma) kararı bulunmadığından A.K.'e tesliminde Cumhuriyet Başsavcılığımızca herhangi bir sakınca bulunmadığı” şeklinde müzekkere yazdığı, yazılan bu müzekkereyi de A.K.’e elden takip ettirerek söz konusu iki teknenin bu kişiye teslimini sağladığı,<br> C) "Göçmen Kaçakçılığı" suçundan yürütülen ... (...) ve "Rüşvet verme-alma" suçundan yürütülen 2018/236 sayılı soruşturma dosyalarında eksik soruşturma veya delilleri hatalı değerlendirerek şüpheli A.K. hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararlar verdiği,<br> 3) Göçmen Kaçakçılığı" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklu bulunan bir kısım şüpheliler hakkında delil durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı halde şüpheli bir şekilde resen tahliye kararları verdiği, <br>Bu kapsamda; <br> A) ... sayılı soruşturma dosyasında Ş.E., <br> B) 2018/578 sayılı soruşturma dosyasında H.G., <br> C) 2018/509 sayılı soruşturma dosyasında M.P., <br> D) 2019/268 sayılı soruşturma dosyasında H.K. hakkında resen tahliye kararları verdiği,<br> 4) ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olmasına ve uyuşmazlığa konu mal alım-satım ve senedin düzenlenme ve teslim yerinin ...İlinde olmasına, dolayısıyla soruşturma dosyasında yetkisiz olmasına rağmen, müşteki şirketin sahibi M.B. ile önceden görüşüp anlaştığı, bu anlaşma doğrultusunda müştekiden elde ettiği maddi menfaat karşılığında dosyayı önce kendisine kaydettirdiği, daha sonra müşteki şirketin şüpheliden olan alacağının tahsilini sağlamak amacıyla ... İlçesi dışında ikamet eden şüpheli hakkında gözaltı kararı vererek şüphelinin mevcutlu olarak getirtilmesi için ...Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazdığı, bu talimat doğrultusunda şüphelinin 23.09.2018 günü 21.00’da yakalanarak ... İlçe Emniyet Müdürlüğüne teslim edildiği, aynı gün saat 23.03’da ... İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından kendisine bilgi verilmesi üzerine şüphelinin gece gözaltında tutulması talimatını verdiği, hemen ardından saat 23.05’te müşteki şirket sahibi MB. ile görüşerek bilgi verdiği, şüpheli bir gece gözaltında tutulduktan sonra ertesi gün adliyeye sevk edildiği, 24.09.2018-06.10.2018 tarihleri arasında yıllık izinde olması nedeniyle, 24.09.2018 günü adliyeye sevk edilen şüpheli ile ilgili işlemlerin Cumhuriyet Savcısı M.E.Ş. tarafından yapıldığı, ancak izinde olduğu halde dosyayı takip ettiği, Cumhuriyet Savcısı ME.Ş.’i arayarak şüphelinin tutuklamaya sevk edilmesini istediği, bu isteğin ilgili tarafından kabul edilmediği, şüphelinin ifadesi, imza ve yazı örnekleri alındıktan sonra serbest bırakıldığı, 07.10.2019 günü izinden döndükten sonra zabıt kâtibine şüpheliyi aratarak adliyeye gelmesini istediği, şüphelinin ertesi gün adliyeye geldiği, şüpheliyi önce 1,5-2 saat kapıda beklettikten sonra odasına aldırdığı, şüpheliye nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin ceza maddesini okuduktan sonra “somut deliller var, en az 13 yıl ceza yiyeceksin ayrıca tehdit filanda var cezada yükselebilir hatta seni ifadeye zorla çağırttıran benim, dosya benim dosyam geçen gün nöbetçi savcı senin ifadeni aldı. Eğer ben izinli olmasaydım seni salıvermezdim, o günden bugüne kadar da zaten tutuklu olurdun. Şimdi karşı tarafı yani müştekiyi çağıracağım anlaşırsanız anlaşın beni uğraştırmayın ama anlaşamazsanız seni nöbetçi mahkemeye sevk edip buradan hemen ceza evine sevk edeceğim” şeklinde sözler söylediği, daha sonra müşteki şirket sahibi M.B. ile avukatını çağırdığı, bu kişilerle özel olarak görüştükten sonra şüpheliyi tekrar odaya aldığı, şüpheliye “M. Bey inisiyatifli, parası ödendiği takdirde davasını geri çekecek, bende dosyayı hiç açmadan kapatacağım, eğer anlaşamazsan bugün içerisinde ceza evine gideceksin” diyerek korkuttuğu, daha sonra M.B.’a dönerek “siz gidin aranızda anlaşın, anlaşamadığınızı bildirirseniz ben hemen nöbetçi mahkemeye sevk eder, ceza evine gönderirim. Anlaşırsanız dosyayı kapatırım” şeklinde sözler söyleyerek tarafları gönderdiği, müşteki ve vekili ile şüphelinin adliyeden çıkarak avukatlık bürosuna gittikleri, şüphelinin 50.000 TL’yi müşteki tarafın hesabına EFT yaptığı, kalan 130.000 TL için ise annesine senet imzalatmayı kabul ettirdiği, daha sonra tarafların tekrar savcı ...’ın yanına gedikleri, ...’