<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/1194 E.  ,  2023/6743 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/1194<br>Karar No : 2023/6743<br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2- ... <br> 3- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesince verilen 03/11/2020 tarih ve E:2015/3950, K:2020/4431 sayılı kararın, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Ağrı ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 09/10/2012 tarihinde bir başka polis memurunun kullandığı ekip otosu ile kaçak sigara taşıdığı ihbarı alınan bir tır aracının takibi esnasında meydana gelen kaza sonucu vefat eden ...'ın ölüm olayı nedeniyle eşi ... için 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi; oğlu... için 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, kızı ... için 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 78.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat yönünden bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacılardan; ...'ın brüt zararının 230.624,65 TL, yararının ise 367.005,57 TL olduğu,... ve...’ın ise destek kapsamından çıktığı, dolayısıyla davacıların karşılanması gereken maddi zararlarının bulunmadığı anlaşıldığından, maddi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, manevi tazminat yönünden ise; dava konusu olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği dikkate alındığında, davacıların her birine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak, manevi tazminat talebinin tamamının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın 3.000,00 TL'lik maddi tazminata yönelik kısmı ile fazlaya ilişkin faiz isteminin reddine, 75.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin ise kabulüne ve idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br><br> Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvurusu üzerine, hukuk ve usule uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.<br><br>KARAR DÜZELTME <br>TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıların manevi kayıplarına karşılık olarak nakdi tazminat ödendiği ve manevi kayıplarının da karşılandığının kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davacılar tarafından, maddi tazminatın hesabının 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca yapılması ve özel kesintiler dikkate alınmadan zarar hesabı yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacıların karar düzeltme isteminin kabulü, davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br> <br>Davalı İdarenin Manevi Tazminata İlişkin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:<br>Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. <br>Davalı idarenin kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır. <br>Bu nedenle, davalı idarenin Danıştay Onuncu Dairesinin 03/11/2020 tarih ve E:2015/3950, K:2020/4431 sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmına yönelik kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Davacıların Maddi Tazminata İlişkin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi:<br> 2577 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca davacıların karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 03/11/2020 tarih ve E:2015/3950, K:2020/4431 sayılı kararı davacıların maddi tazminat istemleri yönünden kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır.<br> Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kimseye, diğer bir ifadeyle ölen kimsenin yakınlarına, ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak bir miktar para ödenmesini ifade etmektedir. <br> Destekten yoksun kalma tazminatının şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi; zarar gören, mal varlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse, o durumun yeniden kurulması olup; zarar, eğer destek ölmeseydi, destekten yoksun kalanın gelecekte faydalanacağı yardımı tespit etmek amacıyla belirlenir. Burada karşılanması gereken gerçek zarar, desteğin davacıya sağlayacağı yardımların toplamıdır. <br> Öte yandan, dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi, yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere, hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple özellikle aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince hükme esas alınan 01/06/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda, müteveffanın ve davacıların bakiye yaşam sürelerinin PMF yaşam tablosuna göre belirlendiği, bilinmeyen dönemde müteveffanın gelirinin net asgari günlük ücretin 2,83 katı olarak dikkate alındığı, vazife malulüğü aylığı ile adi malulük aylığı arasındaki farkın yarar olarak kabul edilip hesaplanan tazminattan düşüldüğü belirtilmiş olup, bu itibarla bilirkişi raporunun, mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.<br> Buna göre, temyize konu karara dayanak alınan bilirkişi raporu Dairemizin son dönem içtihatları uyarınca hesaplama yöntemi bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığından, dava konusu olay nedeniyle davacı eşe ödenecek maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek bilirkişi tarafından yeniden hesaplanması gerekmektedir. <br>Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından davacı eşe bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacı eşe ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark davacı eşin destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.<br>Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yaşasaydı yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsalinin aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacı eşe ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, bu davacının destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- rapor tarihi itibarıyla emsalinin en son görev aylığı ile yine bu tarih itibarıyla ödenen vazife malüllüğü aylıklarının peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br>Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamlayacağı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamlayacağı tarih itibarıyla emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden davacı eşe ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacı eşe bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, bu davacının destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br> Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; ilgililerin gerçek maddi zararlarının hesaplanabilmesi için bilirkişi raporunda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan önce yukarıda belirtilen hesaplamaya esas güncel veriler ilgili idarelerden (davalı idareden ve SGK'dan) istenilmeli, ayrıca tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulasal Mortalite Tablosu esas alınmalıdır.<br> Aktif dönem gelir hesabında, 5434 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca, davacılar yakınının öğrenim durumu itibarıyla görevde yükselme olanağı yok ise 55 yaşın; var ise yükselebileceği rütbeye ilişkin anılan Kanun maddesinde düzenlenen emeklilik yaşının dikkate alınması gerekmektedir.<br>Öte yandan, davacı eşe ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, sosyal yardım niteliğinde yapılan (ifa amacını taşımayan) ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.<br> Bu itibarla; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında, Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 12/04/2013 tarih ve 2013/5 sayılı kararı uyarınca davacı eşe ödenen nakdi tazminat ile 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin ve kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ifa amacıyla yapılan ödemelerin, olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi tazminat tutarından, rapor tarihinde yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerleri hesaplanmak suretiyle düşülmesi gerekmektedir.<br>Ayrıca, kamu görevlisinin yaş haddinden emekli olması halinde alacağı emekli ikramiyesi ile vefatı nedeniyle yakınlarına ödenen emekli ikramiyesi arasındaki fark da zarar hesabına dahil edilmelidir. Buna göre, kişinin yasal emeklilik yaşını tamamladığı farz edilerek bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki katsayılar üzerinden yasal emeklilik yaşı itibarıyla alabileceği emeklilik ikramiyesinden davacı eşe ayıracağı tutar ile olay nedeniyle davacı eşe ödenen ve bilirkişi rapor tarihi itibarıyla yasal faiz uygulanarak güncellenen emekli ikramiyesi arasındaki pozitif fark "yarar", negatif fark "zarar" olarak kabul edilmelidir.<br>Öte yandan, müteveffanın davacı çocukları ... ve ... evlenmekle destek kapsamından çıktığı için bu iki davacı yönünden maddi tazminat hesabı yapılamayacağı açıktır.<br>Buna göre, İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre davacı eşin maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, kararın maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin karar düzeltme isteminin REDDİNE, <br>2. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, <br>3. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine, 09/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br> <br></font></p></body></html>

emekli