ın şüpheliyi tekrar tehdit ederek “dosyayı 130.000 TL'lik senedin ödeme tarihi olan 31/10/2018 tarihine kadar açık tutacağını, herhangi bir şekilde o gün ödenmez ise ... ödenmediğine dair kendisini ararsa dosya ile alakalı işlem yapacağını, borcu ödemezse hakkında yakalama kararı çıkaracağını” söylediği, bunun üzerine şüphelinin müştekilerle birlikte anne ve babasının yanına giderek 130.000 TL bedelli 31.10.2018 vade tarihli senet düzenletip müştekiye verdiği, 28.10.2019 tarihinde senet borcunun ödendiği, senedin vade tarihi olan 31.10.2018 günü müşteki M.B. ile telefon görüşmesi yaptığı, müşteki vekilinin 16.11.2018 tarihinde borcun ödendiğini belirterek şikâyetten vazgeçme dilekçesi vermesine mütakip taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdiği, ilginin hesap hareketleri incelendiğinde Cumhuriyet Savcısı ... kendi banka hesabına söz konusu soruşturma dosyasının kaydedildiği 07.09.2018 günü 8.900,00 TL, şüpheli hakkında gözaltı talimatı yazıldığı 18.09.2018 gününden bir gün önce 27.100,00 TL, şüpheliye senet imzalatıldığı hafta 1...10.2018 günü 9.000,00 TL elden nakit para yatırdığı, söz konusu paraların ilgililerden alındığının değerlendirildiği,<br> 5) Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün doğal sit alanlarında kaçak olarak yapılan yapılarla ilgili olarak yaptığı suç duyuruları üzerine "2863 Sayılı Kanuna Muhalefet” suçundan başlatılan soruşturmalarda maddi menfaat karşılığında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararlar vererek dosyaları kapattığı veya bu yönde söylenti ve yakınmalara sebep olduğu, bu şekilde verdiği kararların itiraz üzerine ...Sulh Ceza Hâkimliği tarafından kaldırılması üzerine, ilgili Sulh Ceza Hâkimini arayarak kaldırma kararlarının hatalı olduğunu, kendi kararlarının doğru olduğunu söyleyerek ilgili hâkimi yönlendirmeye çalıştığı, ayrıca usulsüz şekilde verdiği kararlara itirazları engellemek için suçtan zarar gören Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünü UYAP sisteminden tamamen sildiği veya takipsizlik kararından silerek kararın suçtan zarar görene tebliğ ettirmeyerek usulsüz şekilde verdiği kararların itiraz üzerine kaldırılmasına engel olmaya çalıştığı,<br>Bu kapsamda;<br> A) ... sayılı soruşturma dosyasında, şüpheli M.Ş.’den aldığı toplam 70.000,00 TL maddi menfaat karşılığında şüpheli hakkında önce usulsüz bir şekilde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdiği, bu kararın itiraz üzerine ...Sulh Ceza Hâkimliği tarafından soruşturmanın genişletilmesi gerektiğine karar verilerek kaldırılması üzerine karar doğrultusunda herhangi bir işlem yapmadan, şüphelinin farklı yer ve zamanlardaki eylemlerine ilişkin dosyalarla birleştirdikten sonra şüphelinin eylemlerinin tek suç oluşturacağı şeklindeki yasal dayanağı bulunmayan gerekçeyle şüpheliye ait derdest kovuşturma dosyasıyla birleştirme talepli iddianame düzenlediği ,<br> B) 2019/96 sayılı soruşturma dosyasında, aldığı menfaat karşılığında şüpheli M.B.’ın ... derece doğal sit alanı içerisinde bulunan ... ...Köyü … ada …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlarda kıyıya 15 metre uzaklıkta 13 adet 6*6 metre genişliğinde tek katlı inşaat yaptığı olaya ilişkin olarak aynı konuda daha önce iddianame düzenlendiğini gerekçe göstererek gerçeğe aykırı şekilde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdiği, ancak mükerrer olduğu iddia edilen olaya ilişkin iddianamede taşınmazların tamamen farklı olduğu, alakalarının bulunmadığı, söz konusu iddianamenin bir başka Cumhuriyet Savcısı tarafından Sazlı Köyü 154 ada 60 parsel sayılı taşınmazda yapılan kaçak yapıyla ilgili olarak düzenlendiği, soruşturma Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün suç duyurusu üzerine başlanmasına ve suçtan zarar gören bu kurum olmasına karşın UYAP’tan kaydının silindiği ve bu suretle kararın bu kuruma tebliğ edilmesine engel olduğu ,<br> C) ... Otel'in sahibi olarak bilinen şüpheli H.C.T. hakkında; Şüphelinin, kıyı kenar çizgisi içerisinde bulunan ...köyü … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerine kaçak inşaat yaptığına ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan ihbar üzerine başlatılan 2019/48 sayılı soruşturma dosyasını “farklı zamanlarda işlenen aynı suçun tek fiil sayılacağı” şeklindeki isabetsiz gerekçeyle farklı bir yerde yapılan kaçak yapıya ilişkin olan ...sayılı soruşturma dosyası ile birleştirdiği, <br> Şüpheli H.C.T. hakkında ... derecede doğal sit alanı içerisinde bulunan ...Köyü … ada … nolu parsel (... Otel) üzerinde kaçak inşaat yaptığına ilişkin Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan ...sayılı soruşturmada, doğal sit alanlarında yapı kayıt belgesinin alınamayacağı, alınmış olsa bile 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçu bakımından alınan yapı kayıt belgelerinin suçun niteliğini ortadan kaldırmayacağı, benzer olaylarla ilgili olarak aynı durumda olan farklı yerlerle ilgili daha önce birçok defa iddianame düzenlediği halde bu kez bu gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği, suçtan zarar gören Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünü kararda taraf olarak göstermeyerek kararın bu kuruma tebliğini engellediği ve yapılacak muhtemel itiraz üzerine kararın kaldırılmasının önüne geçtiği, <br> Şüpheli H.C.T. hakkında kıyı kenar çizgisi içerisinde bulunan ...köyü … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerine kaçak inşaat yaptığına ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan ihbar üzerine başlatılan ... sayılı soruşturma dosyasında herhangi bir soruşturma işlemi yürütmeden doğrudan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdiği, taşınmazın belediye sınırları, kıyı kenar çizgisi veya doğal sit alanı içerisinde kalıp kalmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapmadığı gibi bu yönde dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin de mevcut olmadığı halde takipsizlik kararının gerekçesinde “Taşınmazın belediye sınırları dışında kaldığı, sit alanında veya kıyı kenar çizgisinde kalmadığı" hususunu gerekçe olarak gösterdiği, suçtan zarar gören olarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünü kararda taraf olarak göstermeyerek kararın bu kuruma tebliğini engellediği ve dolayısıyla yapılacak muhtemel itiraz üzerine kararın kaldırılmasının önüne geçtiği,<br> D) 2018/1686 sayılı soruşturma dosyasında, doğal sit alanında 2018 yılında kaçak inşaat yaptığı yönünde somut deliller bulunan şüpheli N.D. hakkında iddianame düzenlemesi gerekirken, şüphelinin alınan ifadesinde yapının kendisi tarafından yapılmadığına ilişkin bir savunması olmadığı halde (suç tarihinden önce ölen eski malik) H.U.’ı dosyaya şüpheli olarak eklediği, herhangi bir soruşturma işlemi yürütmeden aynı gün yapının şüpheli N.D. tarafından yapıldığına ilişkin delil olmadığı, eski malik şüpheli H.U.'ın da 2017 yılında vefat ettiğini belirterek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdiğiniz, karara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından itiraz edilmesi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yapının yapıldığı tarihe ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle kararın kaldırıldığı, bunun üzerine bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda inşaatın doğal sit alanında kaldığı, kaçak olduğu, 2018 yılında inşaa edildiği, taşınmazın sahibi N.D.'in sorumlu olduğu ayrıntılı olarak açıklandığı, dosyanın bu kez Cumhuriyet savcısı H.K.U.’a tevzi edildiği, Cumhuriyet Savcısı H.K.U.'un da bu kez şüpheli N.D. hakkında herhangi bir değerlendirme yapmadan sadece suç tarihinden önce 2017 yılında vefat etmiş olan H.U. hakkında iddianame düzenlendiği, ölü kişiye dava açılamayacağı gerekçesiyle iddianamenin iadesi üzerine bu kez aynı gerekçeyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vererek dosya kapattığı,<br> 6) Nöbetlerde zaman zaman adliyeye gelmediği için kalemde bulunan e-imza ve UYAP şifresini kâtiplere kullandırarak telefonda verdiği talimat doğrultusunda ifade alma, sevk vb. işlemleri kâtiplere yaptırdığı, <br>Bu kapsamda; <br> 2017/684 sayılı soruşturma dosyasında adliyeye hiç gelmeden şüpheli ...’ın ifadesini zabıt kâtibi Ö.T.’ya aldırdıktan sonra tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk ettirerek tutuklanmasını sağladığı, söz konusu işlemleri bizzat kendisi yapmış gibi verdiği talimat doğrultusunda e-imza ve şifresini kullandırtarak onaylattığı,<br> 7) Tekirdağ ilinde faaliyet gösteren ... Bal Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirket yetkilisinin eşi olan İ.Y. ile önceden görüşüp anlaşarak, şirketin iddia ettiği alacağının tahsilini sağlamak amacıyla olayın ... İlçesi ile bir ilgisi olmadığı halde, bu şirket ile Muğla İli Marmaris İlçesinde ikamet eden E.B. arasındaki bal alım satımına ilişkin ticari ve hukuki uyuşmazlıkla ilgili dolandırıcılık suçundan soruşturma yürüttüğü, usul ve yasaya aykırı olarak şüphelinin banka hesaplarına bloke koydurttuğu,<br> 8) ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E.K. sayılı ilamıyla 2 ay 15 gün hapis cezası kesinleşen hükümlü B.Ü.’in infaz dosyası ile özel olarak ilgilenerek usulsüz iş ve işlemlerde bulunduğu, şöyle ki;<br> A) Hükümlü B.Ü. hakkında çıkarılan davetiye üzerine Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak infazının ertelenmesini talep ettiği, ancak almış olduğu hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilecek olması nedeniyle talebin reddine karar verildiği, 01.0...2019 tarihinde Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hükümlü hakkında açık ceza infaz kurumuna gönderme tutanağı düzenlenerek hükümlüye Bursa Açık Ceza İnfaz Kurumunu teslimi için 10 günlük süre verilerek kendisine tebliğ ve ihtarat yapıldığı halde, hükümlünün hangi cezaevinde en kısa sürede denetimli serbestlik tedbiri ile tahliye edileceği hususunda araştırma yaptırdığı, ...Açık Ceza İnfaz Kurumundaki uygulamanın üç gün olduğunu öğrendikten sonra 05.0...2019 tarihinde; usul ve yasaya aykırı olarak ... kez hükümlü hakkında açık ceza infaz kurumuna gönderme tutanağı düzenleyerek hükümlüye bu kez ...Açık Ceza İnfaz Kurumunu teslimi için 10 günlük süre verdiği, Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 01.0...2019 tarihinde verilen 10 günlük süre içerisinde Bursa Açık Ceza İnfaz Kurumunu teslim olmayan hükümlü hakkında yakalama emri çıkartmadığı, <br> B) ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E.K. ilamının istinafı üzerine düzeltilerek “... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/09/2011 kesinleşme, ... infaz tarihli ... esas ve ... karar sayılı ilamıyla 6.000,00 TL adli para cezasına ilişkin geçmiş hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, TCK'nun 58/6-7 maddesi uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilerek hükmün kesinleştiği, bu haliyle hükmün infazında herhangi bir tereddüt olmadığı halde, “Cezanın ertelemeli ceza olduğundan bu hususta tekerrürün uygulanamayacağı, tekerrür uygulanarak hükümlü B.Ü. hakkındaki 2 ay 15 gün hapis cezası ilamının infaza verildiği, ilamın infazında tereddüt oluştuğunu” belirterek infazın durdurulması hususunda Asliye Ceza Mahkemesine talepte bulunduğu,<br> C) Hükümlü B.Ü.’in başka bir suçtan tutuklanması üzerine, adı geçenin dosyası ile özel olarak ilgilendiği, bu kapsamda hükümlünün eşi ve avukatı ile görüşerek dosya hakkında bilgi aldığı, ayrıca hükümlü ile ceza infaz kurumunda görüşebilmek amacıyla girişimlerde bulunduğu,<br> 9) Hakkında soruşturma bulunduğundan bahisle Adliye’ye çağırdığı T.G.’e "Senin hakkında ihbar mektubu var, FETÖ'nün Küçükkuyu kasası olduğuna ilişkin ihbar geldi" dediği, Küçükkuyu'nun belirli yerlerinde inşaatları hukuksuz olarak yaptığını söyledikten sonra "Seni araştırdım, bu konuda sana yardımcı olacağım" dediği, daha sonra nerede inşaatları olduğunu, kiralık dairesinin olup olmadığını sorduğu, "Gelip sizin dairelerinize bakacağım." dediği, 07.06.2018 günü bahsi geçen şahsa mesaj atarak "T. bey siz başka yerde bakın, o evler dışında Cengizhan beyi aramadan yol altı yeni bina, o yapılara alternatif olarak, eşim oturmak istemeyebilir oraya, yol altı olmak şartıyla bir bakın." yazdığı, şahsın "Tabii arkadaşların elindeki kiralıklara da bakacağım” demesi üzerine “T. bey kiralamadan çok satın alınacak yer önemli, 200 bin var bende kredim de var, ortak var ya da yok onunla konuşun en geç bir saate dönüş yaparsanız, sevinirim” şeklinde mesaj gönderdiği, şahsın karşılık olarak “Ok. Kozluya uğradım, 1 saate kadar size bilgi veririm" demesi üzerine bu kez “Halledelim ama çünkü alacağım artık ben orayı bir şekilde. Vereceğim rakam artmaz bilginize” yazdığı, şahsın ortağıyla birlikte inşaata gittiklerinde "Onlara çok yardımcı olduğunu, bu daireyi almak istediğini, ama 300.000 TL’den fazla vermeyeceğini" söylediği, "Bir daireden de kar etmeyin, ne olur, bu kadar para kazanmayın. Ben bu daireyi 300.000 TL’ye alıyorum" dediği, şahsı ve ortağının bir şey söyleyemedikleri, kabul etmek zorunda kaldıkları, dairenin normal piyasa fiyatının o dönem 650.000 TL olduğu, <br> 15.08.2018 günü whatsaptan "Günaydın, belirttiğim husus vardı, onun için adliyeye bekliyorum, ayrıca sözleşme örneği de getirin” diye mesaj attığı, şahsın adliyeye giderek sözleşme örneği de götürmesi üzerine hakkındaki soruşturmayı kapattığını söylediği, daireyi ne zaman alacağı ile ilgili sorular sorduğu, sonrasında birkaç defa tapuyu istediği, hatta "Tapu masrafını da sen karşıla, paranı da elime geçtiğinde peyderpey öderim" dediği, sonrasında B.T. isimli şahsa aratarak tapuyu istediği, tapu masraflarını ...'nın karşılamasını istediği, sonrasında iki defa daha aradığı ve dairenin anahtarını istediği,<br> 10) "Basit yaralama" suçundan hakkında soruşturma yürütülen B.T. isimli şahsın ifadesini aldığı sırada azarladığı, bağırdığı, şüpheliyi tutuklamaya sevk ettiği, 15 gün sonra şüpheliyi yeniden adliyeye çağırarak görüşmek istediği, gayet olumlu bir şekilde karşılayarak oturttuğu, telefonunu kapatmasını istediği, T.G.'in arkadaşı olması nedeniyle aramasını istediği, "Ben T.'dan 300 bin TL’ye bir daire aldım, fakat benim param yok, ödeyemeyeceğim, tapu masrafını da kendisi karşılayıp bu daireyi bana devretsin" dediği, bunu T.'ya söylemesini istediği, "Eğer bu iş olursa iddianameyi ona göre hazırlarım, hiç ceza aldırmadan hallederim" dediği, yaklaşık 20 gün sonra şahsı 2-3 kez whatsapp’tan aradığı, adliyeye çağırdığı, kayınpederinin Küçukkuyu’da 3000 metrekare arsası olduğunu, Belediyenin 2400 metrekareye düşürdüğünü söyleyerek "Belediye ile görüş 600 metrekareyi geri versinler" dediği, Öte yandan eşinin Küçükkuyu'da açtığı kafenin ruhsatı için de belediye ile görüşmesini istediği, şahsın telefonunu engellemesi üzerine adliye telefonundan ulaşmaya çalışarak "Sen niye telefona bakmıyorsun, niye işler ile ilgilenmiyorsun" şeklinde sözler söylediği, şahsı arayarak nerede olduğunu sorduğu, belediyede olduğunu söyleyince "Ben de zaten randevu aldım oraya geliyorum" dediği, beklemesini istediği, Belediye Başkanı C.B.’ın odasında oturmakta iken yeniden aynı konuyu açtığı ve "Bu işler hallolursa senin dosyanı ona göre hazırlarım" dediği,<br> 11) Mesaiye riayet etmediği, Adliyeye geldiği günlerde de geç geldiği, bazı günler uzun süre kendisine ulaşılamadığı, bu konuda avukatlar, vatandaşlar ve kolluk görevlileri arasında yakınmaya sebep olduğu, elektronik imzasını ve şifresini katiplere verdiği, mesaiye gelmediği için evrak onaylarının bu şekilde yapıldığı, ıslak imzalı evrakları ise Jandarma aracılığıyla evine istediği,<br> 12) Banka hesaplarında yapılan incelemede 13.10.2017-25.0...2019 tarihleri arasındaki yaklaşık 1 yıl 5 aylık sürede hesaplarına elden 384.150,00 TL kaynağı belirsiz nakit para yatırdığı, bu şekilde haksız mal edindiği,<br> 13) Mal beyanlarına ilişkin olarak yapılan incelemede;<br>- 13.0...2017 tarihinde Halk Bankası ... şubesi’nden 110.000 TL tutarlı bireysel tüketici kredisi kullandığı,<br>- 26.04.2018 tarihinde banka hesabına 50.000,00 TL nakit para yatırdığı,<br>- 13.06.2018 tarihinde banka hesabına 70.000,00 TL nakit para yatırdığı,<br>- 01.0...2019 tarihinde banka hesabına 70.000,00 TL nakit para yatırdığı,<br>- 25.0...2019 tarihinde banka hesabına 40.000,00 TL nakit para yatırdığı,<br>- G.G. isimli şahsıtan 50.000,00 TL borç aldığı,<br>Tespit edilmiş olup, söz konusu değerlerin ilgili şahsın net aylığının beş katından fazla değerde olduğu halde ilgili tarafından verilen mal beyannamelerinde bildirilmediği,<br> 14) ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma dosyasında; şüpheli M.K. hakkındaki dolandırıcılık ve banka ve kredi kartı bilgilerinin kötüye kullanılması suçlarından yürütülen soruşturmada şüpheli ile ilgili usulsüz bir şekilde ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdikten sonra evrakı daimi aramaya aldığı,<br> 15) "Göçmen kaçaklığı" suçuna ilişkin yürütülen soruşturmada ifade aldıktan sonra bayan avukattan rüşvet istediği, avukatın adliyeden çıkarken "Bizden de mi rüşvet isteniyor." diyerek tepki gösterdiği, yine Babakale tarafından bir mülteci gemisinin karşıya geçirilmesi karşılığında 60.000 TL aldığı yönünde söylentiye neden olduğu,<br> 16) Mesleğinin sağladığı nüfuz ve yetkinisini kul-lanmak suretiyle görev yaptığı ... ilçesinde bir kısım esnaflardan ve iş sahiplerinden veya muhatap olduğu kişilerden borç para istediği veya aldığı, yine aldığı mal ve hizmetlerin bedelini ödemediği,<br>Bu cümleden olarak;<br> A) ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından hakkında soruşturma yürütülen ... Otel sahibi E.Ç.’dan toplamda 1...500,00 TL para aldığı, yine 2018 yılının temmuz ayındaki düğünü için şehir dışından gelen misafirlerini ücret ödemeden şüpheliye ait otelde konaklattığı,<br> B) ... İlçesinde İnşaat ve emlak işleri ile uğraşan M.D.’ndan 15.000,00 TL borç para aldığı,<br> C) İnşaat şirketi ve otel sahibi G.G. isimli kişiden 50.000,00 TL borç para aldığı,<br> D) Nişan töreni öncesinde B.D. isimli şahsı arayarak "Kepez Belediye başkanına gidelim, onun eşi dostu vardır, ondan nişan masrafı için 40 bin TL para isteyelim." dediği, şahsın kendi adına borç olarak bu parayı istemesini söylediği, <br> 2017 yılı Nisan ayında bahsi geçen şahsı aradığı, "Bayramiç'te yonca ekeceğim" diyerek yer bulması konusunda yardım istediği, bunun üzerine birlikte Bayramiç’e gittikleri, şahsın arkadaşı olan Avukat Ç.K. ile görüşerek durumu anlattıkları, dönüş yolunda Bülent'in tarlayı nasıl kiralayacağını, parasını nasıl vereceğini sorması üzerine "Tarlayı kiralayacağım, yonca ekip biçtikten sonra parasını ödeyeceğim" dediği, bunun üzerine şahsın şüphelendiği ve arkadaşını arayarak Savcı Beyin vazgeçtiğini söylediği, <br> 2017 yılının Mayıs ayında yeniden B.D.'u arayarak “Bayramiç’e Avukat C. Bey'e gidelim, onun malvarlığı vardır, ondan borç para isteyelim” dediği, şahsın "Ben senin için para istemem, ama istiyorsan seni götüreyim, sen kendin iste" demesi üzerine beraber Avukat beye gittikleri, B.'in lavaboya gittiği sırada konuyu avukata açtığı ve düğün yapacağını söyleyerek 60.000 TL civarında borç para istediği, avukat beyin "Benim ağır cezada dosyam var, o neticelenince ordan yüklü miktarda para alacağım, o parayı aldığımda senin düğünü ben yapacağım" diyerek para vermediği,<br> E) B.D.'un eski Çevre Bakanı H.Ü. ile yemek yediğini öğrenmesi üzerine yemek yenilen yere giderek H.Ü. ile tanıştığı, 3-4 gün sonra arayarak "H. Bey’de para var mı?" diye sorduğu,<br> F) ... İnşaat ve Gürak İnşaat şirketlerinin sahibi olan M.A. isimli şahsı Adliyeye çağırdığı, düğün yapacağını söyleyerek 20.000 TL istediği, şahsın 5.000 TL kendi payından 5.000 TL'yi de ortağı B.Y.'ın hesabından olmak üzere 10.000 TL verdiği, sonrasında en az 20 kez parayı istemelerine rağmen zorluk çıkardığı, F.B.'in arayıp parayı istemesi üzerine tehditvari konuşarak "Benim burda savcı olduğumu sen bilmiyor musun, beni bir daha arama." şeklinde sözler söylediği, gayri resmi olarak "B. Bey'in oteline basın, arama yapın." diye talimat vererek turizm sezonunda huzursuzluk çıkarmaya çalıştığı, parayı aldıktan 10-12 ay sonra ancak geri verdiği,<br> G) Taksi şoförü olup Adliyenin keşiflerinde yer alan A.B.’in aracını sık sık kullanmasına rağmen özellikle Cumhuriyet Savcısı A.İ. Bey'in tayininden ve kıdemli savcı olmasından sonra ücreti ödememeye başladığı, haftada 2-3 kez ...'tan Küçükkuyu'ya, zaman zaman da Çanakkale'ye gitmesine rağmen ücreti ödemediği,<br> H) ... İlçesindeki pazarda peynircilik yapan C.T.'dan 200 TL değerinde 10 kilogramlık keçi peyniri almasına rağmen ücreti ödemediği,<br> İ) Küçükkuyu’da kuyumculuk yapan M.S. adlı şahıstan düğün öncesi 20.000 TL değerinde altın aldığı, düğünden iki ay sonra borcunu ödediği,<br> J) Düğün salonu işleten S.A. ile 35.000 TL karşılığında anlaşmış olup düğün sonrası 5,000 TL de ekstra çıkmasına rağmen düğünden birkaç gün sonra 15.000 TL ödeme yaptığı ve kalan ücreti ödemediği, şahsın sonrasında kendisini aramasına rağmen cevap vermediği, kimi zaman da telefonu meşgule aldığı, 2018 yılı Ağustos ayında şahsı arayarak "Paran bende kalmaz. Geç ödediğimi sağda solda söyleyerek itibarımı zedeleme. Bununla ilgili bir şey duyarsam senin içinde bu tarz şeyler söyleyenler için de hoş olmaz” dediği, daha sonra 20.000 TL'lik kısım için çek ibraz ettiği ve 5.000 TL'lik kısmı da elden ulaştırdığı,<br> K) ... İlçesi Küçükkuyu Beldesi Belediye Başkanı olarak görev yapan C.B.’ı arayarak Adliyeye çağırdığı, evleneceğini, düğün döneminde sıkışık olduğunu söyleyerek para istediği, düğün için kendisine destekte bulunmasını talep ettiği, şahsın maaşlı çalıştığını, durumunun olmadığını, düğüne davet edilirse ancak takı takabileceğini söylediği ve düğünden 1-1,5 ay önce takı olarak 4.000-5.000 TL değerinde büyük altın gönderdiği,<br> Düğünden önce 5-6 kez Belediye Başkanına mesaj atarak nişanlısına araba alacağını söylediği ve para islediği,<br> Başka bir gün akrabasının imar işi için belediyeye gittiği, başkanın yardımcı olmasını istediği,<br> Düğünden önce Başkan'ı arayarak düğünü yapacağı yerin sahibi S.A.'ı tanıyıp tanımadığını sorduğu, paranın düğünden sonra verilmesi konusunda ricada bulunmasını istediği,<br> 2009 yılında yapılan imar uygulamasında Kayınpederine ait arsada kendi iradesiyle yola terk yapılması nedeniyle Belediyeye giderek terk edilen bu yerlerin tekrar geri iadesini talep ettiği, ancak iradeyle terk edildiği için yasal olarak mümkün olmadığı,<br> L) 2017 yılı yaz aylarından itibaren Assos'ta bulunan ... Otel'in restoran ve plajına kız arkadaşıyla birlikte sık sık gitmeye başladığı, ilk dönemlerde bir iki kez hesap ödemesine rağmen daha sonraki seferlerde hiç hesap ödemediği, haftada 3-4 kez otele gittiği. "Hesabı bana yazın, ben ödeyeceğim" dediği ancak hiçbirini ödemediği, zaman zaman 7-8 kişilik gruplarla gelip yemek yedikleri, yine 2016 yılının yaz ayında ailesi ile birlikte yaklaşık 25 kişilik bir grubu sabah getirdiği, kahvaltı yaptıkları, öğle yemeği yedikleri, denize girdikleri, daha sonra akşam yemeği yedikten sonra ücreti de ödemeksizin ayrıldıkları,<br> 2017 yılı Ramazan ayında Otelde iftar yemeği verdiği, iftara tüm Adliyeyi, Kaymakam Bey'i, komutanları davet ettiği, yemekte yaklaşık 30 kişi bulunmasına rağmen ücreti ödemediği,<br> 2017 yılı Eylül-Ekim aylarında otel sahibi S.S.'dan 50.000 TL borç para islediği, sürekli olarak şahsı aradığı, şahsın bu kadar para olmadığını söylemesi üzerine 10.000 TL’ye kadar düşürdüğü, sonrasında S.'ın çalışanı N.G. ile birlikte parayı elden bizzat teslim ettiği,<br> 2018 yılı kış ayında yeniden arayarak "İşe gidiş gelişim zor oluyor, senin galerici arkadaşların var, sen arabayı onlardan al, ben sana ödemeyi yaparım" dediği, şahsın reddetmesi üzerine tekrar arayarak "O zaman şirket adına kirala ben bu kışı geçireyim" dediği,<br> 2018 yılının Nisan-Mayıs aylarında Otele giderek düğün masrafı için 140.000 TL’lik bir liste yaptığını, S.S.'a bu listenin 40.000 TL'lik kısmını yazdığını söylediği, şahsın "Biz sana bu listenin 40.000 TL’sini veremeyiz, ama istersen buradaki garsonları gönderelim, meşrubatları gönderelim" şeklinde teklifte bulunduğu, buna rağmen teklifi kabul etmediği, "Benim bu parayı vermem gerekir, 40.000 TL'sini sana yazıyorum" dediği, şahsın telefonlarına cevap vermemesine rağmen sürekli aradığı, bir şeyler istediği, rahatsız ettiği, taleplerinin kabul görmemesi üzerine Otelin ve binaların açığını araştırmaya başladığı,<br> M) Maldivler’de yaptığı balayını Küçükkuyu'da bir şahsa finanse ettirdiği, iddialarının soruşturulduğu iddialarıyla davacı hakkında soruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır.<br> Açılan soruşturma kapsamındaki iddialar ile ilgili tanıkların dinlenilmesi, bilgi ve belgeler ile davacı ve olayların içindeki diğer kişilerin banka hesap hareketlerinin ve aralarındaki yazışmaların incelenmesi ile davacının bu iddialarla ilgili savunmalarının birlikte değerlendirilmesi sonucu düzenlenen 27/02/2020 tarihli soruşturma raporunun "Genel Sonuç" başlığı altında davacı hakkında;<br> (1-A), (1-B), (2-A), (2-B), (2-C), (3-A), (4), (5-A), (5-B), (5-C), (5-D), (6), (7), (9), (12) numaralı soruşturma maddesindeki hususlar ile ( 16 ) numaralı soruşturma maddesininin (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G), (H), (J), (K), (L) bentlerindeki hususlar, ... eski hâlen İstanbul Cumhuriyet Savcısı iken HSK ... Dairesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına karar verilen (190197) ... açısından sübut bulduğundan, bu eylemler hakkında ayrı ayrı 2802 Sayılı Yasanın 69/4. maddesi uyarınca (MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI UYGULANMASI) ve (KOVUŞTURMA YAPILMASI),<br> (3-B), (3-C), (3-D), (14), (15), (16-İ) ve (16-M) numaralı soruşturma maddelerindeki hususlar sübut bulmadığından, bu eylemler hakkında ayrı ayrı ... eski hâlen İstanbul Cumhuriyet Savcısı iken HSK ... Dairesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına karar verilen (190197) ... hakkındaki (SORUŞTURMA EVRAKININ İŞLEMDEN KALDIRILMASI),<br> (10) numaralı soruşturma maddesindeki hususlar muahezeyi gerektirir ağırlık ve mahiyette bulunmadığından, ... eski hâlen İstanbul Cumhuriyet Savcısı iken HSK ... Dairesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına karar verilen (...) ... hakkındaki (SORUŞTURMA EVRAKININ İŞLEMDEN KALDIRILMASI),<br> ( 8 ) numaralı soruşturma maddesindeki hususlar sübut bulduğundan; ... eski hâlen İstanbul Cumhuriyet Savcısı iken HSK ... Dairesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına karar verilen (...) ... hakkında 2802 Sayılı Yasanm 68/c. maddesi uyarınca (YER DEĞİŞTİRME CEZASI UYGULANMASI),<br> (11) , (13), numaralı soruşturma maddesindeki hususlar sübut bulduğundan; ... eski hâlen İstanbul Cumhuriyet Savcısı iken HSK ... Dairesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına karar verilen (...) ... hakkında (DİSİPLİN CEZASI UYGULANMASI), (13) numaralı soruşturma maddesi için ayrıca (KOVUŞTURMA YAPILMASI) sonuç ve kanaatine ulaşıldığı görülmektedir.<br>Bu soruşturma raporu üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nce davacı hakkında isnat olunan eylemlere ilişkin soruşturma dosyasının ve eki bilgi, belgelerin incelenmesi sonucunda; "... İlgiliye isnat olunan eylemlere ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ... ilçesinde göçmen kaçakçılığı soruşturmasında tutuklu şahısların sabit ikametgah sahibi olduğu gerekçesiyle iki şüpheliyi resen tahliye ettiği, tahliye sonrası tutuklu olan şüphelilerle irtibat halinde olan kişiden menfaat temin ettiği, İstanbul Büyükçekmece ilçesinde işlenen göçmen kaçakçılığı suçunda Büyükçekmece adliyesinde soruşturma dosyasına bakan savcı ile irtibata geçerek ara yakalama olayı olduğuna ikna edip, dosyayı yetkisizlikle ... ilçesine gelmesini sağladığı, Büyükçekmece ilçesinde işlenen göçmen kaçakçılığı suçundan önce ... ilçesinde işlenen göçmen kaçakçılığı suçunda teknik takibe son verildiği, ara yakalama olayının olmadığı, Büyükçekmece ilçesinde yetkisizlikle gelen dosyayı kendi dosyasıyla birleştirdikten sonra şüphelilerle irtibat halinde olan kişilerden ve şüphelinin avukatından aldığı menfaatle suçta kullanılan tekne hakkında usulsüz olarak el koyma kararını kaldırma talebinde bulunduğu, el konulan tekne için yatırlan teminatı iade ettiği, şüphelilerin adli kontrol kararlarını kaldırdığı, başka bir göçmen kaçakçılığı dosyasında aldığı menfaat karşılığında tutuklu şahsı usulsüz olarak resen tahliye ettiği, olay hakkında suçta kullanılan iki adet teknenin müsaderesini istemeden iddianame ile dava açtığı, kapalı olan dosya üzerinden dava açtıktan sonra suçta kullanılan iki adet teknenin üzerindeki el koyma kararı olduğu halde şüpheliye teslimi edilmesi için ... Mal Müdürlüğüne müzekkere yazarak iki adet tekneyi iade ettiği, yine başka bir soruşturma dosyasında yetkisiz olduğu ve hukuki ihtilaf kapsamında olan olayda, dosyanın müştekisinden aldığı menfaat karşılığında şüpheli şahsı göz altına aldığı, şüpheliyi tehdit ederek hukuki ihtilaf konusu parayı müştekiye verilmesini sağladığı ve senedi tanzim ettirerek müştekilere menfaat sağladığı, müştekinin şikayetinde sahtecilik iddiası olduğu halde bu hususu değerlendirmediği, olayın hukuki ihtilaf olduğunu gerekçesiyle sadece dolandırıcılık suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği, 2863 sayılı yasaya muhalefet suçlarında şüpheli şahıslardan aldığı menfaat karşılığında dosyayı kendisine kaydettirip, suça konu yerin doğal sit alanı olup olmadığına dair bilirkişi marifetiyle tespit yapılmadan, ihbar eden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünü uyaptan ve fiziken sildiği, yapı kayıt belgesi olduğu gerekçesiyle usulsüz bir şekilde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği, ihbar edene kararı tebliğ etmediği, ilgili savcının bakmış olduğu diğer 2863 sayılı yasaya muhalefet dosyalarında yapı kayıt belgesi olduğu halde şüpheliler hakkında iddianame tanzim ettiği, ayrıca hukuki ihtilaf kapsamında olan ve başka yerde olan bir eylemde müştekiden aldığı menfaat karşılığında dosyayı kendisine kaydettirip, şüphelinin bankadaki hesabına CMK. 128/9'daki açık hükümde ancak hakim kararıyla bankadaki hesaba bloke konulacağı düzenlemesine rağmen, resen hesaba bloke koyduğu, şüpheli hakkında araştırma yapmadan resen yakalama kararı çıkardığı, ... İlçesi Küçükkuyu Beldesinde bir daireyi sahibinden bedava almak için, daire sahibini FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısının olduğunu söyleyerek makamına çağırdığı, daha sonra daire sahibinin başka bir soruşturma dosyasında şüpheli olmadığı halde usulsüz bir şekilde şüpheli yaparak beyanını aldığı ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği, daireyi kendisine tapu masraflarını dahi daire sahibinden karşılanmasını istediği, olay tarihinde piyasa değeri 650.000 tl tutarındaki dairenin kendisine bedelsiz devretmesi için daire sahibini zor durumda bıraktığı, mesai saatleri içerisinde raporlu, izinli olmadığı halde il dışına çıktığı ve adliyeye gelmediği, cep telefonunun başka illerde sinyal verdiği, otel sahiplerinden yapacağı düğün için borç para istediği, otellerde ücret ödemeden konakladığı, otel sahipleri ile ilçedeki esnaftan aldığı borç paraları ödemekten kaçındığı, maaş hesabının yapılan incelemesinde kaynağı izah edilemeyen maaşının beş katı olan paraların hesabında olduğu halde mal beyanında bulunmadığı, bu paraların kaynağını izah etmekten kaçındığı, Maldivler' e balayına gittiği, geliri ile orantılı olmayan bir yaşam sürdüğü, bahse konu tüm iddiaların alınan tanık beyanları, yapılan para transferi, ilgilinin kendi hesabına yatırdığı para miktarı, şüphelilerle yoğun telefon görüşmeleri, cep telefon sinyal bilgileri, verilen usulsüz kararların içeriği ile sübut bulduğu anlaşılmıştır." şeklinde yapılan değerlendirme sonucunda, davacının bahsi geçen bu eylemlerinin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülmesi nedeniyle, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, karar kesinleşinceye kadar 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince görevden uzaklaştırılmasına oy birliği ile karar verilmiştir.<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Yargının güvenirliğine doğrudan etken olan kamu yararı, kamu görevlilerinden uymaları gereken meslekî ve etik kurallar açısından büyük bir önem arz etmektedir. Özellikle meslekî yaşamı ile bağlantısı olabilecek özel hayat yaşantısında meslekî ve etik kurallara aykırı davranışlarının kamu görevlilerinin ve bu bağlamda kamu hizmetinin saygınlığı ve yargının güvenirliği hususunda belirli bir etkiye sahip olabileceği hususu da bir gerçekliktir. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.<br> Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.<br> Nitekim Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.<br> Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.<br> Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler, davacı hakkındaki tanık beyanları ile soruşturma raporu ve eklerinin incelenmesinden; davacının yukarıda maddeler halinde yer verilen sûbuta erdiği anlaşılan eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 5. (son) fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>... Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br> (X) KARŞI OY :<br>Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.<br>26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 6... maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise;<br>"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir.<br>Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;<br>1) 69. maddenin ... fıkrasına göre;<br>- 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve,<br>- Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.<br>Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.<br>Diğer yandan, ... fıkranın ... cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.<br>2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.<br>3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.<br>Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.<br>Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.<br>Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.<br>Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak eylemin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.<br>Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 7... maddesinin ... ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ... fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.<br>Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 7... maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.<br>Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Aksi halde, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.<br>Uyuşmazlıkta, davacı hakkında konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle "Görevi Kötüye Kullanma, Rüşvet Almak ve Vermek, 3628 Sayılı Kanuna Muhalefet, İcbar Suretiyle İrtikap, Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Yargı Görevini Yapanı Etkileme" suçlarından ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayıtlı ceza davasının açıldığı ve yargılamanın hali hazırda devam ettiğinin anlaşıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinde hakkında yürümekte olan ceza davasının sonucu beklenmeden ... tarihli ve E:..., K:... sayılı dava konusu kararla doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı ve anılan kararın iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.</font></p></body></html>

emekli